Haber Detayı

Milyarder Servetinin Yüzde 1'i Dünyadaki Açlığı ve Yoksulluğu Bitirebilir mi?
Mete yolaş gercekgundem.com
26/01/2026 06:00 (7 saat önce)

Milyarder Servetinin Yüzde 1'i Dünyadaki Açlığı ve Yoksulluğu Bitirebilir mi?

İnsanlık, tarihinin en yüksek üretim kapasitesine, en gelişmiş lojistik ağlarına ve dijital veri işleme yeteneklerine sahip olmasına rağmen; açlık, aşırı yoksulluk ve bitmeyen gıda israfı çözülemeyen kronik krizler olarak sürüyor. Ekonomi, yargı ve gıda sistemini insanlık için düzenlemeliyiz.

Yoksulluğun ve açlığın sistematik olarak ortadan kaldırılması, parça başı projelerle ya da gönüllü yardımlarla mümkün görülmüyor.

Mevcut düzen, bağışçı-alıcı ilişkisine dayalı, öngörülemez ve yetersiz işliyor.

Bu düzen, zengin Kuzey ülkelerinin yoksul Güney ülkelerine yaptığı gönüllü ve çoğu zaman stratejik çıkarlara dayalı yardımlar üzerine kurulu.

Ancak 21. yüzyılın iklim krizi, pandemi, sistemik yoksulluk gibi karmaşık sorunlarını bu yolla çözemiyoruz.Bu noktada iki temel sütuna ihtiyacımız var.

Yasal meşruiyeti sağlayan bir çatı örgüt ve sürekli geliri garanti eden bir vergi rejimi.

BM Uluslararası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi’ni (UNTC) masaya koymalıyız.

Bunu, icrai yetkileri daha güçlü bir Küresel Vergi Sistemi’nin anayasası olarak tasarlamalıyız.Sözleşmeye taraf ülkeler, belirlenen minimum vergi oranlarını ve şeffaflık standartlarını kendi hukuklarına katmalı ve uygulamalı.

Vergi politikasını da devletlerin gıda, sağlık, eğitim gibi insan hakları yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için gerekli mali alanı yaratmanın bir aracı olarak konumlandırmalıyız.Küresel Kamu Güvencesi ve Eşitlik Kurumu’yla kalkınma finansmanını hayırseverlikten çıkarıp, karşılıklı yarar ve ortak sorumluluk ilkelerine dayandırmamız gerekiyor.

Karar alma süreçlerinde de ekonomik güce bakmadan, her üyeye eşit oy hakkı tanımalıyız.Geleneksel gelir vergisi sistemleri, milyarderlerin servet birikimini yakalamakta yetersiz kalıyor.

Çünkü ultra zenginlerin varlıkları vergilendirilebilir gelir olarak değil, hisse senedi değer artışı ya da gayrimenkul portföyleri üzerinden büyüyor.

Çalışarak kazanamıyoruz ama parası olan oturduğu yerden servetine servet katıyor.

En tepedeki servet sahipleri için tüketim ve gelir kavramları anlamını yitiriyor.Küresel Servet Vergisi’yle net serveti 1.3’le 6.5 milyon dolar arasındaki zenginlerden yüzde 1, 6.5 milyon doların üzerindeki zenginlerden yüzde 2 ve milyar doları bulunan zenginlerden yüzde 5 vergi almalıyız.

Sözleşmeye taraf ülkeleri de ekonomik büyüklüklerine göre vergilendirmeliyiz.

Gıda-tarım alanında toptan her işlemde yüzde 0.01 oranında pay alabileceğimiz bir vergi getirmeliyiz.

Çok hızlı alım-satım yapmaya çalışan spekülatörleri ve stokçuları da caydırmalıyız.Bu kurum, dünya üzerinde vergi şeffaflığı, yargı bağımsızlığı ve bankacılık sistemlerinin en güçlü olduğu Norveç’te kurulmalı.Yoksulluk ve Açlık Nasıl Sonlanır?Tablo, zenginlerin bedel ödediği bir sistem ve zengin kesimin sermayesinden oluşan bir nakit havuzu doğuyor.

Bu para, dünya üzerinden yoksulluğu ve açlığı silmek ve insan haklarını korumak için kullanılmalı.

Peki bunu nasıl yapacağız?Küresel Kamu Güvencesi ve Eşitlik Kurumu, gıdayı piyasada alınıp satılan bir mal yerine herkese ait bir ihtiyaç olarak koruma altına almalı.

Dünya genelindeki herhangi bir gıda şirketi, dünya borsalarının herhangi birinde işleme açılamamalı.

Küresel düzeyde gıda-tarım planlaması yapmalıyız ve bu plana tüm dünya ülkelerini dahil etmeliyiz.

Altyapısı ve ekonomik gücü yeterli olan ülkeler de gıda-tarım alanında yüzde 70 seviyesinde kendi kendine yetebilir durumda olmalı.Sözleşmeye taraf ülkelerde, ülke genelinde yüzde 70 seviyesinde kendine yetebilirlik, ülke içindeki her idari bölümün en az yüzde 50 seviyesinde kendine yetebilir durumda olmasıyla sağlanmalı.

Küresel düzeyde blokzincir tabanlı bir altyapı kurmalıyız.

Her gıda ürünü partisine bir dijital nüfus cüzdanı vermeliyiz.

Bu ürünlerin tarladan sofraya tüm süreçlerini değiştirilemez biçimde kayıt altına almalıyız.Küresel üretim planlamasını da bu altyapıyla sağlamalıyız.

Sistemdeki tüm ülkeler bu altyapıdaki tüm verileri görüntüleyebilmeli.

Küresel olarak ihtiyaç fazlası gıda üretmemeliyiz.

Güvenilir gıdaya erişimde sorun yaşayan, gıdaya erişemeyen ülkeler ve bölgeler için gıda üretmeli ve tüm süreçleri bu altyapı üzerinden izlemeliyiz.

Gıdaların yan atıklarını da yine bu altyapı üzerinden döngüsel ekonomik sisteme dahil etmeliyiz.FAO gibi mevcut kurumlar, 20. yüzyılın ortalarında, farklı bir dünya düzeni için tasarlandı.

Bugün bu kurumlar, krizleri önlemekten ziyade kriz sonrası raporlama yapan hantal yapılara dönüştü.

Bu kurumların da Küresel Kamu Güvencesi ve Eşitlik Kurumu bünyesine dahil edilmesi gerekiyor.

İlgili Sitenin Haberleri