Haber Detayı
CHP'li Şahbaz: Uyuşturucu Artık Bir Güvenlik Başlığı Değil; Gençliği Hedef Alan, Toplumun Geleceğini Tehdi...
CHP Parti Meclisi Üyesi Zeliha Aksaz Şahbaz, uyuşturucu bağımlılığı ve artan intiharlar üzerine yaptığı açıklamada, devletin bağımlılıkla mücadelede yetersiz kaldığını belirterek bu durumun halk sağlığı açısından büyük bir kriz olduğunu vurguladı. Uyuşturucu kullanımının yaygınlaştığını ve bu sorunun aileleri parçaladığını ifade etti.
(ANKARA) - CHP Parti Meclisi Üyesi Zeliha Aksaz Şahbaz, "İntiharlar artıyor, uyuşturucu kullanımı yayılıyor, tütün ve alkol bağımlılığı kanser başta olmak üzere onlarca hastalıkla toplumsal sağlığı kemiriyor.
Bu tablo bir 'alarm' değil, doğrudan bir çöküş manzarasıdır.
Gün geçmiyor ki kilolarca, tonlarca uyuşturucu yakalanmasın.
İktidar bunu bir başarı hikayesi gibi sunuyor.
Oysa bu, uyuşturucunun ülkenin her köşesine ne kadar rahat girdiğinin kanıtıdır.
Uyuşturucu artık bir güvenlik başlığı değil; gençliği hedef alan, toplumun geleceğini tehdit eden yapısal bir halk sağlığı sorunudur" dedi.Şahbaz, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele kapsamında Sağlık Bakanlığına eleştiriler yöneltti.
Şahbaz, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bu tablo bir 'alarm' değil, doğrudan bir çöküş manzarasıdır""Bağımlılık, bu ülkenin en yakıcı halk sağlığı krizlerinden biridir.
Kumar, madde, tütün ve alkol bağımlılığı artık münferit bir sorun değil; her hanenin kapısını çalan, aileleri dağıtan, gençlerin geleceğini karartan bir toplumsal yıkımdır.
İntiharlar artıyor, uyuşturucu kullanımı yayılıyor, tütün ve alkol bağımlılığı kanser başta olmak üzere onlarca hastalıkla toplumsal sağlığı kemiriyor.
Bu tablo bir 'alarm' değil, doğrudan bir çöküş manzarasıdır.
Gün geçmiyor ki kilolarca, tonlarca uyuşturucu yakalanmasın.
İktidar bunu bir başarı hikayesi gibi sunuyor.
Oysa bu, uyuşturucunun ülkenin her köşesine ne kadar rahat girdiğinin kanıtıdır.
Uyuşturucu artık bir güvenlik başlığı değil; gençliği hedef alan, toplumun geleceğini tehdit eden yapısal bir halk sağlığı sorunudur.Peki Sağlık Bakanlığı bu tablo karşısında ne yapıyor?
Cevabı bütçede gizli. 2026 bütçe teklifine bakıyoruz: Bağımlılıkla mücadele için ayrılan kaynak 5,56 milyar TL.
Kulağa büyük geliyor olabilir.
Gerçekte ise Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzbinde 3,77'si.
Aynı yıl tütün ve alkolden hedeflenen vergi geliri 715 milyar TL.
Bunun yalnızca yüzbinde 7,6'sı bağımlılıkla mücadeleye ayrılmış.
Yani devlet bir yandan bağımlılıktan devasa vergi topluyor, öte yandan bağımlılıkla mücadeleyi sembolik rakamlara hapsediyor.
Daha vahimi var. 2025'te ayrılan 4,5 milyar TL ödeneğin yalnızca yüzde 45'i kullanılmış. 2 milyar lira bütçede dururken, aileler çaresizlik içinde kapı kapı dolaşıyor.
Bu bir 'kaynak yetersizliği' değil, bilinçli bir ilgisizliktir.
Üstelik bu durum tek bir yıla özgü değil; önceki yıllarda da aynı tablo karşımıza çıkıyor."Devlet, bağımlılıkla mücadelede halkı kaderiyle baş başa bırakmıştır"Kaynağın nasıl kullanıldığına baktığımızda ise tablo daha da çarpıcı.
Bağımlılıkla mücadele için harcanan ödeneğin yüzde 90'ı, yani yaklaşık 1,8 milyar TL, 'bağımlılığın önlenmesi' adı altında Yeşilay'a aktarılmış.
Tedavi ve rehabilitasyona ayrılan pay ise yok denecek kadar az.
Gerçekleşen ödeneğin sadece 203 milyon TL'si, yani yüzde 10'u, tedavi ve rehabilitasyon için kullanılmış.
Bu rakamlar neyi gösteriyor?
Çok açık: Devlet, bağımlılıkla mücadelede halkı kaderiyle baş başa bırakmıştır.
Sağlık Bakanlığı, bağımlılığın tedavisi ve rehabilitasyonu konusunda sorumluluk almamaktadır.
Kamu eliyle yaygın, erişilebilir, nitelikli tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri kurmak yerine, sorumluluk sivil topluma devredilmektedir.
Ülkenin kaynakları başka alanlarda hoyratça harcanırken, toplumun geleceğini doğrudan ilgilendiren bağımlılıkla mücadele 'ikincil' bile sayılmamaktadır.Bakanın övünçle anlattığı ALO 191 hattı ise başlı başına bir soru işaretidir.
Bu hat üzerinden hangi somut hizmetler verilmektedir?
Kaç kişi nereye yönlendirilmiştir?
Hangi tedavi merkezlerine, hangi rehabilitasyon programlarına?
Gerçek hayatta cevap nettir: Aileler, uyuşturucu bağımlısı çocukları için tedavi ve rehabilitasyon bulamadıklarını haykırmaktadır.
Yatak yoktur, merkez yoktur, kamusal bir sistem yoktur.
Sonuç ise şiddet, cinayetler, parçalanan hayatlar ve kararan bir gelecek.
Bağımlılıkla mücadele, birkaç ünlü ismin gözaltına alındığı magazinlik operasyonlarla, popüler kampanyalarla, vitrinlik telefon hatlarıyla yürütülemez.
Bu sorun, toplumu içten içe kemiren, ülkenin geleceğini tehdit eden devasa bir halk sağlığı krizidir. ve bu kriz, bütçede yok sayıldıkça, tedavi ve rehabilitasyon kamu sorumluluğu olmaktan çıkarıldıkça büyümeye devam edecektir."