Haber Detayı

Arkeolog Sırrı Çölmekçi, Yenikapı'daki arkeoloji kazılarını anlattı Açıklaması
Güncel haberler.com
24/01/2026 21:26 (2 saat önce)

Arkeolog Sırrı Çölmekçi, Yenikapı'daki arkeoloji kazılarını anlattı Açıklaması

Diş Sağlığı Müzesi, "2026 Disiplinler Arası Söyleşiler Programı" kapsamında İstanbul Arkeoloji Müzeleri uzman arkeoloğu Sırrı Çölmekçi'yi ağırladı.

Diş Sağlığı Müzesi, "2026 Disiplinler Arası Söyleşiler Programı" kapsamında İstanbul Arkeoloji Müzeleri uzman arkeoloğu Sırrı Çölmekçi'yi ağırladı."Yenikapı Kazılarının Kent Arkeolojisi Açısından Değerlendirilmesi" başlıklı söyleşide Çölmekçi, Marmaray ve Metro projeleri kapsamında yürütülen kurtarma kazılarının yalnızca ulaşım altyapısını değil, aynı zamanda İstanbul'un kültürel belleğini ortaya çıkardığını anlattı.Çölmekçi, Yenikapı kazılarının İstanbul'un bilinen tarihini 8 bin 500 yıl öncesine taşıyarak, kentin tarih yazımında köklü bir dönüşüm oluşturduğunu söyledi."Projeler uygulanmamış olsaydı, antik kentin izlerini süremezdik"Kazıların en çarpıcı bulgularından birisinin Yenikapı Neolitik Yerleşmesi olduğuna işaret eden Çölmekçi, "Türkiye'nin en önemli ulaşım projelerinden biri olan, Marmaray ve Metro projeleri, İstanbul için bir şans olarak değerlendirilmelidir.

Bu projeler uygulanmamış olsaydı, ne Theodosius liman buluntuları ve teknelerini ne de günümüzden 8 bin 500 yıl önce yaşamış, Yenikapı'nın ilk sakinlerinin malzemelerini ve mezarlarını, Sirkeci'de Bizans mimarisi ile liman kalıntılarını, Üsküdar'daki antik kentin izlerini süremezdik." dedi.Çölmekçi, Yenikapı'daki kazılar yaklaşık 100 bin eser açığa çıkartıldığını belirterek, şöyle devam etti: "Marmaray alanında kalan 1. bölgenin güneyinde, üst kotlarda sürdürülen kazılarda kısmen çamur harç, kısmen horasan harç ve daha sonraki dönemlerde, çimento harç kullanılarak düzgün olmayan taşlarla örülmüş, çok mekanlı yapılar açığa çıkartıldı.

Bu mimari altında tespit edilen ve 17. yüzyıla tarihlenen taş döşeli yolun 100 metrelik bölümü belgelenerek taşındı.Osmanlı dönemi mimari kalıntıları, ilgili koruma kurul kararları gereği uzman raporları doğrultusunda, üzerleri jeotekstil örtülerek, yıkanmış dere kumu doldurularak kapatıldı ve böylece koruma altına alındı.

Bu mimari kalıntı içinde ve çevresinde ele geçen çeşitli malzemenin değerlendirilmesi sonucu kalıntıların kimya veya eczacılıkla ilgili işlerin yapıldığı işlikler olduğu kanaati oluştu.

Ayrıca Osmanlı Dönemine ait kültür dolgusu içinde, mimari kalıntılar dışında bol miktarda 16. ve 17. yüzyıllara tarihlendirilen mavi beyaz seramikler ele geçti.""Batıklar, dünyanın en geniş Orta Çağ batık gemi koleksiyonu olarak kabul edilmektedir"Konuşmasında kazılarda bulunan Theodosius Limanı'ndan da bahseden Sırrı Çölmekçi, "Kazılara başlarken, bu liman alanı içinde onlarca geminin saklı olduğu, aralarında farklı büyüklükte ticari gemilerin, ufak balıkçı teknelerinin ve uzun kürekli gemilerin veya çektirilerin bulunacağı ve bugün dünyada toplu halde ele geçmiş en büyük gemi koleksiyonlarından birini oluşturacağı bilinmemekteydi." diye konuştu.Çölmekçi, bu alan sürdürülen arkeolojik kazılarda 5-11. yüzyıllar arasına tarihlenen, çeşitli tip ve boyutta 37 batık gemi kalıntısı açığa çıkartıldığı bilgisini verererek, şunları kaydetti: "Bu batıklar, dünyanın en geniş Orta Çağ batık gemi koleksiyonu olarak kabul edilmektedir.

Şehrin en büyük ticaret merkezlerinden biri olan Theodosius Limanı, muhtemelen Lykos Deresi'nin sebep olduğu sedimantasyon sonucu işlevini yitirip karaya katılması sonucu, tekne kalıntıları günümüze ulaşabilmiştir.

Tekne kalıntıları, bilim insanlarına, Bizans dönemi gemi tipolojisi, gemi yapım teknolojisi ve bu teknolojilerin evrimine ilişkin önemli bilgiler sunmaktadır."Liman alanın batısında "100 Ada" olarak adlandırılan 2. ve 3. bölgede yapılan kazılarda, milattan sonra 4. yüzyıldan 13. yüzyıla uzanan, farklı dönemlere ait ve iç içe geçmiş mimari kalıntıların açığa çıkarıldığını söyleyen Çölmekçi, "Bunlar arasında sur kalıntıları rıhtım mendirek, mezar odaları ve tonozlu yapılar en çok dikkat çekenlerdir.

Bu bölümün en önemli kalıntısı, 51 metre uzunluğunda ve 4 metreye 20 santimetre genişliğinde, horasan harcı sıvalı, kesme taşlardan yapılmış duvardır.

Bu kalıntının İmparator Konstantinus zamanında yapılmış olan Konstantinus surunun bir parçası olduğu, duvar çevresinde sürdürülen kazılarda ele geçen sikke ve buluntulardan ağırlık kazanmıştır." dedi."Neolitik tabakayla ilk İstanbulluların izleri açığa çıkartıldı"Çölmekçi, kazılar sırasında arkeolojik malzemenin yanı sıra alanın tümüne dağılmış olarak çok sayıda hayvan iskelet kalıntılarının da ortaya çıkartıldığını belirterek, şunları anlattı: "Kültür dolgusunun bittiği liman tabanında, birkaç küçük sondaj yaparak alanı inşaat firmasına terk etmeyi düşündüğümüz sırada yeni bir sürprizle karşılaşıldı.

Liman tabanındaki taş dolgudan farklı plan veren taş sıraları, dağınık halde yanmış kerpiç parçaları ile el yapımı çanak çömleğin bulunduğu Neolitik tabakaya ulaşıldı.

Bu tabakayla birlikte ilk İstanbulluların izleri açığa çıkartıldı ve bilinen kent tarihi günümüzden 8 bin 500 yıl geriye çekildi.

Sonuç olarak Yenikapı Neolitik Çağ yerleşmesi, muhtemelen Marmara'nın gölü olduğu dönemde, kıyıya çok uzak olmayan bugünkü yerinde kurulmuştur.

Küresel deniz seviyelerinde gerçekleşen yükselme sonucunda sular altında kalmış olmalıdır."Yerli ve yabancı birçok bilim insanının çalıştığı kazılarda Çölmekçi, Neolitik dönemin çıktılarına dair ise "Dönem insanına ait mezar tipleri, gömü gelenekleri, ahşap konut tipleri ve günümüze ulaşan yüzlerce ayak izi, bugüne kadar Anadolu arkeolojisinde bilinen ilk örnekleri oluşturdu.

Günümüze ulaşan mimari izlerden, taşların dizilişinden, konutların dörtgen veya yuvarlak ve basit bir plana sahip olduğu, taşıyıcı sistemin, taşlarla desteklenen ahşap direklerden oluştuğu, duvarlarınsa, yine kazılardan çıkmış olan kerpiç bloklara dayanarak çamur sıvalı dal-örgülü olduğu anlaşıldı.

Yüksek kalitede buğday ve bezelye üreten, hayvanları evcilleştiren bir topluluk oldukları bilgisine ulaşılıdı." şeklinde konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri