Haber Detayı

Boksör olma hayalimi bu filmde yaşadım
Yazarlar hurriyet.com.tr
25/01/2026 08:13 (4 saat önce)

Boksör olma hayalimi bu filmde yaşadım

Sydney Sweeney, son yılların en çok konuşulan genç yıldızlarından biri. “Euphoria” dizisiyle geniş kitlelere ulaşan Sweeney, aynı zamanda büyük reklam kampanyalarının da aranan yüzü haline geldi. Kariyerinde riskli rol seçimleri yapan, güçlü ve katmanlı kadın karakterlere hayat veren oyuncu, son filmi “Christy”de boks efsanesi Christy Martin’i canlandırdı ve oyunculuğunun yanında yapımcı olarak da projeyi sahiplendi. Christy Martin kadın boksunun önünü açan, ringdeki sertliği kadar hayat mücadelesiyle de sembolleşen bir isim. Kariyerinde büyük başarılara imza atarken, özel hayatında yaşadığı ağır şiddet ve hayatta kalma hikâyesiyle yıllarca konuşuldu. Avustralyalı yönetmen ve senarist David Michôd’un yönettiği “Christy” filmi de onun yeniden ayağa kalkmayı başarmasını ve içsel gücünü anlatıyor. Sydney Sweeney, David Michôd ve Christy Martin ile bu duygusal yükü yüksek hikâyeyi konuştuk.

◊ Sydney, “Christy” filminde yapımcı olarak üstlendiğiniz rolden biraz bahseder misiniz?

Bu filmi yapmak sizin için ne kadar önemliydi ve canlandırdığınız karakterin daha önce üstlendiğiniz rollerden farkı neydi?- Sydney Sweeney: Bu projede süreç, yapımcısı olduğum diğer işlerden biraz farklıydı.

Çünkü David zaten yönetmen olarak projedeydi ve senaryoyu yazmıştı.

Senaryo o kadar güzeldi ki, neredeyse hiçbir şeye ihtiyaç yoktu.

Okuduğumda resmen gözyaşlarına boğuldum.Yani ben projeye dahil olduğumda temel unsurlar zaten hazırdı.

Sonrasında ekibi ve paketi oluşturduk, projeyi dışarıya sunduk.

Bu noktadan sonra filmi yapmak için işin finansman tarafında da aktif olarak yer aldım.

Hazırlık dönemi ve çekim aşamasına geçtiğimizde de tüm sürecin içindeydim.Benim için farkı şuydu; genelde bir şeyi en başından alıp sıfırdan inşa eden tarafta oluyorum.

Burada ise güçlü bir temel zaten vardı.

Senaryoyu okuduğum an “Bu hikâyenin hayata geçmesini sağlamak zorundayım” dedim.

Çünkü Christy, tanıdığım en ilham verici ve en inanılmaz kadınlardan biri.

O nedenle bu proje benim için gerçekten çok özel.◊ “Christy”de de, “The Housemaid” filminde de hayattan ciddi darbeler almış kadınları canlandırdınız.

Bu kadınlar küçümseniyor ama aslında onları ileriye taşıyan şeyin zekâları olduğunu görüyoruz.

Bu rolleri üstlenip kadınları “kurban” olarak etiketlemeden canlandırmak sizin için ne kadar önemli?- Sydney Sweeney: Kadınların ne kadar karmaşık ve çok katmanlı olduğunu göstermek, gerçekten çok önemli.

Biz kadınlar tek bir şey değiliz.

Ekranda gördüğünüz bir kalıpta ya da basmakalıp bir karakterden ibaret değiliz.Diğer taraftan şunu göstermek özellikle değerli; Christy gibi çok güçlü bir insan olabilirsiniz ama yine de istismarın, şiddetin mağduru haline gelebilirsiniz.

Bu gerçekten herkesin başına gelebilir.

Ama insan kendi içindeki o gücü bulduğunda, ayağa kalkmayı başardığında, oradan çıkabilir.Bir de şunu anlatmak çok önemli; “mağdur” dediğimiz kişi her zaman insanların kafasında çizdiği o tipik görüntüde olmaz.

Bu kesinlikle herhangi biri olabilir.

Hiç ummadığınız formda karşınıza çıkabilir.ÇEKİMLERDE ‘BANA KARŞI NAZİK OLMAYIN, SERT VURUN’ DİYORDUM◊ Fiziksel dönüşümünüzü sormak istiyorum.

Bir ‘dövüş makinesi’ne dönüşme sürecinde Walter Garcia’yla mı çalıştınız?

Bu süreç nasıldı?- Sydney Sweeney: Walt bizim dövüş koreografımızdı.

Filmde gördüğünüz her dövüş sahnesini tek tek onunla birlikte kurguladık.

Ve şunu söyleyeyim: Filmde izlediğiniz dövüşlerin hepsi Christy’nin gerçek dövüşlerinden alınma.

Yani gördüğünüz kombinasyonlar uydurma maçlar değil.

Christy’nin gerçekten yaşadığı karşılaşmalar.Benim de hazırlanmak için yaklaşık 2.5-3 ayım vardı.

Ağırlık antrenörü ve beslenme uzmanı Grant Roberts’la çalıştım.

Bir de boks koçum Matt Baiamonte vardı, onunla her gün antrenman yaptım.

Sabah 1 saat ağırlık çalışıyordum, sonra 3 saat boks, akşam 1 saat daha ağırlık.Üst üste protein shake’ler içiyordum.

Kreatin, L-karnitin ne varsa alıyordum güçlü olmak için.

Toplamda 35 pound (yaklaşık 16 kilo) aldım.

Filmde gördüğünüz dövüşlerde de temas var; yani gerçekten birbirimize vuruyoruz.

Dövüştüğüm çok sağlam, acayip güçlü kadınlardan oluşan bir ekip vardı.

Onlara “Bana karşı nazik olmayın, vurun, hem de sert vurun” diyordum.

Onlar da sahnelerde benim gerçekten vurmama izin veriyordu.

Açıkçası izlediğiniz şey, benim boksör olma hayalimi canlı canlı yaşadığım anlar.◊ Çekim sürecinde sizi en çok ne zorladı?- Sydney Sweeney: Bu rolün fiziksel tarafı başlı başına zaten çok zorlayıcıydı.

Ringde çok büyük bir fiziksel meydan okuma var.Aslında filmi çekerken dövüşmek daha çok zihinsel bir sınav gibiydi.

Çünkü sahneleri arka arkaya çektik.

Bu saatler sürüyor.Bir de Christy ile kocasının arasında yaşananların duygusal ağırlığı var.

Ben bunun ne kadar önemli olduğunu biliyordum; anlattığımız hikâyenin ne olduğunu, başkaları için ne kadar anlam ifade edeceğini biliyordum ve “Bunu doğru yapmalıyız” duygusuyla hareket ediyordum.

Yani her açıdan çok fazla zorluk vardı.FİLMDEKİ DÖVÜŞLER GERÇEK HİSSETTİRMELİYDİ◊ David, boks filmlerine alışığız ama bu filmdeki ring sahnelerinde çok ham ve canlı bir enerji var.

Bunu yaratırken çıkış noktanız neydi?- David Michôd: Benim için en önemlisi şuydu: Filmdeki dövüşler en temel seviyede bile gerçek hissettirmeliydi. ‘Gerçek’ hissettirmek de benim için biraz dağınık hissettirmek demekti; o dağınıklığı kabullenmek, hatta kucaklamak.

Evet, bunlar stratejiyle hareket eden, inanılmaz antrenman yapan çok yetenekli sporcular.

Ama ringin ortasında her zaman bir noktada bitkinlik olur.

Kenarda nefes nefese kalırsın, bazı yumruklar boşa gider, bazı kombinasyonlar hiç işlemez.

Bunları aynen sahiplenelim istedim.

Dövüşler “Matrix” gibi görünmek zorunda değil.

Dövüş, dövüş gibi hissettirmeli.BU FİLM İNSANLARIN HAYATINI DEĞİŞTİRECEK◊ “Christy” filmi sadece bir spor hikâyesi değil, güçlü bir hayat mücadelesini de anlatıyor.

Bu film sizin için ne ifade ediyor? - Christy Martin: Ben kendi adıma çok şanslıyım.

Tanrı beni kutsadı ve bugün hâlâ burada olup aile içi şiddet, cinsellik gibi önemli meseleler hakkında konuşma fırsatını verdi.

Ben zaten gerçek anlamda ‘en büyük underdog’um.

Boks Onur Listeleri’ne girebilmiş olmak inanılmaz bir ayrıcalık.

Ve yaşadığım her şeye rağmen bugün hâlâ hayattayım.Ama asıl mesele; bu ekip benim hayat hikâyemi sahiplenip bu işe girişti.

Bu film insanların hayatını değiştirecek.

Hikâyelerin yapması gereken insanların hayatlarına dokunmak, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek.Siz Hollywood tayfası sürekli uydurma hikâyelerle filmler çekiyorsunuz; dışarıda kimseye dokunmayacak, kimsenin hayatını değiştirmeyecek şeyler çok fazla.

Ama bu film öyle olmayacak.

Bu film insanlara bir şey öğretecek, bir çıkış yolu gösterecek, daha iyi bir hayatın mümkün olduğunu anlatacak.

Kimsenin şiddet gördüğü bir ilişkinin içinde kalmak zorunda olmadığını gösterecek.

Ya da kim olursa olsun, herkesin çıkıp “Ben buyum” diyebileceğini, kendine dürüst olabileceğini hatırlatacak.

İlgili Sitenin Haberleri