Haber Detayı
AB'de "et vergisi" tartışması: Fiyatlar uçacak
Uzmanlar küresel ısınmanın tetikleyicisi olarak görülen sera gazı salımında "gıda ve tarım" sektörünün etkisine dikkat çekerken, AB karbon izi konusunda radikal bir kararı tartışıyor. Kırmızı etteki indirimli KDV'nin kaldırılması ve kırmızı ete ek vergi getirilmesi değerlendirilirken, bunun AB’de hane başına yıllık ortalama gıda harcamasını yaklaşık 109 euro artırması bekleniyor.
Fosil yakıt kullanımından sonra en büyük sera gazı kaynağının gıda ve tarım sektörü olduğunu savunan uzmanlar, özellikle sığır ve kuzu etinin yüksek karbon ayak izi nedeniyle yüksek çevresel tahribata yol açtığını belirtiyor.
Avrupa'da da küresel ısınma önlemleri kapsamında et üretiminin ve tüketiminin azaltılması için vergi seçeneği gündeme geldi.
En basit seçenek "et vergisi"Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü’nden (PIK) Charlotte Plinke, üretim sürecinde ortaya çıkan çevresel maliyetlerin ürün fiyatına yansıtılması gerektiğini savunurken "Ne kadar fazla karbondioksit salınımı varsa, ürün o kadar pahalı olmalı"dedi.
Ancak araştırmacı, çok sayıda farklı gıda için böyle bir sistem kurmanın kısa vadede son derece karmaşık ve uygulanması zor olacağını da kabul ediyor.Bu nedenle, et ürünlerine yönelik KDV'nin artırılması en basit seçenek olarak öne çıkarken, araştırmaya göre et ürünlerinin standart KDV oranına tabi tutulması, gıda tüketiminin çevreye verdiği zararı kategoriye göre yüzde 3,48 ile yüzde 5,7 arasında azaltabilir.
University College London tarafından 2025’te yapılan bir başka çalışma ise, et ve süt ürünlerine tam oranlı KDV uygulanmasının, AB ülkelerinde haftalık tüketimi her iki gıda grubunda da kişi başına bir porsiyon azaltacağını ortaya koydu.
İngiltere’de bu azalmanın haftada iki porsiyona çıkabileceği belirtildi.Et vergisinin hanelere maliyeti ne olur?Öte yandan et ürünlerinde olası bir KDV artışı ya da indirimin kaldırılması, hane başına yıllık ortalama gıda harcamasını yaklaşık 109 euro artırıyor.
Ancak ek vergi gelirinin 83 eurosunun kişi başı geri ödeme ile sosyal olarak telafi edilebileceği, böylece net maliyetin yıllık 26 euro seviyesinde kalacağı değerlendiriliyor.