Haber Detayı

Karayip Devletleri Birliği kulağa nasıl geliyor?
Metin akgerman aydinlik.com.tr
25/01/2026 10:49 (4 saat önce)

Karayip Devletleri Birliği kulağa nasıl geliyor?

Karayip Devletleri Birliği kulağa nasıl geliyor?

Karayipler bölgesini bilirsiniz.

Kuzeyinde ABD, batısında Meksika, güneyinde Venezüella olan büyükçe bir deniz.

Karadeniz’in yedi katı büyüklüğünde.

Karayiplerde 7000’den fazla ada var, bu adalarda çok sayıda ülke var; kimi tam bağımsız, kimi ise Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin kolonisi olan ada ülkeleri.

Bu bölgede İspanyolca, İngilizce, Fransızca, Flemenkçe gibi koloni ülkesi dilleri ağırlıklı konuşuluyor.

Toplam bölge nüfusu 45 milyon.

Bölgenin en büyük ülke sıralaması: Küba, Haiti, Dominik.

Nüfus sıralamasına göre ise: Haiti, Dominik, Küba. (Kabaca her biri 11 milyon civarı.)Ekonomik büyüklüğe göre ise: Küba, Dominik, Puerto Rico.

Toplam 13 bağımsız ülke var, kolonileri de sayarsak ülke sayısı 30’u aşıyor.Guyana açıklarında derin denizde büyük petrol bulundu; bu yüzden ekonomisi çılgın büyüyor.

Onu hariç tutarsak Karayiplerin ortalama yıllık ekonomi büyümesi %2,5 civarında, yani vasat.

Guyana’yı da eklersek %4,2 oluyor.

Bölge nüfusu azalan hızda büyüyor, yıllık %0,4 civarı.

Muhtemelen 10 seneye kalmaz nüfus büyümesi sıfırlanır.

Ortalama yaş 31 civarında; yani Avrupa’dan ve ABD’den önemli ölçüde gençler.

O civarlarda Küba ve Florida bölgesini gezme şansım olmuştu.

Küba, dünyada gördüğüm en iyi ve sıcak denize ve en güzel kumsala sahip ülkedir.

İspanyolcasız fazla turist olarak kalıyorsunuz, bir gün İspanyolca öğrenebilirsem tekrar gideceğim.

Denizi ve plajları Florida ve Miami bölgesi ile mukayese kabul etmez.

Yani ne yalan söyleyelim, Karayipler bölgesini Allah özene bezene yaratmış.

Bölgeyi görünce insan Barbaros Hayrettin Paşa’ya ve Osmanlı sultanlarına öykünmeden edemiyor; iki gemi gönderememişler mi buralara… Neyse, iş başa düştü.

Bu bölgedeki insanlar ve ülkeler maalesef hayli fakir durumdalar.

Ada ülkelerinin, hele ki politik olarak bu kadar parçalı oldukları zaman, ölçek ekonomisi, maliyet etkin ve hızlı çalışan bir tedarik zinciri geliştirmeleri imkânsız.

Hâliyle dünya ekonomileri arasında rekabetçi değiller; yeterli ürün miktarı ve çeşitliliğini üretemiyorlar.

İş gücü var ama sermaye yok, altyapı yetersiz.

Ülkeleri cennet gibi ama gençler kapağı gelişmiş ülkeye atmanın derdindeler.

Bunlar içinde de en sıkıntılısı, kalabalık nüfusu ve fakirlik vaziyeti ile Haiti.

Bir zamanlar nasıl Somali tamamen yıkılmış, parçalanmış, umutsuz bir devletti, Haiti de benzer durumda.

Bölge ülkelerinin çoğuna bazı gelişmiş ülkeler tarafından maalesef amele pazarı muamelesi yapılıyor ve her türlü sömürü düzeni mevcut.

Gelelim asıl konumuza.

POLİTİK BİRLİK GEREKLİ Bu bölgedeki yüzlerce adanın ve onlarca ülkenin, gevşek dahi olsa (tercihen güçlü) bir politik birlik altına girmesi durumunda hızlı bir ekonomik kalkınmanın oluşması, bölgenin amele pazarı muamelesinden ve ABD’nin bozguncu etkisinden kurtulması mümkün.

Bu ülkeler birlik olabilirlerse ABD’nin de bölgede gücü azalacaktır.

Parça parça ada ülkeleri ile uğraşmak, onları yönetmek çok kolay ama birleşebilirlerse; ortak gümrük tarifeleri, ticaret, sanayi politikaları, vize rejimleri, savunma politikaları uygulayabilirlerse işler dramatik ölçüde değişir.

Bu bölgede çeşitli ada ülkelerinin üye olduğu çeşitli politik ve ekonomik birliktelikler mevcut ama ölçek yeterli değil.

Malum, her ada ülkesi birbiri ile çok iyi geçinemiyor.

Kimi sosyalist gelenekten gelmiş, kimi vergi cenneti olmuş liberal gelenekten geliyor; ekonomik, nüfus ve doğal kaynak dinamikleri farklı.

Sömürge dilleri de farklı olabiliyor.

Ama büyük ölçüde bir ortak hareket etme, dayanışma arzusu ve ortak kader algısı bölge genelinde mevcut.

Daha kapsayıcı, daha ciddi politik örgütlenmeler lazım ama ellerinden tutan yok.

Aksine elleri kolları bağlanmış.

KARAYİP DEVLETLERİ BİRLİĞİ’Nİ (KDB)  KURMAK Gelin Türkiye’nin bu bölgede bir politik birlik oluşturma çabasına girmesini ve bu alanda öncü olmasını önerelim.

Bu yazının temel amacı bu öneriyi dillendirmek.

Türkiye’ye ve bölgeye konunun faydaları ve işin nasıl olabileceği hakkında spekülasyon yapalım.

Peki Türkiye’nin bütün dertleri bitti, Karayiplerde politik birlik oluşturma işi Türkiye’ye mi kaldı?

Hayır elbette dertlerimiz bitmedi ama öncelikle bölgede büyük fırsat var.

Bu politik birliği kurma projesine öncülük edersek bu işten uzun vadede büyük kazanırız.

Politik olarak, sosyal olarak ve ekonomik olarak kazanırız.

Bu işi ABD ve Avrupa yapmaz çünkü mevcut düzenden en çok onlar fayda sağlıyorlar.

Çin deseniz bölgeye çok uzak.

Rusya deseniz kendi derdi ile meşgul.

Aslında hem politik ağırlığı ile hem yeterli ölçekteki sanayi ve ekonomisi ile, nispeten açık olan deniz ve hava ulaşımı kanalları ile, hızlı politik karar alıp uygulayabilen yönetişim şekli ile Türkiye bu halayın başını çekmek için çok uygun konumlanmış durumda.

Çin veya Rusya’dan, ABD’nin ön bahçesinde (veya ön havuzunda diyelim) böyle bir hamle gelse, bu işi ABD çok düşmanca karşılar; oysa Türkiye’ye tavır yumuşak olur.

Ayrıca bu girişimi Türkiye önemli kaynak harcamadan, başkalarının kaynaklarını yönlendirerek yapabilir.

KARAYİP DEVLETLERİ BİRLİĞİ’NİN (KDB) BÖLGEYE FAYDALARI NASIL OLUR? 1.

Ölçek ekonomisi yakalanır, birçok alanda ekonomik büyüme ve refah kalıcı olarak artar; sonucunda her alanda gelişme sağlanır, işsizlik azalır. 2.

Bölgenin egemenliği artar, ABD’ye bağımlılığı azalır, dünya siyasetindeki ve BM’deki etkisi artar. 3.

ABD’nin kontrolsüz hegemonik gücü bölgede sınırlandırılır. 4.

Sömürge devletlerinin bir kısmı zaman içinde bağımsızlığını kazanır, bazı sömürge askerî üsleri kapatılabilir böylece ABD bölgede üslenip sağa sola saldırmakta zorlanır.

Dünya genelinde gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki zenginlik farkı azalır. 5.

Küba’ya ABD’nin ambargoları zayıflatılır ve Küba rahatlar. 6.

Trump’ın Panama Kanalı’nı ABD’ye katma projesini zorlaştırır ve Panama için alternatif bir birlik seçeneği oluşturabilir.

KDB’NİN TÜRKİYE’YE NE FAYDASI OLUR? 1.

Türkiye’nin diplomatik ağırlığı ve saygınlığı küresel ölçekte artar, BM’nin muhtemelen değişecek olan gelecek yapısını şekillendirmede daha çok etkisi olur. 2.

Projeye öncülük yaparak ilk adım avantajını (ing. first mover advantage) birçok sektörde yakalayabilir.

Birlik ticaret ve sanayi altyapısını kurarken Türk kurumları ve şirketlerinin muhtemelen rekabet avantajı oluşacaktır.

Savunma sanayisi ürün satışı, petrol arama, madencilik, liman ve lojistik işletmecilik gibi stratejik işlerde muhtemelen Türk firmalarının avantajı olacaktır ve proje Türkiye’de de istihdam ve büyüme sağlayacaktır.

Bölge ile ticaret artacaktır. 3.

Türkiye, ABD’nin ön havuzunda oyun kurarak ABD iç ve dış politikalarını daha çok etkileme gücüne de sahip olacaktır.

Florida bölgesi başta olmak üzere göçmen konusu, ABD’de iç politika ile yakından ilgili bir konudur. 4.

Florida Yarımadası’nın da zaman içinde ABD’den ayrılarak Karayip Devletleri Birliği’ne katılması hedeflenmelidir.

Malum, coğrafi olarak ve büyük oranda sosyolojik olarak aynı yapıda olan bölgelerdir.

Florida geleneksel olarak Karayipler’den büyük miktarda göç alır. 5.

Helikopter geliştirme konusunda Türkiye büyük yatırım yapmıştır ancak karşılığını alamamıştır.

Bölgede binlerce ada vardır ve helikopter pazarı için çok uygundur.

Benzer şekilde İHA satışı, radar ve hava savunma sistemi satışı için de bölge uygundur. 6.

Baykar’ın İtalya merkezli Piaggio isimli sivil (küçük) yolcu uçağı yatırımı hepimizin malumu.

Bu tür adalık ülkeler için bu ürünün uyarlanması (misal dolmuş konfigürasyonu) ve pazarlanması da kolay olacaktır. 7.

TPAO’nun derin deniz petrol arama konusunda yatırımı ve uzmanlığı hızla artmaktadır.

Bölge bu tür araştırmalar ve yatırımlar için büyük fırsatlar sunmaktadır. 8.

Bölgede binlerce ada var; muhtemelen birkaç adada zaman içinde Türkiye’nin turistik ve askerî üsler kurması mümkün olabilir.

Emeklilerimiz için de bölge erişilebilir bir destinasyon haline gelebilir. 9.

Özellikle Fransa’nın bölgemizde askerî üsleri ve stratejik iş birlikleri ile Türkiye’nin karşısında konumlandığını gözlemlemekteyiz.

Fransa’nın Karayipler’deki sömürge bölgelerindeki diplomatik faaliyetlerimizi artırmamız, Fransa’nın Orta Doğu politikasını da düzeltmesini kolaylaştıracaktır. 10.

Türkiye’nin yelkenli tekne ve motoryat tasarım ve üretim sanayisi ileri seviyededir ve muhteşem ürünler üretilmektedir.

Bu firmalar KDB’de de yatırıma teşvik edilebilirler.

BU İŞİN SAĞLIKLI ŞEKİLDE BAŞLATILMASI İÇİN HANGİ POLİTİKALARI ÖNEREBİLİRİZ?

Somali örneğini hatırlayalım.

Somali gibi başarısız olmuş bir devlete Türkiye el uzatarak Afrika genelinde büyük takdir topladı.

Karayipler’de bunun benzerini yapmak istiyorsak Haiti’yi hedeflemeliyiz.

O bölgenin Somali’si Haiti’dir.

Haiti gibi bölgenin en kalabalık, fakir ve başarısız ülkesini, üstelik bölgenin merkezindeki ülkeyi biraz toparlayabilirsek Karayipler ülkeleri nezdinde itibarımız artar ve bize sömürü için gelmiş ülke olarak değil, dayanışma için gelmiş ülke gözüyle bakılır.

Elbette bölgedeki diplomatlarımız ile bu stratejileri çalışmak gerekir fakat belki Haiti’yi bu birliğin merkezi olarak konumlamak ve AB Komisyonu’na benzer şekilde sürekli çalışacak, ülke temsilcilerinin olduğu merkezi buraya kurmak uygun olabilir.

Diğer alternatif Karayipler’in en büyük metropolitan merkezi olan Dominik’teki Santo Domingo olabilir.

Son alternatif ise Küba’nın doğudaki merkezi olan Santiago de Cuba şehri olabilir.

Seçilecek merkezin hem havalimanı olarak hem liman olarak nispeten Karayipler coğrafyasının merkezi bölgesinde olması ve makul bir ölçekte olması gerekir.

Nasıl ki RTE’nin yıllar önce, kimsenin gitmeye cesaret edemediği bir zamanda uçak ile Somali’ye inmesi ülkenin kaderini değiştirdi, benzer bir gösteri Haiti için de tasarlanabilir.

Haiti elbette Somali gibi Müslüman ülke değil; biraz daha zor olabilir işler ama yine de denemek gerekli.

FİNANSMAN Elbette bu projenin finansmanı Türkiye’den gelmeyecek.

İşin siyasi öncülüğünü Türkiye yapabilir ancak finansman hem bölge ülkelerinden hem dışarıdan ayarlanmalı.

Bölge ülkeleri millî gelirlerinin misal %5 kadarını proje kalkınma fonuna aktarabilirler.

Merkezi planlama kapsamındaki önceliklere göre bu fon, bölge ülkelerinin kalkınması için kullanılabilir.

Ayrıca Türkiye projenin küresel olarak reklamını yaparak projeye katılmak isteyen ülkelerin fona para yatırmasının önünü açabilir.

Florida’daki göçmenler başta olmak üzere ABD’de kurulacak vakıf ve dernekler ile projeye fon çekilebilir.

Bölgede petrol ve gaz yatakları olduğu biliniyor; bu alanlara öncelikli yatırım yapılarak ilave kaynak yaratılabilir.

İŞ BİRLİKLERİ Türkiye projeyi tek başına da başlatabilir, birkaç ortak ülke ile beraber de başlatabilir.

Ortak ile çalışma durumunda Meksika uygun bir ortak olabilir; İspanya, Brezilya, Venezüella uygun ortaklar olabilirler.

Florida valisi de projeye ileriki bir safhada katılabilir.

Bu projenin çoğu ülkeden büyük destek görmesini beklemeliyiz çünkü dünyadaki dengeleri doğru yönde değiştirme potansiyeli vardır.

Hatta hiç beklemediğimiz şekilde Avrupa Birliği ülkelerinin çoğu bu projeyi Trump’ın altını oymak için destekleyebilir ve finansmanına katılabilirler.

Çin de muhtemelen destekler.

MERKEZ ÜLKELER, GENİŞLEME STRATEJİSİ VE FLORİDA Karayipler’de bir birlik kurulacak ise bu işin merkez ülkeleri Küba, Haiti, Dominik Cumhuriyeti ve Jamaika olmalıdır.

Puerto Rico muhtemelen ABD ile bağları yüzünden ileri safhalarda, projenin başarısını görünce katılacaktır.

Zaman içinde projenin Avrupa Birliği benzeri, güçlü şekilde ekonomik iş birliği, serbest dolaşım, ortak vize politikası, ortak ticaret politikası içerecek hâlde genişletilmesi uygun olur.

Proje başarılı olduğu ölçüde zaman içinde bölgedeki bazı küçük kara ülkelerini de üye olarak alması beklenmelidir.

Misal Kosta Rika, Panama, Honduras, Suriname, Fransız Guyanası vs. gibi ülkeler de zaman içinde katıldıklarında çok daha büyük ölçek, stratejik ve ekonomik potansiyele ulaşılabilir.

Projenin nirvanası ise birliğe Florida’nın katılımı olacaktır.

Malum Florida’da hem Cape Canaveral gibi uzaya roket atışlarının yapıldığı bir uzay merkezi var, hem Orlando, Miami gibi önemli eğlence ve turistik merkezler var.

Bugün için hayal olabilir ama ABD’nin politik ve sosyolojik gidişatını okuduğumuzda hayal olmadığını anlarız.

Proje başarılı ilerlerse, 20–30 sene içinde Florida birliğe katılabilir.

Florida katıldığında merkez Miami’ye taşınabilir.

DİĞER POLİTİKALAR 1.

Türkiye bu proje için misal 10 senelik bir vizyon belirleyebilir ve bölgedeki büyükelçiliklerini ve Miami Konsolosluğu’nu proje için görevlendirebilir.

Bölge ile sosyal ve ekonomik ilişkilerin bu dönemde kademeli olarak artırılması hedeflenmelidir. 2.

Bölgedeki bazı adalara Türkiye’den, yeni üniversite mezunu, lisan bilen işsiz gençlerden oluşan birkaç bin adet nüfus kaydırmak uygun olur.

Ceplerine biraz da harçlık konacak bu gençlerin ilgili elçilik kontrolünde Türkiye ile ticaret yapmaları istenebilir. 3.

Türk dizilerini bölgede pazarlamak uygun olur. 4.

Bölgede cruise gemileri ile gezme turizmi yaygındır ve genelde bu işin merkezi Miami’dir.

Türkiye’nin merkezi Miami olmayacak, daha bakir adalar bölgesi olacak şekilde alternatif bir cruise gemisi turizm işi kurması uygun olabilir ve bölge politikalarını destekler. 5.

Zengin ve emekli Amerikalıların bir bölümü genelde yelkenli teknelerini ve motoryatlarını Miami’de tutarlar ve Karayipler bölgesinin cennet adalarında gezinirler.

Bu olayın ekonomik rantı büyük ölçüde ABD’de ve Miami’de kalır.

Oysa asıl hizmeti veren, doğal güzelliklerini erişime açan bölge Karayipler’dir.

Yeni yapıda zengin Amerikalılar teknelerini Karayipler’deki marinalarda tutmalıdır; sigorta ve liman parasını burada ödemelidir ve kirlettikleri kıyılar için de ilave para ödemelidirler.

Miami’de marina işleten bazı Türk zenginleri de bu proje kapsamında yatırımlarını Karayipler devletlerinin muazzam potansiyeline kaydırabilirler. 6.

Türkiye’de bölgeye ilgiyi artırmak için bazı popüler Türk dizilerine bölge sahillerinde çekimler eklemek uygun olur. 7.

THY galiba bu aralar Santo Domingo’ya direkt uçuş başlatacak.

Hayli gecikmiş ama doğru bir karar.

THY bölge uçuşlarında ucuza yabancıları taşımak yerine daha çok Türk vatandaşlarını taşıyacak fiyat politikaları benimsemelidir. 8.

Ada ülkelerinde genelde elektrik ve enerji üretimi sorunu vardır ve genelde gazyağı gibi pis yakıtlar ile elektrik üretilir.

KKTC’de de yakın zamana kadar durum böyleydi (belki hâlâ böyledir).

Karayipler’de de durum böyle.

Oysa artık en ucuz elektrik güneş panelleri ile üretiliyor ve bu işin kralı da Çin.

Karayipler zaten güneşin merkezi.

Bölgenin elektrik altyapısı için Çin’den güneş panelleri getirmek gerekli.

Bazı bölgelerde kara tipi rüzgâr türbinleri için de büyük potansiyel mevcut. 9.

Bölgenin iklim ve kültürüne uygun küçük ve ucuz elektrikli arabaların tasarlanarak bölgede montajlanması uygun olabilir.

Adalardaki güneş elektrik üretimi de bu altyapıyı destekler.

Misal Suzuki Jimny tarzı elektrikli araçlar uygun olabilir. 10.

Denizaltı madenciliği konusu her sene daha çok önem kazanıyor ve elbette bu alanın en büyük kazananı Karayipler bölgesi olacak.

Bu kapsamda bölgede okyanus araştırmaları enstitüsü kurulması uygun olur. 11.

Karayip Devletleri Birliği’nin kendi petrol rafinerisi, istasyonları, elektrik dağıtım sistemi, lojistik firması, havacılık firması, merkez bankası vs. kurması uygun olacaktır.

Türkiye bu konularda bilgi paylaşıp finansman kaynaklarına ulaşımda aracılık yapabilir. 12.

Sömürge sahibi ülkeleri bölgeden hızlı şekilde kovmak gerçekçi olmayabilir.

Daha sürdürülebilir strateji, öncelikle sömürge sahibi ülkelerin bölgeye daha çok kaynak aktarma zorunda bırakılması olabilir.

Misal Fransa, bölgedeki adalarına daha çok para ve sermaye aktarmak ve bölge halkının refahını artırmak zorunda bırakılmalıdır.

Fransa, bölgedeki yeni yapı ile rekabet etmek ve askerî tesislerini daha uzun süre tutabilmek için kesenin ağzını açmak zorunda bırakılmalıdır. 13.

Türkiye’nin bölgeye günlük kargo dronu göndermesi uygun olabilir.

Baykar firmasına ve TUSAŞ’a kargo dronu için ihtiyaçlar belirtilebilir ve iki firma kendi modellerini tasarlayarak üretim için önerebilirler.

Benzer şekilde bölgeye İstanbul, İzmir veya Mersin limanlarından doğrudan ve düzenli konteyner hattı açmak uygun olur. 14.

Karayip Devletleri Birliği (KDB) projesini pazarlarken elbette Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu artırma ve ABD hegemonyasını azaltma amaçlı proje olarak pazarlamamak gerekir.

Karayip Devletleri Barış ve Refah Birliği gibi bir vitrin markası uygun olabilir. 15.

Bu KDB projesinin ne kadar kötü bir fikir olduğu ve neden olamayacağı konusunda yüzlerce argüman üretilebilir ve elbette ilgili politika yapıcıların bu fikri çalışmayı yapması gerekir.

Fakat günün sonunda bizim bir adet çalışacak senaryoyu bulmamız gereklidir; marifet budur.

Bin tane çalışmayacak senaryoyu üretmek marifet değildir.

Yapay zekânın bugün geldiği noktada doğrudan demokrasi uygulamaları da mümkün hâle gelmiştir.

Bölge ülkelerinin farklılıkları ve istisnai durumları gelişmiş bilgi işlem becerileri ile yönetilerek temel hedeflere hizmet edecek güçlü bir birliğin kurulması mümkündür. 16.

KDB’nin bütün farklılıklarına rağmen birbirlerine bağlayan asıl olay koloni geçmişleri, kölelik geçmişleri ve bağımsızlık mücadeleleridir.

KDB yapısını kurgularken bu değerleri temel birlik unsuru olarak kullanıp bunun çevresinde bir “Karayipli” kimliği oluşturmak faydalı olur. 17.

Bölgenin minicik ekonomisi ve minicik karbon salınımı olmasına rağmen dünyadaki iklim değişikliği kaynaklı felaketlerin en büyük sonucunu yaşayan bölgedir.

Doğal felaketler bazı adaları uzun seneler yıkım altında bırakmaktadır.

Çoğu bölge ülkesi aşırı borçlandırılmış ve global finans-kapital yapısına bağımlı kılınmış vaziyettedir.

Türkiye, BM ve ilgili diğer yapılardaki ağırlığını kullanarak bölgenin hem doğal felaketlere karşı hem aşırı borçluluğa karşı direncini artırmasına destek olabilir. 18.

Hâlihazırda bölgedeki en büyük politik birlik oluşumu CARICOM’dur fakat yetersizdir.

Yıllardır uğraşıyorlar, hâlâ tek pazar yapısına geçemediler çünkü ABD ve Avrupa’nın işine gelmiyor.

İşler çok yavaş yürüyor.

Askerî birlik neredeyse hiç yok; ABD kafasına göre bölgeye asker yığıp başka ülkelere operasyon yapabiliyor.

Küba ve Dominik gibi bölgenin en önemli iki ülkesi birlik dışındadır.

Mevcut CARICOM yapısı genişletilerek de büyük bir birlik yapısına gidilebilir, tamamen yeni bir oluşum da mümkün olabilir.

Türkiye’nin CARICOM’dan sorumlu, Dışişleri Bakanı yardımcısı seviyesinde bir pozisyon açması uygun olabilir. 19.

Bölgede OAS isimli, ABD, Kanada, Brezilya dâhil 34 Amerika kıtası ülkesinin üye olduğu bir birlik daha vardır.

Bu birliğin dağıtılması uygun olur; zaten ABD’nin hegemonik yapısı ve bölge ülkelerini tehdit etmesi sebebiyle pek anlamlı ve potansiyeli olan bir birlik değildir.

Gereksiz yere bu birlik üzerinden bölge ülkelerinin bazı alanlarda egemenliği kısıtlanmaktadır.

İlgili Sitenin Haberleri