Haber Detayı
Moldova geleceğini satıyor
Batı yanlısı Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu “Romanya ile birleşelim” çıkışıyla egemenliklerinden vazgeçmeye hazır olduklarının mesajını verdi. Romanya ile birleşmenin gerekçesi ise sözde “Rusya tehdidi”.
YASİN OKYAY Avrupa’nın piyonuna dönüşen Kişinev yönetimi, Doğu Avrupa’da daha güçlü bir anti-Rus cephe oluşturma niyetinde.
Uzmanlar bölgede yaşanan gelişmeleri Aydınlık Avrupa’ya değerlendirdi Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu’nun Romanya ile ‘birleşme’ açıklaması gündeme oturdu.
Cumhurbaşkanının bu açıklamaları ‘ülkenin egemenliğinden vazgeçmesi’ tartışmalarını kamuoyunun gündemine getirdi.
Sözde “Rus tehdidi” söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılan bu çıkış, bir devletin kendi bağımsızlığından vazgeçme ihtimalini ilk kez bu denli açık biçimde gündeme taşıdı.
Rusya ile siyasi, bağlarını koparan Kişinev yönetimi, Batı’ya yönelirken giderek artan bir krizle karşı karşıya kaldı.
Romanya ve Moldova arasındaki dil ve kültür bağı sürse de arada Transdinyester ve Gagavuzya gibi çözülmeyi bekleyen problemler var.
Batı yanlısı Sandu iktidarının bu bölgelere karşı uyguladığı baskıcı politikalar ise gündemden hiç düşmedi.
Peki Sandu, Romanya ile neden birleşmek istiyor?
Bu planın arkasında hangi güçler var?
Başarıya ulaşır mı?
Konuyu Aydınlık Avrupa’ya değerlendiren Medya Araştırmaları ve İnsan Hakları Enstitüsü Başkanı ve Titu Maiorescu Üniversitesi öğretim üyesi Doç.
Dr.
Maria Cernat, Moldova’nın, Rusofobik politikalar nedeniyle Rusya ile bağlarının kopmasının ardından, kendi başına ayakta durmakta zorlandığını ve bu nedenle Romanya’ya yöneldiğini ifade etti.
Cernat, birleşme fikrindeki hedefin Doğu Avrupa’da daha güçlü bir Anti-Rus cephe oluşturmak olduğunu vurguladı.
Cernat şunları ifade etti: ‘MOLDOVA UÇURUMUN EŞİĞİNDE’ “Moldova Cumhuriyeti uçurumun eşiğinde duruyor.
Şiddetli bir ekonomik krizin pençesindeki ülke, nüfus azalması ve yüksek riskli jeopolitik değişimlerin oluşturduğu büyük bir fırtınayı atlatmaya çalışıyor.
Yaşlanan nüfusu ve genç nüfusunun önemli bir kısmının iş bulmak için batıya göç etmesi nedeniyle Moldova'nın ekonomik temeli aşınmaya başladı.
Bu kırılganlık da kararlı ve birçoklarına göre tehlikeli, bir enerji politikasıyla keskin biçimde açığa çıkmıştır.” ‘MOLDOVA’NIN RUS GAZ TEDARİKİYLE BAĞININ KOPMASI ÜLKEYİ ROMANYA’YA BAĞIMLI KILDI’ “Başkan Maia Sandu'nun yönetimi, ülkesinin Rus gaz tedarikiyle bağını kopardı.
Eleştirmenlerin pervasız bir kumar olarak nitelediği bu politika, ülkeyi hayatta kalmak için neredeyse tamamen Romanya’dan yapılan enerji ithalatına bağımlı hâle getirmiştir.
Sandu, bu dönüşümü Avrupa değerlerine ve gelecekteki refaha doğru atılmış gerekli bir adım olarak savunuyor, bunu Moldova'nın Batı'ya doğru geri dönüşü olmayan bir yol olarak nitelendiriyor.” ‘TRANSDİNYESTER’İN ÇÖZÜLMEMİŞ STATÜSÜ’ “Ancak, Moldova'nın AB üyeliğine giden yolunda büyük bir engel var: Transdinyester bölgesinin çözülmemiş statüsü.
Bu durum, daha radikal bir çözüm olan komşu Romanya ile birleşme tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Böyle bir adım, toprak sorununu anında çözecek ve ülkenin Avrupa Birliği'ne hızlı bir şekilde girmesini sağlayacaktır.” ‘BİRİNCİ HEDEF DOĞU AVRUPA’DA DAHA GÜÇLÜ BİR ANTİ RUS CEPHESİ OLUŞTURMAK' “Tarihsel olarak, Moldovalı siyasetçiler, kendi güçlerini ve Moskova ile bağlarını korumak için halkın birleşme konusundaki coşkusunu görmezden geldikleri için suçlanmıştır.
Şimdi, bu fikir siyasi çevrelerde ilgi görmeye başladıkça, mevcut Moldovalı halkın veya ülke içindeki önemli etnik azınlıkların bunu gerçekten destekleyip desteklemediği belirsizdir.
Benzer şekilde, Romanya içindeki birleşme isteği de belirsizliğini korumaktadır.
Analistler, bu hareketin itici gücünün romantik ulusal idealler değil, sert jeopolitik hesaplamalar olduğunu öne sürüyor.
Birincil hedef, Doğu Avrupa'da daha güçlü bir anti-Rus cephesi oluşturmak gibi görünüyor.
Ancak bu strateji için zamanlama yanlış olabilir.” ‘MOLDOVA-ROMANYA BİRLEŞMESİ ÇARESİZ BİR GİRİŞİM OLABİLİR’ “NATO da dâhil olmak üzere Batı’nın güç merkezlerinde gerginlik ve iç bölünme işaretleri belirdikçe, birlik arayışı daha acil hâle gelmektedir.
Ancak Batı ittifakı zayıflarsa, Moldova’nın Romanya ile olası birleşmesi, bir güçlenme hamlesinden ziyade, sönmekte olan bir Avrupa projesine tutunmaya yönelik çaresiz bir girişim olarak algılanabilir; bu da bölgede güç kazanan Rusya ile daha sert bir çatışmayı tetikleyebilir.
Temel soru şu: Moldova'nın, potansiyel olarak birleşme yoluyla Batı'ya yönelmesi, istikrara giden vizyoner bir yol mu, yoksa ülkeyi her zamankinden daha savunmasız hale getirebilecek tehlikeli bir jeopolitik kumar mı?” ‘RUSYA İLE BAĞLARINI KOPARAN MOLDOVA ÇAREYİ ROMANYA’DA ARIYOR’ “...90'lı yıllarda, Moldova'nın bazı elit kesimleri arasında çok güçlü ve duygusal bir birleşme duygusu vardı.
Günümüzde ise, bu durum, otuz yıl önce var olan romantik birleşme duygusundan ziyade, farklı çıkarların baskısı altında gündeme getirilmiş bir hikaye gibi görünüyor.
Mesaj, uluslararası kitlelere yönelik değil, uluslararası güç merkezlerinin taleplerine yanıt veriyor.
Moldova, saldırgan Rusofobik söylemin Rusya ile olan ve kendisine ucuz gaz sağlayan bağları koparmasının ardından, kendi başına ayakta kalmakta giderek daha fazla zorlandığı için, Romanya ile birleşmeye dair açıklamalar bir siyasi projeden ziyade hayat kurtarıcı bir araç gibi görünmektedir.” ‘ROMANYA’DAKİ YÖNETİCİLER ABD VE AB’YE İTAATKAR’ “Romanya hükümeti, ülkemizin yüzyıllardır gördüğü en itaatkar ve donuk hükümetlerden biridir.
Bizim liderlerimiz değil, sadece yöneticilerimiz var ve bunlar da şok edici bir düzeyde itaatkarlık sergiliyorlar.
Romanya Cumhurbaşkanı) Nicușor Dan'ın yaptığı gibi, Danimarka konusunda her iki tarafla da dayanışma içinde olduklarını ilan ediyorlar.
Bu iş tam anlamıyla absürttür; ülke kendisini, dünyadan kopmuş bir etkisizlik hâlinin içine sıkıştırmıştır.
Amerikalılar veya AB isterse, onlar da bunu yerine getirir.
Şu anda, ne düşündükleri gerçekten önemli değil, çünkü bu pozisyonlara görüşleri önemli olduğu için gelmediler.
Bu pozisyonlara, iyi uygulayıcılar oldukları için geldiler.” ROMANYA-MOLDOVA BİRLEŞMESİ, ‘RUS TEHDİDİ’ ETRAFINDA ŞEKİLLENİYOR Aydınlık Avrupa’ya konuşan Siyaset bilimci ve DiEM25 Romanya'nın kurucusu Florin Platon, Moldova’da iktidarda olan tüm liberal partilerin Avrupa ve Romanya ile birleşme yanlısı olduğunu belirtti.
Platon, Moldova bağlamında Batı ve Doğu’ya yönelme konusu sorulduğunda “İkisi arasındaki karşıtlık, halkın gözünde nettir: Batı, sıradan insanlar için ekonomik kemer sıkma ve yüksek fiyatlar getirmiştir; buna karşılık Doğu, Moldova’daki emekçi kesimler için daha iyi bir yaşam vaadi sunmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Platon, şu değerlendirmeleri yaptı: ‘MAIA SANDU’NUN ZAFERİ AB’NİN ZAFERİ OLARAK GÖRÜLDÜ’ “İronik bir şekilde, Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu bu birliği savunmak için kültürel veya tarihi iddiaları değil, “Rus tehdidi” olarak ifade edilen jeopolitik nedenleri gerekçe gösterdi.
Son seçimlerde, Eylül 2025'te, seçimlerden bir gün önce siyasi partilerin askıya alınması, muhalefete daha fazla destek veren bölgelerde oy pusulalarının eksikliği veya belirli Rus yanlısı bölgelerden gelen insanların oy kullanmasına erişimin tam anlamıyla engellenmesi gibi birçok sahtekarlık suçlamasıyla birlikte, Maia Sandu'nun partisinin zaferi daha çok AB'nin zaferi olarak görüldü.
AB, Ukrayna'nın yanında, tarafsız veya Rusya yanlısı bir hükümetin olmaması nedeniyle Moldovalılardan bile daha mutlu ve rahatlamış görünüyordu.” ‘MOLDOVA, BATI İLE RUSYA ARASINDA JEOPOLİTİK BİR PİYON’ “Maia Sandu'nun değişken geçmişinde olduğu gibi, Moldova da Batı ile Rusya arasındaki stratejik çatışmada jeopolitik bir piyon konumundadır.
Ekonomik değeri neredeyse hiç olmayan bu küçük ülke, Ukrayna'daki çatışma olmasaydı, AB'nin kendisine ilgi göstereceğini hayal bile edemezdi.
Ancak AB'ye katılma yönündeki bu ani davet, Ukrayna'da olduğu gibi halkı ikiye bölüyor.
Görülüyor ki 2024 yılında Moldova'nın AB üyeliği için yapılan referandumda, yurtdışına göç edenler AB'ye evet oyu verirken, Moldova'da yaşayanların çoğu hayır oyu verdi.” ‘MOLDOVA’DAKİ SOL PARTİLER DOĞU PAZARLARINA SICAK BAKIYOR’ “AB'ye katılmamışken zaten çökmüş bir ekonomiye sahip olan Moldova, şu anda belki de Avrupa'nın en fakir ülkesi ve kesinlikle katılması halinde AB'nin en fakir üyesi olacak.
Moldova'da iktidarda olan tüm liberal partiler, Avrupa yanlısı ve hatta bazen Romanya ile birleşmeyi desteklemişlerdir.
Buna karşılık, sol partiler, SSCB üyeliği döneminde de Moldova'nın başlıca gelir kaynağını oluşturan doğu pazarlarına daha sıcak bakmışlardır.” ‘RUSYA İLE DOSTLUK MOLDOVA’DAKİ EMEKÇİLERE İYİ BİR YASAM SUNMAKTAYDI’ “Rusya ile dostane ilişkiler, Rus gazının daha düşük fiyatlarla temin edilmesini ve özellikle tarım ürünleri başta olmak üzere Rus pazarına erişimi de beraberinde getiriyordu.
Bu iki unsur hem yerel sanayi hem de sıradan vatandaşlar açısından olumlu sonuçlar doğuruyordu; oysa bugün bu kesimler yüksek enerji fiyatlarından ağır biçimde etkileniyor.
İkisi arasındaki karşıtlık, halkın gözünde nettir: Batı, sıradan insanlar için ekonomik kemer sıkma ve yüksek fiyatlar getirmiştir; buna karşılık Doğu, Moldova’daki emekçi kesimler için daha iyi bir yaşam vaadi sunmaktadır.
Ancak yerel ekonominin liberalleştirilmesinden, yurtdışından, özellikle ABD’den, gelen paralardan kazanç sağlayan; STK’lar, siyasetçiler ya da kamu kaynaklarıyla bağlantılı işletmeler gibi Avrupa Birliği seçeneğini destekleyen kesimler de bulunmaktadır ve elbette… Bu onlar için daha fazla mali yardım ve fon anlamına gelir.” ÇÖZÜM TRANSDİNYESTER’İN RUSYA’YA BIRAKILMASI Romanya merkezli Balkan Gazetesi sahibi Hamdi Yılmaz, Maia Sandu’nun Romanya-Moldova birleşmesi açıklamasını Aydınlık Avrupa’ya değerlendirdi.
Yılmaz’a göre esas mesele Transdinyester’in konumu.
Yılmaz şunları söyledi: ‘TRANSDİNYESTER’İN RUSYA’YA BIRAKILMASI’ “Maia Sandu’nun Moldova–Romanya birleşmesiyle ilgili yaptığı açıklama, Moldova’nın sırtında bir kambur olarak görülen özel bölge Transdinyester’in Rusya’ya bırakılması ve Moldova’nın da Romanya’yla birleşerek bu yükten kurtulması yönündeki düşünceyi yeniden ön plana çıkardı.
Romanya ve Moldova’da iki ülkenin birleşimi konusunda toplumsal zeminin hazır olduğu söylenebilir.
Siyasal açıdan bu zeminin hazır olup olmadığına bakıldığında ise, bu iki ülkeyi yakından gözlemleyen siyaset bilimcilere göre en “temiz” çözümün, Moldova’nın özel bölgesi Transdinyester’in Rusya’ya bırakılması ve Moldova’nın Romanya ile birleşmesi olduğu görülüyor.” ‘GAGAVUZ TÜRKLERİ KONUSUNDA SORUN YAŞANACAĞINI SANMIYORUM’ “Bugün Moldova’nın Bağımsız Devletler Topluluğu’yla bir ilgisi olduğu söylenemez.
Evet, Moldova’nın içerisinde Rusya yanlısı kesimler var ama bunlar da görülüyor ki 10 yıldır seçim kazanacak boyutta değil.
Bu mücadelenin bu şekilde devam etmesi halinde, uzun vadede burada Batı kazanacak...
Moldova’daki özerk cumhuriyetlerden birisi olan Gagavuz Türklerine gelince, onlar kendi dilleri üzerinde Romanya’nın ve Moldova’nın kendilerine baskı yaptıklarına inanıyorlar.
Dolayısıyla bu konuda Moskova’nın şefkatine sığınıyorlar gibi gözüküyor.
Bu da işin önemli bir boyutu; orada çok fazla sorun yaşanacağını sanmıyorum.” MAİA SANDU NEDEN MOLDOVA'NIN ROMANYA İLE BİRLEŞMESİNİ İSTİYOR?
Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu’nun Romanya ile birleşme ve ülkenin geleceğine ilişkin açıklamaları, Moldova’nın egemenliğinin sürdürülebilirliği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Moldova Cumhuriyeti ile Romanya'nın birleşmesi konusunda referandumun ne zaman başlayacağı sorusuna Maia Sandu, “En azından anketlere göre, çoğunluk desteği yok.
Biz demokratik bir ülkeyiz ve vatandaşların kararlarına sıkı sıkıya bağlıyız” yanıtını verdi.
Maia Sandu yaptığı açıklamada “Moldova Cumhuriyeti için en çok istediğim şey, barış içinde olmamız, vatandaşlarımızın barış ve güvenlik içinde yaşaması ve özgür dünyanın bir parçası olarak kalmasıdır...
Bu, Moldova Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği'ne katılımıyla ve muhtemelen Moldova Cumhuriyeti'nin Romanya'nın koruması altında olmasıyla sağlanabilir...” ifadelerine yer verdi.
Maia Sandu, ‘Moldova gibi küçük bir ülkenin bir demokrasi olarak, egemen bir devlet olarak ayakta kalmasının ve elbette Rusya’ya direnmesinin giderek zorlaştığını’ söyledi.
MOLDOVA, RUSYA LİDERLİĞİNDEKİ BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU'NU TERK EDİYOR Moldova Dışişleri Bakanı Mihai Popşoi, ülkesinin Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan (BDT) resmen çekilme sürecini başlattığını duyurdu.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından 1991 yılında kurulan BDT, eski Sovyet cumhuriyetleri arasında ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında işbirliğini teşvik etmeyi amaçlıyordu.
Rusya’nın yanı sıra Ermenistan, Azerbaycan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Moldova ve Özbekistan’ı kapsayan örgütten Gürcistan 2008’de, Ukrayna ise 2018’de ayrılmıştı.
AB’NİN DOĞUDAKİ SESİ Romanya ile Ukrayna arasında yer alan, yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu Moldova, 2020 yılında Batı yanlısı Cumhurbaşkanı Maia Sandu’nun iktidara gelmesiyle birlikte giderek sertleşen bir Rusya karşıtı rota izlemeye başladı.
Kişinev yönetimi, Ekim 2025’te kabul ettiği yeni güvenlik stratejisinde Moskova’yı “ana tehdit” olarak tanımlamış, Rusya’yı ülkeye karşı “yüksek yoğunluklu hibrit savaş” yürütmekle suçlamıştı.
Sandu’nun liderliğindeki PAS Partisi, hem ülke içinde hem de yurt dışında seçmenlerin sandığa erişiminin kısıtlandığı ve yaygın usulsüzlük iddialarının gölge düşürdüğü eylül ayındaki seçimlerin ardından parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduruyor.