Haber Detayı

Dokuz işçi hayatını kaybetmişti.. İbrahim Gündüz yazdı: 'Çöpler Faciası'nın perde arkası
Güncel odatv.com
21/01/2026 15:27 (2 saat önce)

Dokuz işçi hayatını kaybetmişti.. İbrahim Gündüz yazdı: 'Çöpler Faciası'nın perde arkası

Gazeteci İbrahim Gündüz, Erzincan'da 9 işçinin yaşamını yitirdiği Çöpler Altın Madeni faciasını ve Türkiye'deki madenciliği belgelerle anlattığı "Çöpler Faciası" kitabını yayımladı.

Gazeteci-yazar İbrahim Gündüz, Erzincan'ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni'nde 13 Şubat 2024 tarihinde yaşanan ve 9 işçinin hayatını kaybettiği büyük facianın perde arkasını kaleme aldı. "Çöpler Faciası" adlı kitap, ihmaller zincirinden facia gününe kadar yaşananları belgeleri ve tanıklarıyla gözler önüne seriyor.Galeati Yayınevi tarafından yayımlanan 464 sayfalık kitap, alışılmış kitap formatlarının dışına çıkarak görseller ve videolarla da desteklendi.

Yaklaşık iki yıllık araştırmanın ürünü olan kitapta, binlerce sayfalık kaynak taraması yapılırken TBMM Araştırma Komisyonu ve mahkeme süreçleri de yakından takip edildi.“Çöpler Faciası” kitabı neden yazıldı?

İbrahim Gündüz: "Uzun bir süredir Türkiye’yi kıskacına alan sömürge madenciliği, bir başka deyişle vahşi madencilik, yağma-talan madenciliği konularında çalışmalar yürütmekteyim.

İlk olarak “Altın Ölüm” kitabım yayınlandı, ardından 'Altın Girdap' geldi.

Bu kitaplarda madencilik adı altında yaşananları ve yaşanması muhtemel olayları bilimsel kaynaklara dayanarak, gözlemler yaparak, uzmanlarıyla konuşarak anlatmaya çalıştık. 2020 yılı Eylül ayında yayınlanan 'Altın Ölüm' kitabımızda, Çöpler Altın Madeni’yle ilgili geniş bir bölüm var.

O madenin çökebileceğini ve büyük riskler içerdiğini 4 yıl öncesinden yazdık.

Sonrasında 2022 yılında da 'Altın Girdap' kitabımla bu yağma-talan kararlarının nasıl alındığını örneklere ve yaşanan olaylara dayanarak anlatmaya çalıştık.

Bizler uyardık, 'Yalan söylüyorsunuz' dedik, 'Milleti kandırıyorsunuz' dedik ama maalesef yeterince etkili olamadık.

Yalanlarıyla birlikte sömürge madenciliğine devam ettiler.

Sonuçta çok acı bir şekilde 13 Şubat 2024 tarihinde Çöpler Faciası yaşandı. 9 işçimiz diri diri çöken İliç dağının altında can verdi.

Çok daha fazla insanımız ölebilirdi.

Çöpler Faciası bize gösterdi ki, onların 'Kanada-ABD standartları' dedikleri şeyin safsata, 'denetim' dedikleri şeyin aldatmaca, 'her şey kontrol altında' dedikleri şey kandırmacaymış.

Siyanürlü altın madenlerinin denetlenmediğini TBMM Araştırma Komisyonunda bizzat bakanlıkların en üst düzey yetkilileri itiraf etti.

Yani özetle 13 Şubat 2024 tarihinde saat 14.28’te yaşanan bu olay Türkiye’deki sömürge madenciliği için bir dönüm noktasıydı"Kitap, Çöpler Faciasından yola çıkarak Türkiye’deki sömürge madenciliği uygulamalarına dikkat çeken bir uyarı kitabı niteliğinde?

İbrahim Gündüz: "Evet Çöpler Faciası kitabı, 13 Şubat 2024’te meydana gelen Çöpler faciasından yola çıkıyor, faciayı bütün detaylarıyla anlatıyor ama kitap kesinlikle sadece Çöpler’in hikâyesi değil, bugün Türkiye’de madencilik adı altında milletin dağlarının, ormanlarının ve köylerinin yağmalanmasının kitabıdır.

Bu nedenle bu kitap bir 'baş kaldırı' kitabı.

Bu kitap Murat Dağı’na, Simav’ın kestane ormanlarına, Ordu’nun Perşembe Yaylasına, Artvin’in Arhavi’sine, Çorum’un meralarına-yaylalarına, İzmir’in ve Balıkesir’in can damarı olan Madra’ya, Bolu’nun dillere destan ormanlarına göz dikmiş talancılara karşı bir başkaldırı kitabı"Bu çerçevede termik santrallere kömür sağlayacağız diyerek, Milas-İkizköy’de zeytin ağaçlarının katledilmesini ve "acele kamulaştırma" adı altında köylülerin-çiftçilerin topraklarına el konulmasını nasıl değerlendirmeliyiz?

İbrahim Gündüz: "Muğla-Milas İkizköy’de uzun bir süredir devam eden doğa katliamı, köylülerin tapulu arazilerinin 'acele kamulaştırma' adı altında gasp edilmesiyle yeni bir boyut kazandı.

Bugün köylülerin, çiftçilerin ve üreticilerin evlerinin dibinde dinamitler patlatılıyor...

Umurlarında değil: Ölürlerse ölsünler, giderlerse gitsinler...

Türkiye 'madencilik yapıyoruz' adı altında çok sancılı ve yıkıcı bir döneme girdi.

Türkiye’yi bir sömürge madenciliği üssü haline getirme çalışmaları uzun bir süredir devam ediyordu.

Özellikle AKP hükümetleri döneminde yapılan yasal değişiklikler ve verilen ruhsatlarla birlikte bu yolda önemli mesafeler alındı.

Temmuz 2025’te AKP ve MHP oylarıyla TBMM’de kabul edilen 'süper talan' yasasıyla da köylülerin ve çiftçilerin tabutlarına son çivi çakılmış oldu.

Şimdi ülkenin dört bir yanında artık yaşayamaz, dayanamaz hale gelen üreticileri, köylüleri ve çiftçileri diri diri gömmek istiyorlar.

Kelimenin tam anlamıyla...

Bugün Milas-İkizköy’de yaşanan ve daha dün Erzincan-İliç’te yaşanan tam da budur. 13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan-İliç’te yaşanan Çöpler Faciası bu anlattıklarımızın çok çarpıcı bir örneğidir.

Üretim üssü olan, yaşam veren, devasa bir ülkeyi besleyen çiftçiler yok edilip yerine dünyanın en tehlikeli ve zehirli madenciliğini koydular.

Üstelik Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun can damarlarından birisi olan Fırat Irmağı’nın hemen kıyısında.

Siyanürlü-sülfürik asitli Çöpler Altın Madeni tulum peyniri, tereyağı, hayvancılığı ve tarımıyla ünlü Çöpler Köyünün tam üstüne kuruldu.

Kurulan esasen 'maden' adı altında bir ekokırım merkeziydi."Çöpler Faciası yaşanmak zorunda mıydı?

İbrahim Gündüz: "Önce lokal çökmeler, patlamalar ve üstü kapatılan olaylarla ilk sinyaller geldi. 23 kat dediler 33’üncü kata kadar yükseldiler...

Munzur Dağları’nın eteklerinde, engebeli arazinin üzerine 264 metre yüksekliğinde bir liç gökdeleni inşa ettiler.

Daha fazla üretim ve daha fazla kâr hırsı gözlerini kör etti.

Uyarıları dinlemediler, eksiklikleri görmezden geldiler ve çöküşe giden yolu sonuna kadar açtılar.

Tarihler 13 Şubat 2024’ü gösterdiğinde yarattıkları bu ucube devasa sistem, çökeceğini haykırmaya başladı.

Gözle görülen insan yutacak büyüklükteki çatlaklar ve radar verileri devasa liç dağının çökeceğini söylüyordu.

O gün bile sabah saatlerinde gerekenleri yapsalardı, yani erkenden 'tam kapatma' kararı verselerdi belki yine liç sahası çökecek ama kimsenin burnu kanamayacaktı.

Yapmadılar, son ana kadar Amerika’dan talimat beklediler ve o talimat gelemeden milyonlarca tonluk zehirli liç yığını adeta infilak etti. 9 insanımız diri diri toprağın altında kaldı.

On milyonlarca tonluk siyanürlü zehirli liç yığını açık alanda taşın toprağın üzerine aktı"Facia günü Amerikalı iki mühendisin yanlış kararıyla üç işçi yaşamını yitirmiş görülüyor...

Kitabınızda bu konuya özel bir vurgunuz dikkat çekiyor?

İbrahim Gündüz: "Evet James Jonathan Holden ve Allen Robert Morris adındaki iki Amerikalı mühendis ne yazık ki o gün hayatını kaybeden üç işçinin ölümünden doğrudan sorumlu.

Son dakikada çökmekte olan liç yığınına çıkmak istediler.

İnanılması çok güç bir hikâye, tanıkların anlatımıyla ve canlı görüntüleriyle kitapta anlatılıyor"Kitabınızın bir 'baş kaldırı' bir 'isyan' kitabı olduğunu söylüyorsunuz?

İbrahim Gündüz: "Türkiye’de yaşayan milyonlarca vatandaşımız henüz neyle karşı karşıya olduğunun farkında değil.

Millete iş-istihdam-ekonomi masalları anlatılarak uluslararası kartellerle iş birliği halinde Türkiye’nin bütün bölgeleri ve su kaynakları yağmalanıyor.

Bu kitap tam da buna dikkat çekiyor.

Hiçbir ülke bu kadar saldırıyı kaldıramaz.

Türkiye’nin bütün dağları, ırmakları, köyleri, yaylaları-meraları saldırı altında.

Her yeri ihale ediyorlar.

Milletin gözlerinin içine baka baka alenen yalanlar söylüyorlar.

Dağları, ormanları param parça edip, dünyanın en zehirli kimyasallarıyla zehirleyip hiç utanmadan, sıkılmadan, 'hiçbir zararımız yok' diyebiliyorlar.

Fırat, Dicle, Kızılırmak, Yeşilırmak, Büyük Menderes, Gediz, Sakarya bütün nehirlerimiz tehdit altında.

Küresel iklim felaketi yaşayan dünyamızda su kaynaklarımızı ve bu su kaynaklarının kaynağı olan dağlarımızı gözümüz gibi korumamız gerekirken, ormanlar-dağlar-yaylalar ve meralar acımasızca yok ediliyor.

Türkiye’nin gölleri gözlerimizin önünde bir bir kuruyor...

Türkiye’de liderler değişir, iktidarlar değişir, enflasyon düşer, ekonomi bir gün düzelir ama param parça edip kabak gibi oyduğunuz bir dağı yeniden diriltemezsiniz.

Yüz milyonlarca tonluk pasa dağlarından, yüz milyonlarca tonluk liç yığınlarından sızan ağır metalleri, siyanürlü ve zehirli suların yüzlerce yıl bir irin gibi akmasını durduramazsınız.

Bu ülkeyi ayakta tutan kolonlar kesilmek istenmekte ve bunun adına da madencilik denilmektedir.

Su deposu olan dağlar param parça edilmekte, dünyanın en tehlikeli kimyasalları köylerin, şehirlerin dibinde su gibi kullanılmakta ve yüz milyonlarca tonluk pasa ve liç dağları ile zehirli atık barajları Türkiye’nin her bir köşesine yığılmaktadır.Çöpler Faciası kitabı Türkiye’deki sömürge madenciliğine, vahşi madenciliğe karşı bir baş kaldırı, bir isyan kitabıdır.

Kitap sadece Çöpler’in hikayesi değildir, bu kitapta İkizköy de var, Lapseki’de var.

Bu kitapta Türkmendağı da var, Kazdağları da var...

Kitap Çöpler Faciasından yola çıkarak son yıllarda Türkiye’de şiddetini giderek artıran sömürge madenciliğine ayna tutmaktadır.

Yalancıların ve vurguncuların gerçek yüzlerini ortaya koymaktadır."Son olarak kitabınız alışılmış kitap kalıplarının dışında görseller ve canlı videolarla da destekleniyor...İbrahim Gündüz: "Kitapta facia öncesi ve sonrasını yansıtan görsellerin yanı sıra, karekod videolar da yer alıyor.

Facia gününü anlatan çarpıcı videolar bir cep telefonu aracılığıyla anında izlenebiliyor.

Videolarda facia sırasında yığın liçinin altında kalan araçların kamera görüntüleri yer alıyor.

Bir gazeteci olarak yaklaşık 7 yıldır bu konularla ilgili yazıyor ve konuşuyorum. 'Altın Ölüm', 'Altın Girdap' kitaplarımdan sonra 'Çöpler Faciası' kitabı bu konuda yazılmış en kapsayıcı ve eksiklikleri tamamlayan, soru işaretlerini yanıtlayan son kitabımdır."Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri