Haber Detayı
Beslenmede Akışkanlık: Katı Diyetlere Esnek ve Sürdürülebilir Alternatif
Beslenmede akışkanlık, vücudu dinleyerek esnek ve sürdürülebilir bir beslenme sunuyor; hedef kısa vadeli diyet değil metabolik denge ve yaşam kalitesi.
Yeni yılda beslenmede akışkanlık öne çıkıyor Yeni yılın gelişiyle birlikte birçok kişi beslenme alışkanlıklarını gözden geçiriyor.
Son yıllarda, katı kısıtlar ve tek tip diyetlerin yerini daha esnek, bireye uyarlanabilir yaklaşımlar almaya başladı.
Bu yaklaşım beslenmede akışkanlık olarak adlandırılıyor.
Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt.
Merve Sena Nazlı, beslenmede akışkanlığın vücudu dinlemeyi öğretmeyi ve bireyin kendi biyolojik ritmine uyum sağlamasına yardımcı olmayı amaçladığını belirtiyor.
Her gün aynı saat, aynı porsiyon ve aynı liste yerine o günün ihtiyacına göre beslenme temel fikir olarak öne çıkıyor.
Temel ilkeler: açlık, ruh hali, uyku ve aktivite Beslenmede akışkanlık; açlık ve tokluk sinyallerini dikkate almayı, ruh hali, uyku durumu, stres seviyeleri ve fiziksel aktiviteyi beslenme planının ayrılmaz parçaları haline getirmeyi vurguluyor.
Dyt.
Merve Sena Nazlı, bu yaklaşımın amacının kısa vadeli kilo kaybı değil sürdürülebilir sağlık, metabolik denge ve zihinsel rahatlık olduğunu söylüyor.
Katı diyetler yerini esnekliğe bırakıyor Geleneksel diyet modelleri sıklıkla "hep ya da hiç" mantığıyla ilerliyor; yasaklar, kaçırılan öğünler ve suçluluk hissi uzun vadede yeme ataklarına, metabolik yavaşlamaya ve psikolojik baskıya yol açabiliyor.
Dyt.
Merve Sena Nazlı, "Beslenmede akışkanlık bu döngüyü kırmayı hedefliyor" diyerek vücudun her gün aynı enerji ve iştaha sahip olmadığını hatırlatıyor.
Stresli günler, uykusuzluk, yoğun iş temposu veya adet döngüsü gibi faktörlerin besin ihtiyacını doğrudan etkilediğini belirten Nazlı, spor yapılan günlerde daha yüksek enerji alımı, dinlenme günlerinde daha hafif öğünler ve stres dönemlerinde kan şekeri dengesini destekleyen beslenmenin akışkan yaklaşımın doğal bir parçası olduğunu vurguluyor.
Hormonlar, bağırsak sağlığı ve yeterince beslenme anlayışı Yeni nesil beslenme yaklaşımlarında hormonal dengeler, bağırsak sağlığı, stres ve uyku düzeni iştah üzerinde belirleyici rol oynuyor.
Yetersiz uyku leptin ve ghrelin hormonlarını etkileyerek iştahı artırabilir; kronik stres tatlı ve karbonhidrat isteğini tetikleyebilir; bağırsak dengesizlikleri ise sürekli yeme isteği oluşturabilir.
Dyt.
Merve Sena Nazlı, 2026 beslenme trendlerine göre "mükemmel beslenme" anlayışının yerini yeterince beslenme kavramının aldığını belirtiyor.
Bu yaklaşım, sosyal hayatı ve keyif alınan besinleri tamamen dışlamadan uzun vadede dengeyi korumayı hedefliyor: "Her öğünün kusursuz olması değil, uzun vadede dengede kalabilmek, vücutla iş birliği yapabilmek anlamına geliyor." Yeni yılda bırakılması gereken alışkanlıklar Beslenmede akışkanlık, yeme davranışına bakışı kökten değiştiriyor; amaç kontrol etmek değil, anlamak; yasaklamak değil, dengelemek.
Dyt.
Merve Sena Nazlı, günlük tartı takibinin ödem, hormonal dalgalanmalar ve sindirim durumuna bağlı değişimler nedeniyle yanıltıcı olabileceğini ve gereksiz strese yol açtığını söylüyor.
Bu nedenle haftalık, aynı gün ve aç karnına tartılmanın daha doğru sonuç verdiğini öneriyor. "Bunu asla yememeliyim" yaklaşımının zamanla kontrolsüz yeme davranışlarını tetikleyebileceğini belirten Nazlı, tek bir öğünün veya bir günün tüm süreci sabote ettiği inancının diyet-bozma döngüsünü güçlendirdiğini ifade ediyor.
Ayrıca kişiye özel olmayan detoks programlarının böbrek, karaciğer ve bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebileceğini; uzun süre aç kalmanın ise metabolizmayı yavaşlatıp kan şekeri dalgalanmalarına ve aşırı yeme ataklarına yol açabileceğini vurguluyor.
Fonksiyonel Tıp perspektifiyle akışkan beslenme Fonksiyonel tıp yaklaşımında beslenme, bireyin bağırsak sağlığı, hormon dengesi, kan şekeri yanıtı, stres düzeyi ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak ele alınıyor.
Temel soru "ne yemeliyim" yerine "vücudum bu besinlere nasıl yanıt veriyor" olmalı.
Dyt.
Merve Sena Nazlı, popüler yaklaşımların (glutensiz, ketojenik, şekersiz gibi) bazı bireylerde fayda sağlayabileceğini, ancak herkes için uygun olmadığını belirtmekte.
Akışkan ve kişiye özel beslenme modeli; bağırsak mikrobiyotasını desteklemeyi, kan şekeri dalgalanmalarını azaltmayı ve hormonal dengeyi korumayı amaçlıyor.
Beslenme yalnızca tabaktaki yiyeceklerle sınırlı değil; uyku, stres yönetimi ve günlük yaşam koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Dyt.
Merve Sena Nazlı, "Beslenme katı kurallarla kontrol etmekten ziyade vücutla iş birliği içinde olmayı gerektirir" diyerek yaklaşımın kişilerin sosyal hayatıyla uyumlu, psikolojik baskı oluşturmayan ve sürdürülebilir bir beslenme ilişkisi kurmasına yardımcı olduğunu özetliyor.
MEDİCANA SAĞLIK GRUBU BESLENME VE DİYETETİK UZMANI DYT.
MERVE SENA NAZLI, ‘‘BESLENMEDE AKIŞKANLIK BU DÖNGÜYÜ KIRMAYI HEDEFLİYOR.
VÜCUDU DİNLEMEYİ ÖĞRENMEK, BİREYİN KENDİ BİYOLOJİK RİTMİNE UYUM SAĞLAMASINA YARDIMCI OLUYOR.
İNSAN VÜCUDU HER GÜN AYNI ENERJİYE, AYNI İŞTAHA VE AYNI BESİN İHTİYACINA SAHİP DEĞİLDİR.
STRESLİ GEÇEN BİR GÜN, UYKUSUZ GEÇEN BİR GECE, YOĞUN BİR İŞ GÜNÜ YA DA ADET DÖNGÜSÜ GİBİ FAKTÖRLER BESİN İHTİYACINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR.
BU NEDENLE SPOR YAPILAN GÜNLERDE DAHA YÜKSEK ENERJİ ALIMI, DİNLENME GÜNLERİNDE DAHA HAFİF ÖĞÜNLER, STRESLİ DÖNEMLERDE KAN ŞEKERİ DENGESİNİ DESTEKLEYEN BESLENME, AKIŞKAN BESLENMENİN DOĞAL BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜLÜYOR’’ DEDİ.