Haber Detayı

İnsanın insana, hastanın tabibe ihtiyacı var…
Neşe doster gercekgundem.com
19/01/2026 06:00 (1 saat önce)

İnsanın insana, hastanın tabibe ihtiyacı var…

Üzerimizden silindir gibi geçen o kadar çok şey yaşadık ki, say say bitmez. Örnek mi o kadar çok ki; yokluklar, yoksulluklar, yitirilenler, susturulanlar, gözdağı vermeler, ayar çekmeler, unutturulan hayaller, çok görülen kahkahalar, denilenler, denilemeyenler, yutulanlar, yutkunanlar, yaşanan bireysel ve toplumsal acılar vb…

365 gün koşup durduk, acılar yaşadık, kayıplar verdik, inişlere, çıkışlara, yükselişlere, çöküşlere tanıklık ettik, toplumsal ve idari karne açısından zayıf notlar aldık, çoğu kez umut balonlarımızın söndüğünü gördük, ekonomik ve siyasal açıdan ağır faturalar ödedik, operasyonlar, tutuklamalar, gözaltılar, mitinglerle yatıp kalktık.

Gerilimi yüksek hatlarda dolaştık aşınmayla liyakat arasında gidip geldik, bu arada aydınlanmanın izlerini pek süremedik, yol veren, yön veren, el veren aydınların izinden pek gidemedik, çevremiz ateş çemberi ile sarılıyken bile geçmişten ders almadık, alamadık…Oysa toplum olarak kenetlenmeye, omuz omuza durmaya, sırt sırta vermeye, susmamaya, geri adım atmamaya, kötülüğe normalmiş gibi alışmamaya, korkuya teslim olmamaya o kadar ihtiyacımız vardı ki ve var ki…Yine yasaklanan her söze karşı yeni bir söz üretmeye, yasaklanan yapıtlara karşı yeni yapıtlar üretmeye, karartılmak istenen ışıklara karşı yeni ve daha parlak ışıklar yakmaya o kadar çok gereksinim duyuyoruz ki… Direnen gençlere, sokağa dökülen sanatçılara, evladını yalnız bırakmayan annelere, mapus damları önünde sabahlayan ailelere, öğrencisi için pek çok şeyi göze alan eğitimcilere, Atatürk aydınlığından kopmayan ve korkmayan ülke sevdalılarına, doğayı, toprağı, insan emeğini ve onurunu savunanlara, toplumu yoran ve yaralayan her konuda duyarlılık sergileyenlere ve umudu yeşertenlere o kadar çok ihtiyacımız var ki…Hele de edebiyat yolculuğunu ebediyete kadar sürdürenlere…Yüreğe dokunan, sorgulatan, düşündüren yazılara, kadınların görmezden gelinmesine karşı çıkan duyarlı kalemlere, toplumsal hafızayı canlı tutan çabalara, sessizlerin sesi olmaya devam eden samimi ve güçlü yazarlara, yerinde ve sorgulatıcı konuları gündeme taşıyanlara, gündelik yaşamın içinde kanıksadığımız ama aslında çözülmesi gereken sorunları net ve akıcı bir dille anlatanlara o kadar çok ihtiyacımız var ki…Yine okuru sadece düşündürmekle, biligilendirmekle kalmayıp, harekete geçmeye çağıranlara, toplumsal duyarlığı yeşertenlere, anlatımlarındaki açıklık, cesaret ve samimiyetle okura bireysel farkındalık aşılayarak, toplumsal sorgulamayı ustalıkla harmayanlayanlara, okuru kendi iç yolculuğuna çıkaranlara, ihmal ve ilgisizlikleri eleştirerek vurucu bir dille aktaranlara o kadar çok gereksinimimiz var ki…Aslında umut bu toprakların mayasında vardır ve tükenmez.

Çünkü umut güç kaynağıdır küllerinden doğmayı bilir, umut tutup kaldırandır, el atıp yükseltendir, umut direnmektir, yaşam savaşımını kazanmaktır, yasaklara, baskılara, tehditlere karşı koymaktır.

Kültürle, birikimle, mücadeleyle, yaratıcılıkla, sanatla, dayanışmayla, inatla, susmamakla, bakmayı ve görmeyi bilmekle, itiraz etmekle, korkuya yenilmemekle elde edilir umut.

Çünkü umut gelecektir, bugün atılan adımlarla, yarını kotarmaktır.

Keşkeler yerine iyi’kileri koymaktır umut...

Şaşırmamaya alışmak…Dikkat ederseniz uzun süredir sonunu başını düşünmeden kırmak, incitmek, acıda sevinçte bile omuz omuza vermekten, yan yana gelmekten uzaklaşmak yayılmaya başladı.

Oysa biz hoşgörülü, sabırlı, acıda, sevinçte kenetleşen bir ülke idik.

Değil miydik?Yine bir süredir olup biten karşısında bazen şaşırıp, çoğu kez şaşırmamaya, bu arada en kötüsü de şaşırmamaya alışmaya başladık.

Çünkü politika belirleyenlerin ne yapmak istediğini, neyi istediklerini bilmek, duymak, öğrenmek istiyor, kime hangi mesajları verdiğini görünce ve duyunca da ürküyor, endişeleniyoruz… Oysa ozan diyor ki; “Gündüzün geceye, zalimin vicdana, hastanın tabibe, insanın insana ihtiyacı var.”Büyük İskender demiş ki: “Öldüğümde ellerim tabutun dışında kalsın ki, öbür dünyaya hiçbir şey götürmediğim görülsün.”Bu satırların yazarı da diyor ki: İlginç, kalıcı, öğretici sözlere, projelere, eylemlere ne çok ihtiyacımız var değil mi?

İlgili Sitenin Haberleri