Haber Detayı

Gerçek canavar: İnsan
Kültür-sanat cumhuriyet.com.tr
19/01/2026 04:00 (3 saat önce)

Gerçek canavar: İnsan

Kıyamet sonrası gerilim ‘28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı’ ile psikolojik dram ‘Yabancı’ vizyonda.

Yirmi dört yıldır kıyamet sonrası korku-gerilim serisi “28” (2002) bu türün esin kaynağı oldu.

Yönetmen Danny Boyle ile senarist Alex Garland enfekte olmuş ve olmamış insan arasındaki çizgiyi değiştirip zombi figürünü yeniden tanımladılar.

Hasta annesini Doktor Kelson’a götüren Spike dönerken tarikatçı grup Jimmyler tarafından yakalanır.

Kelson, Samson adını verdiği enfekte “alfanın” insani tepkilerini araştırır.

Şeytana tapan Sör Lord Jimmy müritleriyle birlikte insan avlar.

Sonunda ateist bilim adamıyla satanist psikopat karşılaşır. “28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı” daha karanlık, daha ürkütücü, radikal, acımasız, kapsamlı, korkutucudur.

Nia DaCosta destanı yeniden yaratır, bu kez enfekte olanlar artık gösterinin merkezinde değil arka plandadırlar.

ORGANİZE ŞİDDET Kaosa karşı savaşmayan, kör öfkeleri daha ürpertici, organize, ritüelleşmiş şiddetten zevk alan Jimmyler enfekte olanlardan daha korkunçturlar.

Etik boşluk içindeki insan bunu acımasız şiddet, tarikatlar, mitlerle doldurur.

Yozlaşmış tarikat kıyamet sonrasını nihilist bir karnavala dönüştürür.

DaCosta kült seriye farklı yaklaşır.

İki film de benzersiz, çılgın, kişiseldir. “Bir Danny Boyle filmi yapmadım.

Çünkü bunu yapmak imkânsız.

O çok özel.

Aynı şaşırtıcı enerjiyi korudum” diyen yönetmen, grafik şiddeti dorukta yansıtır.

Kelson’la Samson’ın buluşması enfeksiyona çözüm belirtileri içerir.

Görüntü yönetmeni Sean Bobbitt’in çekimleri etkileyicidir, oyunculara takılan minyatür dijital sensörlerle onların bakış açılarından korkularını, hızlarını, şaşkınlıklarını hissederiz.

Hildur Guonadottir’in güçlü, sürükleyici müziği olağanüstüdür yapım ve ses tasarımları dikkat çeker.

Ralph Fiennes, Alfie Williams, Jack O’Connell, Chi LewisParry, Erin Kellyman’ın performansları başarılıdır.

Karanlıkçılık ve kaderciliğe karşı uygarlık; bilim, dayanışma, paylaşma ile insanlık küllerinden yeniden doğacaktır.

HİÇBİR ŞEYİN ÖNEMİ YOK’ Albert Camus’nün “Yabancı” (1942) romanı varoluşçuluğun nihilizme yanıt verdiği en ünlü romanıdır, Camus politik bir eser yazdığını kabul etmemiştir.

Cezayir’de doğan yazar Fransız sömürgeciliğinin trajedisini yaşadı, çocukluğu yoksul mahallelerde geçti.

Luchino Visconti, “Yabancı”yı (1967) sinemaya uyarladı, roman bir dönemin belirsizliğine ilişkin açık bir kitaptı.

Filmde Marcello Mastroianni ve Anna Karina oynadı.

İkinci versiyonu (2024) çeken François Ozon sinematik dramdan çok atmosfer yaratmayı amaçladı, siyahbeyaz filmine Fransız sömürgesi olan Cezayir’e ait 1930’ların bir haber belgeseliyle başlar.

Cezayir’de bir şirkette memur olan orta sınıfa ait Meursault annesinin vefat telgrafını alınca sayfiye kenti Marengo’ya gider, cenazede gözyaşı dökmez, plajda eski çalışanı flörtöz Marie’yle karşılaşır.

Birlikte Fernandel’in komedisini izlerler, sinemanın girişindeki “Yerliler giremez” yazısı dikkat çeker.

Ozon romandaki kadın karakterleri öne çıkarır: Meursault’nun nişanlısı Marie ve Cemile ataerkil toplumda yaşayan kadınlardır.

Siyah-beyaz rengi özellikle seçen yönetmen renkli bir dünyada yaşadığımızı, siyah-beyaz objelere farklı gözle baktığımızı savunur.

Bunu özellikle Meursault’nun yaşamdan kopukluğunu yansıtmak için yaptığını vurgular.

Kafa sesini az kullanır, edebi ve sinemasal anlatım farkından ötürü romana duygusal yaklaşır.

Duyusal deneyimle her şeyi genç adamın gözünden görürüz, duyumsarız, sesleri duyarız. 20. yüzyıl insanının yabancılaşmasını, yaşamın anlamını, insan ilişkilerini, ölümü betimleyen film zamansız, evrensel konuları sorgular.

Benjamin Voisin, Rebecca Marder, Pierre Lottin, Denis Lavant’nın oynadığı filme aktarılması zor bir roman “Yabancı”yı Ozon beyaz perdeye başarıyla aktarmıştır.

Anti kahraman Meursault’da Benjamin Voisin’in performansı olağanüstüdür.

İlgili Sitenin Haberleri

Grönland Yazarlar cumhuriyet.com.tr
3 saat önce

Grönland