Haber Detayı

Türkiye Gülhan Çağlayan’ın Acısını Hissetmiyor!
Tülin türkoğlu internethaber.com
19/01/2026 06:51 (2 saat önce)

Türkiye Gülhan Çağlayan’ın Acısını Hissetmiyor!

Türkiye Gülhan Çağlayan’ın Acısını Hissetmiyor!

Bir annenin kalbi durduğunda, dünya dönmeye devam edebilir mi?Evet, ediyor…Ama işte tam da bu yüzden içimizden bir şeyler ölüyor.

Atlas Çağlayan artık yok.Bir annenin “canım” diye seslendiği, geceleri başını okşadığı, sabaha sağ salim uyanması için dua ettiği evladı…Bir kilo doğmuştu Atlas.Hayata tutunmak için en baştan mücadele etmişti.Tüp bebekti.Tedavilerle, fedakârlıklarla, sabırla büyütülmüştü.Sporcuydu.Gelecekti.Umuttu.

Sonra…Bir “yan bakma” cümlesiyleBir sustalı bıçaklaBir anlık öfkeyleBir çocuk tarafındanHayattan koparıldı.

Ve biz…Bir haber daha izledik.Bir isim daha ezberledik.Sonra hayatımıza devam ettik.

Ama bir anne devam edemez.Gülhan Çağlayan edemez.

Burada durup sormak zorundayız:14 yaşındaki bir çocuğun cebinde neden sustalı bıçak olur?Bu çocuklar ne zaman çocuk olmaktan çıktı da suç makinesine dönüştü? “Suça sürüklenen çocuk” deniliyor.Hayır.Ben bir anne olarak bu cümleyi kabul etmiyorum.Sürüklenen değil, formatlanan çocuklar bunlar.Şiddetle, cezasızlıkla, sokak kültürüyle, rol model yoksunluğuyla formatlanan çocuklar… Babası hapiste.Uyuşturucu, silah…Bu tablo bir tesadüf mü sanıyoruz?Devletin, toplumun, okulun, mahallenin görmediği her boşluğu suç dolduruyor.

Bir de adalet meselesi var.Amerika’da 13 yaşındaki bir çocuk iki kardeşini öldürdü diye 100 yıl hapis alıyor.Bizde ise “yaşı küçük” denilerek cezalar buharlaşıyor.Sonuç ne oluyor biliyor musunuz?Cezasızlık algısı.Ve bu algı, suçu teşvik eden en büyük zehir.

Bir de ambulans meselesi…Bir anne için saniyeler asırken,Bir çocuk yerde can çekişirken,Ambulansın 40-45 dakika gelmemesi ne demektir?Bu sadece bir sağlık sorunu değil, bu bir vicdan sınavıdır.

Bu olay sadece Atlas’ın ve E.Ç.’nin meselesi değil.Bu, okullarda büyüyen akran zorbalığının,Sokakta normalleşen şiddetin,Evlerde eksilen ahlakın meselesi.

O yüzden haykırıyorum:Bu ülkenin sadece güvenlik politikalarına değil, ahlak politikasına ihtiyacı var.Okullara “ahlak bilgisi” dersi konulmalı.Ama kâğıt üzerinde değil.Gerçek hayatta uygulanmalı.İnsanı, merhameti, sınırı, sorumluluğu öğretmeli.

Çünkü akademik başarı,İnsanlık yoksa bir hiçtir.

Bugün Atlas gitti.Yarın başka bir annenin evladı… Ve biz hâlâ “alışıyoruz.” En korkuncu da bu zaten.

Bu Bir Skandal Değil, Bir Salgın Son günlerde yaşananlar bir “magazin dalgası” değil.Bir dedikodu zinciri hiç değil.Bu yaşananlar, artık toplumsal bir çürümenin fotoğrafı.

Uyuşturucu ticareti…Sanal bahis…Kara para…Toplu seks partileri… Bunların her biri tek başına zaten ağır suç.Ama mesele şu:Bu suçlar artık birbirini besleyen bir ekosistem hâline geldi.

Ve bu ekosistem, önlem alınmazsa toplumu bir virüs gibi saracak.

Niyetim magazin yapmak değil.Niyetim “kim kiminle ne yapmış”ı yazmak hiç değil.Niyetim, gözümüzün önünde büyüyen bu karanlık sektöre dikkat çekmek.

Her sabah uyanıyoruz…Bir bakıyoruz:Uyuşturucu.Kumar.Sanal bahis.Fuhuş.

Ünlüler, sporcular, fenomenler, ekran yüzleri… Derya Çayırgan hakkında iddialar,Oktay Kaynarca,Emel Müftüoğlu… Yurtdışı çıkış yasakları, ifadeler, gözaltılar… Ümit Karan yeniden gözaltında.

Ve liste bitmiyor.

Hadise,Aleyna Tilki,Şeyma Subaşı,İrem Sak,Yusuf Güney… Bir de medya ayağı var.

Mehmet Akif Ersoy ile başlayan,Ela Rumeysa Cebeci ile devam eden süreç… İş insanları…Kulüp başkanları…Spor yöneticileri… Sadettin Saran,Erden Timur,Murat Sancak,Mert Hakan Yandaş… Bunların hiçbiri artık “tesadüf” değil.

Bu tablo, birkaç ünlünün zaafı olarak açıklanamaz.Bu, organize, planlı ve para odaklı bir yapı.

Uyuşturucudan başlıyor.Sanal kumarla genişliyor.Fuhuşla derinleşiyor.

Ve evet…Bu bir sektör.

Kirli bir sektör.Hızla büyüyen, karanlık ve acımasız bir sektör.

Büyüklüğü ne mi?Yaklaşık 23 milyar dolar. 13–15 yaşında sanal bahisle tanışan bir çocuk…Bir süre sonra borç batağında.Sonra “kolay para” vaadiyle suç örgütlerinin kucağında.

Tetikçi oluyor.Kurye oluyor.Fuhşa sürükleniyor.

Sonra ne oluyor?Yeni nesil suç örgütleri doğuyor.

Bugün “Casperlar”, “Daltonlar” diyorsak…Bunun altında sanal kumar ve uyuşturucu ekonomisi yatıyor.

Çünkü kolay para arzusu…Lüks hayat fantezisi…Emeksiz zenginlik hayali… Ekonomik gücü, şahsi iktidara dönüştürüyor.

Ve bu güç, bir süre sonra şunu söylüyor:“Ben medyayı da dizayn ederim, siyaseti de.” İşte tam burada durmak gerekiyor.

Çünkü Büyük Türk Devlet, suç işlendikten sonra değil;Suç sektöre dönüşmeden önce konuşur.

Bu mesele ahlak polisi meselesi değil.Bu mesele, toplumun sinir uçlarına yayılan bir çürüme meselesi.

Bugün görmezden gelinen bu yapı…Yarın çocuklarımızın karşısına çıkacak.

Ve o gün geldiğinde,“Nasıl bu hâle geldik?” demenin hiçbir anlamı kalmayacak.

Bu bir skandal değil.Bu bir salgın.Ve salgınlar, ciddiye alınmadığında yayılır.

İlgili Sitenin Haberleri