Haber Detayı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar A Para'da açıkladı: Karadeniz'de 6 sondaj | TPAO'dan...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, A Para'da enerji gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. "Enerjide dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyoruz" diyen Bakan Bayraktar Karadeniz'de 6 sondaj planlandığını açıkladı. Öte yandan Bakan Bayraktar 2028 yılını işaret ederek, "17 milyon hanemizin doğal gaz ihtiyacını karşılayacak ve Sakarya Gaz Sahası'ndaki üçüncü fazı tamamlayacak çalışmaları yapacağız." dedi. TPAO'nun stratejin anlaşmalarına değinen Bakan, "Exxon'la yaptığımız çalışma, yakında Chevron'la yapacağımız anlaşma, belki Shell'le yapacağımız anlaşmalar aslında bu noktada bize ilave üretim artışı olarak inşallah doğru projelerle birlikte yansıyacak" ifadelerini kullandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, A Para ekranlarında yayınlanan Ekonomi Masası programına konuk oldu ve Türkiye'nin enerji stratejilerine dair önemli açıklamalarda bulundu.
Küresel enerji piyasalarındaki değişimleri ve Türkiye'nin bu süreçteki hamlelerini değerlendiren Bakan Bayraktar, 'Türk Yolu' olarak adlandırdığı yeni stratejinin detaylarını deşifre etti.
Milli Enerji ve Maden Politikası'nın 10. yılını doldurarak 2.0 aşamasına geçildiğini müjdeleyen Bayraktar; enerjide tam bağımsızlık, 2053 net sıfır emisyon hedefi ve Türkiye Petrolleri, BOTAŞ, Eti Maden gibi kurumların küresel birer 'milli şampiyon' haline gelmesi süreçlerini tüm ayrıntılarıyla aktardı.
ENERJİDE MİLLİ POLİTİKA 2.0 DÖNEMİ Programda enerjideki yeni yol haritasını anlatan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 'Açıkçası enerjide karşı karşıya kaldığımız sorunlara baktığımızda ve dünyada yaşanan değişim süreci, enerjide diğer alanlarda, madenlerde baktığınızda bizim ortaya koyduğumuz stratejinin adı bu aslında.
Fakat işin özünde şunu söyleyebilirim; bizim özellikle 2016 yılından itibaren ortaya getirdiğimiz Milli Enerji ve Maden Politikası'nın artık 10. yılını dolduruyoruz bu sene.
Dolayısıyla aslında bizim şimdi Milli Enerji ve Maden Politikası 2.0'a geçtiğimiz bir süreç.' ifadelerini kullandı.
KÜRESEL SINAMALAR VE TÜRKİYE'NİN STRATEJİK HAMLESİ Dünya genelindeki teknolojik ve siyasi değişimlerin enerji sektörüyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Bakan Bayraktar, 'Ben bunu yurt dışındaki bir konferansta Türk yolu, metodu, yöntemi olarak ortaya koydum.
Ve kastımız şu; şimdi bu dünyadaki enerjide, işte madenlerde yaşanan değişim ve dönüşüm aslında dünyada birçok farklı alanda yaşanıyor.
Yani siyasi anlamda değişiklikler yaşanıyor, ekonomi alanında yaşanan değişiklikler, özellikle teknoloji anlamında yaşanan değişiklikler; işte yapay zeka geliyor, büyük veri geliyor, bütün bunların hepsinin aslında enerjiyle çok doğrudan bir alakası var.
Ve işte jeopolitik kırılganlıklar, işte şimdi Davos'u herkes takip ediyor, bölgemizde yaşanan sıcak çatışmalar, bunların enerji sektörüne etkileri böyle bir ortamda aslında Türkiye enerjide kendi politikalarını geliştirmeye çalışıyor.' dedi.
Karadeniz'de 6 yeni sondaj başlıyor!
HEDEF: TAM BAĞIMSIZLIK VE 2053 VİZYONU Türkiye'nin artan enerji talebini karşılamak ve dışa bağımlılığı bitirmek için kararlı bir duruş sergilediğini dile getiren Bayraktar, 'Ticarette büyük bir korumacı ticari politikalar var.
İşte para politikalarında, finans dünyasında yaşanan sıkıntılar böyle bir dönüşüm sürecinde biz Türkiye'nin arz güvenliğini sağlamaya gayret ediyoruz ki artan bir talepten bahsediyoruz.
Türkiye ekonomisi büyüyen bir ülke, nüfusu büyüyen bir ülke.
Böyle bir süreçten geçiyoruz.
Bir taraftan Türkiye'nin çok önemli bir ortaya koyduğu bir iddia ve hedef var, o da Türkiye'nin dışa bağımlılığını bitirme ki ekonomideki aslında en önemli kırılganlığımızı belki de bu yolla aşacağız.
Ve Türkiye'nin Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu bir 2053 vizyonu var; o da net sıfır bir emisyonu olan bir ekonomi olacağız.
Bu sene COP31 Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nda ev sahibi ve başkan olarak ayrıca dünyaya vereceği bir mesaj var, dolayısıyla o anlamda iklim hedeflerimiz de önemli.' sözleriyle Türkiye'nin küresel iklim diplomasisindeki rolüne dikkat çekti. 'KENDİ YOLUMUZU BULMAK ZORUNDAYIZ' Dünyada dayatılan tek tip enerji çözümlerinin her ülkeye uygun olmadığını savunan Bakan Bayraktar, 'Dolayısıyla bu üç hedef için bu kadar değişkenin olduğu, sınamanın olduğu bir dünyada biz kendi yolumuzu bulmaya çalışıyoruz.
Çünkü aslında dünyada zaman zaman gündeme gelen ve işte herkese uyacak çözüm diye ifade edilen şeylerin biz her ülkeye aslında uygun olmadığını düşünüyoruz.
Onun için her ülke kendi şartlarına göre, kendi imkan kabiliyetlerine göre farklı bir yöntem ve yola gitmek zorunda.
Yani birisi size çıkıp sadece yenilenebilirle bu iş çözülür derse bu bize tam uymuyor.
İşte veya bakıyorsunuz bazı ülkelerin enerjisinin yüzde 70'i nükleerden sağlanıyor ve onlar için farklı bir dünya var, onlar birçok şeyi söyleyebilirler ama bizim öyle bir lüksümüz şu anda yok.' şeklinde konuştu.
MİLLİ ŞAMPİYONLAR SAHNEYE ÇIKIYOR 'Türk Yolu' stratejisinin kurumsal altyapıyı da güçlendireceğini vurgulayan Bayraktar, 'Bizim bu dolayısıyla Türk yolu dediğimiz şey daha bütüncül ve kapsamlı bir politika seti.
Aynı zamanda çeşitliliği içerisinde barındıran ve yine Milli Enerji Maden Politikası 2.0'da bizim kurumsal kabiliyetimizi de farklılaştıran ve geliştiren yeni bir kurumsal aslında özellikle kitlerimizden bahsediyorum.
İşte Türkiye Petrolleri, BOTAŞ, Eti Maden bunların milli şampiyonlara döndüğü bir süreç olarak ben tanımlıyorum bunu.
İnşallah detay çok tabii konuşulacak konu var ama genel anlamda Türk yolu için bunu söyleyebilirim; yani daha çeşitlendirilmiş, bütüncül, kapsayıcı bir politika seti ve buna uygun da gücü, kasları gelişmiş kurumlarımızdan bahsediyorum.' açıklamalarıyla konuşmasını tamamladı.
KARADENİZ'DE 6 YENİ SONDAJ YAPILACAK Bakan Bayraktar'ın açıklamasının devamı şu şekilde: Bizim bu dışarıda yapmayı planladığımız çalışmaların öncesinde, daha öncelikli tabii ki hedefimiz Türkiye'de kendi kaynaklarımızı hem denizde hem karada arayıp bulmak, bulunca da üretime dahil etmek.
Bu Karadeniz'de yapmayı planladığımız altı yeni sondaj aslında bunun bir parçası.
Biz bir taraftan Karadeniz Sakarya Gaz Sahası'ndaki üretimi artırıyoruz ve 2026 yine önemli bir yıl olacak; çünkü mevcut üretimi iki katına çıkaracağımız yıl bu sene.
Yani Karadeniz üretimi 8 milyon haneye yetecek doğal gazı bugün inşallah 2026 üçüncü çeyrek itibarıyla bize sağlamış olacak.
Dolayısıyla bir taraftan ona odaklanıyoruz; mevcut bulduğumuz üretimi artırmayla alakalı.
Bir taraftan da bizim yeni keşiflere ihtiyacımız var.
Yani bizi 2 milyon varile götürecek şey neyse bütün o yollara açıkçası müracaat ediyoruz ve o yolları deniyoruz.
Bunun için de belirlediğimiz, ümitvar olduğumuz yani o altı lokasyon öylesine veya arama sahası öylesine tespit edilmiş sahalar değil, biz o altı tespit ettiğimiz (ki bunlardan işte bir tanesi sizin de ifade ettiğiniz gibi Rize açıklarında, Çayeli açıklarındaki saha; petrol emareli olduğunu düşündüğümüz) ama bunlar sondaj yapılmadan benim bir rezerv söylemem o bizim tarzımıza uymuyor malumunuz.
Yani sizler daha net böyle somut şeyler bekliyorsunuz ama o somut çalışmalardan sonra...
Biz hep şunu söylüyoruz: Sismik yapacağız, işte röntgen çekeceğiz veya MR'ını çekeceğiz üç boyutlu sismikle; ondan sonra da sondajla adeta biyopsi alır gibi bir orayı görmemiz lazım yerin altını.
Ondan sonra bir rezervle ilgili tahmini ancak sizlerle, kamuoyumuzla paylaşabiliriz.
Biz tabii bu deniz filomuzu geliştirirken çok ciddi bir ekonomik çalışma var bunun arkasında.
Ekonomik fizibiliteleri yapıyoruz.
Gemimiz için önümüzdeki 5 ila 10 yılı en azından planladığımız bir süreç yapıyoruz; ondan sonra bir gemi almaya karar veriyoruz.
Dolayısıyla biz şu anda özellikle Karadeniz'deki üretimi 2028'de 40-45 milyon metreküp günlere, yani yılda 16-17 milyar metreküp gaz üreteceğimiz dolayısıyla yine hane halkından gidersek 17 milyon insanımızın, 17 milyon hanemizin, evimizin doğal gaz ihtiyacını karşılayacak— ve Sakarya Gaz Sahası'ndaki üçüncü fazı tamamlayacak çalışmaları yapacağız.
Bunun için bizim dört gemiye de ihtiyacımız var.
Yani şu anda halihazırda orada olan Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han'a ihtiyacımız var.
Bunun bir kısmı sondaj yapıyor, bir gemimiz alt tamamlama yapıyor, bir gemimiz üst tamamlama yapıyor.
Gemilerin belli süre içerisinde bakımları, işte SPS dediğimiz sertifikalandırma işlemleri var.
Dolayısıyla yoğun çalıştığımız bir şey var.
Ama biz bir taraftan da yeni keşfe ihtiyacımız var, yeni aramalar yapmamız lazım.
Yani Karadeniz çok büyük; işte Orta Karadeniz'de fırsatlar var, Doğu Karadeniz'de var.
Onun için bir gemiye ihtiyaç duyuyoruz; onun için Yıldırım filomuza katıldı.
Yıldırım bugün Taşucu'ndan hareket etti.
Muhtemeldir ki bu hafta sonu Karadeniz'e geçecek; yani Boğaz'ı geçip buradan görebilirseniz...
Yine çok...
Onun kulesini tabii sökmemiz gerekiyor köprüleri geçemediği için köprülerin altından.
O kule sökülmüş bir şekilde o da muhtemelen yarın büyük bir gemiyle beraber yine Boğaz'ı geçip Karadeniz'e gidecek.
Dolayısıyla Yıldırım'ı biz Karadeniz için planladık.
Ama bir taraftan bizim Akdeniz'de ve farklı coğrafyalarda arama yapmak için bir sondaj gemisine daha ihtiyacımız vardı şu ilk etapta; onun için de Çağrı Bey filomuza katıldı ve Çağrı Bey'i inşallah şubatta Taşucu'ndan Somali'ye, ilk görev yerine uğurlayacağız.
Ama dediğim gibi ilerleyen dönemde işte Libya'da ihtiyaç olabilir, başka yerde olabilir, Akdeniz'de olabilir.
Dolayısıyla belki gemimize, yeni filomuza yeni gemiler katılabilir ama bunun planlaması dediğim gibi ciddi bir ekonomik fizibilite gerektiriyor, ciddi bir lojistik planlama ve bir kuyu planlaması dahilinde yapılıyor.
KAYA GAZI ÇALIŞMASI NE ZAMAN YAPILACAK? 2026'nın önemli projelerinden bir tanesi.
Çünkü hem büyüklüğü, potansiyeli ve hakikaten oyun değiştirici etkisi olması yönüyle bizim için ehemmiyeti yüksek bir projeden bahsettiniz.
Kaya gazı veya kaya petrolü.
Kayaların içerisinde sıkışmış o formasyondaki petrolün veya doğal gazın üretilmesi.
Bu oldukça zor bir yöntem.
Fakat aynı bu yöntem, yani buna biz konvansiyonel olmayan, geleneksel olmayan yöntemle üretim veya çatlatma yöntemi diyoruz, bu aynı zamanda Amerika'yı dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi haline getiren yöntem.
Yani Amerika'da çok yoğun uygulanan bir yöntem.
Biz de bu anlamda bu konudaki, yani dünyadaki en iyi belki iki-üç firmadan birisi olduğunu düşündüğümüz bir firmayla ortaklık yaptık, bir Amerikalı şirketle.
Ve Diyarbakır'da dört blokta, Silvan'ın kuzeyinde dört blokta bu yöntemi 24 sondajla, 24 kuyuda deneyeceğiz veya uygulayacağız, öyle söyleyelim.
Deneme artık 24 kuyu çok denemeden çıkan bir konu ama biz 24 kuyuluk bir program yaptık, üç senelik bir program.
Bu sene bu çalışmalara başladık.
Bu çalışmalar şu anda Diyarbakır'da devam ediyor.
Muhtemelen bu sene içerisinde o yatay sondaja, yani bu yöntemin özelliği ne diyorsanız; önce dikey sondaj, bizim geleneksel bildiğimiz yöntem nedir?
Dikey sondaj yaparsınız, petrol ve gaz varsa onu oradan çıkarırsınız.
Ama burada bir yatay sondaj, yaklaşık dikey sondajdan sonra 3-4 kilometreye kadar o kayaların içerisine girip bir yatay sondaj yapacağız.
Sonra da o kayaları çatlatma yöntemiyle kayaların içerisine sıkıştığını düşündüğümüz petrol ve gazı ki Diyarbakır ağırlıklı petrol emareli düşündüğümüz bir saha o testleri yapacağız ve inşallah bunu başarılı bir şekilde uygulayacağız.
DİYARBAKIR'DAN SONRA TRAKYA!
Şimdi ilk haberler gelmeye başlıyor yavaş yavaş Diyarbakır'dan fakat oradaki kayalar hakikaten daha zorlu, böyle 12.000 PSI'larda, basınçlarda bir çatlatma operasyonu denememiz gerekecek orada.
Diyarbakır için böyle bir proje; adı konulmuş, planlaması yapılmış, devam ediyor.
Ama bu sene içerisinde bir de Trakya ile ilgili böyle bir çalışmamız olabilir.
Orada yine belki bir ortaklık olabilir.
Yani ona bir bakacağız, şu anda erken olur bir şey söylememiz.
Ama dediğim gibi bunu en iyi uygulayabileceğimiz, bu anlamda bize katkısı olabilecek şirket kim olursa...
Bu sefer Trakya'da, bu sefer gaz ağırlıklı, orada da kaya gazı ağırlıklı bir çalışmayı inşallah 2026'da başlatmak istiyoruz.
Her yerde yok tabii ki ama bizim Türkiye'de prospekt gördüğümüz, yani olma ihtimalini en yüksek gördüğümüz yerlerden bir tanesi Diyarbakır havzasındaki Bedinan ve Dadaş formasyonu.
Bir tanesi de Trakya'da daha çok gaz ağırlıklı bir şey.
Dolayısıyla bu iki bölgeye odaklanacağız.
NÜKLEER TÜRKİYE İÇİN BİR ZORUNLULUK Türkiye'nin şöyle bir lüksü yok; işte biz şu enerjiyi kullanmayalım, bu yakıtı kullanmayalım deme lüksü yok.
Türkiye'nin yenilenebilir kaynaklarını azami düzeyde kullanması lazım.
Yani güneşini, rüzgarını, jeotermalini, biyokütlesini, biyogazını kullanan bir Türkiye'ye ihtiyaç var.
Türkiye'nin mutlaka, özellikle yerli kömür santrallerini kullanması gerekiyor; kömür santrallerine ihtiyacımız var baz yükte.
Dolayısıyla bunları bizim kullanabiliyor olmamız lazım.
Doğal gaz santrallerine ihtiyacımız var; ithal kaynak da olsa doğal gaz santrallerine ihtiyacımız var.
Ve tabii olmazsa olmaz unsurlardan bir tanesi de nükleer.
Dolayısıyla nükleer Türkiye için bir tercih meselesi değil, Türkiye için bir zorunluluk, zaruret meselesi.
O anlamda diyoruz ki Türkiye'nin Akkuyu'da, Sinop'ta ve Trakya'da toplam 12 reaktörden oluşan bir nükleer enerji santrali olması lazım.
Dördü Akkuyu'da şu anda inşası devam eden, hatta bunlara ilaveten en az 5.000 megavatlık bizim bir küçük modüler reaktör santraline sahip olmamız lazım.
Dolayısıyla 2050 hedefimiz Türkiye olarak ortaya koyduğumuz hedef; 20.000 megavatı bulan nükleer kapasite.
Yani yaklaşık ihtiyacımızın %10 ila %14'ünü, %15'ini nükleerden karşılayan bir Türkiye.
Böyle olursa Türkiye dengeli bir üretim portföyüne sahip olabilir.
Böyle olursa Türkiye'nin 2053'teki karbon hedefleri realize olabilir.
O anlamda Akkuyu önemli.
Tam da dediğiniz gibi 2026 aslında Türkiye'nin hani 1955-56 diyebiliriz Türkiye'nin bu yolculuğa çıkış tarihi, rahmetli Menderes hükümetleri döneminde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla tam 70. yıla geliyoruz.
Ve tabii yani hepimiz için büyük bir gurur, iftihar vesilesi olacak inşallah; Akkuyu'da ilk reaktörden de bu sene elektrik üretmeyi hedefliyoruz.
Biz pazartesi oradaydık.
Zaman zaman hem sahaya gidiyoruz, zaman zaman başka toplantılarla çok yakinen projeyi takip ediyoruz.
Sahadaki son durum şu; orada da ifade ettiğim gibi %99'luk inşaatta tamamlanma aşamasına geldik birinci reaktör için söylüyorum.
Elbette ki nükleer, doğası gereği beraberinde özellikle nükleer güvenlikle alakalı uymanız gereken birçok uluslararası standardı içinde barındırıyor.
Ve bunları hızlandırmanız, bunları es geçmeniz, 'bunu yapmayalım da şunu yapalım' deme lüksünüzün olmadığı bir alan ve bizim için en önemli şey nükleer güvenlik.
Dolayısıyla bu nükleer güvenlikte zaten uluslararası standartların gereği neyse onu yapıyoruz.
Şimdi test süreçleri... 'Yani %99 işte bakalım sadece %1 kalmış, herhalde önümüzdeki ay biter' diyebilirsiniz ama onun dışında devam eden çok önemli bir teknik çalışma var.
Mekanik çalışmalar işte bitmeye yaklaştı ama testler en az şu anda yaptığımız inşaat kadar önemli.
Dolayısıyla onların da adım adım hepsinin uluslararası standartlarda neyse onun uygulanması, tatbik edilmesi ondan sonra devreye almamız mümkün olabilir.
Şu andaki planlamamız, her şey yolunda giderse 2026 yılında biz inşallah Akkuyu'dan ilk elektriği üreteceğiz. 2026 yılı içinde.
Yani şöyle, biraz önce onu söylemeye çalışıyorum.
O uluslararası standartlar bize her şeyi adım adım... 'Bunu geçelim de öbürünü yapalım, bunları eş zamanlı yapalım' deme lüksümüz bile yok.
Dolayısıyla bunlar hani başka bir proje olsa daha farklı işte iki işi bir arada, üç işi bir anda başlatıp yapabilirdik ama burada birisini yapmadan öbürüne geçemediğiniz bir süreçten bahsediyoruz.
Ama inşallah planlamamız bu şekilde, 2026'da elektriği üretecek şekilde açıkçası.
Yani bütün gayretimiz onların da bir an önce adını koymak, kimle çalışacaksak, hangi teknolojiyi tatbik edeceksek onun adını koyup çalışmaya başlamak noktasında.
Çünkü...
Ama şunu yapıyoruz bu arada; yani şu anda hem Sinop'ta hem Trakya'da aslında sahadayız, onu söyleyeyim.
Yani Sinop'ta gerekli izinler zaten...
Sinop çok hazır bir saha şu anda.
Yani Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olsun, sahayla ilgili sismik çalışmalar, denizle ilgili bütün çalışmaları tamamlamış durumdayız.
Dolayısıyla anlaşma atıldıktan sonra hani ertesi gün elbette ki hemen kazmayı vurmak belki mümkün olmayabilir çünkü orada da yine dizaynla alakalı ve lisanslamayla alakalı bir süreç işleyecek; belki yine birkaç yıl sürecek bir süreç.
Ama sahayı biz mümkün olduğu kadar hazır hale getiriyoruz.
Aynı şeyi Trakya'da yapıyoruz.
Şu anda Trakya'da sahada fiilen sismik çalışmalar devam ediyor mesela.
ENERJİ VE DOĞAL GAZDA DEVLET DESTEĞİ 2027'ye gelindiğinde muhtemelen bu limit biraz daha aşağı gelebilir.
Dolayısıyla biz burada esas itibarıyla şunu planlıyoruz ki doğrusunun da, yani sosyal adaletin gereğinin de bunun olduğuna inanıyorum: Gerçekten bu destekler, faturasını hiç bilmeyen veya o fatura bedeli onun geliri içerisinde hiçbir şey ifade etmeyen vatandaşlara değil de gerçekten ihtiyacı olan dar gelirli, işte en düşük emekli maaşı alan grubumuza gitsin.
Belki daha yüksek miktarda gitsin.
Yani biz bu rakamları, hazine imkanlarına baktığımız zaman hangisi, ne kadar imkanımız varsa onu yansıtmaya çalışıyoruz.
Ama o grubu siz 'bütün Türkiye' dediğiniz zaman tabii herkese daha az miktarda bir destek verebilirsiniz. 'İHTİYAÇ SAHİPLERİNE YÖNELİK ETKİN PROGRAM YÜRÜTÜYORUZ' Dolayısıyla bunun arayışı...
Bunu doğalgazda da benzer şekilde yapmayı planlıyoruz.
Yani İstanbul'da ayda 180 metreküp Ocak ayında ortalama bir tüketim var.
Siz 300 metreküp tükettiniz; ortalamanın %50 üzerinde, %60 üzerinde...
Dolayısıyla belli bir düzeyin üzerindeki tüketicilerimizi bu destek grubunun dışında bırakabiliriz.
Ama dediğim gibi onlara Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın destek programına müracaat yolu her zaman açık diyebilirsiniz ki 'Benim desteğe ihtiyacım var'.
Dolayısıyla bizim desteklerle ilgili planlamamız bu şekilde.
Şimdi şunu söylüyorum; tabii Türkiye Petrolleri özelinde söylediniz ama Türkiye'nin özellikle enerjideki kitleri —buna elektrik tarafını da dahil etmemiz mümkün olabilir yani EÜAŞ, Türkiye Elektrik İletim A.Ş., Eti Maden (maden tarafında), BOTAŞ ve Türkiye Petrolleri— yani bu beş şirket ağırlıklı olarak, işte bunların diğer ilgili alt şirketleri, bizim milli şampiyonlar çıkarabileceğimiz şirketler.
TPAO'DAN STRATEJİK ANLAŞMALAR!
Neyi kastediyorum?
İşte Türkiye Petrolleri için çok somut bir hedef ortaya koyduk.
Türkiye Petrolleri günlük 1 milyon varil petrol üreten bir şirket olmak durumunda, oraya gitmesi lazım.
Elbette ki bunun için Türkiye'de yapacağı çalışmalar çok önemli ama bunun yanı sıra bu büyüme hikayesini (yani 2028'de 550 bin - 600 bin varillere geliyoruz şu andaki planlamalarımızla) ama bunun ötesine gidebilmek için Türkiye Petrolleri'nin belki şirket satın alma opsiyonlarına, hisse alma opsiyonlarına ve yabancı ülkelerde yapacakları ortaklıklar önem arz ediyor.
İşte Exxon'la yaptığımız çalışma, yakında Chevron'la yapacağımız anlaşma, belki Shell'le yapacağımız anlaşmalar aslında bu noktada bize ilave üretim artışı olarak inşallah doğru projelerle birlikte yansıyacak.
Hedef şirketler, hedef ülkeler...
İşte Libya önemli bir ülke, Irak, belki inşallah Suriye önümüzdeki süreçte...
İşte Kazakistan; yarın önemli bir misafirimiz Kazakistan'dan geliyor, KazMunayGas.
Kazakistan çok önemli bir petrol üreticisi.
Onlarla yarın yapacağımız görüşmeler...
İnşallah orada da somut sahalarda yapacağımız anlaşmalarla Türkiye bu hedeflere doğru inşallah gidecek.
Türkiye Petrolleri merkezi bütçeden pay alarak büyüyen bir şirket değil.
Tamamen kendi bir yanda yağıyla kavrulan, bulduğu petrolü satıp veya doğalgazı satıp oradan gelirleri elde edip ona göre planlamasını yapan, Karadeniz'de yatırımlarını yapan şirketimiz.
Dolayısıyla bizim yeni dönemle alakalı bu işte birleşme, devralmalar, oralarda dışarıda yapacağımız operasyonlar...
Şimdi Somali'de yapacağımız çalışma, Pakistan'da bu sene yine yapmayı planladığımız (biliyorsunuz üç tane deniz sahası aldık Pakistan'da)...
Bütün bu çalışmaların finansmanında da en önemli kafamızdaki kurgu; bizim mutlaka dış finansmanı ülkemize getirmemiz lazım veya bu projelere sağlamamız lazım.
Bu farklı yollarla olabilir.
Mesela Karadeniz projesinde önemli bir, çok yakın zamanda inşallah neticelendireceğimiz 1 milyar dolar civarında bir ECA kredisinden bahsediyoruz.
O projede kullanacağız.