Haber Detayı

Gezegenin su nabzı bozuldu
Sürdürülebilir dünya dunya.com
21/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Gezegenin su nabzı bozuldu

NASA uydularından elde edilen verilerle yapılan yeni bir araştırma, El Niño ve La Niña’nın dünya genelinde selleri ve kuraklıkları senkronize ettiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre, su krizleri artık yerel değil küresel bir örüntünün parçası ve son on yılda aşırı kuraklıklar aşırı yağışlardan daha yaygın hale geldi.

Başak Nur GÖKÇAMİklim krizi derinleştikçe, sürdürülebilirliğin en kı­rılgan başlıklarından biri olan su güvenliği meselesi gi­derek daha net ortaya çıkıyor.

Kuraklıklar, seller ve suya eri­şimde yaşanan dalgalanmalar artık yalnızca bölgesel sorun­lar değil, küresel ölçekte bir­biriyle bağlantılı, senkronize krizler haline geliyor.

Uzaydan elde edilen verilerle yapılan ye­ni bir araştırma da, bu gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koydu.Austin’deki Texas Üniver­sitesi’ndeki (UT Austin) bilim insanları tarafından yürütü­len ve AGU Advances dergi­sinde yayımlanan çalışma, El Niño ve La Niña’yı da kapsa­yan ENSO iklim döngüsünün, dünyanın farklı kıtalarında ay­nı anda selleri ve kuraklıkları tetiklediğini gösterdi.

Araştır­ma, su krizlerinin artık ‘izole felaketler’ olarak ele alınama­yacağını hatta aksine, küresel bir iklim örüntüsünün parçası olduğunu ortaya koydu.Araştırmanın temelinde, NASA’nın GRACE ve GRA­CE Follow-On (GRACE-FO) uydularından elde edilen yer­çekimi ölçümleri yer aldı.

Bu uydular, Dünya’daki su küt­lesindeki değişimleri izleye­rek toplam su depolamasını hesaplayabiliyor.

Bu kavram nehirleri, gölleri, kar ve buzu, toprak nemini ve yer altı su­larını kapsayan bütüncül bir gösterge olması açısından sürdürülebilirlik çalışmala­rında kritik öneme sahip.Bilim insanları, son 20 yıl­da küresel ölçekte aşırı su ko­şullarının yani çok ıslak ve çok kuru dönemlerin nasıl da­ğıldığını inceledi.

Aşırı yağışlı bölgeler, uzun dönemli ortala­maya göre en üst yüzde 10’luk dilimde yer alan alanlar ola­rak, aşırı kurak bölgeler ise en alt yüzde 10’luk dilimde kalan alanlar olarak tanımlandı.Kıtalar arası senkron: Aynı anda ıslak, aynı anda kuruÇalışmanın en çarpıcı so­nucu, ENSO’nun dünyanın çok uzak bölgelerinde eşza­manlı uç noktalar yarattığını göstermesi oldu.

Yani El Niño ya da La Niña güçlendiğinde, birbirinden binlerce kilomet­re uzakta bulunan kıtalar aynı anda olağan dışı şekilde kurak ya da aşırı yağışlı hale gelebi­liyor.

Örneğin 2000’li yılların ortasındaki bir El Niño döne­minde Güney Afrika şiddetli kuraklık yaşadı.2015–2016 El Niño’su, Amazon Havzası’nda büyük bir kuraklıkla ilişkilen­dirildi.

Buna karşılık 2010– 2011 La Niña dönemi, Avust­ralya, Güneydoğu Brezilya ve Güney Afrika’da yıkıcı selleri beraberinde getirdi.

Bu tablo­nun, iklim olaylarının yalnız­ca yerel meteorolojik değiş­kenlerle açıklanamayacağını, gezegen ölçeğinde bağlantılı bir sistemin parçası olduğu­nu açıkça gösterdiği belirtildi.Sorun suyun bitmesi değil, aşırılıkElde edilen bulgulara iliş­kin konuşan çalışmanın or­tak yazarlarından Prof.

Bri­dget Scanlon, “Bu bulgular sürdürülebilirlik politikaları açısından önemli bir zihniyet değişimini zorunlu kılıyor.

Su krizi genellikle ‘su tükeniyor’ söylemiyle ele alınıyor ancak asıl mesele çok fazla su ile çok az su arasındaki aşırı dalga­lanmalar.

Bu dalgalanmalar; tarımsal üretimi ve gıda gü­venliğini, küresel gıda tica­retini, enerji üretimini, insa­ni yardım ve afet yönetimini doğrudan etkiliyor.

Birden fazla bölgenin aynı anda ku­raklık yaşaması, küresel gıda arzını, aynı anda sel yaşaması ise altyapı ve ekonomik daya­nıklılığı ciddi biçimde zorlu­yor” dedi.Kuraklıklar öne geçiyorAraştırma, yalnızca tekil olaylara değil, uzun vadeli bir eğilime de işaret ediyor.

Uydu verilerine göre, 2011– 2012 yılları civarında küresel su davranışında belirgin bir değişim yaşandı.

Bu tarihten önce aşırı yağışlı dönemler daha yaygınken, son on yılda aşırı kuraklıkların daha baskın hale geldiği görülüyor.

Bilim insanları bu değişimi, Pasifik Okyanusu’ndaki uzun süreli iklim salınımlarının ENSO’nun etkisini yeniden şekillendirmesine bağlıyor.

Bu bulgunun da, iklim değişikliğinin yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı olmadığını, Dünya’nın su döngüsünü kökten dönüştürdüğünün ispatı olduğu ifade ediliyor.

İlgili Sitenin Haberleri