Haber Detayı
Dr. Mahfi Eğilmez'den ekonomide "kur yanılsaması" uyarısı
Usta iktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, kendi blog sayfasında "Refah Artışı mı Kur İllüzyonu mu?" başlıklı yeni bir yazı kaleme aldı. Yazısında Türkiye’de döviz kurlarının ekonomik gerçekleri ne ölçüde yansıttığına dair dikkat çeken bir analiz paylaşan Dr. Eğilmez, makroekonomik göstergelerin ekonomik gerçekliği olduğundan daha olumlu yansıtma potansiyeline dikkat çekti.
İktisatçı Dr.
Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisinde uzun süredir tartışılan "döviz kurları gerçekliği ne ölçüde yansıtıyor" sorusuna yanıt aramayı amaçlayan bir analiz yayımladı.
Analizinde yüksek faiz politikası ve sıcak para girişleriyle baskılanmış nominal döviz kurları yerine, TL’nin satın alma gücünü daha iyi yansıtan Reel Efektif Döviz Kuru (REK) temelli bir düzeltme yaklaşımı kullanan Dr.
Eğilmez, dolar cinsinden cari fiyatlarla gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH) ve kişi başına gelirin alternatif görünümlerini ortaya koydu.Döviz bazlı GSYH refahı olduğundan büyük gösteriyorNominal döviz kuru üzerinden hesaplanan dolar bazlı GSYH ve kişi başına gelirin özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde ekonominin gerçek büyüklüğünü ve refah seviyesini olduğundan daha iyi gösterebileceğine dikkat çeken Mahfi Hoca, reel döviz kuru gibi düzeltilmiş göstergelere bakılması gerektiğini ifade ederek şunları kaydetti:"TCMB tarafından hesaplanan Reel Efektif Döviz Kuru (REK), TL’nin dış ticarette önemli paya sahip 36 ülkenin para birimlerinden oluşan bir sepete karşı değerini, enflasyon farklarını dikkate alarak ölçmektedir.
REK’in 100 olması, TL’nin baz yıl (2003) fiyat yapısına göre “normal” bir değerde olduğunu; 100’ün altındaki değerler TL’nin reel olarak düşük değerli, 100’ün üzerindeki değerler ise reel olarak yüksek değerli olduğunu ifade eder.
Ancak REK bir denge kuru ya da olması gereken nominal kuru üretmez; yalnızca reel değerlenme veya değer kaybının yönü ve büyüklüğü hakkında bilgi veren analitik bir göstergedir"Son 11 yıla ait yıllık ortalama nominal USD/TL kurları ile yıllık ortalama REK endeks değerleri ve nominal kurların REK kullanılarak düzeltilmiş hâlini karşılaştıran Mahfi Hoca, 2015 yılında USD/TL REK değeri normal düzeye yakınken, 2016’da nominal kur artmasına karşın REK’in 100’ün üzerinde kalmasının TL’nin reel olarak hâlen görece değerli olduğunu gösterdiğine işaret etti.Yüksek faiz politikası nominal kuru baskıladıSon yıllarda nominal USD/TL kurun enflasyon nedeniyle düşük göründüğünü vurgulayan Mahfi Hoca, REK ile düzeltilmiş kurların enflasyonun kur üzerindeki birikmiş etkisini ve yüksek faiz politikalarının nominal kuru baskıladığını kaydetti. 2021’den itibaren nominal kur ile düzeltilmiş kur arasındaki farkın hızla açıldığına dikkat çeken usta iktisatçı, bunun dolar cinsinden büyüme göstergelerinde görülen artışın temel nedeni olduğunu belirtti.Nominal kura göre bakıldığında Türkiye ekonomisinin 2015-2025 döneminde yaklaşık 700 milyar dolarlık bir büyüme kaydettiğini ancak enflasyon farkları ve kur baskısı ayıklandığında, reel satın alma gücü açısından artışın 400 milyar dolar ile sınırlı kaldığını kaydetti.
Eğilmez, son on yıldaki refah artışı algısının yaklaşık yüzde 40’ının kur-enflasyon uyumsuzluğundan kaynaklanan bir büyüme illüzyonu olduğunu vurguladı.Ekonomik performansta reel çerçeve önemliEğilmez analizinin özetinde ise şu ifadelere yer verdi:Bu çalışma, yüksek enflasyon dönemlerinde nominal döviz kuruna dayalı dolar cinsinden makroekonomik göstergelerin ekonomik gerçekliği olduğundan daha olumlu yansıtma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.
Reel Efektif Döviz Kuru, bir denge kuru üretmese de, nominal kur ile enflasyon arasındaki ayrışmanın yarattığı algı farkını görünür kılmak açısından önemli bir analitik araçtır.Elde edilen bulgular, dolar cinsinden GSYH ve kişi başına gelir gibi göstergelerin tek başına değil; reel göstergeler, REK ve satın alma gücü paritesi gibi tamamlayıcı ölçütlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinde sorun büyümenin hiç olmaması değil; büyümenin satın alma gücüne ve toplumsal refaha yeterince dönüşememesidir.
Nominal kur üzerinden yapılan karşılaştırmaların yarattığı refah algısı bu nedenle dikkatle ele alınmalı, ekonomik performans değerlendirmelerinde reel çerçeve göz ardı edilmemelidir.