Haber Detayı
TBMM Başkanı Kurtulmuş, canlı yayında soruları yanıtladı Açıklaması
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkmenleriyle, Araplarıyla, Kürtleriyle, diğer etnik ve mezhebi yapılarıyla Suriye halkına diyoruz ki sizin sizden başka dostunuz yoktur, birleşin, yan yana gelin, omuz omuza gelin.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkmenleriyle, Araplarıyla, Kürtleriyle, diğer etnik ve mezhebi yapılarıyla Suriye halkına diyoruz ki sizin sizden başka dostunuz yoktur, birleşin, yan yana gelin, omuz omuza gelin.
Türkler, Araplar, Kürtler kahir ekseriyetle Müslüman olan unsurlar, kıblemiz bir, kitabımız bir, geleneğimiz bir, kültürümüz bir.
Bu birlik içerisinde ayrılık ortaya çıkarmayın." dedi.Kurtulmuş, El Cezire Mübaşir TV'de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.İsrail'in, Gazze'nin yeniden imarı ve güvenliğinden sorumlu "Barış Kurulu"na Türkiye'nin katılmasını istemediğine ilişkin açıklamaların sorulması üzerine Kurtulmuş, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bu konudaki sözlerinin Türkiye için hiçbir kıymetinin bulunmadığını söyledi.Kurtulmuş, bir savaş suçlusu, soykırım suçlusu, uluslararası mahkemelerde yargılanan birisinin Türkiye hakkında yorum yapmasını asla benimsemeyeceklerini, böyle bir yorumu da ciddiye almayacaklarını belirtti.TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye, Gazze konusundaki tavrını her platformda sürdürecektir.
Bundan sonra da Gazze halkının hayrına, lehine olan her türlü yardımı, çabayı, desteği ortaya koyacaktır.
Aslında orada bir an evvel bir barış sürecinin inşa edilebilmesi için Türkiye'nin fiilen orada olması da aslında Amerika'nın bu konuda açtığı yolun daha sağlıklı yürüyebilmesi için önemli adımlardan birisidir.
Hem Türkiye'nin meseleye olan vukufiyeti hem de Gazze halkının Türkiye'ye olan sempatisi orada Türkiye'nin fiilen bu barış sürecinin içinde olmasının kolaylaştırıcı bir faktör olduğunu büyük bir kitle görüyor.
Netanyahu'nun söylediği bu sözlerin bu anlamda hiçbir kıymeti yok.""Türkiye Barış Kurulu'na katılacak mı?
Gazze'de askerler olacak mı?" sorusu üzerine Kurtulmuş, henüz bu konunun netleşmediğini söyledi.Kurtulmuş, "Her platformda, Gazze ile ilgili yapılacak her konuda destek olmaya, işin içerisinde olmaya, yardımcı olmaya, bilfiil Gazze'nin sulh ve selameti için, Gazze'nin aydınlık geleceğinin inşa edilebilmesi için fiilen sahada olmak dahil her türlü desteğe hazır olduğunu Türkiye zaten ilan etmiştir." ifadesini kullandı.Gazze'deki istikrar gücünde Türkiye'nin bulunacağı yönünde çıkan haberlerin işaret edilmesi üzerine Kurtulmuş, Türkiye'nin fiilen sahada var olmasının birçok zor sorunun aşılmasında yardımcı olacağını belirtti.Kurtulmuş, "Türkiye'nin bu kadar büyük bir gücü varken bu gücün Gazze'nin geleceği için de kullanılması aklın yoludur." dedi."Devran dönmeye başlamıştır ve inşallah bir gün Filistin kazanacaktır"İsrail'in Gazze'deki, Filistin'deki saldırılarının biteceği yönünde ümitvar olup olmadığı sorusu üzerine Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu: "Biz her şeyden evvel Müslüman olarak ümitvar olmak zorundayız.
Biz Allah'ın rahmetinden asla ümit kesmeyiz ama ümitvar olmamızı esas sağlayan şey, bu kadar ağır imtihanlara rağmen, bu kadar İsrail hükümetinin dünya siyaseti, medyası, hatta iş dünyası üzerindeki ağır baskılarına rağmen çok şükür bugün dünyada Filistin davasının yanında yer alan çok büyük bir kitle vardır.
Biz ona insanlık cephesi diyoruz.
Hangi dinden, milletten olursa olsun, hiç görmediği, hiç gönül bağının olmadığı Filistin'e büyük destek veren insanlar vardır, ülkeler vardır.
Böyle baktığınız zaman şimdiden kazanan Filistin tarafıdır.
Filistin'in haklı olduğu, Filistin'in hakkaniyetle hakkının korunması gerektiğini savunan milyarlarca insan var.
Netanyahu uyguladığı şiddetle, uyguladığı sınır tanımaz etnik temizlik kampanyalarıyla Filistinlileri insan yerine koymayan o üstenci, mütekebbir tavrıyla aslında insanlığın sabrını taşırmıştır.
Bugüne bakmayın, bundan 20, 50 sene sonrasına baktığınız zaman hiç şüphesiz mutlaka kazanan Filistin olacaktır.
Şimdiden Filistin insanların zihninde, gönlünde kazanmaya başlamıştır.
Biliyorsunuz aydınlığın en yakın olduğu yer karanlığın en koyu olduğu zamandır.
Şu anda siyonist işgalin en koyu olduğu dönemdeyiz.
Devran dönmeye başlamıştır ve inşallah bir gün Filistin kazanacaktır."İsrail ile Türkiye'nin ilişkilerinin kesildiğinin anımsatılması ve "Savaş sona ererse İsrail ve Türkiye arasında ilişkiler normale döner mi?" sorusunun yöneltilmesi üzerine Kurtulmuş, ülkeler arasındaki ilişkilerin zaman içerisindeki tutumunun ayrı bir konu olduğunu belirtti.TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle devam etti: "Netanyahu hükümetinin bütün insanlığa yaşatmış olduğu bu soykırım, yaşanmamış gibi hiç kimse davranamaz.
Bunun hesabı sorulmadan insanlığa huzur yoktur.
Bütün uluslararası mahkemelerde bunun hesabı sorulur.
Zaten Netanyahu'nun içeride de kendi mahkemeleriyle problemi var.
Dünya bu kadar ağır bir yükü, bu kadar ağır bir vebali taşıyamaz, önce İsrail bu sırtındaki yükü atsın, dünya da bu yükten kurtulsun.""İran kendi sorunlarını çözebilecek büyük bir tarihi müktesebata sahiptir"İran'daki olaylara ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, Türkiye'nin İran'la komşu olduğunu ve tarihten gelen çok yakın ilişkilerinin bulunduğunu dile getirerek, İran'da halkın katılımının sağlandığı, insanların huzur ve refahının sağlandığı, şeffaf bir demokratik rejimin olmasının İran halkının lehine olacağını belirtti.İran'ın da bu konuda özeleştiri yaptığını anımsatan Kurtulmuş, şöyle konuştu: "İran, egemen bir ülkedir.
Egemen bir ülkeye dışarıdan herhangi bir şekilde müdahale anlamına gelecek, dışarıdan açık ya da gizli hiçbir müdahaleyi tasvip etmeyiz.
İran, İranlılarındır.
İran kendi sorunlarını çözebilecek çok büyük bir tarihi müktesebata sahiptir.
İran, rejim içerisinde reformlar yapabilir, herhangi bir şekilde yönetimde değişiklikler yapabilir ama bırakın, müsaade edin de buna İran halkı karar versin.
Başka ülkelerin bu konuda karar alması ve İran'a empoze etmesini de doğru bulmayız."Kurtulmuş, hiçbir ülkenin, bir başka ülkenin rejimi değiştirmek gibi bir ödevinin olmayacağının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı: "Diplomasiyi bırakıp ülkeler arasındaki sorunların güç yoluyla çözülmesi geçmişte görüldüğü gibi dünyayı birçok soruna, birçok büyük savaşa, hatta çok kalıcı, uzun süreli savaşlara soktu.
Böyle bir çatışmayı dünyanın artık kaldıracak durumu yoktur.
Ben Amerika Birleşik Devletleri'nin de bu anlamda bir kez daha İran'ın üzerinde böyle fiili askeri müdahaleler yapmayacağını tahmin ediyorum.
Son gelişmeler de Sayın Trump'ın davranışları da bize böyle bir sinyali veriyor.""Somali'nin, Somaliland diye bölünmesi tam bir İsrail projesidir"İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararına ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, İsrail'in ve küresel emperyalizmin bu coğrafyadaki ana hedefinin "böl, parçala, yönet" olduğuna dikkati çekti.Türkiye'nin ise bu coğrafyada daha fazla bütünleşmeyi, daha fazla işbirliğini, daha fazla dostlukların geliştirilmesini, daha fazla ortaklaşmayı ve kaderdaşlığı öngördüğünü dile getiren Kurtulmuş, "Küresel emperyalizmle Türkiye'nin bölgesel duruşu arasında büyük bir fark vardır.
Bundan dolayı şu ya da bu ülke bizim bu duruşumuzun karşısında olabilir.
Somali'nin, Somaliland diye bölünmesi tam bir İsrail projesi, tam bir emperyalist projedir.
Mesele Somali halkının gücünü sıfırlamak, Somali halkının iç çatışmalarla vakit kaybetmesini sağlamak, aynen bazı ülkelerin Sudan'da yaptığı gibi… Biz buna bütünüyle karşıyız.
Bu, bölge halklarına karşı işlenmiş bir suçtur." diye konuştu.Türkiye'nin Libya'ya desteğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, bugün Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih'in Türkiye'ye resmi ziyaret gerçekleştireceğini ancak Libya'da yaşanan kum fırtınası dolayısıyla gelemediğini söyledi.Kurtulmuş, "Türkiye olarak biz hem Trablus tarafının hem Bingazi tarafının yöneticileriyle yakın temas içerisindeyiz.
Her ikisiyle de ilişkilerimizi sürdürüyoruz ve her ikisine de bütünleşik bir Libya'nın kurulmasının kendi menfaatlerine olduğunu telkin ediyoruz." dedi."Hiçbir ülkenin bir varil petrolünde gözümüz yoktur""Türkiye, Libya petrolünü istiyor." şeklindeki iddiaların sorulması üzerine Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Kişi kendini söyler diye Türkçede bir laf var.
Herkes, karşısındakini kendisi gibi bilir.
Tekrar söylüyorum.
Bizim hiçbir ülkenin bir varil petrolünde gözümüz yoktur.
Libya halkı için de aynı şeyi söylüyorum.
Yeter ki Libya halkı kendi petrolünden istifade edebilsin, bunları çıkarabilsin, Libya'daki bu büyük zenginlikten başkaları değil, Libya halkı istifade edebilsin.
Türkiye bundan sadece memnuniyet duyar.
Tabii ki Libya'yla ticaretimizi yaparız, tabii ki Libya'da yatırımlarımızı yaparız, Libyalılarla ekonomik gelişme bakımından her türlü iş birliğini sağlarız.
Bizim dünyadaki yaklaşımımız farklıdır, dostlarımızın, gönül coğrafyamızın huzur ve barışını sağlamak ve dünyada küresel bir adalet sisteminin kurulmasını temin etmeye gayret etmektir.
Yoksa tabii ki Libya ile de ilişkilerimiz çok iyi olacak ve oranın da ekonomik olarak gelişmesine Türkiye olarak katkıda bulunacağız.""Müslüman ülkelere karşı büyük tehditler var"Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında bir askeri iş birliğinin kurulacağı yönünde çıkan haberlerin sorulması üzerine Kurtulmuş, "Biz öncelikle kendi gücümüzü, kuvvetimizi yerinde tutmaya gayret ediyoruz ve ondan sonra da bu alanlarda işbirliği yapılabilecek ülkelerle, sadece saydığınız ülkeler değil, başka ülkelerle de işbirliğini geliştirmeye gayret ediyoruz." ifadesini kullandı.TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle devam etti: "İslam ülkelerinin şunun üzerinde durmaları lazım.
Hemen hemen dünyanın birçok yerinde Müslüman ülkelere karşı yönelmiş büyük tehditler var.
Bu tehditleri ya tek tek izleyip herkes kendi imkanlarınca buna karşı koymaya çalışacak ya da bu tehditlere karşı ortak bir savunma mekanizmasını geliştirmeye gayret edecekler.
Tabii ki bu Müslüman ülkelerin kendi aralarında da ortak bir savunma mekanizmasını konuşmasının vaktinin geldiğini düşünüyorum."Türkiye'nin savunma sanayisindeki yatırımlarının hatırlatılmasının ardından, "Türkiye'nin askeri olarak İsrail'le bir yüzleşmesi olabilir mi?" sorusuna Kurtulmuş, şu yanıtı verdi: "Netanyahu yönetiminin İran'a, Lübnan'a, Filistin'e, Katar'a bütün uluslararası hukuku hiçe sayarak saldırılarda bulunması herkesin gözünü açmalıdır.
Netanyahu'nun temsil ettiği siyonist yayılmacılık, Nil'den Fırat'a kadar bütün bu geniş coğrafya kendilerinin olana kadar silahlarını susturmayacaktır, bunu biliyoruz.
Bu, bunlara karşı bir bühtan ya da bir önyargılı yaklaşım değildir.
Bizatihi kendi yaptıkları propagandanın, kendi resmi ideolojilerinin, Netanyahu ve ekibinin resmi ideolojisinin bir parçasıdır, uluslararası siyonizmin bir parçasıdır.
Dolayısıyla hiç şüphesiz Nil'den Fırat'a kadar dediğimiz zaman bu arzımevud idealinin içerisinde olan ülkelerden birisi de Türkiye'dir.
Türkiye'nin bu saldırganlığa, akıllarının uçlarından dahi geçiremeyecek şekilde hazır olması, Türkiye için bir milli güvenlik meselesidir."Türkiye ve Mısır arasındaki ilişkilere ilişkin soruya da yanıt veren Kurtulmuş, bölgedeki Müslüman ülkelerle ve genel olarak bütün ülkelerle Türkiye'nin arasının açık olmasının, bu ülkelerle problemlerin büyütülüp sürdürülmesinin hiçbir faydasının olmadığı kanaatini taşıdıklarını belirtti.Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Mısır ve Türkiye, İslam dünyasının iki büyük gücü, iki önemli ülkesidir.
Bu ülkelerin arasında çok daha yakın ilişkilerin kurulması, aramızdaki sorunlardan çözebildiklerimizin hızla çözülmesi, çözemediklerimizin de çözülmesi için gayret sarf edilmesi aklın gereğidir, kültürel ortaklığımızın ve aynı coğrafyayı paylaşıyor olmamızın bir sonucudur.
Biz Mısır'la ilişkilerimizin mümkün olan en iyi seviyeye çıkarılması için gayret sarf ediyoruz."Türkiye'nin uluslararası sistemin adil olmadığını her platformda dile getirdiğinin anımsatılması üzerine Barış Kurulunun yeni bir alternatif olup olmayacağına ilişkin soruya Kurtulmuş, mevcut sistemin dünyayı taşıyamadığını, adil, hakkaniyeti, bütün ülkelerin egemen eşitliğini kabul eden yeni bir sistemin kurulması gerektiğini söyledi.Barış Kurulunun başka bir konu olduğunu dile getiren Kurtulmuş, kurulun bütünüyle Birleşmiş Milletlerin alternatifi olmayacağını ifade etti.Dünyadaki sorunların kaos ürettiğini ve kaosun kalıcı etkilerinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını belirten Kurtulmuş, "Dünya çoktan bir kaoslar dönemine girmiştir ama bunu pesimist olmak için söylemiyorum, ümitvar olmamız gerekir.
Yeni bir sistemin kurulabilmesi için de adalet eksenli söylenecek her sözün kıymeti olduğunu ifade etmek isterim." diye konuştu.Türkiye'nin Suriye halkına, terör örgütü YPG/SDG ve Suriye yönetimine mesajının ne olduğunun sorulması üzerine Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Türkmenleriyle, Araplarıyla, Kürtleriyle, diğer etnik ve mezhebi yapılarıyla Suriye halkına diyoruz ki sizin sizden başka dostunuz yoktur, birleşin, yan yana gelin, omuz omuza gelin.
Türkler, Araplar, Kürtler kahir ekseriyetle Müslüman olan unsurlar, kıblemiz bir, kitabımız bir, geleneğimiz bir, kültürümüz bir.
Bu birlik içerisinde ayrılık ortaya çıkarmayın.
Önce birlik kalplerde ve zihinlerde olur.
Zihinlerinizi ve kalplerinizi birbirinize yakınlaştırın ve birbirinizle kucaklaşın.İkinci olarak terör örgütlerine diyoruz ki kim olursa olsun, artık bu coğrafyada terör örgütlerini istemiyoruz.
Hiçbir terör örgütünün bu bölgenin halklarına zerre miskal bir faydası yoktur.
Bütün terör örgütleri insanlığın düşmanıdır, başta temsil ettiğini zannettiği halka karşıdır.
Dolayısıyla halklara, terör örgütleriyle arasına mesafe koyarak bu terör örgütlerinin temizlenmesi, buralarda artık mevcudiyetlerinin ortadan kalkması için çağrıda bulunuyoruz.
Bu anlamda da özellikle SDG'ye diyoruz ki fırsat bu fırsat, en başta söylediğimizi söylüyorum, demokratik bir Suriye'nin inşası için gelin, mevcut yönetimin içerisinde siz de rolünüzü alın, etkinizi oluşturun ve Suriye devletinin bir parçası olun.Tabii ki Ahmed Şara ve yönetimine de söyleyeceklerimiz var.
Onların önüne çok büyük bir imkan çıkmıştır.
Amerika'nın, Avrupa'nın, birçok ülkenin daha ilk günden itibaren Şara yönetimine büyük bir kredi açtığını görüyoruz, uluslararası alandaki ambargoların büyük oranda kaldırıldığını görüyoruz.
Türkiye olarak da ilk andan itibaren dostları, kardeşleri olarak bütün gücümüzle yanlarında olduğumuzu söylüyoruz.
Onlardan da beklentimiz şudur, kapsayıcı, kuşatıcı, bütün toplum kesimlerini işin içerisine sokan, dirayetli bir yönetimi oluşturup, sürdürüp bunu güçlendirmeye gayret edin.
Bir an evvel Suriye'nin devlet yapısını çok güçlü bir şekilde ortaya koymak için gayret edin.
Türkiye, Suriye'nin devlet yapısının güçlenmesi ve demokratik, güçlü bir Suriye'nin oluşması için her türlü desteği veriyor.
Uluslararası sistemin de bu anlamda destek olması lazım."(Bitti)