Haber Detayı

Erkan Petekkaya: “Bizim mesleğimiz faşizan bir iş”
Magazin nefes.com.tr
23/01/2026 12:11 (3 saat önce)

Erkan Petekkaya: “Bizim mesleğimiz faşizan bir iş”

Türk sinema ve televizyon dünyasının ünlü isimlerinden Erkan Petekkaya, mesleğine, hayatına ve sektöre dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. 35 yılı aşkın oyunculuk deneyimini anlatan Petekkaya, ekip çalışmasının önemine vurgu yaparak, “Bizim mesleğimiz faşizan bir iş. Herkes birbirine çok bağlı” dedi.

Tecrübeli oyuncu Erkan Petekkaya, rol arkadaşından set çalışanına kadar herkesin aynı derecede önemli olduğunu vurgulayarak, ekip ruhunun oyunculuğun temel taşı olduğunu söyledi.

Yapay zekadan aile hayatına, yeni filminden geçmiş anılarına kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu.Nasıl gidiyor çekimleriniz?

Önce atmosferinden bahsedelim.Petekkaya: Aslında biz çalışarak çok fazla zaman harcamıyoruz.

Oyunculardan bahsediyorum ya da ben öyle düşünüyorum.

Çünkü "3, 2, 1 kayıt" ile "stop" arasıdır bizim çalışmamız.

O zaman oynuyoruz.

Aslında çok zevkli olan kısmı kayıt. "Stop" diyene kadar çok zevkli çalışmak ama bizim çalışmamız o değil, bizim çalışmamız "3, 2, 1 kayıt" denene kadar gelen kısım.

Tabii oraya gelene kadarki asıl çalışma beklemek.

Işık kuruluyor vesaire.

İşimizin doğasında var.

Biz ekmeğimizin parasını bekleyerek kazanırız.Meslekte başlangıçtan bu yana toplam zamanınız 40 yıl olmuştur değil mi?Petekkaya: Çok oluyor, bilmiyorum ki.

Ama bizim zamanımızda böyle karavanlar yoktu.

Kasa koyuyorlardı, üstüne ayna koyuyorlardı.

Sokakta, kahvenin önünde bir yerde kasanın üstüne, tabure diye oturuyorduk.

Sokakta, karda kışta, orada makyajımızı yapıyorlardı.

Minibüs vardı bir tane, kadınlar, kızlar orada giyiniyordu.

Erkekler dışarıda...

Bize fon bezi geriyorlardı.

Karda kışta sokakta giyiniyorduk.

Şimdi karavan da var, şımarmayalım değil mi?

Yaklaşık 150 ülkeye satıyoruz dizilerimizi.

Az buz değil.

Yanlış söylemeyelim, 130 ülke olsun.

Çok ciddi rakamlar.

Gerçekten çok iyi."Yapay zeka insanın gözündeki duyguyu veremez"Yapay zekanın genç oyuncuların kariyerini tehdit etmesi gibi bir durum söz konusu olur mu sizce?Petekkaya: Yok ben öyle düşünmüyorum.Duyguları yok eder mi ya da birebir taklit eder mi?

Biraz daha robotik, daha başka bir çağa geçer mi oyunculuk?Petekkaya: Bence o dediklerin olmayacak, yani kötü olanlar.

O negatif söylediklerin olmayacak çünkü hiçbir yapay zeka insanın gözündeki duyguyu, ifadeyi veremez, anlatamaz gibi geliyor.O gerçeklik ölçülebilir mi?Petekkaya: Bütün vücut hareketlerini, bedenini çok iyi oynar, her türlü olur falan ama zannetmiyorum, yapay zeka istediği kadar görüntü üretsin, bizim gözümüzdeki kalbimizden geliyor.

Onun kalbi yok.

Yapay zekanın kalbi var mı?

Yok.

Sadece zeka var."Teşkilat"taki Ejder karakteri soğuk ama aynı zamanda da keyifli bir karakter.

Ejder karakteri zorluyor mu?Petekkaya: Öncelikle meslek hayatımda her zaman rolün küçüğü, büyüğü yoktur diye düşündüm.

Dolayısıyla oynadığım her rol benim için zordur.

Ejder de zor, diğerleri de zordu ama aralarında diğerlerinden daha zor olanlar oldu. 'O Kız' diye bir dizide oynadım.

O benim için çok zordu.

Gerçekten çok zorlandım.

Bin kere pişman oldum o diziyi kabul ettiğime.

Kaç kere aynada kavga ettim kendimle.

Neyse sonuçta rezil olmadım."Niye böyle bir şeye girdim?" dedim kendime.

Ne gerek vardı?

Başaramayacağım diye korktum.

Çok zordu Dilek.

Bazı roller çok zor oluyor, bazıları o kadar zor olmuyor.

Bir de hassas bir konuydu.

Çok dikkatli olmam gerekiyordu.

Zihinsel engelli birini oynuyordum.

Çok zorlandım.

Duygusal olarak çok zorlandım.Ejder rolünü oynamaktan ise ben çok keyif alıyorum.

Butik rolleri çok seviyorum.

Benim için butik bir rol bu.

O yüzden biraz da özgür olabiliyorum oynarken.

Sağ olsun yönetmenlerimiz de şirketimiz de izin veriyor.

O yüzden benim için daha da eğlenceli oluyor."BÜTÜK KÜFÜRLER BAĞIŞA GİDİYOR"Sahnedeki ilk duruşunuzu hatırlıyor musunuz, Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda?Petekkaya: Nefesim kesilmişti.

Evet, herhalde 5-10 saniye repliğime girememiştim, dilim tutuldu.

Çok değişikti.

Sonra hep oldu ama.

Şu an çıksam sahneye yine olur. "Korku" diye bir oyunda oynuyorduk.

Işıl Kasapoğlu yönetiyordu.

Ay canım Işıl ağabeyciğim, ona selam göndereceğim.

İnşallah görürse, selamlar Işıl Kasapoğlu'na.

Neyse o oyunda oldu.

Mesela bir şeyi unutursun, "Arkadaşlar hadi yürüyelim." diyeceksin değil mi? "Arkadaşlar" dersin, "Hadi yürüyelim"i unutursun.

Olabilir değil mi?

Ben "Arka" diyorum, sonrası gelmiyor.

Her taraf simsiyah oldu, adımı bile unuttum.

Çok değişikti, enteresan bir şey. 10 saniye falan sürdü.Kim vardı karşınızda?Petekkaya: Mithat Erdemli'ydi.

Sağ olsun kurtardı beni.

Mithat ağabey, benim hocam da olur, selamlar.Allah rahmet eylesin.

Annenizle babanızı kaybettiniz, çok zor değil mi kayıplar?Petekkaya: Çok zor.

Hala zor.Alzheimerli anneniz ve demanslı babanız için her şeyi bırakıp, bu duygusal yükü üstlenip onlarla ilgilenerek bu süreci yaşamanız da çok zordu gözlemlediğim kadarıyla?Petekkaya: Zor bir hastalık yaşadı annem.

Allah kimseye vermesin.

Olana da yardım etsin.

Alzheimer çok zor bir hastalıkmış.

Annem o yüzden öldü.Sizi unuttu mu bu hastalık sürecinde?Petekkaya: Unuttu canım, unutmaz mı?

O çok acıydı.

Zaten çok kötü bir şeydi.

Annem bahçede oturuyordu.

Ben bir yere gittim geldim.

Gittiğimde bir şey yoktu.

Geldiğimde beni tanımadı, "Sen kimsin?" dedi.

O gün her şey bitti.

Çok zor bir şey. "Anne ne yapıyorsun?" diyorum, cinlerle konuşuyor falan.

Çok enteresan bir şey.

O rahatsızlığın aslında zorluğunu çeken yakını.

Türkiye Alzheimer Derneğine insanların daha çok ilgi göstermesini isterim.

Dilerim buradan birileri duyuyorsa bizi eğer...

Çünkü yaşlıların hastalığı gibi görünen ama aslında gerçekten çok zor bir şey.

Evdeki çocukları da bütün aileyi, bütün sülaleyi, her şeyi etkileyen bir rahatsızlık.Çok bakıma muhtaç bir hastalık bu.

O yüzden ben ne yaptım biliyor musunuz?

Bize hakaret ediyorlar ya internetten, bir sürü küfür ediyorlar.

Avukatım Batuhan Demircan ile konuştum.

Onun fikriyle bana hakaret edenlerin listesi çıktı internetten.

Hepsine dava açtık. 200-300, rakamı tam bilmiyorum, avukatım biliyor.

Ben daha davaları açmaya başladığım gün avukatıma, "Benim banka hesabıma gelmeyecek bu tazminatlar." dedim.

O bana gelen tazminatlar olduğu gibi Alzheimer Derneğine gidiyor.

Ben bana yapılan küfürlerin hepsini sevaba çevirdim böylece.Allah razı olsun.

Çok anlamlı olmuş.Petekkaya: Bütün küfürler bağışa gidiyor.

Küfürler sevaba döndü.- "Taklit yapamıyorum"En çok nelerle meşgul oluyor, vakit geçirmeyi seviyorsun?Petekkaya: Konferans verebilirim şu anda.

Kendime neler yapıyorum, ne iksirler, ne kremler yapıyorum var ya.En çok neyi yapamıyorum biliyor musun?

Bana taklit yap dedikleri zaman onu yapamıyorum.

Ben tiyatrocuyum ama yapamıyorum.

Hiçbir zaman yapamadım.

Konservatuvardayım, anneanneme gitmişim.

Anneannem mutfakta, ben de salondayım Ankara'da.

Sonra anneannem mutfaktan bağırdı, "Erkan gel, bana komiklik yap." dedi.

Anneanne ben ne komiklik yapayım sana? "Sen komik okulunda okumuyor musun, sınıfta mı kaldın?" diyor. "Anneanne ben yapamam.

Ne alakası var, sınıfta kalmadım." diyorum. "Tiyatora mı neydi yap." dedi. "Yapamam." dedim.

Allah rahmet eylesin.Dedemi görmeyi çok isterdim, göremedim.

Ben çok isterdim.

Kesin dedemin iyi bir torunu olurdum çünkü bence dede çok önemli ailede.

Çok büyük eksikliğini çekiyorum, hiç görmediğim için özeniyorum.

Mesela dedesi olanları gördüğüm zaman bilmiyorum...

Mesela dedelerin öğütleri bence çok önemlidir.

Ders gibidir.

Bilmiyorum ya, onun böyle korumasına girmeyi çok isterdim.O bir eksiklik kaldı sizde öyle mi?Petekkaya: Çok.

İki dedemi de görmedim.

Ne anneminkini ne babamınkini görmedim.

Çok isterdim.

Çok eksikliktir içimde gerçekten.Allah rahmet eylesin.

İnşallah siz dede olursunuz.

Torununuz ya da torunlarınızla güzel zamanlar geçirirsiniz.Petekkaya: İnşallah, benim en çok istediğim şeylerden biri bu, bu saatten sonra.

Oğluma diyorum "Evlen." diye.

Çok genç daha 22 yaşında.

Keşke evlense.

Evlensin, versin kucağıma ben bakarım.

Öyle derler ya.

Demek ki ben de yaşlanmışım.

Siz yapın, getirin biz bakarız.Vizyona girecek yeni bir sinema filminiz var "Al Beni Baba" değil mi?Petekkaya: Çok güzel bir film oldu bence.Nedir karakteriniz orada?Petekkaya: Karakterim değişik orada.

Bir muhasebeci.

Almanya'da yaşayan gurbetçi.

Çok zor onların işi de.

Yurt dışına gittiğimde görüyorum.

Allah sabır versin, gurbetçilerimize buradan selam olsun.

Dünyanın neresine gidersen git, valla ülkeden ayrı kalmak zor bir şey.

Çok yer gezdim, acayip gezdik ailece.

Oturuyorsun palmiyenin altında, masmavi, turkuaz gökyüzü var diyelim.

Ne olursa olsun, her şey var ama yok abi, yine burayı özlüyorsun.

O uçaktan inip yeri öpme duygusu var ya, valla öyle oluyor.

İnsana o his geliyor.

Ben yapacaktım ayıp olur diye yapmadım.

Ünlü biri olmasaydım vallahi yapardım.

Dat dat, kornayı özlüyorsun.

Yurt dışında çizgiye bassan polis çağırıyorlar.Neyse, filme dönelim.

Almanya'da muhasebecilik yapan bir adamı oynuyorum. 2 kızı var.

Kızlarından birini işte yakışıklı, Alman bir çocuk kandırıyor, aşık oluyor ona.

Onu DEAŞ kampına götürüyor.

Kızımı oradan kurtarıyorum.

Film kızımı kurtarma hikayesi.

Burada yaptığım operasyon yetmedi, orada da operasyon var.

Artık yalılarda çekmek istiyorum rahat rahat, sıcak yerlerde.

Ama çok güzel film oldu bence.

Çok güzel bir hikayesi var.

Gerçek hikaye zaten.

Mustafa'yla (Uslu) Sinem (Uslu) çok güzel yazmış.

Gerçekten böyle nakış gibi işlemişler senaryoyu.

Ahmet (Topuz) de çok güzel çekti.

Yapımcımız Kemal (Kemalhan Balçık) de her şeyi çok düzgün yaptı."Genç arkadaşlarıma disiplin öneriyorum"Kendinizi izleyince eleştirir misiniz?Petekkaya: Nasıl eleştirmem?

Tabii ki eleştiriyorum.

Zaten daha çok eleştiriyorum, iyi bir şey söylediğim çok az oluyor.

Benim işimin sonu yok.Hayranlarınıza, genç oyunculara, topluma iletmek istediğiniz mesajınız var mı?Petekkaya: Benim mesleğimi yapan genç arkadaşlarıma disiplin öneriyorum.

Bizim mesleğimiz faşizan bir iş.

Çok birbirine bağlı herkes.

Bize çay getiren arkadaşımız da yapımcı kadar değerli.

Çünkü öyle bir zamanda getirir önüne çay koyar ki, birden ruhun değişir, bir şey değişir.

Sinirin bozuktur, ekipten biri bir espri yapar, çok büyük bir şey olur.

O sırada saniyesinde tutan bir meslek.

O zaman daha iyi oynarsın, seyirciye daha iyi geçer.

Herkes mutlu olur o zaman.Gençlere çok kısa anlatmam lazım.

Gençler kısa şeyleri, kısa videoları seviyor.

Ben mesela uzun videolar seviyorum YouTube'da.

Kısa video izlemiyorum, 10-15 dakika.

Disiplin, çalışmak ve gözlemlemek çok önemli bence bizim mesleğimizde.

Çok iyi gözlemlemeleri lazım insanları, hayatı.

Onun dışında her meslekteki başarılı olma biçimleri bizim mesleğimizde de geçerli.

Başarılı olmak için ne gerekiyorsa hepsi aynı ama bizimkinde disiplin biraz daha fazla.

İlgili Sitenin Haberleri