Haber Detayı

Türk bayrağını indirmeye kalkışmıştı! Güney Kıbrıslı Rum'un hazin sonu
Gündem aydinlik.com.tr
20/01/2026 19:31 (2 saat önce)

Türk bayrağını indirmeye kalkışmıştı! Güney Kıbrıslı Rum'un hazin sonu

Türk bayrağını indirmeye kalkışan Güney Kıbrıslı Rum Solomos Solomou'nun 1996'daki hazin sonu. Kıbrıs'ta bayrağımıza uzanan ellerin kaderi: Kahraman Türk askerlerinin kararlı duruşu ve vatan savunmasının destansı öyküsü.

14 Ağustos 1996'da Kıbrıs'ın Derinya bölgesinde, tampon bölgeyi aşan Güney Kıbrıslı Rum Solomos Solomou, Türk bayrağını indirmek için direğe tırmanmaya kalkıştı.

Bu provokasyon, Türk bayrağının kutsallığına yönelik açık bir saldırıydı; ancak Türk askerleri, üç kez uyarıdan sonra vatan toprağını ve bayrağı korumak için gerekeni yaptı.

Olayın emrini veren Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, bayrağın indirilmesine izin vermedi ve Solomou'nun hazin sonu bu şekilde gerçekleşti.

Kıbrıs, binlerce yıllık tarihinin her sayfasında kahramanlık öyküleriyle dolu bir ada. 1974'te, Yunan cuntasının darbe girişimiyle Kıbrıs'ı ilhak etme hayali kuranlara karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başlattığı Barış Harekâtı, adanın kuzeyinde yaşayan Türk halkını zulümden kurtardı.

Bu harekât, sadece bir askeri operasyon değil, bir özgürlük destanıydı.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), bu kahramanlığın meyvesi olarak doğdu; bayrağı, göklerde dalgalanan bir bağımsızlık simgesi haline geldi.

Ancak, bu zaferin ardından gelen yıllarda, güneydeki Rum yönetimi ve destekçileri, barışı bozmak için provokasyonlara başvurdu.

İşte, 1996'da yaşanan Solomos Solomou olayı, bu provokasyonların en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti ve Türk tarafının kararlı duruşunu bir kez daha kanıtladı.

Yıl 1996, Ağustos ayı.

Kıbrıs'ta gerginlik dorukta.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, motosikletli protestocuları tampon bölgeye salarak Kuzey Kıbrıs'ı kışkırtmaya çalışıyor.

Bu eylemler, barışın simgesi olan Birleşmiş Milletler tampon bölgesini ihlal ediyor; amaçları, KKTC'nin egemenliğini sorgulatmak ve Türk bayrağını hedef almak.Önce Tasos Isaak'ın ölümüyle sonuçlanan bir olay yaşanıyor, ardından Solomos Solomou sahneye çıkıyor.

Solomou, bir motosikletçi grubun parçası olarak, Deryneia'daki tampon bölgeyi geçiyor ve direğe tırmanarak Türk bayrağını indirmeye kalkışıyor.

Bu, sadece bir bayrak değil; Türk milletinin onuru, şehitlerin kanıyla boyanmış bir sembol.

Solomou'nun eylemi, barışçıl bir protesto değil, açık bir saldırı ve provokasyondu – KKTC'nin toprak bütünlüğüne, Türk halkının varlığına yönelik bir meydan okuma.

Türk askerleri, bu anlarda destansı bir sabır gösteriyor.

Üç kez uyarıyorlar: "Dur!

İndir elini bayraktan!" Ama Solomou, kulak asmıyor.

O an, Kıbrıs'ın kuzeyindeki kahramanlar, vatan toprağını korumak için harekete geçiyor.

Bayrak, yere düşmeyecek; çünkü o bayrak, 1974'te dökülen kanların hatırası, Türk milletinin ebedi zaferinin nişanı.

Bu destanın en parlak figürlerinden biri, Türk Ordusu'nun Özel Kuvvetler Komutanı Hasan Kundakçı'ydı.

Kundakçı, Kıbrıs'ta işgal altındaki toprakları değil, Türk halkını koruyan bir liderdi.

Olay sırasında, provokasyonun şiddete dönüşmesini önlemek için önceden emir vermişti: "Hiçbir Rum, tampon bölgeyi geçip bayrağımıza dokunmayacak." Solomou'nun direğe tırmanmasıyla birlikte, Kundakçı'nın kararlı eli devreye girdi.

Kendisi, yıllar sonra Türk basınına verdiği röportajlarda bunu gururla itiraf etti: "Üç kez uyardık, ama o dinlemedi.

Bayrağımızı korumak için gerekeni yaptık." Kundakçı'nın emri, bir cinayet değil, vatan savunmasıydı – bir komutanın, milletinin onurunu koruma yemini.

Kundakçı, Türk ordusunun yiğit bir evladıydı; Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan beri adada hizmet etmiş, Türk halkını zulümden kurtarmış bir kahraman.

Onun emriyle ateş edenler arasında, KKTC Tarım Bakanı Kenan Akin gibi isimler de anıldı, ancak asıl irade Kundakçı'ya aitti.

Bu eylem, Türk tarafının zayıf olmadığını, bayrağın dokunulmazlığını kanıtladı.

Kundakçı, 2023'te aramızdan ayrıldı, ama mirası yaşıyor: Kıbrıs'ta Türk bayrağı hâlâ göklerde dalgalanıyor.

Solomos Solomou'nun ölümü, trajik bir olaydı – ama bu trajedinin sorumlusu, provokasyonu başlatan Rum tarafıydı.

Türk askerleri, sadece görevlerini yaptı; bayrağı korudu, barışı savundu.

Bu olay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde tartışıldı, ancak Türk tarafı her zaman haklılığını savundu: Bayrak, bir milletin kalbidir; ona uzanan el, kırılır.

İlgili Sitenin Haberleri