Haber Detayı
Sporun yapısal çıkmazı
Bugün spor sayfalarını, dijital mecraları veya ana haber bültenlerini şöyle bir süzdüğümüzde karşımıza ne çıkıyor?...
Bugün spor sayfalarını, dijital mecraları veya ana haber bültenlerini şöyle bir süzdüğümüzde karşımıza ne çıkıyor?
Astronomik transfer rakamları, lüks villalar, son model otomobiller, özel jetler, ‘kısa yoldan’ elde edilmiş devasa servetlerin ışıltılı dünyası ve bu nedenle iflas etmiş kulüpler… Peki, bu pırıltılı vitrinin ardında gizlenen, görmezden gelinen gerçeği kaçımız fark ediyoruz?
O formaların içinde saklanan derin bir eğitimsizlik, sahipsiz bırakılmış bir gençlik ve sistematik bir toplumsal çöküşün ağır ayak sesleri...‘OKUL-SPOR’ FANTEZİSİSpor tarihimizin kronikleşmiş yarası okul-spor iş birliğinin kurumsal bir zemin yerine, sadece kağıt üzerinde kalan bir iyi niyet beyanından öteye geçememesidir.
Bir gencin sportif yeteneği keşfedildiği an, sistem onu kitaplardan ve akademik disiplinden koparıp sadece sahanın içine hapsediyor.
Sonuçta sahada yıldızlaşsa da hayata karşı entelektüel bir derinliği olmayan, muhakeme yeteneği gelişmemiş bir sporcu profili inşa etmeye devam ediyoruzEğitimle beslenemeyen bu zihinsel boşluk ne yazık ki sporun etik değerleriyle değil, popüler kültürün dayattığı “kısa yoldan köşe dönme” hırsıyla doluyor.
Donanımsız sporcular ve liyakatsiz spor adamları paranın cazibesine kapılarak illegal yapıların, karanlık pazarlıkların ve şaibeli ilişkilerin birer figüranı haline geliyor.PARA FAZLA OLUNCA…Ergenlikten yeni çıkmış, henüz kimlik inşasını tamamlayamamış bir gencin hayallerini kurduğu milyon dolarlarla aniden tanıştığını düşünün.
Eğer bu gencin cebindeki para zihnindeki analiz ve yönetim yeteneğinden, yani muhakeme yeteneğinden fazlaysa çoğu zaman facia bir ihtimal değil, kaçınılmaz hale geliyor.
Neticede genç yaşta profesyonel olan birçok sporcumuz taşıyamadıkları o devasa şöhretin ve kontrolsüz paranın altında ezilerek yok olup gidiyor.Bu durumun trajik sonucu olarak, adrenalin ihtiyacını sahada değil kumar ve bahis masalarında arayan, içsel tatminsizliğini uyuşturucu ve batakhane veya adı popüler kültüre dönüşen bir garabetin içinde dindirmeye çalışan kayıp bir nesil karşımıza çıkıyor.
Daha da acısı gözleri döndüğü için illegal fonlarla kirli ilişkilere giren ve tüm bunlara rağmen toplum önünde utanmadan, pişkinlikle dolaşabilen bir “güruhla” karşı karşıyayız.
Medya ise bu trajediye neşter vurmak yerine bu yozlaşmış hayat tarzını bir “başarı kriteri” gibi parlatıp yeni nesillere rol model olarak sunmaya devam ediyor. (Sürecek) YARIN: Ne yaptık ne yapmalıyız?