Haber Detayı

Marmara Yerel Medya Buluşması... CHP Tekirdağ İl Başkanı Boduç: "Basın Özgürlüğü Gasbedildiğinde Demokrasi...
Güncel haberler.com
25/01/2026 12:24 (2 saat önce)

Marmara Yerel Medya Buluşması... CHP Tekirdağ İl Başkanı Boduç: "Basın Özgürlüğü Gasbedildiğinde Demokrasi...

CHP Tekirdağ İl Başkanı Cenk Boduç, “Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin meselesi değildir. Basın özgürlüğü halkın gerçeği öğrenme hakkıdır. Bu hak gasbedildiğinde demokrasi de gasbedilir, hukuk da gasbedilir. Gerçeği yazan her gazeteci bu ülkede demokrasinin ayakta kalan son kalelerinden biridir. O kaleler yıkılırsa karanlık kalıcı hâle gelir” dedi.

Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: MEHMET ÇALPAR(TEKİRDAĞ) - CHP Tekirdağ İl Başkanı Cenk Boduç, "Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin meselesi değildir.

Basın özgürlüğü halkın gerçeği öğrenme hakkıdır.

Bu hak gasbedildiğinde demokrasi de gasbedilir, hukuk da gasbedilir.

Gerçeği yazan her gazeteci bu ülkede demokrasinin ayakta kalan son kalelerinden biridir.

O kaleler yıkılırsa karanlık kalıcı hale gelir" dedi.CHP İletişim Birimi tarafından Tekirdağ'da Marmara Yerel Medya Buluşması düzenlendi.

Programın açılışında konuşan CHP Tekirdağ İl Başkanı Cenk Boduç, sözlerine suikast sonucu öldürülen gazeteci Uğur Mumcu'yu ve tüm basın şehitlerini anarak başladı.Boduç, şunları söyledi: "Bir ülkede demokrasinin gerçek yüzünü görmek istiyorsanız o ülkedeki anayasada yazılanları değil, o ülkedeki basının içinde bulunduğu duruma bakmanız yeterli olur.

Anayasa'da 'Basın hürdür, sansür edilemez' yazar ama gerçek hiç de öyle değildir.

Bu durumda aramamız gereken cevaplar var.

Basın iktidarı eleştirebiliyor mu?

Gazeteciler özgürce yazabiliyorlar mı?

Halk doğru bilgiye erişebiliyor mu?

Cevap hayırsa orada demokrasiden bahsedilemez.

Basın baskı altındaysa, sansür devlet politikası haline gelmişse, otosansür gazeteciler için hayatta kalma refleksine dönüşmüşse o ülkede demokrasi yalnızca vitrin süsüdür.

Gazeteciler gerçeği yazamıyorlarsa, iktidarı denetleyemiyorlarsa, halk adına soru soramıyorlarsa orada hukuk da yoktur, adalet de yoktur.

Bugün Türkiye'de yaşanan tablo ne yazık ki tam olarak budur.

İfade özgürlüğü sistemli bir biçimde daraltılıyor.

Basın susturuluyor.

Gerçekler karartılıyor.

Ülke, özgürlükler açısından her geçen gün biraz daha karanlığa sürükleniyor.

Bu yalnızca medyanın sorunu değil.

Bu demokrasinin bilinçli şekilde çökertilmesidir."Amaç korkutmak, susturmak, hizaya sokmak"İktidar, kendisini eleştiren her sesi tehdit olarak görmekte, basını düşman ilan etmekte, yargıyı, RTÜK'ü, ilan ambargolarını ve ekonomik baskıları birer sopa gibi kullanmaktadır.

Amaç açıktır; korkutmak, susturmak, hizaya sokmak.

Bir gün bu ülkeye gerçek demokrasi geldiğinde bu dönemde yazılanlar kadar yazılamayanlar da tek tek hatırlanacaktır.

Gerçeği yazanlarla susmayı tercih edenler, direnenlerle teslim olanlar ayrışacak ve bu karanlık dönem tarih önünde ağır bir utançla alınacaktır.

Bugün basın emekçileri yalnızca siyasi baskıyla değil, aynı zamanda derin bir ekonomik kıskacın içinde mesleklerini yapmaya çalışıyorlar.

Düşük ücretler, güvensiz çalışma, bitmeyen mesailer ve işten atılma korkusu gazeteciliği neredeyse imkansız hale getirmiştir.

Yoksullaştırılan gazeteci susturulmak istenmektedir.

Bununla da yetinilmeyerek gazetecilik itibarsızlaştırılıyor, meslek değersizleştiriliyor, dijitalleşmenin yarattığı belirsizlikler fırsata çevrilerek işten çıkarmalar normalleştiriliyor."Gazetecilik suç değildir"Bugün gazetecilik ne yazık ki iktidarın hedef tahtasına koyduğu bir nesne hale gelmiştir.

Herkes bilmelidir ki gazetecilik suç değildir ve gerçeği yazmak suç değildir.

Halk adına soru sormak suç değildir.

Bu dönemde bazı gazeteciler tüm baskılara rağmen kalemlerini satmadıkları için onurla anılacak, bazıları ise güce yaslanmayı tercih ettikleri için, gerçeği gizledikleri, propaganda yapmayı gazetecilik sandıkları için utançla anılacaklardır.

Çünkü gazeteciliğin gerçek değeri iktidarın güçlü olduğu zamanlarda değil, baskının en ağır olduğu anlarda ortaya çıkar.

Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin meselesi değildir.

Basın özgürlüğü halkın gerçeği öğrenme hakkıdır.

Bu hak gasbedildiğinde demokrasi de gasbedilir, hukuk da gasbedilir.

Gerçeği yazan her gazeteci bu ülkede demokrasinin ayakta kalan son kalelerinden biridir.

O kaleler yıkılırsa karanlık kalıcı hale gelir.

Bu yüzden kaleminin namusuna sahip çıkan her basın emekçisi bu ülkenin onurudur, gururudur.

Basın, yaşadığı çağa tanıklık eder.

Eğer bu tanıklık korkuyla, çıkarla ve yalanla yapılırsa tarih sahnesi bunu asla affetmez."

İlgili Sitenin Haberleri