Haber Detayı

ANALİZ- Nuri Demirağ'dan HÜRJET'e: Türkiye'nin havacılık serüveni ve savunma sanayisi vizyonu
Güncel haberler.com
23/01/2026 11:29 (9 saat önce)

ANALİZ- Nuri Demirağ'dan HÜRJET'e: Türkiye'nin havacılık serüveni ve savunma sanayisi vizyonu

Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Araştırmalar ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü (ATASAREN) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Güngör Şahin, Türkiye'nin havacılık serüveni ve savunma sanayisi vizyonu çerçevesinde Türk savunma sanayisinin yıllar içindeki gelişimini AA Analiz için kaleme aldı.

Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Araştırmalar ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü (ATASAREN) Öğretim Üyesi Doç.

Dr.

Güngör Şahin, Türkiye'nin havacılık serüveni ve savunma sanayisi vizyonu çerçevesinde Türk savunma sanayisinin yıllar içindeki gelişimini AA Analiz için kaleme aldı.***Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikası, savunma ve güvenlik stratejileri, zaman içinde önemli bir evrim geçirmiştir.

Jeopolitik konumu gereği Türkiye, hem bölgesel hem de küresel güvenlik tehditlerine maruz kalmakta ve bu tehditlerle mücadele etmek amacıyla kapsamlı stratejiler geliştirmektedir.

Türkiye, savunma sanayisini güçlendirmek amacıyla son yıllarda geliştirdiği yerli savunma sanayi projeleriyle de dikkati çekmektedir.

Bu projeler, Türkiye'nin savunma alanındaki bağımsızlığını artırırken, aynı zamanda dost ülkelerle yapılan ikili anlaşmalarla bu sistemlerin ihracatı gerçekleştirilmektedir.Savunma sanayi, tarih boyunca ulusal güvenlik stratejilerinin temel taşı olmuş ve uluslararası sistemde güç dengelerini belirleyen bir unsur olarak ön plana çıkmıştır.

Günümüzde bu sektör, yalnızca askeri alandaki ihtiyaçları karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda ekonomik kalkınmayı destekleyen ve teknolojik yeniliklerin öncüsü olan bir yapı haline gelmiştir.

Savunma sanayinin tarihsel gelişimi, savaş teknolojilerindeki ilerlemeler ve uluslararası siyasi dinamiklerle şekillenmiş, inovasyon yönetimi ise bu gelişimin merkezinde yer almıştır.Yerli ve milli savunmanın tarihsel hafızası: Cumhuriyet'in ilk uçak fabrikalarıCumhuriyet'in ilk çeyrek yüzyılında savunma sanayi, Milli Mücadele şartlarında atılan temeller üstünde, dış politikadan ekonomiye tam bağımsız olmaya kararlı Türkiye'nin milli güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gelişme göstermiştir.

Türk savunma ve havacılık sanayi açısından bu dönemin en dikkat çekici yönü, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil ve Şakir Zümre gibi isimlerin, kendi kişisel inisiyatifleriyle Türkiye'de savunma ve havacılık sanayinin gelişmesi adına mücadele etmeleridir.Havacılık alanında Nuri Demirağ'ın İstanbul'da kurduğu tesiste planör ve eğitim uçağı ürettiğini, hatta "Nu.D-40" adıyla bir savaş uçağı üretmek için girişimde bulunduğunu görüyoruz.

Ayrıca Demirağ, "Nu.D-38" adıyla da bir yolcu uçağı üretmiştir.

Nuri Demirağ tarafından 1936'da İstanbul'da kurulan ilk sivil uçak fabrikası, "Nu.D." tipi sivil uçakları üretirken aynı zamanda hava kuvvetlerinin uçaklarının bakım ve onarımı için hizmet sunmuştur.

İkinci Dünya Savaşı sırasında kararı verilerek kurulan Etimesgut Uçak Fabrikası'nda da 1948 yılı dahil olmak üzere toplam 172 uçak üretilmiştir.Özel teşebbüs ve sermayenin sınırlı, sanayi yatırımlarının büyük ölçüde devlet tarafından yapıldığı Cumhuriyet'in ilk on yıllarında savunma ve havacılık alanında öne çıkan ancak sonrasında toplumsal hafızadan neredeyse tamamen silinen bu kişiler 1990'lardan itibaren yerli ve milli savunma sanayisine ihtiyacın daha iyi anlaşılması ve savunma sanayisinde ciddi ilerlemelerin kaydedilmesiyle adeta yeniden keşfedilmiş ve efsaneleşmişlerdir.Hürkuş'tan HÜRJET'e: Milli havacılıkta sanayi geçişi2000'li yıllara gelindiğinde Türk savunma sanayisi, 1985'ten bu yana süregelen modernizasyon ve yabancı şirketlerle işbirliği faaliyetleri nedeniyle belirli bir olgunluk seviyesine gelmiş durumdaydı.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ) adıyla yeniden yapılandırılan şirket 2004 sonrası dönemde insansız hava araçlarının (İHA) yanı sıra uçak ve helikopter projelerinde de büyük başarı gösterdi.

Başlangıç ve temel eğitim uçağı Hürkuş, turbofan motorlu, ileri seviye jet eğitimi uçağı HÜRJET genel maksat helikopteri Gökbey, bu dönemde geliştirilip üretilen hava platformları arasında öne çıkmıştır.HÜRJET, TUSAŞ tarafından geliştirilmekte olan, turbofan motorlu, ileri seviye jet eğitimi ve yakın hava desteği uçağıdır.

HÜRJET'in, Türkiye'de havacılık sanayisinin gelişimi açısından Nuri Demirağ'dan günümüze başarılı sonuçlar alınan ve yeni sürümlerle sürdürülen Hürkuş ile çalışmaları devam eden Milli Muharip Uçak (MMU) projesi arasındaki sanayi geçişini sağlayacağı belirtilmektedir.Savunma sanayisi ve dış politika ekseninde Türkiye'nin gelecek vizyonuTürk savunma sanayisi son yıllarda geliştirdiği yüksek teknoloji içeren, üstün yeteneklere sahip ve en önemlisi etkinliklerini Karabağ'dan Libya'ya, Suriye'den Ukrayna'ya muharebe sahalarında gösterdi, savunma ve silah sistemleriyle tüm dünyanın dikkatini çekti.

Ana yükleniciler, alt yükleniciler, KOBİ ve startuplar olmak üzere 3 bin 500'den fazla şirkette 100 bin çalışana istihdam sağlamaktadır.

Yürütülmekte olan proje sayısı 1400'e, yıllık ciro 20 milyar ve ihracat hacmi 7 milyar dolara ulaşmıştır.

Türk savunma sanayisi özellikle gençlere hayal ufuklarını genişletme, kariyer hedefi koyma, motivasyon sağlama noktasında önemli bir işlev üstlenmektedir.

Popüler kültürde, sosyal medyada, haber bültenlerinde hemen her gün yeni bir atış testi, ürün tanıtımı yapılmaktadır.Türkiye'nin savunma sanayisindeki gelişmeler, savunma politikalarında kendi kendine yeterlilik hedefine ulaşılması bakımından önemli bir rol oynamaktadır.

Bu ilerlemeler, Türkiye'nin savunma alanındaki bağımsızlığını güçlendirirken, dışa bağımlılığı azaltmayı amaçlamaktadır.Cumhuriyet'in 100 yılına baktığımızda Türk dış politikası, tarihsel tecrübe ve değişen jeopolitik dinamikler ışığında şekillenerek hem bölgesel hem de küresel düzeyde önemli bir aktör haline gelmiştir.

Bu süreçte, Türkiye'nin egemenlik ve bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda ulusal çıkarlarını korumaya yönelik yaklaşımı, farklı dönemlerde uluslararası sistemin baskılarına karşı direnç göstermesi ve denge siyaseti yürütmesiyle dikkat çekmiştir.

Türkiye'nin diplomatik kapasitesinin artışı ve uluslararası ilişkilerde daha geniş bir manevra alanına sahip olması, bu dönüşümün temel taşlarından biri olmuştur.[Doç.

Dr.

Güngör Şahin, Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Araştırmalar ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü (ATASAREN) Öğretim Üyesidir.]*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri