Haber Detayı
Fatih Altaylı'dan tahliye sonrası ilk video: 'El sıkma' polemiğine ne dedi... Özgür Özel için 'atom karınca' sözleri... Ayşe Barım ile ne konuştu
Fatih Altaylı cezaevinden tahliyesi sonrası Youtube kanalında ilk kez video yayınladı. Cezaevinde izlediği televizyon programlarından Ayşe Barım ile ne konuştuğuna, siyaset gündemindeki el sıkma polemiğinden Özgür Özel ile ilgili görüşlerine ve "pazarlık" iddialarına dek pek çok konuya değindi.
Fatih Altaylı, YouTube kanalındaki bir yayında kullandığı ifadeler nedeniyle “Cumhurbaşkanına tehdit” suçlamasıyla tutuklanmıştı. 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılan Altaylı, tutukluluğunun 190. gününde, 29 Aralık’ta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2.
Ceza Dairesi’nin yaptığı tutukluluk incelemesi sonucunda tahliye edilmişti.
Tahliyesinin ardından ilk kez Haldun Dormen'in cenazesinde görüntülenen Altaylı, ilk kez video paylaştı."ZOR SORU SOR, BENİ ATTIR İÇERİYE"Tutuklu bulunduğu süreçte 'boş koltuk' yayınlarını sürdüren ve kendisine soruları soran Emre isimli programcıya espri yapan Altaylı, "Nasıl attırdın beni içeriye? 'Fatih Bey bu konuda ne düşünüyorsunuz', Fatih Bey içeri.
Zor soru sor, beni attır içeriye.
Çok mutluydun bensiz, görüyordum, boş koltuk" ifadelerini kullandı.CEZAEVİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA İLK YAPTIKLARI: "KENDİMİ TOPARLAMAK İSTEDİM""Çıktığınızdan beri hastasınız" sorusuna yanıt veren Altaylı, cezaevinden çıktıktan sonra ilk yaptıklarını anlattı:"Sadece hasta değilim...
Haldun Abi'nin cenazesine gittim. 'İlk defa insan içine çıktı' demişler.
Yo ilk defa çıkmadım.
Cezaevinden çıktıktan sonra normal hayatımı sürdürdüm.
Sadece propaganda yapmadık.
Yayın yapmadım daha doğrusu.
Ama açıkça söyleyeyim eşimi, dostumu, anamı, kardeşimi, ailemi özlemiştim.
Onlarla vakit geçirdim.
Cezaevine kısıtlı sayıda insan gelebiliyordu.
Sağ olsunlar çok gelen giden oldu...
Cezaevinde onların gelip gitmesi iyi geliyor insana açık söylemek gerekirse.Çıktığımda özlem var.
Annem 80 küsür yaşında, her hafta gelemiyor, İstanbul dışında yaşıyor.
Gelmesi gitmesi bir dert.
O birkaç kere gelebildi.
Bana geleceği sırada hastalandı.
Çıkınca yılbaşının ertesi günü hemen anneme gittim.
Bir hafta kadar annemi gördüm.
Oradan bir hafta kafamı dinlemek için...
Evde de yoğun bir trafik, geçmiş olsuna gelenler...
Bir hafta tatil gibi bir kaçtım İstanbul'dan.
Cezaevinden çıkar çıkmaz hemen ortalığa mı atacaktım kendimi.
Kendimi toparlamak istedim.
Sağlıkla ilgili...
Kimseyi paniğe sokmak, sevindirmek, üzmek için söylemiyorum ama artık çok genç değilim, 63 yaşındayım.
Rutin kontrollerim var.
O yüzden çıktım 'Haa ben geldim' falan böyle bir durum yok.
Kendimi ortalığa atacak halim yok, o tip bir adam değilim."GÖZALTINA ALINMA ANLARI: "YAPRAK SARMASI YAPIYORDUM"Gözaltına alındığı anlarda yaşadıklarını şöyle anlattı:"Evde Zeynep'e yaprak sarması yapıyordum. 'Ne yemek yapayım' demiştim, yaprak sarması istemişti.
Evde yaprak sarması yaptım.
Onu tencereye dizdim, ocağa koydum.
O sırada bizde bir yabancı öğrenci kalıyordu.
Zaman zaman yurt dışından bize öğrenciler gelip kalırlar.
Kimi doktora öğrencisi kimi başka bir şey yapan öğrenciler gelip böyle bazen bir hafta, bazen 15 gün bizim evde kalırlar.
Özellikle doktora düzeyde öğrenciler gelince iyi de oluyor.
Evde de bir Güney Afrikalı öğrenci vardı.
İki gün önce gelmişti.
Onunla da akşam yemeği hazırlığı yapıyorduk.Kapı çaldı.
Karşımda 5-6 tane polis.
Tam sayılarını hatırlamıyorum.
Ondan sonra 'Fatih Bey İyi akşamlar' dediler.
Görünce 'Hazırlanayım mı' dedim. 'Evet lütfen' dediler.
Dedim ki 'Gidip giyineyim' dedim.
Çünkü üstümde beyaz bir pantolon lacivert bir gömlek vardı.
Dedi ki 'İçeri giremezsiniz', 'Niye giremiyorum' dedim.
Dediler ki 'Hayır'...
Peki dedim 'Ya pijamayla olsaydım ne olacaktı', ona bir cevap alamadım açıkçası.
Hande evde yoktu o sırada.
O da ablasıyla beraber Bodrum'a gitmişti.
Telefonumu getirdiler evde çalışan yardımcımız.
Dedim 'Yanıma eşya falan bir şey alayım', 'Yok' dedi 'Fatih Bey böyle geliyorsunuz'.
İyi.
Evdekiler vedalaşma fırsatım bile olmadı.
Hatta telefonumla da eşime arama fırsatım da olmadı.
Aşağı indik.
Kapının önüne indik. 3 tane ekip arabası vardı.
Bir önünde bir arkada bir de ortada.
Ortadaki araca beni aldılar.
Son derece kibar.
Son derece terbiyeli en ufak bir ne diyeyim böyle kötü tavır falan yok.
Bindik oraya bir kelepçe falan da takmadılar."İMAMOĞLU VE AYSEVER İLE İLGİLİ EL SIKMA POLEMİĞİNE NE DEDİ: "TEMAS SÖZ KONUSU DEĞİL"Altaylı, Enver Aysever ve Ekrem İmamoğlu arasındaki el sıkma polemiğine dair yorum yaptı: “Bir el sıkma polemiği var biliyorsun ortalıkta.
Ben orada 7 aya yakın kaldım.
Kimsenin elini sıkmadım.
Çünkü kimsenin elini sıkacak bir ortam oluşmuyor.
En fazla koridorda karşılaşıyorsunuz ki orada da karşılaşmamaya gayret ediyorlar.
Koridorda aranızda 4-5 metreden yakın mesafe olması mümkün değil.
Söyleyebildiğin en fazla 'Geçmiş olsun', 'Nasılsınız', 'İyi akşamlar'...
Bunun dışında bir temas, 'elimi uzattım', 'sıktı sıkmadı' söz konusu değil.
Elini sıkacak kadar yakınlaşmayı bırak, şu mesafeden daha yakın olmamız söz konusu değil.
Böyle bir şey bana sorarsan mümkün değil.”"PAZARLIK" YANITI: İKTİDAR KANADINDAN KİMSE GELİP DE PAZARLIK VS SÖZ KONUSU DEĞİL"Altaylı, kendisine yöneltilen "pazarlık" sorularına dair şu yanıtı verdi:"Geldikten sonra çok sorulduğu için söyleyeyim.
Ya sana, nedir o meşhur o pazarlıklar vs, bana hiç öyle bir şey olmadı.
Birisi gelip de işte 'Şu şartla bırakırız' falan bir şey olmadı.
Benimle öyle bir şey yapılmayacağını herkes 3 aşağı 5 yukarı biliyordur.
Açık söyleyeyim Silivri'deki pek çok kişi ile ilgili böyle bir şey olduğunu zannetmiyorum.
Başka yerde olmuş olabilir, olmamış da olabilir.
Ben denk gelmedim, kimse 'Yazı yazmazsan bırakırız' falan diye hiç kimse en ufak bir, bırak teklifi, böyle bir imada dahi bulunmadı.
Bulunsalar da söyleyeceğimi bilirler benim.
Kimse bana 'Şöyle yaparsan böyle olur' falan asla demedi.
Dediğim gibi içeride pek çok siyasetçi tavsiyelerde bulundu 'Aman şunu deme, böyle yapma' falan, bunlar muhalefet siyasetçileri.
Ama iktidar kanadından gelip de benimle pazarlık yapan avukat, temsilci, delege falan hiç böyle bir şey söz konusu dahi değil.
O konuda kimsenin kafasında işareti olmasın."SEÇİL ERZAN YORUMU: "102 SENE YATACAK OLMASI ÇOK AĞRIMA GİTTİ"Seçil Erzan'ın aldığı cezaya dair konuşan Altaylı şunları söyledi:"Cezaevinde en üzüldüğüm mahkumlardan biri Seçil Erzan oldu. 102 sene hapse mahkum oldu.
Onun yaptığının karşılığı o değil çünkü bu işten menfaat elde etmemiş kadın.
Cebine 5 kuruş para girmemiş.
Futbolcuların kendisinden olan taleplerini karşılamaya çalışmış, o sırada malından mülkünden olmuş, Alzheimerlı yaşlı annesinin şu anda kimsesi yok, parası yok, evleri satılmış... 1-2 futbolcu mağdur olmuş ama çoğunluğu paralarını da almışlar.
Katillerin 5-10 senede çıktığı yerde, kadının birinin mali bir suçtan 102 sene yatacak olması gerçekten çok ağrıma gitti.
Hiç içime sinmeyen şeylerden birisi onun mahkumiyeti."REİNA SALDIRGANINI ANLATTI: "YANINIZDAN GEÇERKEN SOĞUK RÜZGAR ESER YA"Reina saldırganının yan değil, arka koridordaki koğuşlardan birinde kaldığını söyleyen Altaylı şunları anlattı:Yazmışlar 'Fatih Altaylı'nın sağında Reina katili kalıyor, solunda bilmem kim' falan.
Benim kaldığım hücrenin bir tarafı koridora bakıyordu ve orada sadece infaz koruma memurlarının masası vardı.
Diğer tarafımdaki oda ise boştu...
Saz çalanlar, türkü okuyanlar, Ahmet Kaya şarkıları...
Özellikle yazın avluda saz, gitar çaldıkları için dinliyordum.
Kış gelince o biraz zorlaştı...
Mesela kimler vardı?
Benden bir arka koridorda Reina katili vardı.
Sıfır pişmanlık.
Hatta yılbaşında çıkacağımı tahmin etmediğim için 'kutlama yapılır mı yapılmaz mı' kendi aramızda böyle...
Bir gün yanımda Bora Gökçe vardı, 'Ya dilekçe yazsak da yılbaşı akşamı spor salonunda bir araya getirseler' dedi. 'Ben gelmem' dedim. 'Reinacı burada, orayı da basar' dedim.
Hakikaten çok garipti yani.
Hakikaten böyle bir iki kere gördüm.
Yanınızdan geçerken böyle soğuk bir rüzgar eser ya.
Voldemort geçiyormuş gibi.
Öyle ürkütücüydü."AYŞE BARIM İLE NE KONUŞTU"Bir sürü insan gelip gidiyor, asla temas söz konusu değil.
Sadece uzaktan 'Geçmiş olsun', 'Nasılsınız', 'Tahliye oldu' mu...
Birkaç kere Ayşe Barım ile konuştuk.
Herkes çok korkuyordu Ayşe Barım ölecek diye.
Haftanın birkaç günü yerde baygın bulunuyordu. 'Ayşe hastaneye götürülmüş' vs diye herkes konuşuyordu.
Ben Ayşe Barım'ı dışarıda tanımazdım, birkaç kere karşılaşmak dışında.
Orada tanıdım kendisini. 'Nasılsınız, iyi misiniz', sağlık falan.
Bazen avukatlar vasıtasıyla birbirinizle haberleşebiliyorsunuz.
Onun dışında temas ne mümkün me mevzu bahis.
Temas tamamen yasak."ÖZGÜR ÖZEL SÖZLERİ: "SUPERMAN GİBİ, ATOM KARINCA GİBİ"Özgür Özel ile ilgili görüşlerini paylaşan Altaylı şunları anlattı:"Ben Özgür Özel'i hayranlıkla izledim.
Niye?
Bunca yıldır siyaset takip ediyorum.
Gördüğüm en çalışkan siyasetçiler...
Çok siyasetçiyle tanıştık Süleyman Bey, 12 Eylül sonrası başladım gazeteciliğe ve o kuşaktaki herkesle tanıştık.
Benim gördüğüm en çalışkan, yorulmaz siyasetçi Tayyip Erdoğan'dı.
Özgür Özel de inanılmaz.
Böyle bir enerji, ne bileyim Superman gibi, atom karınca gibi.
Partisi kendisine uyum sağlayabiliyor mu, onun kadar çalışkan mı, o ayrı tabii.
Kendisi benim gördüğüm en çalışkan siyasetçilerden bir tanesi.
Tayyip Erdoğan ne kadar çalışkan ise Özgür Özel o kadar çalışkan.
Yorulmak bilmeyen bir adam mesela.
Onu orada görmek, keşfetmek ilginç geldi bana."CEZAEVİNDE İZLEMEYE BAŞLADIĞI PROGRAMLAR: "HALEF DİYE DİZİYE TAKTIM"Tutuklu bulunduğu süreçte izlediği dizileri ve televizyon programlarını anlatan Altaylı şunları söyledi:"Baktım ki haber televizyon izlemek izlemek insanda bir ruhsal bozukluğa sebebiyet veriyor.
Hepsine bakmaya çalışıyorsun.
Bir tarafa bakıyorsun 'Burada kalayım daha iyi, dışarısı felaket' diyorsun.
Diğerini açıyorsun 'Ülke cennet oldu galiba' diyorsun.
Bir tutarsızlık var.
Müthiş bir bilgi eksikliği de var pek çoğunda.
O yüzden dizi seyretmeye başladım.
Halef diye bir diziyi taktım kafaya mesela.
Hala seyretmek istiyorum ama o kadar hengame ki izleyemedim.
Onları seyredeceğim.
Kadın programları seyretmeye başladım.
Utanç duydum bazılarından, çok saçmaydı.
Normal haberler kadın programlarını aratmayacak noktaya evrildi niyeyse.
İnsanların özel hayatları vıcık vıcık edildi.
Sonra televizyon, haber seyretmeyi bıraktım.
Bizi ilgilendirmeyen şeyler var.
Bir adamın kadının özel hayatını ben niye izleyeyim, onları da bıraktım.
Yemek programlarını seyrediyordum.
Garibime gidiyordu.
Bir evde birisi birilerini ağırlıyor.
Yemeği yiyorlar hakaret üstüne hakaret ediyorlar."Odatv.com