Haber Detayı

İsias Otel kamu görevlileri davası... Mağdur aileler isyan etti: 'Dosyanın hukuki vasfı 'bilinçli taksir' değil, 'olası kast'tır!'
Türkiye cumhuriyet.com.tr
19/01/2026 13:49 (2 saat önce)

İsias Otel kamu görevlileri davası... Mağdur aileler isyan etti: 'Dosyanın hukuki vasfı 'bilinçli taksir' değil, 'olası kast'tır!'

Adıyaman'da 6 Şubat depremlerinde 72 kişinin yaşamını yitirdiği İsias Otel'e ilişkin 6 kamu görevlisi, 4. kez hakim karşısına çıkıyor. Duruşma öncesi Adıyaman Adliyesi önünde aileler adına açıklama yapan Ruşen Yücesoylu Karakaya, Asıl sorumluluk açık tehlikeyi bilerek görmezden gelmek, mevzuata aykırı yapıyı bilerek sistem içinde tutmak ve doğacak sonucu öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmesini kabullenmektir dedi.

6 Şubat depremlerinde Adıyaman'daki Grand İsias Otel'in yıkılması sonucu, aralarında KKTC'li öğrenciler ve tur rehberlerinin de bulunduğu 72 kişi yaşamını yitirdi, 10 kişi yaralandı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı, otelin yapıldığı 1993'te ruhsatına onay veren dönemin Adıyaman Belediyesi İmar Müdürü Yusuf Gül, 2001 yılındaki ikinci yapı ruhsatında imzası bulunan İmar Müdürü Mehmet Salih Alkayış, Ruhsat Büro Şefi Bilal Balcı, dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Osman Bulut, Yapı Kontrol Birimi'nde görevli daimi işçi Abdurrahman Karaaslan ve Ruhsat Büro'da görevli teknisyen Fazlı Karakuş hakkında dava açtı. 4.

KEZ HAKİM KARŞISINA ÇIKACAKLAR Başsavcılık, celse arasında sunduğu esasa ilişkin görüşünde, tüm kamu görevlisi sanıkların bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmalarını talep etti.

Kamu görevlisi sanıklar, bugün Adıyaman 1.

Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4. kez hakim karşısına çıkıyor.

Duruşma öncesinde, Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği ile Rehberler İçin Adalet Platformu, Adıyaman Adliyesi önünde bir araya geldi.

Otelde 14 yaşındaki kızı Selin'i kaybeden ve Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya tarafından okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Sevgili dava arkadaşlarımız, adalet için burada bulunan tüm vicdan sahibi insanlar, evlatlarımızın odalarının boş kaldığı, çocuklarımızın yokluğunda yaşamaya mahkum edildiğimiz o günden beri dinmeyen acımızla bugün bir kez daha buradayız.

Adalet arayışımız, gelinen aşamada savcılık makamının kamu görevlileri yönünden sunduğu mütalaa nedeniyle bugün yeni ve kritik bir eşikten geçmektedir.

Söz konusu mütalaa, dosyada mevcut olan bilimsel raporlar, teknik tespitler ve açık mevzuat ihlalleriyle bağdaşmamaktadır.

Kamu görevlilerinin eylem ve ihmallerinin 'bilinçli taksir' kapsamında değerlendirilmesi, yaşananların hukuki ve fiili gerçekliğini karşılamaktan uzaktır.

Bu dosyada tartışılan mesele sıradan bir kontrol eksikliği, denetim ihmali ya da basit bir idari hata değildir.

Ortada açıkça tespit edilmiş aykırılıkların farkında olunmasına rağmen görmezden gelinmesi, hukuka aykırı yapılaşmaya izin verilmesi ve insan hayatını doğrudan tehdit eden bir yapının kullanımının sürdürülmesine göz yumulması vardır.

OLASI KAST VURGUSU Bilimsel raporlar nettir: Grand İsias Otel, yıkılması gereken, iskan verilmemesi gereken ve bariz biçimde can güvenliği riski taşıyan bir yapıydı.

Bu gerçekler bilinmesine rağmen gerekli işlemler yapılmamış, kamu yetkisi halkın yaşam hakkını korumak yerine etkisiz ve göstermelik yaptırımlarla sınırlandırılmıştır.

Deprem gerçeği inkar edilemez.

Ancak bir binanın saniyeler içinde çökerken içindekilere hiçbir yaşam şansı tanımaması doğanın değil, insan eliyle alınan ya da alınmayan kararların sonucudur.

Yaşananlar kaçınılmaz değil, öngörülebilir ve önlenebilir niteliktedir.

Bu nedenle kamu görevlilerinin sorumluluğu yalnızca 'denetim yapılmaması' ile açıklanamaz.

Asıl sorumluluk açık tehlikeyi bilerek görmezden gelmek, mevzuata aykırı yapıyı bilerek sistem içinde tutmak ve doğacak sonucu öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmesini kabullenmektir.

Ceza hukuku açısından bu durum, 'sonucu istememek' ile açıklanamaz.

Burada söz konusu olan, sonucu öngörüp kabul etmektir.

Bu nedenle dosyanın hukuki vasfı 'bilinçli taksir' değil, 'olası kast'tır.

Öte yandan, bu sürecin ayrılmaz parçası olan ve halen yargı önüne çıkarılmamış encümen kararları da bu dosyanın dışında tutulamaz.

Sorumluluğu bulunan hiçbir kişi yargı önüne çıkmadan, adaletin eksiksiz şekilde tecelli ettiğinden söz edilemez.

ADALET İÇİN BURADAYIZ, SON NEFESİMİZE KADAR DA BURADA OLACAĞIZ Şampiyon meleklerimizin ve rehberlerimizin aileleri olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu dava yalnızca kaybettiklerimizin ardından verilen bir mücadele değildir.

Bu dava, yapı güvenliğinin gerçekten ciddiye alınması, kamu gücünün taşıdığı sorumluluğun hatırlatılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için yürütülmektedir.

Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür.

Suçun hukuki adı gerçeğe uygun konulmadığı sürece, verilen kararlar toplum vicdanında karşılık bulmaz.

Şampiyon meleklerimize ve rehberlerimize verilmiş bir sözümüz vardır.

Bu söz hukuki nitelendirme gerçeğe uygun yapılana, 'olası kast' kabul edilene ve tüm sorumlular hak ettikleri cezayı alana kadar sürecek bir mücadele sözüdür.

Vicdanın, bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet talebimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Şampiyon meleklerimiz ve rehberlerimiz adına; adalet için buradayız, son nefesimize kadar da burada olacağız.

KKTC BAŞBAKANI ÜNAL ÜSTEL: BİZ ŞAMPİYON MELEKLERİMİZİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ Duruşmayı KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli de takip ediyor.

KKTC Başbakanı Üstel, davaya ilişkin gazetecilere şunları söyledi: 6 Şubat’ta Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan depremde hayatını kaybeden insanlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz. 6 Şubat depreminde bizler de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak birçok insanımızı kaybettik.

Bu depremde, bir yarışmaya katılmak üzere Adıyaman'a gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin evlatlarını, çocuklarını yitirmenin acısını derinden yaşıyoruz.

HÜKÜMETİMİZ, MUHALEFET PARTİLERİMİZ VE HALKIMIZ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN ADALETİNE GÜVENMEKTEDİR Biz şampiyon meleklerimizi unutmadık, unutturmayacağız.

Onlara söz verdik.

Bu sözün gereği olarak depremin yaşandığı ilk günden itibaren Adıyaman'dayız.

Çocuklarımızın tümünü alana kadar Adıyaman’da bulunduk ve bu süreçte kendilerini hiçbir zaman yalnız hissettirmemek için hep yanlarında olduk.

Biz, hükümet olarak ana muhalefet partisiyle, bakan arkadaşlarımızla ve milletvekillerimizle birlikte Adıyaman'da olduk.

Yaşananların hemen ardından çocuklarımızın hakkını aramak için hukuk yoluna başvurduk.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak gerek hükümetimiz, gerek muhalefet partilerimiz ve tüm halkımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin adaletine güvenmektedir ve güvenmeye devam edecektir.

Süreç başladığından bu yana hükümet olarak ve Kıbrıs Türk halkı olarak hep Adıyaman'daydık.

Süreç tamamlanana kadar da çocuklarımıza, evlatlarımıza söz verdik.

Adıyaman’da olmaya, haklarını sonuna kadar aramaya devam edeceğiz.Yeter ki adalet tecelli etsin.

Hukuk davasından hep beraber, insanımızla burada olduk.

İlgili Sitenin Haberleri