Haber Detayı

‘Sahnede zıplarken öleceğim’
Kelebek hurriyet.com.tr
24/01/2026 07:00 (3 saat önce)

‘Sahnede zıplarken öleceğim’

Onu yıllardır şarkıları ve müziğinin yanı sıra takım elbiseli, güneş gözlüklü tarzı, hareketli sahne şovları ve klipleriyle tanıyoruz. Dokuz senedir Londra’da yaşıyor. Ama bir ayağı Türkiye’de; konserler veriyor, yeni şarkılar yapıyor. 28 Şubat’ta, Paribu Art’ta ‘Silk Orient’ isimli konser projesiyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. “Frank Sinatra Gaziantep’te doğsaydı nasıl bir şey olurdu? Ya da Müslüm Gürses Şikago’da doğsaydı ne olurdu? Bunları vereceğiz” diyor. Yeni şarkısı ‘Pandemiden Beri’yi de dinleyiciyle buluşturan Bedük’le müziğini, Londra’daki hayatını, baba olmayı ve projelerini konuşuyoruz.

Bedük’le, Londra’da olduğu için internet üzerinden görüntülü buluşuyoruz.

Evinin garajından bağlanıyor, arkasındaki duvarda gitarları asılı.

Müzik çalışmalarını da orada yapıyormuş zaten.

Sahnedeki ışıltılı Bedük yerine karşımda sweatshirt’üyle Serhat duruyor.

Yeni şovu ve şarkısı için heyecanlı.

Başlıyoruz muhabbete...◊ 28 Şubat’ta ‘Silk Orient’ isimli bir projeyle sahnede olacaksın.

Nedir bu proje?

Uzun süredir düşündüğüm bir şeydi.

Bir ‘big band’ caz orkestrası; dansın, şarkıların ve 1950’lerin ihtişamının olduğu bir dünyanın içinde yer almak istiyordum.

Bir gün, şimdi bu projeyi birlikte yürüttüğümüz üç arkadaşım beni aradı ve “Aklımızda bir şey var” dedi.

Didim’de tatildeydim.

İzmir’de buluştuk.

Onlar anlatırken “Durun” dedim.

Ben de aklımdakileri söyledim.

Aşağı yukarı aynı şeyleri hayal ettiğimizi gördük.

Bir anda coştuk, “Yapıyoruz” dedik.

İki yaz önceydi, o zamandan beri de üzerinde çalışıyoruz.

Neyzen Özsarı şefimiz oldu.

Altyapıları, müzikal aranjmanları o yapıyor, sonra her şeyi beraber şekillendiriyoruz.◊ Nasıl bir orkestra olacak?Dev bir orkestra, 35 kişilik.◊ Sahnede bir müzikal mi izleyeceğiz?

Bir konser izleyeceksiniz ve 50’lerin ışıltısını hissedeceksiniz.

İsminin ‘Silk Orient’ olmasının sebebi; o zamanların sesleri için ‘kadife sesli’ derlerdi ya, ‘silk’ (ipek) adı oradan geliyor. ‘Orient’ de içine kattığımız Anadolu ezgilerinden.

Şikago’da, New York’ta çalan caz ve pop şarkılarını Anadolu melodileriyle, Anadolu parçalarını da Batı’nın caz ve pop anlayışıyla dinleyeceksiniz.

İki dünyanın tam ortasını buluyor gibi olacağız.

Frank Sinatra Gaziantep’te doğsaydı nasıl bir şey olurdu?

Ya da Müslüm Gürses Şikago’da doğsaydı ne olurdu?

Bunları vereceğiz.

Hem İngilizce hem Türkçe şarkılar olacak.◊ Senin şarkıların olacak mı?

Benim sadece iki şarkım olacak.

Diğer şarkılar klasikler, her yerde duyduğumuz parçalar. Âşık Veysel’den ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’, Tanju Okan’dan ‘Kadınım’ olacak.

Nirvana’nın ‘Smells Like Teen Spirit’ şarkısı da Frank Sinatra’nın ‘Fly Me to the Moon’u da...

Bunların hepsi bir potada eritilecek.Projenin buradan patlayarak bütün dünyaya yayılmasını hedefliyoruz.

Ayrıca plak ve albüm de çıkarmayı düşünüyoruz.◊ Bu hafta bir de yeni şarkın çıktı; ‘Pandemiden Beri’.

Neler oldu pandemiden beri?

Aslında şarkının adını ‘Pandemiden Beri Bulanık Her Şey’ koyacaktım.

Çok uzun olur diye değiştirdim.

Gerçekten bulanık, değil mi?

Ondan sonra hiçbir şey toparlanamadı.

Kafam toparlanamıyor.

Kafam nerede bilmiyorum.

Her şey birbirine girdi.

İnsanlar da öyle.

Bir de her şey bir garipleşmeye başlamadı mı?◊ Ne gibi?Her şey hızlandı.

Ondan sonra bütün dünya birbirine girdi, sosyal medya bir acayip hale geldi.

Hiçbir şey elle tutulmuyor.

Kenan Doğulu ‘Tutamıyorum Zamanı’ şarkısını tam da bu zamanda yazmalıymış. ‘Pandemiden Beri’ de bunları anlatıyor ama bir yandan da eğlenceli ve sizi dans ettirecek.‘Londra beni daha güçlü biri yaptı’ ◊ Dokuz sene önce Londra’ya yerleştin.

İlk zamanlarında “Müzisyenler birkaç sene yurtdışında yaşamalı” diyordun ama seninki çok uzadı...Çocuklar buraya alıştı.

Okulları devam ediyor, sonrasına da bakarız.◊ Orada nasıl bir hayat kurdun?

Şehrin biraz dışındayım.

Sakin bir hayatım var.

Şimdi bu sohbet için sana bağlandığım yer evin garajı ve evin bu alanı biraz soğuk oluyor ama elektrikli soba açıp çalışıyorum.

Çoğunlukla çocuklar ve müzikle vakit geçiyor.

Her ay yaklaşık bir hafta Türkiye’ye konserler için gidiyorum.

İki-üç konserim oluyor.◊ Londra sende neleri değiştirdi?Beni olaylara karşı daha güçlü yaptı.

Eskiden sabırsızdım.

Burada daha sabırlı oldum.

Çünkü bir şey bozuluyor, tamirci iki hafta sonraya tarih veriyor.

Mesela su borusu patlıyor, sen kendin yapmayı öğreniyorsun.

Biraz daha kendi kendine yeten, daha güçlü biri olmayı öğrendim.◊ İngilizlerin daha soğuk bir duruşu vardır.

Sen zıpır biri gibisin.

Nasıl ayak uydurdun?

İngilizlerle pub’dayken (barda) çok güzel anlaşıyorsun.

Dünyanın en güzel pub arkadaşları.

Ama iş yaparken bizim gibi hararetli, yüksek ve heyecanlı değiller.

Ona alışmak gerekiyor.

Bizim içimiz dışımız ortada, kızdığımız zaman kızıyor, güldüğümüz zaman gülüyoruz.

Burada her şeyi kendi içlerinde yaşıyor, dışarıya fazla göstermiyorlar.

O aradaki dengeyi bulmaya çalışıyorum aslında.‘Hep kendimi ve dünyayı anlamaya çalıştım’◊ 2004’te ilk albümünü çıkardın. 22 senenin küçük bir muhasebesini yapsan, nasıl geçti?

Hayatım roller coaster (hız treni) gibiydi; inişler, çıkışlar...

Sonra nefis sahne performansları ve çok güzel klipler...

Hep kendimi ve dünyayı anlamaya ve daha iyisini yapmaya çalıştım.◊ Anlayabildin mi?

Yok, nerdee!

Kelin merhemi olsa başına sürermiş.◊ Sence insanların sende en yanlış anladığı şey neydi?

Yaptığım müziği sadece dans edelim, zıplayalım olarak göstermiş olabilirim ya da öyle görünmüş olabilir.

Oysa sadece insanların kendinden geçip dağıtacakları bir müzik yapmıyorum; yaptığım şeyin güzel müzikal altyapısı ve bir değeri var.

Bunu daha çok gösterebilirdim diye düşünüyorum.

Bir de sanki 24 saat parti yapan biri gibi görmüşlerse o da yanlış.

Evet, sahnede çok eğleniyorum, bambaşka bir hale geliyorum ama normalde böyle gördüğün gibi sweatshirt’le takılan, bakkala giden biriyim.◊ 2004’te Zehra Bedük’le evlendiniz.

Uzun yıllar mutlu bir evliliği yürütmenin sırrı nedir?Anlayış çok önemli.

Biz her şeyi ilk albümden beri birlikte dokuya dokuya yaptık.◊ Çocukların Ela 15, Kerem 17 yaşında.

Baba olmak hayatını nasıl etkiledi?

Hayatı çocukların ergenliğine kadar ve ergenlikten sonra diye ikiye ayırabilirsin.

Yani ergenliğe kadar okey.

Ergenlikten sonra biraz daha zorlaşıyor.

Çünkü hayalleri, istekleri, üzüntüleri, her şeyleri çok daha karmaşık oluyor.‘Yapay zekâ şarkı sözü yazamıyor’◊ Londra’nın müziğine etkisi oldu mu?Popüler müzik kültürünün doğduğu yerlerde gezmek insanda izler bırakıyor.

Hava sürekli kapalı, ben hava kapalıyken küçüklüğümden beri stüdyoya girer, üretme hissi duyardım.

Burada bu sebeple sürekli stüdyodayım ve iyi oluyor.◊ Oradan baktığında Türkiye’deki müziği nasıl görüyorsun?

Vallahi şahane görüyorum.

Batı’dan bize doğru baktıkları zaman görünen bir ivme var.

Mesela ‘Lvbel C5’in ‘Hav Hav’ şarkısını eleştirenler oluyor ama Brezilya’dan İngiltere’ye her yerde dinleniyor.

Bunun gibi ses getiren çok iş var.

Kendine özgü işler de oldukça fazla.

Ben gidişattan memnunum.

Yapay zekânın da buna katkı verdiğini düşünüyorum.◊ Yapay zekâ demişken...

Kendi şarkılarını, müziğini yapıyorsun, reklam müzikleri üretiyorsun, yapay zekâ işini elinden alır diye korkuyor musun?

Yok, yapay zekânın işimi elimden alacağını hiç sanmıyorum.

Nasıl eskiden müzik yaparken büyük stüdyolar vardı.

Daha sonra bilgisayarla müzik yapma devreye girdi.

Bunların değişiminde insanlar “Stüdyo olmadan müzik olur mu canım” dedi.

Şimdi de her yeni şeyde olduğu gibi yapay zekâya ‘tu kaka’ deme durumu var.

Ama bunun da geçeceğini düşünüyorum.

Bazı insanlar işinden olabilir.

Ama başka yerden bakarsak bu da kendi sektörünü yaratacaktır ve etrafında bambaşka işkolları açılacaktır.◊ Sen kullanıyor musun?Prodüktör olarak işime yarıyor.

Bir şarkı yaparken, bir fikirde takıldığım zaman, o şarkı milyon yere gidebilir.

Yapay zekâdan destek aldığımda ve bana “Bir de böyle bir şey var” dediğinde, “Hatırladım” deyip oradan diğer tarafa geçebiliyorsun.◊ Şarkı sözü yazdırır mısın?

Denedim ama şarkı sözü yazamıyor.

Çok göze parmak oluyor. “Sevdim seni yârim” falan gibi sözler ortaya çıkarıyor.‘Taş gibiyiz maşallah, sonuna kadar devam’◊ 42 yaşındasın... 42 mi (gülüyor)?◊ Kaç yaşındasın?Wikipedia’da 83 doğumlu yazıyor. 79’luyum, 46 yaşındayım.◊ Hiç göstermiyorsun...

Hiç fena değilim.◊ Seni zıplayan, zıplatan biri olarak tanıdık.

Yaş aldıkça bu değişiyor mu?Diz ağrısı, bel ağrısı başlıyor.◊ Aa başladı mı?

Oturup kalkarken bir “Ah” diyorsun...

Onun dışında işte geçen maç yaptım.

İnsan kaburgasından sakatlanır mı?

Kaledeydim ufak bir hareket yaptım ama böyle oldu, ağrıyor şimdi.

Doktor “Bir ay spor yasak” dedi.◊ Sahnede nasılsın?Sahne performansımda bir değişiklik yok.

Taş gibiyiz maşallah.

Sonuna kadar, ölene kadar devam.

Sahnede zıplarken öleceğim.◊ Senin için “Delidir, ne yapsa yeridir” diye bir yorum okudum.

Deli bir tarafın var mı?Herkes ne kadarsa öyle.

Mesela şu anda seninle konuşurken Serhat’ım.

Sen de şimdi Hakansın.

Cumartesi günü, Gence olursun...

Ben de sahnede Bedük oluyorum.◊ Kendini seksi bulur musun?

Kim kendini seksi bulur!

Ama kendimi beğenip “İyisin” falan derim.

Eldeki malzemeyle en iyisini yapmaya çalışıyorum.

İlgili Sitenin Haberleri