Haber Detayı

Endüstriyel gıdanın kıyıya vuran yüzü I A. Nedim Atilla yazdı
Gastroda odatv.com
20/01/2026 14:03 (3 saat önce)

Endüstriyel gıdanın kıyıya vuran yüzü I A. Nedim Atilla yazdı

İngiltere’nin Eastbourne sahilinde fırtınayla kıyıya vuran tonlarca dondurulmuş patates ve soğan, komik bir tesadüften çok daha fazlasını anlatıyor. Bu manzara, gıdanın topraktan kopup küresel ticaret zincirinde anonim bir yüke dönüşmesinin çarpıcı bir sembolü.

İngiltere’nin Eastbourne sahilinde yaşanan olay ilk bakışta tuhaf, hatta mizahi bir manzara sunuyor; fırtınada denize düşen konteynerlerden tonlarca dondurulmuş patates ve soğan sahile vuruyor; plaj adeta dev bir fast-food tezgâhına dönüşüyor.

Oysa bu “XXL patates kızartması manzarası”, gülümsetmekten çok düşündürmesi gereken bir tablo.Bu sahne, modern gıda sisteminin ne kadar uzak, kopuk ve denetimsiz bir yapıya büründüğünü gözler önüne seriyor.Nerede üretildiğini, hangi koşullarda işlendiğini, kaç gün konteynerde beklediğini bilmediğimiz patatesler ve soğanlar; plastik torbalar içinde, doğanın en kırılgan alanlarından biri olan sahile saçılıyor.

Üstelik birkaç yüz metre ötede bir fok kolonisi yaşıyor.Slow Food hareketinin temel ilkelerinden biri şudur: Gıda bir meta değil, yaşamın parçasıdır.Kazaya dönersek; İngiltere’nin Eastbourne sahilinde yaşanan olay ilk bakışta tuhaf, hatta mizahi bir manzara sunuyor: fırtınada denize düşen konteynerlerden tonlarca dondurulmuş patates ve soğan sahile vuruyor; plaj adeta dev bir fast-food tezgâhına dönüşüyor.Olay, Ocak 2026 başında İngiliz Kanalı’nda etkili olan Storm Goretti fırtınasının yol açtığı bir kargo kaybından kaynaklanıyor.

Fırtına sırasında, özellikle Isle of Wight açıklarında iki ayrı gemiden toplamda en az 20 (bazı kaynaklara göre 17’si tek bir gemiden, Lombok Strait adlı vessel’dan) konteyner denize düştü.

Bu konteynerlerin büyük bölümü gıda maddeleri ve ambalaj malzemeleri taşıyordu.

Gelgit akıntıları sayesinde dökülen yükler, günler içinde Güney İngiltere’nin East Sussex kıyılarına, özellikle Eastbourne yakınlarındaki Falling Sands, Beachy Head, Birling Gap, Cuckmere Haven, Seaford ve Cow Gap gibi noktalara dağıldı.İlk olarak geçen haftanın ortalarında soğan torbaları sahillere vurmaya başladı.

Kırık soğan çuvalları kumsalları kapladı; bazı bölgelerde plastik torbalar içinde binlerce soğan toplandı.

Yetkililer, soğanların köpeklere zehirli olabileceğini uyararak halkı dikkatli olmaya çağırdı.Ardından süt tozu kutuları, köpük yalıtım malzemeleri, tek kullanımlık maskeler ve metal parçalar gibi diğer enkazlar da kıyıya ulaştı.Ancak asıl şaşırtıcı görüntü, 18 Ocak 2026 hafta sonu ortaya çıktı.

Eastbourne sakini Joel Bonnici, Falling Sands plajında yaptığı yürüyüş sırasında kumsalı kaplayan bazı tahminlere göre milyonlarca dondurulmuş patates (frozen chips / uncooked French fries) ile karşılaştı.Beyaz patates parçaları kumu öyle bir örtmüştü ki Bonnici, sahilin “Karayip altın kumlarına” benzediğini söyledi.

Bazı bölgelerde patates yığınları 75 cm derinliğe ulaşmıştı.Birçok patates hâlâ plastik ambalaj torbaları içinde olsa da dalgalar torbaları yırtmış, içindekiler sahile saçılmıştı.Maritime and Coastguard Agency (MCA), konteynerlerin izini sürmeye devam ediyor.

Sahile vuran konteynerler Seaford, Littlehampton, Rustington, Rottingdean ve Beachy Head gibi noktalarda tespit edildi; bazıları kurtarma ekiplerince toplandı.

East Sussex yerel yönetimi ve gönüllüler temizlik çalışmalarına başladı.

Özellikle plastik ambalaj atıklarının çevreye vereceği zarar ve organik maddelerin (patates-soğan) çürümesiyle oluşabilecek su kirliliği endişe yaratıyor.

Gönüllüler patates torbalarını toplayıp imha ederken, patateslerin kendisinin kısa sürede ayrışacağı belirtiliyor.Bu olay, küresel deniz taşımacılığındaki kırılganlığı ve konteyner kaybının çevreye etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Son yıllarda benzer “konteyner kazaları” sıkça yaşanıyor; oyuncak bebeklerden ayakkabılara, plastik toplardan bu kez de fast-food hammaddelerine kadar her şey okyanuslara ve sahillere saçılabiliyor.

Eastbourne’daki bu “patates istilası”, endüstriyel gıda üretiminin ve uzun mesafeli taşımacılığın kıyıya vuran, görünür yüzü haline geldi: hem komik hem trajik bir uyarı.Burada patates ve soğan, besin olma niteliğini çoktan yitirmiş; küresel ticaret zincirinin anonim yükleri hâline gelmiştir.

Bu ürünler artık ne toprağı temsil eder ne de çiftçiyi.

Konteyner numarasıyla, tonajla, sigorta bedeliyle tanımlanırlar.Eastbourne sahilinde yaşananlar, endüstriyel gıdanın yerellikten tamamen kopmasının simgesel bir anlatımıdır.NE İYİ, NE TEMİZ, NE ADİL!Slow Food’un “iyi, temiz ve adil gıda” şiarı tam da bu noktada anlam kazanır.

İyi değil; çünkü kimyasal işlemden geçmiş, dondurulmuş ve uzun mesafeler kat etmiş bir üründür.

Temiz değil; çünkü plastikle birlikte denizi, kıyıyı ve canlıları tehdit eder.

Adil değildir; çünkü ne üreticinin emeği görünürdür ne de tüketicinin sağlığı gözetilir.Sahile vuran bu gıdaların “yenebilir” olup olmadığı sorusu bazıları için şaka konusu olabilir.

Oysa asıl tehlike, görünmeyen yerdedir.

Soğuk zinciri kırılmış, deniz suyuna ve güneşe maruz kalmış, paketleri hasar görmüş bu ürünler; mikrobiyolojik riskler, toksik bozulmalar ve plastik temaslı kimyasal geçişler açısından ciddi bir tehdit oluşturur.Dahası, bu tür endüstriyel patates ürünleri genellikle yüksek nişasta, tuz ve katkı maddeleri içerir.

Halk sağlığı uzmanlarının yıllardır uyardığı gibi, bu tarz ultra-işlenmiş gıdalar obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıklarıyla doğrudan ilişkilidir.

Sahile vurduklarında artık sadece çevreyi değil, beslenme kültürümüzü de kirletirler.Bu olayda dikkat çekici olan bir başka nokta da şudur; tonlarca gıdanın kaybı, sistem açısından “olağan” bir kazadır.

Oysa insanlık bakış açısında bu, etik bir skandaldır.

Dünyada hâlâ milyonlarca insan yeterli ve sağlıklı gıdaya ulaşamazken, patatesler ve soğanlar plastik torbalar içinde denize dökülmektedir.Eastbourne sahilinde gönüllülerin temizlik için seferber olması umut vericidir; fakat esas mesele çöpleri toplamak değil, bu çöpleri üreten gıda sistemini sorgulamaktır.Bu olay bize şunu hatırlatıyor: Gıda zinciri ne kadar uzarsa, hem doğadan hem insandan o kadar kopar.

Yerel üretim, mevsimsellik, kısa tedarik zincirleri ve şeffaflık yalnızca romantik idealler değil; sağlık, çevre ve kültür için zorunluluklardır.Eastbourne sahilinde yayılan patates ve soğan kokusu, aslında küresel gıda sisteminin alarm zili gibidir.

Duyup geçmek yerine, kulak vermek gerekir.Yemek Kültürü Araştırmacısı ve Yazarı A.

Nedim AtillaOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri