Haber Detayı

Türkiye’nin 10 yıllık mücadelesi sonucu ABD, PKK/SDG’nin fişini böyle çekti: ‘Rojava Devrimi’ çöp oldu
Yazarlar hurriyet.com.tr
23/01/2026 06:06 (11 saat önce)

Türkiye’nin 10 yıllık mücadelesi sonucu ABD, PKK/SDG’nin fişini böyle çekti: ‘Rojava Devrimi’ çöp oldu

PKK elebaşı Öcalan’ın talimatıyla 2003’te kurulan PYD (Demokratik Birlik Partisi) ve silahlı kanadı YPG (Halk Savunma Birlikleri), 2011’de Suriye iç savaşının başlaması sonrası Esad yönetimiyle 19 Temmuz 2012’de bir anlaşma imzaladı.

Esad yönetimi anlaşmayla 911 kilometrelik sınırı boyunca Türkiye’ye karşı “terör kalkanı” oluşturmak amacıyla Ayn el-Arap, Afrin, Haseke bölgelerini PYD/YPG’ye bıraktı.

PKK/PYD terör örgütü de üç bölgede “kanton” ilan etti ve hepsini birleştirerek PKK elebaşı Öcalan’ın KCK yapılanmasına göre “Batı” anlamına gelen Rojava adını verdi.

Ardından da Türkiye’den de teröristlere sözcülük yapan sözde gazeteciler başta olmak üzere birileri “Rojava devrimi” konulu kitaplar yazdılar.‘KOBANİ’ YANİ ‘COMPANY’Oysa PKK/PYD’nin yaptığı, Suriye iç savaşında Esad yönetimiyle 19 Temmuz 2012’de bu bölgelerin yönetiminin devredilmesi ve gerçek adı Ayn el-Arap(Arap Pınarı) olan bölgenin adını yaşayanların “Company” dedikleri 1911’de kurulmuş olan Alman elektrik firmasından esinlenerek “Kobani” olarak değiştirilmesinden ibaretti.SDG’nin başına da PKK kadrosunda kod adı “Şahin Cilo” olan Ferhat Abdi Şahin isimli terörist geçti.

Geçer geçmez de kod adını “Kobani” adından esinlenerek “Mazlum Kobani” olarak değiştirdi.

Kendi deyimiyle “2012’de 30 kişilik kadrosu” olan yapı, DEAŞ terör örgütünün Irak’tan sonra 2014’te Suriye’de de etkinlik sağlaması ile ABD’nin gözünde önem kazandı.

ABD Başkanı Obama yönetimi, DEAŞ terör örgütüne karşı bir diğer terör örgütü PKK/PYD’yi destekleme kararı aldı.

On binlerce TIR dolusu silah, mühimmat, milyarlarca dolar para verip Türkiye’ye karşı saldıran PKK terör örgütünün Suriye kolunu açıktan destekledi.

Türkiye tepki gösterince ABD, PKK/PYD’ye isim değişikliği önerdi.PYD/YPG’YE SDG ADINI ABD VERDİPYD/YPG, adını 2015’te SDG (Suriye Demokratik Güçleri) olarak değiştirdi.

ABD Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas, iki yıl sonra 2017 yılında bir güvenlik forumundaki konuşmasında gülerek PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG’nin isim değiştirilmesinde ABD’nin rolünü şöyle anlattı:“Onlar kendilerine resmi olarak YPG diyorlardı, ki Türkler bunun PKK ile aynı olduğunu söylüyor ve ‘Benim terörist bir düşmanımla muhatap oluyorsunuz, bunu müttefik olarak nasıl yapabilirsiniz?’ diyordu.

Biz de bunun üzerine onlara isimlerini değiştirmeleri gerektiğini söyledik.

Mesela, YPG dışında kendinizi nasıl adlandırmak istersiniz?

Bir gün sonra adlarının ‘Suriye Demokratik Güçleri’ olduğunu ilan ettiler.

Adlarının ortasına ‘demokratik’ ifadesini koymalarının zekice bir hamle olduğunu düşündüm.

Bu, onlara bir miktar itibar sağladı.”10 yıl içinde PKK/PYD/YPG, Fırat’ın doğusunda ve batısında içinde petrol kuyuları, barajlar ve doğalgaz kaynakları bulunan Suriye topraklarının yüzde 33’ünü kontrolü altına aldı.8 ARALIK DEVRİMİ İLE DEĞİŞTİ8 Aralık 2024 Suriye devrimiyle Esad yönetiminin devrilmesiyle tüm dengeler değişti.

Artık herkes biliyor ki bu noktaya 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişiminden bir ay sonra, 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı Operasyonu sonrası gelindi.

PKK’nın Esad’ı korumak için oluşturduğu “Terör Kalkanı”na karşı “Fırat Kalkanı” hayata geçti.

Bu tarihten sonra Türkiye, Suriye sahasında askeri ve istihbari olarak geniş bir çalışma başlattı.Türkiye’nin savunma sanayisinde güçlenmesi, havadan ve sahada insan istihbaratını güçlendirdi.

TSK, İdlib, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı operasyonları ile güvenli bölgeleri oluşturdu.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın sahadaki etkinliği ve özel operasyonlarıyla 200 civarında PKK yöneticisi öldürüldü.

Diğer yandan muhalif unsurlara ve Suriye Milli Ordusu’na destek verildi.

Bu arada ABD’nin PKK/PYD terör örgütüne DEAŞ gerekçesiyle verdiği destek kesintisiz devam etti.

Türkiye, sahada PKK/PYD/SDG terör örgütünün olduğunu ama asıl ABD ile karşı karşıya olduğunu biliyordu.

Ancak 8 Aralık 2024 Suriye devrimi her şeyi değiştirdi. 2025’te ikinci kez ABD’de başkan seçilen Trump yönetimi başta olan biteni izlerken, özellikle PKK/PYD/SDG’ye CENTCOM (Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı) koruması ve desteği devam etti. 2025 Mayıs’ta Tom Barrack’ın ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi olarak atanması ile politikalarında değişiklik oldu.ABD’NİN ÇIKARLARITürkiye’nin büyüyen jeopolitik gücü ile küresel oyunları bozduğunu ve yeni denklemler kurduğunu gören ABD, Türkiye’yi karşısına alma pahasına PKK/PYD/SDG ile işbirliği yaparak Suriye’de geleceği olmayan ve dar bir alana sıkışan çıkarlarını, Şara yönetimini destekleyerek, Türkiye’yi de yanına alarak Suriye’nin bütününde uzun vadeli çıkarları ile değiştirdi.

Bu PKK/PYD/SDG terör örgütü için kullanım süresinin dolduğu anlamına geliyordu.

ABD, terör örgütü yükünden de 10 Mart 2025 mutabakatı ile kurtulmak için kolları sıvadı.

Ancak, PKK/SDG buna uymadı.

Bu nedenle ABD, 6 Ocak 2026’da Halep’in iki mahallesi ardından Fırat’ın batısı ve doğusunda yapılan operasyonlara karşı çıkmadı.

Türkiye’nin desteklediği Suriye yönetimi ve Arap aşiretler kısa sürede PKK/SDG’yi Suriye’nin yüzde 33’ünü işgal ettiği topraklardan çıkardı,ABD’nin desteklediği terör örgütü PKK/YPG/SDG’nin “Rojava devrimi” dedikleri projenin çöp olduğunu yine ABD Büyükelçisi Barrack, 20 Ocak 2026 günü sosyal medya hesabından şöyle ilan etti:“Tarihsel olarak, Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD askeri varlığı öncelikle IŞİD ile mücadele ortaklığı olarak gerekçelendirilmişti.O dönemde ortaklık kurulacak, işleyen bir merkezi Suriye devleti yoktu; Esad rejimi zayıflamıştı, tartışmalı bir durumdaydı ve İran ile Rusya ile olan ittifakları nedeniyle IŞİD’e karşı uygulanabilir bir ortak değildi.Bugün durum temelden değişmiştir.

Suriye artık (2025 sonlarında 90. üye olarak) IŞİD’i Yenmek İçin Küresel Koalisyon’a katılan, Batı’ya yönelme ve terörle mücadelede ABD ile işbirliği sinyali veren, tanınmış bir merkezi hükümete sahiptir.

Bu durum, ABD-SDG ortaklığının mantığını değiştirmektedir: Şam’ın artık IŞİD gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır olmasıyla SDG’nin sahadaki birincil anti-IŞİD gücü olma yönündeki asıl amacı büyük ölçüde sona ermiştir.ABD’nin uzun süreli askeri varlıkta bir çıkarı yoktur; önceliği ayrılıkçılığı veya federalizmi desteklemeden IŞİD kalıntılarını yenmek, uzlaşmayı desteklemek ve ulusal birliği ilerletmektir.

Alternatif olan uzun süreli ayrılık, istikrarsızlığa veya IŞİD’in yeniden canlanmasına davetiye çıkarabilir.

ABD diplomasisi tarafından desteklenen entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için şimdiye kadarki en güçlü şansı temsil etmektedir.”ABD, PKK/PYD’Yİ SATTIBu açıklama PKK ve işbirlikçileri tarafından “ABD, bizi sattı” diye yorumlandı.

Oysa ABD’nin baştan beri politikası PKK/PYD’yi bir gün atmak üzere kullanmaktan ibaretti.Hatta 2019’da DEAŞ’ın bölgeden çıkartılmasından sonra PKK/SDG’li terörist Mazlum Abdi ile telefonda görüşen Trump, 24 Ekim 2019’da “General @MazloumAbdi ile yaptığım görüşmeden gerçekten keyif aldım.

O, yaptıklarımızı takdir ediyor ve ben de Kürtlerin yaptıklarını takdir ediyorum.

Belki de Kürtlerin Petrol Bölgesi’ne doğru yola çıkma zamanı gelmiştir!” diyerek DEAŞ’la mücadeleden sonra terör örgütü PKK/SDG’ye petrol kuyularında nöbetçilik rolü biçmişti.ABD’nin gözünde, DEAŞ’la mücadele bahanesi kalmadığına, petrol kuyularını ise Şara yönetimi ile garanti altına aldığına göre PKK/PYD/SDG’nin kullanım süresi dolmuştu.

Nitekim Trump, 21 Ocak 2026 günü bunu çok açık ifade etti: “Kürtlere çok büyük miktarda para ödendi, petrol ve başka şeyler verildi.

Yani bunu bizim için değil, daha çok kendileri için yaptılar...”

İlgili Sitenin Haberleri