Haber Detayı

Trump kurulu
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
24/01/2026 04:00 (4 saat önce)

Trump kurulu

Trump’ın başkanlığını yaptığı Gazze için oluşturulan barış kuruluna 19 ülke imza attı.

Trump ’ın başkanlığını yaptığı Gazze için oluşturulan barış kuruluna 19 ülke imza attı.

Washington 60 ülkeye davet göndermişti ama çoğu ülke Trump ’ı yanıtsız bıraktı.

Böylece Trump’ın barış kurulunu BM’nin yerine tasarlama planı daha baştan havada kalmış oldu.

Nitekim BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri olan Çin, Trump ’ın, barış kurulunun BM’nin yerini alabileceği yorumuna karşı BM’nin merkezinde olduğu uluslararası sisteme bağlı olduklarını vurguladı (AA, 21.1.2026).

Çin’e, ABD’nin barış kuruluna davet edilen İngiltere ve Fransa’nın da reddini eklediğinizde ortaya Trump ’ın tasarısının fiyasko olduğu sonucu çıkar.

ANKARA’DAN TRUMP’A ‘HAVET’ Erdoğan, Trump ’ın davetine “Havet” dedi, kendi gitmedi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ’ı gönderdi.

Olasılıkla Erdoğan , “Davos’a bir daha gitmeme” kararını çiğnemek istemedi ve İsrail Başbakanı Netanyahu ’yla aynı kurulda, yan yana olmayı bu konjonktürde yanlış buldu.

Ama Fidan ’ın imzasıyla Türkiye resmi olarak Trump kuruluna katılmış oldu.

Ancak bu durum “Dünya beşten büyüktür” diyen iktidarın politikasını salt slogana indirgemiş oldu.

Zira Trump kurulunda yer almak ile BM Güvenlik Konseyi’nin reformunu isteyerek Küresel Güney ülkelerinin daha çok temsilini savunmak, çelişmektedir.

DAVOS’TA ‘KOPUŞ’ SAPTAMASI Trump kurulu imza töreni Davos’taydı.

Ama Davos’ta daha öne çıkan konu başta Kanada Başbakanı Mark Carney olmak üzere konuşmacıların “kurallı düzen hikâyesinin” bittiğine işaret eden konuşmalarıydı.

Carney, “Kurallara dayalı düzen hikâyesinin kısmen sahte olduğunu biliyorduk.

Bu kurgu faydalıydı.

Çünkü Amerikan hegemonyasının sağladığı bazı ‘nimetler’ vardı” diyor ama artık “o güzel hikâyenin bittiğini” belirtiyor.

Daha da önemlisi Carney, yeni dönemi bir geçiş değil, bir kopuş olarak niteliyor.

Evet, ABD hegemonyası zirvedeyken müttefikleri nimetlerinden yararlanıyorlardı.

Ama ABD gümrük tarifeleriyle ortada bir nimet bırakmadı.

Dahası Trump Kanada’yı 51. eyalet yapmak ve Grönland’a el koymak gibi saldırgan politikalar izliyor.

ABD’nin müttefikleri de mızrağın ucu kendilerine değince “Kurallı düzen sahteydi ama bize faydası vardı, artık yok” demek zorunda kalıyor.

MÜTTEFİKLERİ ÇİN’E YANAŞIYOR Carney ’in konuşmasındaki asıl ilginç vurgu ise şuydu: “Çin’le stratejik ortaklık kurduk.” Evet, ABD’nin en yakın müttefiklerinden G7 zenginler kulübü üyesi Kanada başbakanı Çin’deydi ve ABD’nin baş rakibiyle stratejik ortaklık imzaladı Davos konuşmasından beş gün önce.

Yine Davos’ta konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Macron da “Avrupa’da doğrudan Çin yatırımlarına ihtiyacımız var” dedi.

Oysa Avrupalı ülkeler ABD’nin baskısıyla Çin’le ilişkilerinin seviyesini son yıllarda sürekli düşürüyordu.

Hatta İtalya, baskı nedeniyle Çin’in liderlik ettiği Kuşak ve Yol’dan çekilmişti.

Ama “Amerikan mızrağı” kendilerine değince Çin’le işbirliğinin yararını “keşfetmiş” oldular.

Bu işbirliğini ABD’ye karşı koz olarak kullanmak niyetindeler.

SİSTEMİN ÇÖKÜŞÜ Davos’taki düzen eleştirilerinden birini de Dünya Ekonomik Forumu’nun geçici başkanlığını yürüten Larry Fink yaptı.

Fink, “Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bu yana yaratılan servet, Davos’a katılan türden insanlara gitti” saptamasını yaparak servetin anormal bölüşümünün sürmesi halinde sistemin başlarına yıkılacağına işaret etti özetle.

Aslında bu uyarı yeni değil.

Üç yıl önce dünyanın en zengin 205 dolar milyarderi, Dünya Ekonomik Forumu Davos’ta çağrı yaparak “Bizi vergilendirin” demişti.

Çünkü “en zenginler”, kazandıklarının bir bölümününden vazgeçmedikleri takdirde, sistemin başlarına yıkılacağının endişesini yaşıyorlardı.

Ancak sorun tam da budur, kapitalistlerin ve kapitalizmin doyumsuzluğudur.

Bazı zenginler bu gerçeği görse bile çoğu zengin bırakın pay vermeyi, daha da zenginleşmeyi sürdürmenin hep peşinde olacaktır.

Sistemin açmazı da buradadır.

Düzen çökme sinyali vermektedir.

Trump yönetimi, işte bu nedenle müttefiklerinin bile sırtına basmak ihtiyacındadır.

MUMCU’DAN YANARDAĞ’A Bugün 24 Ocak.

Yazarımız Uğur Mumcu ’nun katledilişinin yıldönümü. 23 yıl geçti ama gazeteciler farklı yöntemlerle hedef alınmaya devam ediyor.

Gazetecilerin eğemedikleri kalemini kırmayı sürdürüyorlar.

Örneğin Merdan Yanardağ ’ı Silivri’ye atıp yönettiği televizyona el koydular!

Ama bilmedikleri şu: Bu toprakların aydınları, gazetecileri Namık Kemallerden miras “kalemi dik tutma” kararlılığını her türlü baskıya rağmen sürdürürler!

İlgili Sitenin Haberleri