Haber Detayı

Islıklanan zaferlerden, alkışlanan mağlubiyetlere
Alican özcan nefes.com.tr
23/01/2026 05:00 (1 saat önce)

Islıklanan zaferlerden, alkışlanan mağlubiyetlere

Bazen futbol, tabelanın söylediğinden başka bir şey fısıldar tribünlere. Fenerbahçe, son dört resmi maçını kazanmış, Süper...

Bazen futbol, tabelanın söylediğinden başka bir şey fısıldar tribünlere.

Fenerbahçe, son dört resmi maçını kazanmış, Süper Kupa'da ezeli rakibi Galatasaray'ı futbolun sert ve sade diliyle susturmuşken, İngilizlere karşı olası bir mağlubiyette sırtının sıvazlanmasını çoktan hak etmişti.O yüzden Fenerbahçe'nin maça dair borcu skorla değil, duruşla ölçülmeliydi.

Yapılması gereken belliydi; savaşmak ve pes etmemek.Son düdük çaldığında skor tabelası Aston Villa lehine 1-0 yazıyordu.

Ama ikinci yarıda kaçan fırsatlar, iptal edilen gol ve maçın son anına kadar oyuna hükmeden bir Fenerbahçe vardı sahada.Tribünler de bunu gördü.

Alkış, bazen galibiyetten daha dürüst bir karardır.

Maç bittiğindeki alkışlar, yalnızca oyunculara değil, yıllardır sahadaki Fenerbahçe ile inişli çıkışlı bir ilişki yaşayan taraftarın kendi vicdanına da bir mesajdı.♦♦♦♦♦İlk düdükle birlikte Villa, oyunu kendi sahasında kabul etti.

Fenerbahçe ise hızlı hücuma çıkabileceği anlar bulmasına rağmen topa basmayı, oyunu kurmayı seçti.

Set hücumu, satranç gibi; sabır ister.

Ne var ki Villa’nın yerleşik savunması, boşlukları titizlikle kapattı.

İlk yarıda Kerem’in savunma arkasına attığı koşular birkaç kez doğru pasla buluşsaydı, hikaye başka türlü anlatılabilirdi.Orta sahada Villa’nın hat kıran pasları, İsmail Yüksek ile Fred’i epey yordu.

Nene, hücumda beklenen cümleyi kuramadı.

Buna karşılık Mert Müldür’ün direnci ve Milan Skriniar’ın savunmadaki inadı, maçın kopmasına set çekti.

Ama duran toplardaki savrukluk devam ediyor.♦♦♦♦♦İkinci yarıda Talisca'nın oyuna girişiyle Fenerbahçe'nin temposu yükseldi.

Üst üste gelen pozisyonlar, iptal edilen gol...

Premier Lig üçüncüsü, Avrupa Ligi ikincisi bir takıma karşı ve eksik kadroya rağmen yapılanın en iyisi buydu.Fenerbahçe son ana kadar oyunun sahibiydi.

Hakem son düdüğü çaldığında skor aleyhteydi ama alkışlar sahaya yağdı.

Çünkü takım, eksiklerine rağmen elinden geleni yaptı.

Fenerbahçe ıslıklanan galibiyetlerden, alkışlanan mağlubiyetlere geldiyse, tabeladaki skorun önemi kalmaz.Ama hedef Avrupa'da üst turlar, ligde kusursuzluksa, bu maç bir aynaydı.

Orta saha, santrfor ve stoper...

Üç bölge, üç ihtiyaç.

Bunu görmek için kahin olmaya gerek yok.

Hangi taşın altına el sokulacağı açıkça görüldü.

Mücadele vardı, karakter vardı; eksik olan derinlikti.Domenico Tedesco'nun takımı getirdiği seviye ortada.

Bir adım sonrası için top artık yönetimde.

İlgili Sitenin Haberleri