Haber Detayı

İngiltere'de hırsız avı! Londrada kriz: Hırsızlık son 20 yılın zirvesinde
cnnturk.com
24/01/2026 23:30 (2 saat önce)

İngiltere'de hırsız avı! Londrada kriz: Hırsızlık son 20 yılın zirvesinde

Avrupanın gözbebeği Londra... Nasıl bir suç mahalline dönüştü? Polis neden yetersiz kalıyor? Yankesiciler hangi yeni sinsi teknikleri kullanıyor? CNN TÜRK Dış haberler Muhabiri Elif Nur Acar, Londra sokaklarını hırsızlara dar eden, onları suçüstü yakalayıp ifşa eden ünlü içerik üreticisi Diego Galdino ile konuştu. Galdino, hem İngilteredeki hukuk sisteminin boşluklarını anlattı hem de yurt dışına çıkacak Türk turistler için uyarılarda bulundu.

İçerik üreticisi Diego Galdino'nun ifadeleri şöyle– Seni konfor alanından çıkaran ve sokaktaki bu şahıslarla yüzleşme riskini almana iten temel motivasyon neydi?Benim önceki motivasyonum, bu insanların her gün sokakta eylem yaptıklarını görmekti; kimsenin bunu umursamadığını, polisin umursamadığını, toplumun genelinin, halkın bunu umursamadığını görmekti.

Ve mağdurların bu insanlar yüzünden ağladığını, berbat bir gün geçirdiğini görüyorum.

Ben de sadece kayıt almaya ve onları sanal medyada ifşa etmeye başladım.

Yani Londra güvenli bir yer diyemem.– Yüzlerce olaya tanıklık ettin.

Londra'da veya Avrupa genelinde hırsızlar tarafından kullanılan en yaygın ya da belki de en şaşırtıcı yeni teknik nedir?Yani çok teknik var, biliyorsun; insanların soyulduklarını fark etmelerine bile izin vermeden çok kolayca çalma yetenekleri var.

Sizden faydalanıyorlar; deniz kenarındasınız, ailenizle seyahat ediyorsunuz, anılarınızı kaydediyorsunuz, şehirde başka bir şeye dalmışsınız ve onlar bu durumdan yararlanıyor.

Cep telefonunuzu cebinizden, cüzdanınızı cebinizden veya dikkatiniz dağınıkken çantanızı alıyorlar.

Çok becerikliler; size saldırmıyorlar, silah kullanmıyorlar, bunu yapmak için sadece çok sinsi davranıyorlar.

Ve eğer maalesef şehre giderseniz ve özellikle Londra'nın ana dükkânlarının içi ve ana caddeleri gibi tabelaları görürseniz; eğer dikkat eder ve algınızı buna odaklarsanız, onları her an iş başında göreceksiniz.– Bazı dükkân sahiplerinin artık kahve veya deterjan gibi temel ürünlere güvenlik etiketi, hatta fiziksel kelepçeler vurduğuna dair raporlar gördük.

Senin bu konudaki görüşün nedir?

Bu, sokak suçları üzerindeki kontrolün tamamen kaybedildiğini mi gösteriyor?Yani büyük dükkân sahipleri bunu zaten fiyata yansıtıyorlar; nihai müşteri için insanların çalması umurlarında değil.

Ama küçükler için durum biraz karmaşık; o ürünlerin satılabilir olması, ailelerini beslemeleri ve gelir elde etmeleri için muhtemelen buna ihtiyaçları var.

Ama evet, küçükler ve büyükler arasındaki durum farklı.– Merak ediyorum, gerçekten etlere kelepçe mi vuruyorlar?Evet, böyle yapıyorlar.

Bu çok normal, çok normal.

Bazı mağazaların eşyaları almanız için korumaları var ya da doğrudan eşyaları hedefliyorlar.

Bir çikolata, bir enerji içeceği ya da daha ucuz şeyler olsa bile; çünkü çantaya atıp gitmesi çok kolay şeyler.

Ya da bazen pahalı yiyecek ürünlerine de yapıyorlar.

Onları daha iyi kontrol ediyorlar, kasanın arkasına koyuyorlar ve görevliden düzgünce istemeniz gerekiyor.

Ama evet, bunu yapmaları artık çok alışıldık bir durum.– Yasalar yeterli mi?

İnsanlar cesareti buradan mı alıyor?

Metropolitan Polisi'nin ve yetkililerin bu sorunu çözmek için yeterince çaba gösterdiğine inanıyor musun, yoksa hukuk sistemi gerçek bir caydırıcılık sağlamakta yetersiz mi kalıyor?İkisi de diyebilirim.

İlk olarak Metropolitan Polisi; şehirde gerçekleşen tüm suçlarla ilgilenmek için yeterli kaynağa sahip değil.

Bu tür durumlarla ilgilenmek için yeterli personel ve bütçeleri yok.

Maalesef dikkatlerini vermeleri gereken daha yüksek, daha ağır suçlar var.

Sokaklarda devriye atan kimse yok.

Londra'nın pek çok bölgesine, Westminster'a, marketlerin olduğu ana yollara gelirseniz, şehirde devriye gezen tek bir memur bile göremezsiniz ve hırsızlar da bundan faydalanıyor.

Diğer bir nokta da yasalar.

Yasalar çok yumuşak.

Yakalandıklarında yasalar buna izin verdiği için 24 saat içinde serbest kalıyorlar.

Evet, onlar için çalmak çok kolay.

Ama polisin yeterince bir şey yapmadığını söyleyebilirim.

Elbette çok şey yapmak için yeterli kaynakları yok ve yasalar çok yumuşak.

İşte sonuç bu.

Başlangıçta polis hiç umursamıyordu.

Sadece o yankesici tam olarak çalmadı, o yüzden bırakın gitsin ya da bu tür şeyler için bir birimimiz yok diyorlardı ve bize sadece bırakın gitsin diyorlardı.

Şu anda sosyal medyanın ve basının baskısıyla biraz daha fazlasını yapıyorlar.

Aradığımızda geliyorlar.

Ellerinde çalınan eşya olmasa bile, sadece teşebbüs aşamasında olsa dahi bu yankesicileri karakola götürüp fişliyorlar.

Mümkün olduğunda harekete geçiyorlar.

Ama evet, tam olarak değil.

Yani sadece biz aradığımızda; yankesicileri yakalamak için orada tam olarak bulunmuyorlar.– Onları iş üstünde yakaladığında en yaygın tepki ne oluyor?

Sık sık tehdit alıyor musun ve yetkililer senin yaptığın işe nasıl tepki veriyor?Onları tam hırsızlık yaparken yakaladığımızda biraz enerjik oluyoruz, çok bağırıyoruz.

Bazen korkuyorlar, pes ediyorlar ve kaçmaya çalışıyorlar.

Erkekler daha tepkisel oluyor; erkek doğası gereği yakalanmak istemiyorlar.

En güvenli şekilde yönetmeye çalışıyoruz.

Güvenli olduğunda sivil tutuklama yapıyoruz.

Güvenli olmadığında sadece gitmelerine izin veriyoruz ve polisle iletişime geçmeye, onları takip etmeye çalışıyoruz; şu yöne gidiyorlar falan diyoruz.

Ama en önemli şey kanıt elde etmek; polise orada hırsızlık yaptıklarına dair kanıt sunabilmek için düzgünce videoya çekmek.– Mağdurların ağırlıklı olarak turistler olduğunu fark ediyoruz.

Sadece çantayı açık bırakmanın ötesinde; turistler hangi fiziksel, psikolojik veya davranışsal hataları yapıyorlar ki bu suçlular için kolay hedef hâline geliyorlar?Eşyaları çalındığında her şeylerini kaybediyorlar; fotoğraflarını, bazen pasaportlarını kaybediyorlar.

Bazen profesyonel kişiler oluyorlar; kameralar, ekipmanlar, laptoplarla seyahat ediyorlar.

Her şeylerini kaybediyorlar.

Bu sadece eşyanın fiyatı ile ilgili değil.

Bazen telefonum var; 1000 pound değerinde olması umurumda olmaz ama içindeki fotoğraflar, kredi kartlarım...

Günün sonunda ailemi nasıl besleyeceğim, soyulduktan sonra ülkeme nasıl döneceğim?

Bu tür bir psikoloji en büyük mesele.

Bazen çalınan malın değeri sadece buzdağının görünen kısmıdır.– Londra'yı ya da diğer büyük Avrupa başkentlerini ziyaret etmeyi planlayan Türkiye'deki izleyicilerimiz için, videolarından birine konu olmamaları adına verebileceğin en temel, hayat kurtarıcı tavsiye ne olurdu?Yani çantalarınızı başıboş bırakmayın.

Bazen insanlar ailelerini ziyarete geliyorlar ve çok fazla bagajla geliyorlar.

Onları başıboş bırakmayın; taksiden inerken, tren istasyonunda, havalimanında dikkatli olun.

Cep telefonunuz konusunda dikkatli olun.

Sırt çantanız varken telefonunuzu cebinize koymayın.

Onu başıboş bırakmayın ve pasaportu adeta altın gibi koruyun.

Değerli eşyalarınızı çok güvende tutun.

Cebinizde olsa bile durumdan yararlanıp çalıyorlar.

Pasaportlar, kimlikler, kredi kartları, yüklü miktarda nakit; bunları sokakta taşımaya gerek yok.

Bir kart, biraz nakit ve telefonunuz sokak için yeterlidir.

Ve telefonunuz onların ana hedefi.

Onu öylece tutmayın.

Sokağın köşesinde kullanmayın çünkü birinin gelip onu kapıp kaçma (snatch) riskini alırsınız.

Kalabalık bir yerde cebinizde bile olsa, size çarpacaklar, cebinize dokunacaklar ve o gitmiş olacak.

İLGİLİ HABER DÜNYA Beyaz Saray sosyal medyayı sallayan akıma Trump ile katıldı: 'Nihilist penguen'li Grönland göndermesi

İlgili Sitenin Haberleri