Haber Detayı
Yeşil çelikte hesap zamanı
2026 itibarıyla karbon düzenlemeleri, enerji fiyatları ve sertifikasyon kuralları yeşil çeliğe yön verecek. Küresel pazarda bölgesel stratejiler öne çıkmaya başlıyor.
EVRİM KÜÇÜK Yeşil çelik, doğduğu coğrafya olan Avrupa’da bile halen sınırlı bir pazar olarak kalmayı sürdürüyor.
Ancak 2026, bu alanda belirsizliklerin sona erdiği ve küresel ölçekte bölgesel ayrışmanın netleştiği ilk yıl olmaya aday.
Düzenlemeler, maliyet yapıları ve enerjiye erişim koşulları, yeşil çeliği küresel bir hedef olmaktan çıkarıp bölgesel bir rekabet alanına dönüştürüyor.
Bu dönüşümün merkezinde Avrupa Birliği’nin Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM) yer alıyor.
Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük doğuracak olan CBAM, üreticileri ve ithalatçıları emisyonları benzeri görülmemiş bir hassasiyetle ölçmeye zorlayacak.
Bu adım, gevşek tanımlarla yapılan “yeşil” markalamayı fiilen sona erdirirken, sertifikasyon, izlenebilirlik ve şeffaf emisyon muhasebesini zorunlu kılıyor.
Avrupa’da ayıklanma yılı Ancak Avrupa’da düzenleyici netlik artarken, maliyet baskısı da aynı hızla yükseliyor.
Yeşil çelik primleri 2025 boyunca ton başına 120-180 euro aralığında istikrarlı seyretse de, üretim maliyetleri bu primi aşan bir yük oluşturuyor.
Elektrik ark fırınları ve DRI/EAF sistemlerinde elektriğin toplam maliyet içindeki payı yüzde 20’lere ulaşırken, yüksek enerji fiyatları ve yavaş ilerleyen yenilenebilir altyapı yatırımları birçok projeyi zora sokuyor.
Bu nedenle Salzgitter, ArcelorMittal, Thyssenkrupp ve SSAB gibi dev üreticiler, yeşil dönüşüm takvimlerini ertelemek ya da yeniden gözden geçirmek zorunda kaldı.
Bu tablo, Avrupa’yı “ayıklanma yılı” ile karşı karşıya bırakıyor.
Sertifikasyon standartlarına (LESS, Sorumlu Çelik gibi) erken uyum sağlayan, temiz enerjiye erişimi güvence altına alan ve emisyon verilerini şeffaf biçimde sunabilen üreticiler öne çıkarken; diğerleri hem düzenleyici maliyetler hem de piyasa güveni açısından geride kalma riskiyle karşı karşıya.
MENA avantajlarıyla öne çıkıyor Avrupa’nın aksine, Ortadoğu-Kuzey Afrika (MENA) bölgesi düşük karbonlu çelikte yapısal bir avantaja sahip.
Bölgedeki üretimin büyük bölümü zaten EAF tabanlı ve ton başına $CO_2$ emisyonu küresel ortalamanın oldukça altında.
Bol doğalgaz, güçlü güneş enerjisi potansiyeli ve gelişen hidrojen projeleri MENA’yı Avrupa için ideal bir DRI/HBI tedarikçisi haline getiriyor.
Ancak bölgenin uzun çelik ağırlıklı üretim yapısı ve Avrupa’nın yassı çelik talebi arasındaki uyumsuzluk, bu potansiyelin tam olarak kullanılmasını engelliyor.
Çin, CBAM nedeniyle temkinli Çin, yeşil çelikte teknolojik olarak hızlı ilerlese de CBAM maliyetleri nedeniyle Avrupa pazarında temkinli.
Birçok Çinli üretici emisyonlarını %30-40 oranında düşürebilecek kapasiteye ulaşmış olsa da, AB’nin belirlediği varsayımsal emisyon değerleri Çin çeliği için ton başına 140 euro aşan bir maliyet yaratıyor.
Bu durum kısa vadede ticareti sınırlarken, uzun vadede Çin’in karbonsuzlaşma sürecini hızlandırabilecek bir baskı unsuru olarak görülüyor.
ABD’de tablo daha parçalı Trump yönetiminin iklim politikalarından geri adım atması, yeşil çelik hareketinin federal düzeyde ivme kaybetmesine yol açtı.
ABD çeliğinin büyük ölçüde EAF tabanlı olması “doğal avantaj” olarak sunulsa da, piyasada yeşil çelik primi oluşmuş değil ve talep daha çok eyalet bazlı teşvikler ile kurumsal tercihlere bağlı.
Fastmarkets tarafından yapılan analize göre bu tablo 2026’nın yeşil çelikte küresel bir sıçramadan çok bölgesel bir ayrışmanın yılı olacağını ortaya koyuyor.
Avrupa düzenlemelerle yön verirken bedel ödeyecek, MENA hammadde ve enerji avantajını stratejik güce dönüştürmeye çalışacak, Çin maliyet-duyarlı bir uyum sürecine girecek, ABD ise net bir yön arayışında kalacak.
Avrupa’da yeşil çelik projelerinde görünüm karışık ArcelorMittal, Avrupa’daki en büyük yeşil çelik yatırımcılarından biri olmayı hedefliyor ancak projelerin önemli bir bölümü gecikmiş durumda.
İspanya Gijon tesisinde planlanan 2,3 milyon ton kapasiteli DRI (doğrudan indirgenmiş demir) yatırımı 2026 için öngörülmüştü, ancak proje ertelendi.
Yaklaşık 1 milyar euroluk yatırım halen belirsizlik taşıyor.
Fransa Dunkirk’te planlanan 2,5 milyon tonluk DRI projesi ise tamamen iptal edildi.
Belçika Belval’da 2,5 milyon ton kapasiteli EAF (elektrik ark ocağı) yatırımı 2025–2026 dönemi için planlanıyor, ancak henüz nihai karara bağlanmış değil.
Almanya Eisenhüttenstadt ve Fos-sur-Mer projelerinde EAF dönüşümleri gündemde olsa da, takvimler ötelenmiş durumda.
Belçika Gent’te planlanan 2,5 milyon tonluk DRI yatırımı 2030 sonrasına işaret ediyor.
Almanya, yeşil çelikte daha kararlı bir çizgi izliyor Thyssenkrupp Duisburg, 2,5 milyon ton kapasiteli DRI ünitesini ve buna bağlı EAF yatırımlarını 2026–2027 döneminde devreye almayı hedefliyor.
Toplam yatırım tutarı yaklaşık 2 milyar euro.
Salzgitter’in SALCOS projesi, hem 2 milyon tonluk DRI hem de 2 milyon tonluk EAF kapasitesiyle 2033’e kadar tamamlanması planlanan 2 milyar euroluk uzun vadeli bir dönüşüm projesi olarak öne çıkıyor.
SHS Holding, 3,5 milyon tonluk DRI/EAF kombinasyonlu kapasiteyi 2028–2030 döneminde devreye almayı hedefliyor.
İsveç, hidrojen bazlı yeşil çelikte öncü konumda HYBRIT konsorsiyumu (SSAB–LKAB–Vattenfall), Gällivare’de 1,35 milyon ton kapasiteli DRI demonstrasyon tesisini 2026’da devreye almayı planlıyor.
SSAB Oxelösund’da EAF dönüşümü 2026 sonuna kadar tamamlanacak.
SSAB Luleå’daki 2,5 milyon tonluk EAF yatırımı ise 2029’a ertelendi.
Stegra (H2 Green Steel), 2,5 milyon tonluk DRI ve aynı kapasitede EAF yatırımıyla Avrupa’nın en iddialı projelerinden birini yürütüyor.
Başlangıçta 2025 hedeflenmişti, ancak devreye alma 2026 sonuna ertelendi.
Toplam yatırım 6,5 milyar euro düzeyinde.
İtalya, dönüşümde zorlanan ülkeler arasında Acciaierie d’Italia (Taranto) tesisinde 2 milyon tonluk DRI ve EAF yatırımları planlanıyor ancak finansman ve devlet desteğine ilişkin belirsizlikler nedeniyle projeler beklemede.
Birleşik Krallık, yüksek kamu desteğiyle EAF dönüşümüne odaklanıyor.
Tata Steel Port Talbot, toplam 3,2 milyon ton kapasiteli iki EAF’yi 2027–2028 döneminde devreye almayı planlıyor.
Yatırım tutarı 1,25 milyar sterlin.
British Steel, Scunthorpe ve Teesside tesislerinde yaklaşık 2’şer milyon tonluk EAF yatırımlarını planladı ancak 2025 hedefi ertelendi.
Hollanda’da Tata Steel IJmuiden, 2030’a kadar DRI ve EAF teknolojisine geçiş için yaklaşık 3 milyar euroluk yatırım planlıyor ve proje ilerleyenler arasında yer alıyor.
Doğu Avrupa’da ise projeler daha kırılgan Romanya’daki Liberty Galați tesisinde DRI ve EAF yatırımları planlanmış olsa da, finansman sorunları nedeniyle süreç ilerlemiyor.
Çekya’da Ostrava ve Trinecke Zelezarny tesislerinde EAF dönüşümleri 2030 sonrasına ötelenmiş durumda.