Haber Detayı

Alevilik üzerinden siyaset ve linç kültürü
Erdem cömert aydinlik.com.tr
20/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Alevilik üzerinden siyaset ve linç kültürü

Alevilik üzerinden siyaset ve linç kültürü

Türkiye’de siyaset uzun süredir yalnızca fikirlerin değil, kimliklerin de hedef alındığı bir zeminde ilerliyor.

Bu zeminin en tehlikeli başlıklarından biri ise Aleviliğin, siyasi tartışmaların ve hesaplaşmaların merkezine yerleştirilmesidir.

Son dönemde yaşanan bazı olaylar, Aleviliğin artık bir inanç ve kültür meselesi olmaktan çıkarılıp, doğrudan bir siyasal saldırı ve linç aracı haline getirildiğini göstermektedir.

Bu tabloyu doğru anlayabilmek için son günlerde yaşanan üç örneğe birlikte bakmak gerekir.

MECLİS’TE BAŞLAYAN LİNÇ REFLEKSİ Tartışmanın ilk halkası TBMM’de yaşandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın, Suriye’deki gelişmelere ilişkin Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmanın ardından, Alevileri hedef aldığı iddiası gündeme taşındı.

Usta, Alevilere yönelik bir dışlama ya da aşağılama niyetinin olmadığını açıkça ifade etti.

Ancak bu açıklamalar, oluşan tepki dalgasını durdurmadı.

Sosyal medyada ve bazı siyasi çevrelerde hızla örgütlenen kampanya, savunmaları dikkate almadan ilerledi.

Tartışma, söylenen sözlerden çok, kimin hedef alınacağı üzerinden yürütüldü.

Böylece Meclis’te başlayan bir siyasi tartışma, kısa sürede kimlik merkezli bir infaz girişimine dönüştü.

CHP’Lİ BİR İL BAŞKANI HEDEFTE Bu tartışmanın ardından benzer bir süreç CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer hakkında işletildi.

Özer’in bir ilçe ziyareti sırasında Alevilere yönelik son derece ağır ifadeler kullandığı iddia edildi.

Özer bu sözleri açıkça reddetti; böyle bir konuşma yapmadığını duyurdu.

Ancak sonuç değişmedi.

İddia, kısa sürede kesin bir suçlama gibi dolaşıma sokuldu.

Savunma, delil ya da hukuki süreç beklenmeden, sosyal medya ve bazı yerel yayın organları üzerinden bir linç atmosferi oluşturuldu.

Burada da Alevilik, siyasal bir hesaplaşmanın aracı haline getirildi.

İZMİR’DE OKLAR BU KEZ BAŞKA YÖNE DÖNDÜ En çarpıcı örnek ise İzmir’de yaşandı.

CHP İl Gençlik Kolları Kurultayı öncesinde ismi MYK üyeliği için geçen Dicle Dünya hakkında sosyal medyada çeşitli paylaşımlar yapıldı.

Alevilere yönelik paylaşımlar yaptığı iddiasıyla Dünya, CHP İzmir Gençlik Kolları İl Başkanı Ruhsar Selis Çelik tarafından disipline sevk edildi.

Ancak disiplin süreci tamamlanmadan, İl Disiplin Kurulu toplanmadan, Dünya İl Sekreterliği görevinden düşürüldü.

Oysa süreç yargıya taşınmış, paylaşımlar hakkında bilirkişi raporu alınmıştı.

Dünya’nın avukatı Zafer Doğan, yapılanların açık bir “itibar suikastı” olduğunu ifade etti.

Bu olay, tartışmanın ulaştığı noktayı göstermesi açısından son derece önemlidir.

Çünkü bu kez hedef alınan kişi, Alevilere hakaret eden biri olduğu kesinleşmiş bir isim değil; aksine kendisi de Alevi kökenli olabilecek bir siyasetçidir.

Yani linç mekanizması, artık Alevileri “koruma” iddiasıyla Alevileri de ezip geçebilecek bir noktaya ulaşmıştır. ‘KORUMA’ ADI ALTINDA ZARAR Alevileri koruma iddiasıyla yürütülen bu linç siyaseti, gerçekte Aleviliği daha kırılgan ve daha fazla tartışmanın ortasında bırakmaktadır.

Alevilik, bu ülkenin tarihsel ve kültürel birikiminin ayrılmaz bir parçasıdır.

Onu her siyasi tartışmada bir “hassasiyet nesnesi” haline getirmek, Alevileri güçlendirmez; aksine onları sürekli bir tehdit ve mağduriyet çerçevesine hapseder.

Aleviliği sürekli korunması gereken bir kriz başlığına dönüştürmek, onu toplumun ortak değeri olmaktan uzaklaştırır.

Her iddiada, her suçlamada, her sosyal medya kampanyasında Alevilik üzerinden pozisyon almak, Alevileri savunmak değil; onları siyasetin en sert çatışma alanına sürüklemektir.

Gerçek koruma, Aleviliği siyasal kavgaların dışına çıkarmakla mümkündür.

Alevilerin inançlarının, kimliklerinin ve tarihsel varlıklarının; partiler arası hesaplaşmaların, hizip mücadelelerinin, sosyal medya kampanyalarının ve linç kültürünün malzemesi yapılmamasıyla mümkündür.

Bugün Aleviler adına konuştuğunu iddia eden bazı çevreler, aslında Aleviliği siyasetin en sert fay hatlarına sürüklemektedir.

Bu tutum, Alevileri korumaz; onları sürekli hedef haline getirir.

ATEŞLE OYNAMAK Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, kimlikler üzerinden yürüyen bir ceza siyaseti değil; hukuk, akıl ve sorumluluk temelinde yükselen bir ortak yaşam anlayışıdır.

Alevilik üzerinden siyaset yapan, linç örgütleyen ya da bundan fayda sağlamaya çalışan herkes bilmelidir ki bu yol son derece tehlikelidir.

Alevilik üzerinden ateşle oynayanlar, bu ateşin yalnızca hedef aldıkları kişileri değil, toplumsal barışı da yakacağını görmek zorundadır.

Alevilik linç malzemesi değildir.

Ve onu gerçekten savunmak isteyenler, önce bu tehlikeli oyuna son vermelidir.

Aşk ile…

İlgili Sitenin Haberleri