Haber Detayı

Bakan Tunç, EKONOMİ'ye konuştu: Konkordatoda küçük alacakların süreç içinde ödenmesi sağlanacak
Ekonomi ekonomim.com
20/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Bakan Tunç, EKONOMİ'ye konuştu: Konkordatoda küçük alacakların süreç içinde ödenmesi sağlanacak

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 12. Yargı Paketi’yle hukuk yargılamalarının makul sürede tamamlanması, mülkiyet hakkının daha etkin korunması, avukatların bilgi ve belge teminin kolaylaştırılması ile konkordato müessesesinde kötü niyetli mükerrer başvuruların engellenmesi ve küçük alacakların süreç içinde ödenebilmesinin hedeflendiğini söyledi.

BESTİ KARALAR/ANKARA Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 2026 yılı hedefleri, 12.

Yargı Paketi’nin detayları ve sahteciliğin önüne geçmek için hangi yasal adımların atılacağını EKONOMİ’ye anlattı.

Bakan Tunç konkordato sistemindeki değişiklik hazırlıklarından bahsederken, özellikle küçük alacakların süreç içinde ödenmesinin sağlanacağını bildirdi. ▶ Adalet Bakanlığı olarak 2026 yılı hedefleri ne olacak?

Adalet Bakanlığı olarak 2026 yılında öncelikli hedefimiz yargılamaların hızlandırılması olacak.

Hepimizin kabul edeceği gibi; adalet hizmeti en başta toplumsal huzuru tesis etmeyi, vatandaşın devletine olan güvenini güçlendirmeyi ve hukukun üstünlüğünü her koşulda ayakta tutmayı amaçlar.

Bu nedenle yürüttüğümüz reform çalışmalarının merkezinde, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması hedefi yer alıyor.

Çünkü yargının gecikmesi, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir unsuru olan makul sürede yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelir.

Bu nedenle özellikle 12.

Yargı paketinde; attığımız her adımı, yargılamayı hızlandırmak ve süreci sadeleştirmek amacıyla tasarlıyoruz. ▶ Yargı Paketi'nde yargıyı hızlandıracak adımlar olacak mı? 12’inci Yargı Paketiyle ağırlıklı olarak; Hukuk yargılamalarının makul sürede tamamlanması, mülkiyet hakkının daha etkin korunması, avukatların bilgi ve belge temin etmelerinin kolaylaştırılması, noter yardımcılığı kurumunun ihdas edilmesi gibi konularda düzenlemeleri hayata geçirmeyi amaçluıyoruz. 12’inci Yargı paketinde noterlik evrakının elektronik ortamda güvenli ve doğrulanabilir şekilde mahkemelere iletilmesiyle haftalar süren belge bekleme süresini ortadan kaldırmayı; karekod doğrulama zorunluluğuyla belge güvenliğini güçlendirmeyi öngörüyoruz.

Avukatların bilgi ve belgeye erişimini kolaylaştırarak delillere zamanında ulaşılmasını sağlayacak; yargılamanın gereksiz uzamasının önüne geçeceğiz. ▶ Somut düzenlemeler neler? 12’nci Yargı Paketi, hukuk yargılamalarının etkinliğini artıracak ve gecikmeyi önleyecek önemli düzenlemeler içeriyor.

Bu kapsamda; ■ Ortaklığın giderilmesi davalarında, taşınmaz satışında ilk ihalenin sadece hissedarlar arasında yapılmasını sağlayarak, hissedarlara kendi aralarında anlaşma imkânı tanımayı; özellikle miras kalan taşınmazların üçüncü kişilere geçmesini önlemeyi amaçlıyoruz. ■ Satış işlemlerinin uzmanlaşmış satış müdürlükleri eliyle yürütülmesiyle süreçlerin daha hızlı, düzenli ve hatasız ilerlemesini hedefliyoruz. ■ e-satış sisteminin kapsamını genişletmeyi hedefliyoruz. ■ Görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile sonrasında yapılacak işlemlere ilişkin düzenlemelerle dosyaların usul tartışmaları nedeniyle yeniden başa dönmesini önlemeyi; yargılamayı uzatan bozma süreçlerini ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz. ■ Ayrıca e-duruşma, görüntülü dinleme ve elektronik tebligat gibi dijital imkânları yaygınlaştırarak kapsamı genişleteceğiz. ▶ Senetlerde sahteciliğin önüne geçmeyi hedefleyen düzenlemeler nasıl işleyecek?

Evet.

Bonolarda uygulanacak karekod düzenlemesi bu hedefe yönelik.

Türk Ticaret Kanunu’nda yapılacak değişiklikle bonolarda karekodu zorunlu hale getiriyoruz.

Artık bonolar elektronik sistem üzerinden karekodlu şekilde oluşturulacak.

Böylece güvenli sorgulama yapılabilecek; borçlunun kimlik ve ticaret sicili bilgilerine erişim mümkün olacak.

Sahte senet düzenlenmesinin önlenmesiyle taraflar korunacak, daha güvenli bir ticari hayat oluşacak; yargının iş yükü de azalacak. ▶ Arabuluculuk sistemi hukuk yargılamalarında ne gibi faydalar sağladı?

Arabuluculuk sistemini hukuk yargılamasında en etkin alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olarak değerlendiriyorum.

Ülkemizde ilk kez 2013 yılında uygulanmaya başlanan arabuluculuk sistemini geliştirmeye devam ediyoruz.

İlk olarak arabuluculuk sistemi ihtiyari olarak düzenlenmişti.

Bu sistemi geliştirerek 2018 yılı sonrasında da iş hukuku, ticari davalar ve tüketici davalarında, dava şartı arabuluculuk olarak sistemimize kazandırdık. 2023 yılında ise kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda ve ortaklığın giderilmesi ile kat mülkiyetinden kaynaklı uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk sistemini getirdik.

Bu sisteminin başarısını rakamlarda görüyoruz.

İhtiyari ve zorunlu arabuluculukta 2013’ten bu yana toplamda; 9 milyon başvuru yapılmış ve yaklaşık 5 buçuk milyonu anlaşmayla sonuçlanmış.

Bu noktada başarı oranının yüzde 62’ye ulaştığını görüyoruz.

Yılda, bir mahkemede ortalama 500 dosyanın karara bağlandığını kabul edersek anlaşma oranı yaklaşık 12 yıl üzerinden kabaca her yıl için 785 mahkemenin iş yüküne denk geliyor.

Ülkemizde bugün 45 bin arabulucumuz var.

Apartmanlardaki anlaşmazlıklar da arabulucuya gidecek ▶ Özellikle kiracı - ev sahibi ilişkilerini nasıl etkiledi bu uygulama.

Buradan elde ettiğiniz sonuçlar da olumlu mu?

Arabuluculuk, tarafları karşı karşıya getiren bir yargılama zemini oluşturmuyor.

Komşuluğu, ortaklığı, birlikte yaşamayı ve devam eden ilişkileri gözeten bir ortak akıl alanı sunuyor bize.

Dolayısıyla kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar için getirdiğimiz Zorunlu Arabuluculuk sistemi sayesinde kiracıyla kiralayanın yaşayabileceği ihtilafların büyümeden barışçıl şekilde çözülmesine katkı sunuyoruz.

Ortaklığın giderilmesi ile kat mülkiyetinden kaynaklı uyuşmazlıkları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alarak, mirasçılar arasında veya aynı binada yaşayan, aynı asansörü ve aynı yaşam alanını paylaşan insanlar arasında ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, adliye koridorlarına taşınmadan daha hızlı ve barışçıl yolla çözümlenmesine olanak sağlıyoruz.

Nitekim uygulamada, bu tür uyuşmazlıkların büyük bir bölümünün 10 ila 20 gün gibi son derece makul süreler içerisinde sonuçlandığını görüyoruz.

Aynı zamanda bu konuda ulaştığımız rakamlar ve istatistikler, olumlu bir tabloyu ortaya koyuyor.

Kira davalarında yaklaşık 470 bin başvurudan 150 bini anlaşmayla sonuçlanmış.

Yani yaklaşık 300 bin vatandaşımız yaşadığı uyuşmazlığı dostane şekilde çözmüş.

Kira konusunda arabulucuya giden dosyalara baktığımızda her 3 dosyadan birinin anlaşmayla sonuçlandığını görüyoruz.

Yine; ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarından kaynaklı yaklaşık 210 bin başvurunun 23 bin 500’ü; kat mülkiyeti uyuşmazlıklardan kaynaklı yaklaşık 22 bin 500 başvurunun 4 bin 700’ü anlaşmayla sonuçlanmış durumda.

Bu tablo aslında toplumsal barışı koruyan ve adaletin onarıcı gücünü görünür kılan bir hukuk pratiğini de bize göstermiş oluyor.

Reddedilen konkordato somut değişiklik olmadıkça tekrar teklif edilemeyecek ▶ Konkordato başvurularının son yıllarda arttığı, bazı başvuruların kötüye kullanıldığı iddiaları var.

Nasıl önleyeceksiniz?

Konkordato, iyi niyetli borçlunun faaliyetini sürdürebilmesi ve alacaklıların da mümkün olan en iyi şekilde alacağına kavuşabilmesi için tanınmış bir yeniden yapılandırma mekanizmasıdır.

Borçlu ticari faaliyetlerine devam edebilmekte ve alacaklı da sonuçta alacağına kavuşmaktadır.

Ayrıca çalışanlar da işletmenin faaliyete devam etmesi nedeniyle mağdur edilmemektedir.

Burada geçici mühletin korumasından yararlanmak amacıyla yapılan kötü niyetli başvurulara dair iddiaları ciddiyetle takip ediyoruz.

Kötüye kullanımı önlemek için Cebrî İcra Kanunu Taslağı kapsamında güçlendirici düzenlemeler öngörüyoruz.

Bunlar arasında: ■ Reddedilen konkordatonun, kaynaklarda somut değişiklik olmadıkça tekrar teklif edilememesi, ■ Geçici mühletin kısaltılması ve komiser ön raporunun 3 hafta içinde sunulması, ■ Kötü niyetli mükerrer başvuruların engellenmesi, ■ Küçük alacakların süreç içinde ödenebilmesi, ■ Konkordato başvuru tasdikinin, şirket ortaklarının hakkaniyete uygun katkı sunması şartına bağlanabilmesi, ■ Tasdik sonrası proje denetçisi atanarak planın izlenmesi gibi adımlar atılması söz konusu.

Yapılması planlanan değişikliklerle denetimi hızlandıran, tekrar başvuruyu sınırlayan, yetkiyi netleştiren ve alacaklı–borçlu dengesini güçlendiren bu düzenlemelerle kötü niyetli başvuruların önüne geçerek adalet duygusunu zedeleyen uygulamalara karşı daha etkin bir koruma sağlayacağız.

Yargı bağımsızlığı eleştirilerine katılmak mümkün değil ▶ Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinden eleştiriler gündeme geliyor.

Hukuk güvenliği olmadığı için ekonominin zarar gördüğü, yatırımların azaldığı eleştirileri var.

Ne dersiniz?

Bu eleştirilere katılmak mümkün değil.

Türkiye, güçlü kurumları ve bağlayıcı kurallarıyla köklü bir hukuk devletidir.

Hukuk devleti olmanın temel göstergesi hukuki güvenlik ve belirliliktir.

Biz, milletimizle, iş insanlarımızla birlikte, daha adil, daha müreffeh bir Türkiye için; hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkesini tahkim ediyoruz.

Attığımız her yeni adımda; hukukun üstünlüğünü, her yeni reformda; insan onurunu temel alıyoruz.

Son 23 yılda milletimizin beklediği, iş dünyamızın ihtiyaç duyduğu birçok yapısal reforma birlikte imza attık.

Bugün Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; 2002’de 36 milyar dolar olan ihracatını 373 milyar doların üzerine çıkarmıştır. 2002’de 5 bin olan yabancı sermayeli şirket sayısı, 93 bini geçmiştir.

Ülkemizde; 80 yılda, 15 milyar dolar doğrudan yatırım yapılmışken, son 23 yılda bu yatırım miktarı 286 milyar doları aşmıştır.

Sadece 2025 yılının 11 ayında 12,4 milyar dolar doğrudan yatırımın gerçekleştirilmiş olması, tesis edilen huzur ve güven ortamı sayesindedir.

Hukuki belirlilik olmasa, hukuki öngörülebilirlik sağlanmamış olsa, hukuk güvenliği tesis edilmemiş olsa ülkemiz dünyanın en çok yatırımcı çeken ülkelerinden biri olabilir miydi?

Ekonomimiz bu seviyelere ulaşabilir miydi?

Ülkemiz; bir yandan uluslararası yatırımlara ev sahipliği yapabilecek güvenli bir liman olduğunu ortaya koyarken, diğer yandan da yatırımcılarımızın yurt dışındaki haklarını daha güçlü koruyacak küresel hukuki zemini sağlamıştır.

Bakın az önce arabuluculuk uygulamalarımızdan bahsettim.

Arabuluculuk, artık yalnızca ulusal düzeyde bir çözüm yöntemi olmaktan çıkmış; devletlerin ekonomik rekabetinde yumuşak gücün yeni dili haline gelmiştir.

Bu vizyonla, Türkiye olarak Singapur Konvansiyonu’nu imzalayan ilk ülkeler arasında yer aldık.

Bu imza uluslararası yatırımcıya güven aşılayan reform niteliğinde bir gelişmedir.

Tahkim’de İstanbul’u merkez yapmak istiyoruz Arabuluculuğun yanında farklı bir alternatif uyuşmazlık yöntemi olan Tahkimle de uyuşmazlığın, o uyuşmazlık konusunda uzman, alanda tecrübeli hakemler vasıtasıyla ve yasa ile belirlenen kısa sürelerde çözülmesini sağlıyoruz.

Tahkimde dünyanın gözbebeği İstanbul’u merkez yapmak için İstanbul Tahkim Merkezini kurduk.

Bu merkeze 2020’de 55, 2021’de 94, 2022’de 107, 2023’te 138, 2024’te 167, 2025’te 263 başvuru yapıldı.

İstanbul Ticaret Odası bünyesindeki Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’nde de uyuşmazlıklar çözüme kavuşturuluyor.

Yatırımcılar, her geçen gün alanını genişlettiğimiz arabuluculuk, tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının sağlamış olduğu hukuki güven sayesinde ülkemizde yatırım yapıyor, bu sayede ticaret canlılığını koruyor.

İlgili Sitenin Haberleri