Haber Detayı

ABD son çırpınışta: Venezuela’dan Grönland’a küresel hesaplaşma
Gündem aydinlik.com.tr
22/01/2026 17:18 (3 saat önce)

ABD son çırpınışta: Venezuela’dan Grönland’a küresel hesaplaşma

Vatan Partisi İzmir İl Başkanı Sefa, Son Mühür TV'de katıldığı programda Venezuela’dan Suriye’ye, Grönland’dan Ukrayna ve Filistin’e uzanan geniş bir çerçevede küresel güç mücadelesini ele aldı.

Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi ve İzmir İl Başkanı, Emekli Hava Kurmay Albay İhsan Sefa, Son Mühür TV’de katıldığı programda dünya siyasetinde art arda yaşanan kırılmaları değerlendirdi.

Venezuela’dan Suriye’ye, Grönland’dan Ukrayna ve Filistin’e uzanan geniş bir çerçevede küresel güç mücadelesini ele alan Sefa, Amerika Birleşik Devletleri’nin son dönemde attığı adımların yalnızca bölgesel değil, küresel bir hesaplaşmanın işaretleri olduğunu dile getirdi.

Uluslararası ilişkiler uzmanı kimliğiyle jeopolitik dengeleri tarihsel arka planıyla yorumlayan Sefa, ABD Başkanı Donald Trump döneminde Washington’un izlediği politikaların “tekil krizler” olarak okunamayacağını, aksine enerji, savaş ve hegemonya ekseninde şekillenen bütünlüklü bir stratejinin parçaları olduğunu vurguladı.

Programda özellikle Venezuela’da yaşanan son gelişmelerin, yaklaşan daha büyük çatışmaların habercisi olduğuna dikkat çekti.

VENEZUELA: AÇIK HAYDUTLUK İhsan Sefa, Venezuela’da yaşananları değerlendirirken ülkenin sahip olduğu petrol rezervlerinin küresel güç mücadelesindeki belirleyici rolüne işaret ederek şu değerlendirmelerde bulundu: “Dünyada en büyük petrol rezervine sahip olan ülkelerden biri Venezuela’dır. 330 milyar varilin üzerinde petrol rezervi vardır.

Bu petrol, çıkarıldıktan sonra işlenmesi zor olan, yoğunluğu yüksek bir petroldür.

Uzun yıllar boyunca bu petrolü Amerika işledi.

Ancak Hugo Chavez 1999’da iktidara geldikten sonra petrolü millileştirdi, Amerikan şirketlerini ülkeden çıkardı.

O tarihten itibaren Amerika ile Venezuela arasında açık bir bilek güreşi başladı. "Nicolas Maduro da 2013’ten sonra Chavez’in izlediği bu politikayı sürdürdü.

Petrolü milli imkânlarla değerlendirmeye çalıştılar.

Bunun karşılığında Amerika Venezuela’ya ağır ambargolar uyguladı.

Ülkenin petrolü var ama satamıyor.

Günlük üretim yaklaşık 900 bin varil civarında ve bunun önemli bir kısmı Çin’e gidiyor.

Zaten en büyük alıcı Çin. "Trump’ın ve Amerika’nın temel hesabı şudur: Ortadoğu’da bir çatışma alanı açılacak.

Bununla birlikte Çin çevresinde de bir gerilim yaşanacak.

Böyle bir tabloda Amerika, kendi müttefiklerini ve Avrupa’yı petrolsüz bırakmamak için Venezuela petrolüne ihtiyaç duyuyor.

Bu nedenle ciddi bir stok hazırlığı var.

Maduro’yu da bu yüzden dize getirmeye çalışıyorlar. "Önce ambargolarla, baskılarla sonuç almaya çalıştılar.

İç karışıklık çıkarmayı denediler, olmadı.

İç savaş kurguladılar, başaramadılar.

Suikast girişimleri denendi, sonuç alamadılar.

Ülkeyi doğrudan işgal etmeyi düşündüler ama bu durumda Amerikan askerinin ciddi kayıp vereceğini biliyorlar.

Amerikan kamuoyu böyle kayıpları kabul etmez.

O nedenle çoğu yerde olduğu gibi taşeron güçler ve örtülü operasyonlar devreye sokulur. "Venezuela’da ise çok daha ileri bir yöntem uygulandı.

Burada açık bir elektronik harp faaliyeti söz konusu.

Başkent Karakas’ın elektriği kesildi.

Bir anda tüm sistemler devre dışı kaldı.

Radarların yedek sistemleri, jeneratörleri de elektronik karıştırmayla susturuldu.

Kimse kimseyi göremez hale geldi.

Haberleşme tamamen kesildi. "Amerikan helikopterlerinin sesi duyuluyor ama nereden geldiği, nereye indiği bilinmiyor.

Delta kuvvetleri gece görüş sistemleriyle indirildi.

Karşı tarafta savunma sıfırlandı.

Maduro’nun bulunduğu noktaya yukarıdan inildi ve alınıp götürüldü.

Bu yapılanın adı haydutluktur.Bu bir tiyatro değildir.

Gözünde morluklar vardı, ayağında aksama vardı.

Ortada bir mücadele olduğu çok açık.

Amerika burada bir kez daha dünyaya şunu göstermiştir: Uluslararası hukuk tanımaz, devlet egemenliği tanımaz.

Bugün dünyanın başındaki en büyük bela Amerika’dır.

Onun küçük yavrusu da İsrail’dir. "Amerika artık gücünü kaybediyor.

Yüzlerce trilyon doları aşan borç yükü var.

Doları baskıyla ayakta tutmaya çalışıyor.

Grönland’a yönelmesi de Venezuela’ya çökmesi de aynı sancının ürünüdür.

Bu yaşananlar Amerika’nın son çırpınışlarıdır.” GRÖNLAND: YENİ DENİZ YOLLARI, NADİR ELEMENTLER VE AVRUPA’NIN ÇARESİZLİĞİ İhsan Sefa, ABD’nin Grönland’a yönelik ilgisinin bir “toprak satın alma” tartışması olarak ele alınamayacağını, meselenin doğrudan küresel güç dengeleri ve yeni savaş hatlarıyla bağlantılı olduğunu belirterek değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Grönland meselesi basit bir ada meselesi değildir.

Grönland, Rusya’dan gelen deniz yollarını kontrol eden son derece stratejik bir noktadır.

Aynı zamanda çok zengin nadir elementlere ve enerji yataklarına sahiptir.

Bugünün ve yarının savaşları sadece petrol üzerinden değil; lityumdan nadir metallere kadar uzanan bir kaynak mücadelesi üzerinden yürütülüyor. "Amerika, Grönland’ı Danimarka’dan satın almak istedi.

Açıkça söyledi bunu.

Satmayınca da tehdit etti.

Avrupa ülkeleri ‘vermeyiz’ dedi ama ortada büyük bir gerçek var: Avrupa’nın savaşacak bir ordusu yok.

Avrupa Birliği’nin askeri bir gücü yok. "Putin bu konuyla dalga geçiyor. ‘Trump alırsa büyük başarı olur’ diye alay ediyor.

Ama şunu açıkça söyleyeyim: Amerika eninde sonunda Grönland’ı alacak.

Ya siyasi baskıyla ya ekonomik zorlamayla ya da başka yöntemlerle. "Bu gerçekleştiğinde Avrupa büyük bir korkuya kapılacak.

Çünkü kuzeyden de çevrildiğini görecek.

İşte o zaman Avrupa, Türkiye’nin kapısını çalacak. ‘Avrupa ordusu kuralım, güvenliği birlikte sağlayalım’ diyecekler.

Avrupa Birliği dediğiniz yapı zaten bir kandırmacadır.

Askeri gücü olmayan bir birlik, büyük krizlerde ayakta kalamaz.” UKRAYNA: BİTMEYEN SAVAŞ VE VEKÂLET DÜZENİ Ukrayna’da yıllardır süren savaşın Batı tarafından “demokrasi” söylemiyle pazarlanmasına karşı çıkan Sefa, bu çatışmanın ABD merkezli bir vekâlet savaşı olduğunu şu ifadelerle anlattı: “Ukrayna’da yaşananlar bir halk savaşı değildir.

Bu, Amerika’nın Rusya’yı yıpratmak için yürüttüğü bir vekâlet savaşıdır.

Ukrayna halkı bu savaşta sadece bir araç olarak kullanıldı.Yıllardır kan akıyor, şehirler yıkılıyor ama kazanan kim?

Silah şirketleri kazanıyor.

Enerji şirketleri kazanıyor.

Amerika kazanıyor.

Avrupa ise kaybediyor. "Amerika, Ukrayna üzerinden Rusya’yı kuşatmaya çalıştı.

NATO’yu Rusya’nın kapısına kadar getirdi.

Bu bir güvenlik tehdididir.

Hiçbir büyük devlet böyle bir kuşatmayı kabul etmez.Bugün gelinen noktada Ukrayna parçalanmış, nüfusunu kaybetmiş, altyapısı çökmüş bir ülke haline geldi.

Batı ise hâlâ ‘destekliyoruz’ diyerek bu yıkımı uzatıyor.

Bunun adı barış değildir.” FİLİSTİN: İSRAİL TEK DEĞİL, ABD VE NATO VAR Filistin’de yaşananları “insanlık tarihine geçen bir suç” olarak niteleyen İhsan Sefa, Gazze’deki tabloya ve Türkiye’nin elindeki kritik kozlara dikkat çekti: “Gazze’de dünyanın gözleri önünde tarihin en büyük katliamlarından biri yapıldı.

Bu artık bir savaş değil, açık bir soykırımdır.

Kadınlar, çocuklar, hastaneler, okullar hedef alındı. "İsrail bunu tek başına yapmıyor.

Arkasında Amerika var, NATO var.

Türkiye’deki Kürecik radarını herkes ‘NATO radarı’ diye bilir.

Ama gerçeği söyleyelim: O radar İsrail’in gözü gibidir.

İran’dan atılan füzeyi görür, bilgiyi İsrail’e aktarır.

Türkiye o radarı kapatsaydı İsrail kör olurdu.

Bu kadar net.

Ama biz sadece bekçiliğini yapıyoruz.

İçinde Türk personeli bile yok.

Tavır koyulmadığı sürece bu katliamlar devam eder.

NATO’dan çıkmayı öneren tek parti Vatan Partisi’dir.

Diğer partilerde bunu göremezsiniz. "Filistin meselesi sadece dini bir mesele değildir.

Bu aynı zamanda emperyalizme karşı bir direniş meselesidir.” SURİYE’DE DENGELER DEĞİŞTİ Suriye konusunda Türkiye’nin geçmişte hatalar yaptığını ancak sonrasında bütünlükten yana bir çizgiye yöneldiğini ifade eden Sefa, sahadaki dönüşümü şöyle anlattı: “2013’te Suriye konusunda büyük bir hata yapıldı.

İç savaşa taraf olundu.

Ama daha sonra Türkiye doğru bir noktaya geldi ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan bir çizgiye geçti. "İsrail Suriye’nin parçalanmasını istiyordu.

Amerika PYD üzerinden bunu planladı.

Ancak Amerika PYD’den desteğini çekince Suriye ordusu sahaya indi ve dengeler değişti. "Bugün artık bölgede bir Kürt devleti kurulamayacağı ortaya çıkmıştır.

Abdullah Öcalan’ın mektubu bu açıdan samimidir.

Terörün bitmesi için bir af yasası teklifi hazırlanmıştır.

Bu dikkate alınmalıdır.” ‘ANADOLU’YA HÂKİM OLMAK İSTİYORLAR’ İhsan Sefa tüm bu başlıkların kesiştiği noktanın Türkiye olduğunun altını çizdi.

Türkiye’nin neden hedef alındığını tarihsel ve jeopolitik çerçevede şu sözlerle ortaya koydu: “Dünyaya hakim olmak isteyen herkes Anadolu’ya hakim olmak ister.

Mackinder’ın kara hakimiyet teorisi de, Mahan’ın deniz hakimiyet teorisi de gelir Anadolu’yu işaret eder. "Türkiye; boğazlara, enerji yollarına, ticaret yollarına, Doğu Akdeniz’e hakimdir.

Bu yüzden hedefte.

Ama Türkiye’yi işgal edemezler.

Bunu denediler, tatbikatlarda gördüler. "O yüzden ne yapıyorlar?

Türkiye’de kendilerine yakın yönetimler oluşturmaya çalışıyorlar.

Başaramazlarsa darbe devreye giriyor. 15 Temmuz bunun en açık örneğidir.” BAYRAK VE MİLLİ KİMLİK Programın sonunda bayrak üzerinden yürütülen provokasyonlara da değinen Sefa, milli hassasiyetlere yönelik saldırıların tesadüf olmadığını vurguladı: “Türk bayrağı bu milletin şerefidir.

Bayrağa uzanan el, doğrudan millete uzanmıştır.

Bu ülkede yaşayıp bu bayrağa hakaret edemezsin.

Bu kabul edilemez.”

İlgili Sitenin Haberleri