Haber Detayı

Suriye'de toprak bütünlüğü ve nihai barış için mekik diplomasisi
Güncel haberler.com
21/01/2026 12:05 (4 saat önce)

Suriye'de toprak bütünlüğü ve nihai barış için mekik diplomasisi

Ahmet Arda Şensoy, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın ABD'nin yeni Suriye politikasında oynadığı rolü ve süreçte gelinen son aşamayı AA Analiz için kaleme aldı.

Ahmet Arda Şensoy, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın ABD'nin yeni Suriye politikasında oynadığı rolü ve süreçte gelinen son aşamayı AA Analiz için kaleme aldı.***"SDG'nin sahadaki ana DEAŞ karşıtı güç olma yönündeki amacı büyük ölçüde sona ermiştir."ABD'nin Türkiye büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack'ın 20 Ocak'ta dile getirdiği bu sözler ABD'nin Suriye politikasında iç savaştan bakiye kalan SDG projesinin sona erdiğini ve Türkiye ile Suriye adına büyük bir başarının elde edildiğini gösterdi. 2025 yılının sonu itibarıyla Şam yönetimi ve SDG arasında imzalanan 10 Mart Mutabakatı'nda öngörülen sürenin bitmesiyle Ocak ayında Suriye sahası üst üste büyük gelişmelere sahne oldu.

Oldukça yoğun geçen 3 haftanın sonunda Suriye haritası 2024 Aralık'taki devrimden sonra en büyük değişimini yaşadı ve ülkenin doğusundaki PKK/YPG işgali büyük ölçüde sonlandırıldı.

Geçen 3 haftayı birkaç dönüm noktası üzerinden açıklayabiliriz. 10 Mart Mutabakatı'nın süresinin dolmasıyla müzakereler büyük oranda bitti.

Daha sonra Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde bulunan PKK/YPG terör örgütü unsurlarının sivillere ve Suriye güvenlik güçlerine saldırılarına karşılık başlayan operasyonlarla bu 2 mahalle terörden arındırıldı.

Son olarak, Şam yönetimi Halep'teki hızlı başarısının getirdiği ivmeyle terör örgütünün işgali altında bulunan Fırat'ın doğusundaki bölgelere yönelik operasyona başladı ve SDG içindeki Arap aşiretlerin bu yapıdan ayrılarak bulundukları bölgeden terör örgütünü arındırmaları sonrası Suriye'de güç dengeleri tamamen değişti.

Ancak sahada yaşanan tüm bu gelişmelere rağmen bu durumu ortaya çıkaran sebep askeri mücadeleden ziyade aktörler arasında yapılan diplomatik görüşmeler ve müzakereler oldu.

Özellikle Barrack'ın mekik diplomasisi ekseninde şekillenen süreci incelemek Suriye'de yaşananların sebeplerini ve muhtemel sonuçlarını görmek açısından değerli olacaktır.-ABD'nin yeni Suriye politikasının görünen yüzü: Tom BarrackAralık 2024'te Suriye'de Esed rejiminin devrilmesi ve Ocak 2025'te ABD'de Trump yönetiminin göreve başlaması sonrası ABD'nin Suriye politikasında eski Başkanlar Barack Obama ve Joe Biden dönemlerine göre büyük bir kırılma yaşandı.

Trump'ın 'Suriye'ye bir şans vermek' şeklinde özetlediği bu yaklaşıma göre, ABD Suriye'nin yeni yönetimiyle ilişkilerini geliştirecek ve ülkede merkezi yönetimi güçlendirerek Suriye merkezli güvenlik risklerini elimine ederek istikrarı sağlayacaktı.

Bu doğrultuda Suriye'ye yönelik ekonomik yaptırımların kaldırılması, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Beyaz Saray'da ağırlanan ilk Suriye Devlet Başkanı olması ve Suriye'nin DEAŞ'a karşı koalisyona katılmasıyla ABD'nin yeni Suriye politikası şekillenmiş oldu.

Suriye özel temsilcisi Barrack'ın nezdinde Ankara ve Şam arasında dokunan mekik ve Trump yönetimiyle açık olan iletişim kanalları sebebiyle ABD'nin Suriye'de odağı SDG'nin desteklenmesinden Şam'la ilişkilerin öncelendiği bir düzleme geçti.

Kişisel ajandası veya ideolojik pozisyonundan öte Başkan Trump'ın bölge ve dünya vizyonu ve politikasının doğrudan uygulayıcısı rolünü alan Barrack, bu çerçevede Türkiye'yle de yakından çalışarak Obama döneminden kalan ve vadesi dolmuş SDG projesine karşı Ankara ve Şam'la ilişkilere odaklandığı söylenebilir.2025 boyunca 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanması için yapılan müzakerelere arabuluculuk yapan Barrack'ın konuya barışçıl bir çözüm bulma arayışı yıl sonu itibarıyla başarısız sonuçlandı.

Önce Halep'in terörden temizlenmesi sonra da Fırat'ın doğusunda Arap aşiretlerin SDG'den ayrılması sonrası ortaya çıkan yeni durumda Barrack'ın mekik diplomasisi öne çıktı.

Son 1 haftada gerçekleşen görüşmeler, Suriye'de 20 Ocak itibarıyla büyük oranda nihayete eren gelişmelerin temelini oluşturdu.14 Ocak'ta Ankara'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la görüşen Barrack, 17 Ocak'ta ise Erbil'de Terör örgütü YPG/SDG elebaşı Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin ile görüşerek Fırat'ın doğusundaki örgüt varlığına dair müzakerelerde bulundu. 18 Ocak'ta ise Şam'da Şara ile görüştükten sonra açıklanan anlaşma ise Suriye'de yeni bir düzlemi işaret ediyordu.

Ancak 19 Ocak'ta yine Şam'da bu kez Abdi'nin katılımıyla düzenlenen görüşmede SDG tarafının anlaşmadan geri çekilmesi sebebiyle çöken müzakereler sebebiyle Suriye ordusu ve aşiret güçlerinin sahadaki ilerlemesi devam etti.

Yine 19 Ocak'ta bu görüşmenin doğal bir sonucu olarak Barrack aracılığıyla Şara ile Trump arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. ve son olarak 20 Ocak'ta Ankara'da Bakan Fidan ile bir kez daha görüşen Barrack, aynı günün akşamı yaptığı açıklamalarla ABD'nin SDG ile ilişkilerindeki büyük değişime dair cümleleri söyledi.Bu görüşmelerden basına yansıyan bilgiler ise Barrack'ın nezdinde ABD'nin pozisyonunu gözler önüne serdi.

Middle East Eye'ın haberine göre Erbil'deki görüşmede Barrack Abdi'yi 10 Mart Mutabakatı'nı uygulamayı geciktirmek ve İsrail'i Suriye sahasına çekmeye çabalamakla suçladı.

Gergin geçen bu toplantının üzerine Şam'da yapılan üçlü toplantıda da Abdi'nin daha önce imzaladığı anlaşmadan geri adım atmasıyla ABD'nin arabulucu olarak sabrı tükenmiş oldu.

Buna bir de SDG/YPG unsurlarının Fırat'ın doğusundaki kamplar ve hapishanelerden DEAŞ'lı tutukluları serbest bırakmak gibi büyük bir hatası da eklenince ABD'nin Suriye'deki pozisyonu tamamen Şam yönetiminin arkasında durmaya dönüşmüş oldu.

Yine aynı süreçte terör örgütü elebaşlarından Barrack karşıtı söylemlerin artması ve Barrack'ın geçmişte söylediği "Suriye'de PKK ve YPG var, şu anda üç harfli kısaltmalar benden nefret ediyor" sözleri düşünüldüğünde, ABD'nin SDG/YPG'ye olan desteği ve sabrının adım adım azaldığı sonucu çıkarılabilir.-ABD'nin bölgeden çıkışını hızlandıracak barışTüm bu müzakere serisi ve sahada yaşanan gelişmeler sonucu 20 Ocak'ta Şam yönetiminin açıkladığı anlaşma ve Barrack'ın sözleriyle Suriye-ABD ilişkilerinin büyük bir ilerleme katettiği ve ABD'nin artık DEAŞ'la mücadele ve Suriye'nin istikrarı konusunda Şara yönetimiyle yakın çalışacağı görülmektedir.

İlginç olan bu durum, Suriye'de iç savaş sonrası en büyük sorun olarak görünen terör örgütü işgali altındaki bölgeleri Şam yönetimine dahil ederek Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlayan nihai bir istikrar ve barış ortamının habercisi olabilir.Suriye'de Şam yönetiminin diplomatik ve ekonomik olarak geçen 1 yılda katettiği büyük mesafe ve son gelişmeler düşünüldüğünde artık Suriye sahasında Amerikan askerinin varlığının devam etmesine ihtiyaç yok.

Nasıl ki Şam yönetiminin Ankara'nın desteğiyle sahip olduğu görece istikrar ABD'nin artık bir terör örgütüne karşı bir başka terör örgütünü desteklemesi politikasını gereksiz bir şeye dönüştürdüyse Şam'ın politik ve askeri olarak önümüzdeki süreçte yaşayacağı ilerleme de terörle mücadelede Amerikan askerine olan ihtiyacı da sıfırlayacaktır.

Her ne kadar ABD'nin Suriye sahasından çıkması kısa vadede muhtemel görünmese de yaşanan gelişmeler sonucunda Trump yönetiminin ulusal güvenlik stratejisinin de bir yansıması olarak Amerikan askeri varlığını Orta Doğu'dan azaltma ve bölgesel müttefiklere daha fazla rol verme prensiplerinin Suriye'de de uygulamaya geçeceği söylenebilir.Sonuç olarak, Suriye ordusunun Fırat'ın doğusunda hakimiyetini sağlaması sonrası Suriye iç savaşından bakiye kalan SDG/YPG sorunu büyük oranda çözülmüş oldu.

Barrack'ın YPG'ye karşı Ankara ve Şam'ın kırmızı çizgilerini teyit eden ve Suriye'de Kürt vatandaşların haklarının ulus-devlet yapısı altında güvence altına alındığını vurgulamasıyla PKK/YPG'nin hayalleri tamamen yıkılmış oldu.

Ankara-Şam-Washington DC üçgeninde gelişen diplomatik yoğunluk ise yalnızca Suriye'ye değil başta Türkiye olmak üzere tüm bölgenin istikrar ve güvenliğine katkı sağlayacak bir düzenin oluşmasını sağladı.

Önümüzdeki süreçte de gözler Gazze'deki kriz dahil olmak üzere bu ilişki modelinin bölgede istikrar üretme potansiyeli üzerinde olacaktır.???????[Ahmet Arda Şensoy, Türkiye Araştırmaları Vakfında araştırmacıdır.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri