Haber Detayı
Özel hastanede skandal iddia: Rüveyda'yı '48 saatte iyileşecek' deyip taburcu ettiler, 3 saat yaşadı
İstanbul'da 3 yaşındaki Rüveyda bebek "alerji" tanısıyıla "48 saat sonra iyileşecek" denilerek taburcu edildiği özel hastaneden ayrıldıktan sadece 3 saat sonra yaşamını yitirdi...
İstanbul'da rahatsızlanarak Gaziosmanpaşa'da özel bir hastaneye götürülen ve 'alerji' tanısıyla taburcu edilen 3 yaşındaki Rüveyda A., saatler sonra fenalaşarak hayatını kaybetti.
Adli Tıp raporunda ölüm nedeninin 'sepsis' (enfeksiyona bağlı kan zehirlenmesi) olduğu belirlenirken, aile, doktor ve hastane hakkında suç duyurusunda bulundu.
Baba M.A., "Doktor, 'bu çocukta alerji var' diyerek alerji teşhisi koydu.
Bir saat sonra serum bittikten sonra aşağı indik, doktorun yanına gittik. 'Doktor bey kızımın durumu iyi değil, hiçbir gelişme yok' dedim. 'Çocuk alerji olmuş beyefendi. 48 saat içinde iyileşecek' dedi. 'İlaçları alın eve gidin' dedi.
Biz de eve geldik.
Sonra fark ettik ki vücudundan soğuk ter akıyordu.
Morlukları fark ettik.
Kızım acil servisin önünde kucağımda vefat etti" dedi.Esenler'de yaşayan M.A.'ın 3 yaşındaki kızı Rüveyda A., 3 Nisan 2025'te rahatsızlandı.
Baba M.A., kızını Gaziosmanpaşa'da bulunan özel hastaneye götürdü.
Ailenin iddiasına göre, hastanedeki doktor, yapılan tetkikler sonucunda Rüveyda A.'a alerji tanısı koydu ve ilaç yazarak taburcu etti.
Rüveyda A. ailesi, kızlarını alıp eve götürdü.SAATLER SONRA FENALAŞTI, HAYATINI KAYBETTİ3 yaşındaki Rüveyda'nın 5 saat sonra tekrar rahatsızlanması üzerine annesi ve babası, kızlarını bu defa Bağcılar Devlet Hastanesine götürdü.
Acile geldiklerinde durumu kötüleşen Rüveyda yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Rüveyda A.'ın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
Ekim ayında açıklanan Adli Tıp Kurumu raporunda ölüm nedeninin enfeksiyona bağlı sepsis olduğu tespit edildi.AİLESİ EVLATLARI İÇİN HUKUK MÜCADELESİNİ BIRAKMADIAile, yanlış teşhis ve ihmal iddiasıyla sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu.
Öte yandan ailenin avukatı, muayeneyi yapan doktor ile reçetedeki ismin farklı olduğunu ve bilirkişi raporu ile polis tutanakları arasında da kamera kaydı çelişkisi bulunduğunu öne sürdü.'48 SAATTE İYİLEŞECEK DEDİLER, KUCAĞIMDA CAN VERDİ'O gece yaşananları anlatan baba M.A., "Kızım 3 Nisan akşamı hastalandı.
Vücudu buz gibiydi, gözleri şişti.
Biz devamlı gittiğimiz hastaneye kızımızı doktora götürdük.
Doktor, 'bu çocukta alerji var' diyerek alerji teşhisi koydu.
Serum verdi.
Bizi bir saat serum odasında beklettikten sonra, hemşireler de bu olaya şahit, kızımın damar yolunu bulamadılar.
Bulamadıkları için de doktora bir daha telefon açılmasını söyledim, bu çocukta alerji yoktur diye.
Doktora telefon açtılar.
Doktor alerji olduğunu söyledi defaatle.
Bir saat sonra serum bittikten sonra aşağı indik, doktorun yanına gittik.
Doktor dedi ki, 'çocuğun gözlerindeki şişlik biraz inmiş'. 'Doktor Bey kızımın durumu iyi değil, hiçbir gelişme yok.
İyileşme yok, serum yedi' dedim. 'Bu çocuk alerji olmuş beyefendi. 48 saat içinde iyileşecek' dedi.
Bize ilaç verdi. 'İlaçları alın eve gidin' dedi.
Biz de eve geldik.
Sonra kızım, eşimin fark etmesiyle vücudunda soğuk ter akıyordu.
Çocuğun üstünü değiştirirken vücudunda morlukları fark etti.
Hemen en yakın devlet hastanesi olan Bağcılar Devlet Hastanesi'ne götürdüm.
Orada arabanın arkasına koymuştum hatta 5-10 dakikalık bir mesafe evimizden orası.
Arabanın arka koltuğundan kızımı aldım, acil servisin önüne geldiğimde kızım acil servisin önünde kucağımda vefat etti.
Oradaki doktorlar çok uğraştılar, 45 dakika 1 saate yakın uğraştılar fakat kızım geri gelmedi.
Bizi zorla hastaneden çıkartan doktordan şikayetçiyiz, hastaneden şikayetçiyiz.
Ben hastaneye gittiğimde bizimle ilgilenen doktor erkek doktordu fakat reçetenin üstünde bayan doktorun ismi var.
Biz erkek doktordan şikayetçiyiz.
Biz şu an bu doktorun ismini bilmiyoruz.
İsmini bilmediğimiz için de soruşturmada ilerleyemiyoruz.
Şu an Sağlık Bakanlığı'ndan soruşturma talep ettik.
Onun izin gelip gelmeyeceği hakkında bir bilgimiz yok.
Adli Tıp raporlarımız çıktı.
Adli tıp raporunda kesin ölüm nedeni olarak kanında enfeksiyon çıkmış, sepsise bağlı.
Ama doktor bunu fark etmemiş veyahut da dikkate almamış.
Adalet Bakanlığımıza, Sağlık Bakanlığımıza ve savcılarımıza sesleniyorum; bir an önce bu işin sonuçlandırılmasını bekliyorum.
Kızımız hayat doluydu, neşeliydi.
Kaybettik.
Başka ailelerin de canının yanmasını istemiyoruz.
Bu doktorlar hala şu an görevde.
Biz sakinleştiricilerle ayakta duruyoruz şu anda" dedi.'DOKTORUN TANISIYLA OTOPSİ RAPORUNDAKİ TANI TEKNİK OLARAK ÇOK FARKLI'Ailenin Avukatı Reşat Demiryürek, "Dosya kapsamına bakıldığında müvekkillerim 3 Nisan 2025 tarihinde özel bir hastaneye ağır bir klinik tablo ile Rüveyda A. çocukları için başvurmuştur.
Çocuğun hastaneye geldiğinde vücut ısısı düşük, yarı baygın halde, konuşamaz ve yürüyemez vaziyettedir.
Devamında doktor müvekkillerime çocuğu götürebileceklerini söylemiş, 48 saat içerisinde düzeleceğini söylemiştir.
Doktorun koyduğu tanıya bakıldığında 'alerjik ürtiker' kesin tanısı vardır.
Alerjik ürtiker tanısı konulmuş, burada devamında ölümden 6 ay sonra Adli Tıp otopsi raporu çıkmıştır.
Adli Tıp otopsi raporunda da, çocuğun ölümünün enfeksiyon kaynaklı olduğu, kanda ve çok sayıda organda enfeksiyon kaynaklı olduğu, yani tıp dilinde 'sepsis' (vücutta bulunan bir enfeksiyonun kan dolaşımı yoluyla vücuda yayıldığı, bağışıklık sisteminin kendi hücre ve dokularına zarar verdiği hayati tehdit oluşturan durumdur) dediğimiz teşhisin olduğu görülmüştür.
Bu durum doktorun tanısıyla otopsi raporundaki tanının teknik olarak çok farklı olduğunu göstermektedir.
Devamında müvekkiller çocuğu gece fenalaşması üzerine devlet hastanesine götürmüşlerdir.
Çocuk yolda hastaneye ulaşana kadar vefat etmiştir.
Hastanedekiler tüm tıbbi müdahaleleri yapmalarına rağmen çocuk vefat etmiştir.
Önemle belirtmemiz gerekir ki bizim devlet hastanesinden herhangi bir şikayetimiz yoktur.
Bizim şikayetimiz ihmali olan özel hastane ile ilgilidir.
Ayrıca altını çizmek istediğimiz bir konu da şudur: Bizim özel hastaneye müvekkiller gittiğinde çocuğa bakan doktor erkektir, fakat reçetede ve tıbbi belgelerde ismi yazan bir uzman doktordur ve kadındır.
Biz şu anda soruşturma yürümekte, soruşturma izni şu an Sağlık Bakanlığı'ndan talep ettik.
Ama olayın üzerinden Nisan ayından beri yaklaşık 10 ay geçti.
Yargı mensuplarımız ellerinden geleni yapıyorlar ama bizim isteğimiz en azından bir tıbbi değerlendirmede hata var mı, eksik var mı, yani bunun açıklığa kavuşturulması, en azından ailenin acısının bir nebze de olsa dinmesini istiyoruz" diye konuştu.'KAMERA KAYITLARININ TEKNİK İNCELEMESİNDE HATA OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR'Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki teknik hatalara değinen Avukat Demiryürek, "Ayrıca dosyaya gelen bilirkişi raporuna göre, yakın tarihte bilirkişi raporunda otopsi görüntüleri ve ayrıca özel hastanenin kamera kaydı vardır.
Kamera kaydı ile ilgili bilirkişi raporunda şu tespit yapılmıştır: Kamera kaydının olay tarih ve saatinin yer almadığı, yine müvekkil ve maktulenin görüntülerde yer almadığı yazılmıştır.
Fakat tarafımızca ilgili kolluk birimine gidilmiş, kolluk birimleri nezdinde yapılan incelemede kolluk görevlisiyle birlikte kamera kayıtlarına bakılmış, kamera kayıtlarının olay, tarih ve saatini gösterdiği anlaşılmıştır.
Bu hususta dosyada yer alan kamera kayıtlarının teknik incelemesinde hata olduğu görülmektedir.
Bu hususta tekrar bir inceleme yapılmasını istiyoruz.
Biz şu anda özel hukukta maddi manevi tazminat davasını da doktoru, ihmali olan erkek doktora ulaşamadığımız için açamıyoruz.
Şu an aile mağdur durumda, inşallah yetkililere sesleniyoruz, yakın zamanda soruşturma güzel bir şekilde neticelenirse inşallah ailenin mağduriyeti giderilir" dedi. (DHA)