Haber Detayı
Yine mi kandırıldık heval?
Görünen o Heval.
Görünen o Heval.
ABD bir kez daha “kullan at” politikasını uyguladı.
Geçmişte Barzanileri, Afganistan’da Sovyet işgaline karşı kullandığı cihatçı örgütleri ve Arap Baharı’nda kullandığı Müslüman Kardeşleri işi bittikten sonra nasıl başından attıysa bu kez de PKK’yi kullanıp attı.
Gerçi PKK’yi satması ilk değildi.
Öcalan ’ı paketleyip Türkiye’ye teslim eden de aynı ABD’ydi.
Sevr’de kendilerine vaat edilen bağımsız Kürdistan hayali ile emperyal ülkelerden birine sırtını dayayan bu hareket her defasında kaderleriyle baş başa bırakıldılar.
Bu hayalperest örgütlerin ve liderlerin hesapsız stratejileri yüzünden Kürt halkı büyük trajediler yaşamak zorunda kaldı.
Sırtını dayadıkları ülkeler ise bu trajediyi uzaktan izlemekle yetindi.
Kimi zaman Rusya’nın kimi zaman İran’ın kimi zaman da İngiltere ve Fransa’nın kullandığı Kürt siyasal hareketi, 70’li yıllardan beri de ABD’nin kullanışlı aparatı haline getirildi. 1921’de İngilizlere güvenerek Irak’ta bağımsız Kürt devleti kuran Şeyh Mahmut Berzenci isyanından İngiltere ve Fransa’nın tahrikiyle başlayan Ağrı isyanına, Rusya’nın desteğiyle kurulan Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nden ABD’nin desteğine güvenerek 1960 ve 70’lerde önce İran’a ardından da ABD’ye güvenip ayaklanmalar çıkaran Molla Mustafa Barzani ’ye, İran-Irak Savaşı sırasında İran’ın tahrikiyle ayaklanan Mesut Barzani ’ye kadar hep aynı stratejik yanlışlar yapıldı.
Kendilerine bağımsız devlet ya da federatif cumhuriyet kurma vaadi ile kullanılan Kürt siyasal önderlerin unuttukları, kendilerini kullanan devletlerin kendi aralarında bir gecede “Şunu al/Bunu ver” diyerek anlaşabilecekleri ve konjonktürel olarak kullandıkları örgütleri kaderiyle baş başa bırakacakları gerçeğiydi.
KİSSİNGER VE TRUMP’IN ORTAK DİLİ Suriye’de iç karışıklıktan yararlanarak IŞİD’le savaşma bahanesiyle bölgeye yerleşen PKK, burada özerk bir devletçik kuracağını düşünerek aynı hatayı yaptı.
Bu hatasıyla Suriyeli Kürtlerin de kazanımlarına darbe vurdu.
Şimdi bizzat Kandil sözcülerinin ağzından ABD’ye “Bizi terk etme” tiratları yükseliyor.
ABD’nin de çok umurundaydı.
Hele hele “Bize sahip çıkmazsanız IŞİD militanlarını serbest bırakırız” hamlesi tam bir akıl tutulmasıydı.
Büyük devletler kendilerine şantaj yapılmasını hiç affetmezler. 1962 yılında Irak’ta ayaklanan Barzani de New York Times muhabiri Schmidt ’e verdiği demeçte benzer cümleler kurmuştu. “Biz kazanıyoruz.
Artık siz Amerikalılar bize karşı eskisi gibi davranamazsınız.
Bize yardım etmek size de avantajlar sağlayacaktır.
Zira bir savaşta bize ihtiyacınız olabilir.
Ortadoğu’nun en iyi yetişmiş askeri birlikleri Kürt birlikleridir.
Şayet ABD bize yardım etmezse biz de Sovyetlerle anlaşırız.” Sonuç, ABD tınmadığı gibi Sovyetler de Irak’ın başındaki Kasım ’ı destekledi.
Aynı Barzani, 1970’lerde de ABD Başkanı Carter ’a ve ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ’e mektup yazıp “Size güvendiğimiz için Irak’ın bize özerklik verme teklifini de geri çevirdik.
Şimdi ortada kaldık.
Hani özerklik nerede” diye sormuş, cevap ABD Dışişleri Bakanı Kissinger’den gelmişti.
Kissinger’ın cevabı Donald Trump ’ın önceki günkü sözleri ile bire bir aynıdı: “Sizin ve halkınızın yiğitliğine hayranız.” Silahlı Kürt siyasi hareketi, vatandaşı oldukları devletlerin bölünme korkusunu ya da kimilerine göre paranoyasını her daim diri tutacak silahlı mücadele yerine demokratik mücadele yöntemini deneseydi belki kendiliğinden pek çok kazanım elde edebilirlerdi.
Hiçbir şey için geç değil hâlâ.