Haber Detayı

Atlas ile Atlas’ın katilini eşitlemekten vazgeçin
Yazarlar hurriyet.com.tr
19/01/2026 06:28 (3 saat önce)

Atlas ile Atlas’ın katilini eşitlemekten vazgeçin

Şöyle demiş Dilek İmamoğlu:

“16 yaşında bir çocuk, 14 yaşında bir çocuk tarafından öldürüldü.

Bu cümle, hafifçe geçip gidebileceğimiz bir haber başlığı değil.

Bu cümle, hepimizin omuzlarına çöken ağır bir sorumluluktur.

Koruyamadığımız, güvenli bir yaşam sunamadığımız her bir çocuğun hesabı, önce siyasilerin, sonra ilgili kurumların, en sonunda da tüm yetişkinlerin sorunudur.”*Sorarım size Dilek İmamoğlu:Aynı koşulları paylaşan milyonlarca çocuk var.Hangisi “bana yan baktın” diyerek akranını bıçaklayıp öldürüyor?*Ne yani?Atlas ile Atlas’ın katili...“İkisi de çocuk” diyerek eşitlenecek, “çocuklar arası şiddet” diyerek geçiştirilecek, tüm sorumluluk sisteme yüklenecek ve böylece işin içinden çıkılacak mı?*Atlas’ın katilinin durumuna şöyle bir bakalım:- Çocuk zehir gibi.

Hiç de öyle güvensizlik duygusu yaşayan biri değil.- Kendisini öyle korunaklı görüyor ki: İşlediği cinayeti, cüretkâr biçimde şak şak anlatıyor.- Ailesi, bu katil çocuğun dimdik arkasında duruyor.- Atlas’ın ailesine tehdit mesajları yollayan bir mekanizma mis gibi çalışıyor.- Emniyet koridorlarında bu katil çocuk için sloganlar atılıyor.*Sorumluluğu kurumlara, kuruluşlara, sisteme, devlete ve en sonunda tüm yetişkinlere yükleyen ancak katil çocuğun özel durumuyla ilgili tek bir kelime bile etmeyen bu yaklaşımla...Bu sorun çözülmez.*Dilek İmamoğlu’nun özelinde konuya Dilek İmamoğlu gibi yaklaşan herkese sesleniyorum:*Öldürülen Atlas ile Atlas’ı öldüreni eşitlemek yerine, Atlas’ın katili olan çocuğun cüretini nereden aldığına odaklanırsanız...Çok daha faydalı bir iş yapmış olursunuz.16 yaşında öldürülen Atlas Çağlayan - 16 yaşında öldürülen Atlas ÇağlayanBAKALIM ŞİMDİ MUTLU OLABİLECEKLER MİBazı yorumcular, güvenlik uzmanları, emekli askerler falan...Suriye’de Türkiye lehine gelişmeler olduğunu bir türlü kabul etmediler.*- SDG Halep’ten çıkarılıyor. “Çok da önemli değil” dediler.- SDG, Fırat’ın doğusunda köşeye sıkıştı. “SDG, Fırat’ın doğusunda devlet kuracak” dediler.- “Suriye’de entegrasyon sağlanacak” dendi. “Mümkün değil” dediler.- Hangi gelişme yaşanırsa yaşansın.

Hep “İsrail’in dediği olacak” dediler.*Ve sonunda dün akşam itibarıyla...Suriye’de tek devlet, tek ordu, tek otorite olacağı dünyaya ilan edildi.*Bakalım şimdi mutlu olmayı başarabilecekler mi?

Yoksa buna da bir kulp mu takacaklar?Suriye Rakka’da halk, bölgenin terör örgütünden kurtarılmasını sokaklara çıkarak kutladı.

Kutlamalar sırasında SDG’nin bazı önde gelen isimlerine ait heykeller yıkıldı.SDG’NİN DURUMUNUN KISACIK BİR ÖZETİ- 10 Mart Mutabakatı’na uymadılar.- Diplomasiden çakmadıklarını kanıtladılar.- Masadan kazançlı çıkmayı bilmediler.- ABD’nin kendilerine eskisi gibi destek olacağını düşündüler.- İsrail’den medet umdular.- Gelişmeleri tam okuyamadılar.- Türkiye’yi hafife aldılar.- Müzakereden değil güçten anladıklarını kanıtladılar.- Örgüt psikolojisinden çıkamadılar.- Kandil’in çatışmacı taleplerine boyun eğdiler.- Gelişmeleri kendi lehlerine çevirecek imkanlardan yararlanmadılar.SDG elebaşı Mazlum AbdiABD İLE AVRUPA KAVGAYA TUTUŞUNCA- Çok hoşuma gidiyor Sarı Kafa’nın kibirli Avrupa’yı şamar oğlanı yapması.- Yüzümü bir gülümseme kaplıyor istemsizce.- Taraflara itidal tavsiye ederek kafa bulmak geliyor içimden.- “Bu ne ki?

Daha çok eğleneceğiz” diyerek mutlu oluyorum.- Avrupa’ya Grönland sorununun çözümü için “ver kurtul” diyesim geliyor.BİR TÖRENİ KÂBUSA ÇEVİREN ÇAĞRIElle gecesinde sunuculuk yapan Ceyda Düvenci, konuklara dönüp şöyle bir çağrıda bulunuyor:*“Sizden küçücük bir ricam var.

Ne olur yanınızda oturan kişinin elini sıkı sıkı tutun.

Gözlerinin içine bakın.

Ve iyi ki varsın deyin.”*Çağrı üzerine durum şu:Salonda kıpırdanmalar. “Yapsak mı acaba” tereddütleri.

O sırada sahnede bulunan Giray Altınok’un “nereye düştüm ben” bakışları.

Konukların Ceyda Hanım’ı üzmemek için yalandan yanındakini elini tutması.*Konuklar arasında olsaydım...Bu saçmalığa Giray Altınok kadar bile katlanamazdım.

Hem vallahi hem billahi.BU NASIL İZMİR Bir video izledim.Görüntü İzmir’den.

Vakit akşam vakti.

Devasa bir kalabalık var.Tıklamadan önce “İzmir’in dağlarında çiçekler açar”ı duymaya hazırlanmıştım ki...Şöyle bir olayla karşılaştım:*Meğer Menzil Tarikatı şeyhi Muhammed Saki Erol, İzmir’in Karabağlar ilçesine gelmiş.

Şeyhi karşılamak için toplanan binlerce kişiye meydanda tövbe ettiriliyormuş.*Şunları mırıldandım:-İzmir var İzmir’den içeri.- Altın güneş nerede sırmalar saçardı acaba?- “İzmirli özgürlüğüne pek düşkündür” cümlesi çok doğru galiba.

Menzil de özgürlüğe dahil.- Toplanan kalabalığın simide gevrek deyip demediğini çok merak ettim.HANDE ERÇEL’İN ARAPÇASISuudi Arabistan’ın Riyad kentinde düzenlenen bir ödül törenine konuk sanatçı olarak katılan Hande Erçel, sahneye çıkarak Arapça bir konuşma yapmış.

Konuşmasını dinledim.

Hande Erçel’in Arapçası ile ilgili şunları söylemek isterim:*- Türkçede olmayan, telaffuzu hayli zor “hı” harfini gayet güzel çıkarıyor.- Ancak “ayn”ları yeterince güçlü biçimde çatlatamıyor.- Metni iyi ezberlemiş, konuşuyor gibi yapmasını iyi beceriyor.- Sanki bir imam-hatip geçmişi varmış gibi özgüvenli.- Arapça gibi telaffuzu zor bir dilin en azından kafasını gözünü kırmıyor maşallah.

İlgili Sitenin Haberleri