Haber Detayı

İlk yapay zeka satranç oynuyordu: 'The Turk'ün gerçek hikayesi ortaya çıktı
Kültür - sanat dunya.com
26/01/2026 16:31 (4 saat önce)

İlk yapay zeka satranç oynuyordu: 'The Turk'ün gerçek hikayesi ortaya çıktı

18. yüzyılda geliştirilen ve satranç oynayabilen “The Turk” adlı otomat, yapay zeka tartışmalarını ilk kez geniş kitlelerin gündemine taşıdı. İçinde gizli bir insan olduğu sonradan ortaya çıksa da bu makine, insan zekâsı ile makine arasındaki sınırların sorgulanmasını başlattı.

Günümüzde yapay zeka etrafında yürütülen tartışmaların kökeni, 18. yüzyıla kadar uzanıyor.

Bu alandaki ilk büyük merak dalgasını yaratan yapı ise bir satranç otomatı oldu.

Adı oldukça dikkat çekiciydi: “The Turk”, yani “Türk”.Satranç oynayan makine nasıl ortaya çıktı?Tarihte bilinen ilk satranç otomatı, 1734-1804 yılları arasında yaşayan Macar mucit Johann Wolfgang Ritter von Kempelen tarafından geliştirildi. 1769 yılında yapımına başlanan bu mekanizma, karşısına geçen kişilerle satranç oynuyor, hamleler yapıyor ve rakiplerini yenebiliyordu.Akçaağaçtan yapılan otomatın üzerinde sarıklı ve bıyıklı bir Türk figürü yer alıyordu.

Yaklaşık 120 santimetre uzunluğundaki bu figür, başını ve gözlerini hareket ettirebiliyor, izleyenlerde canlı bir varlık hissi uyandırıyordu.

Saraydan Avrupa’ya uzanan şöhret“The Turk”, ilk karşılaşmasını Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa’nın huzurunda yaptı.

Kısa sürede büyük ilgi gören otomatın ünü saray sınırlarını aştı ve Avrupa genelinde sergilenmeye başladı.

Önemli isimlere karşı oynadıOtomat, dönemin önemli isimleriyle satranç masasına oturdu.

Napolyon Bonapart ve Benjamin Franklin gibi tarihi figürlerle oynadığı maçlardan galip ayrılması, makinenin ününü daha da artırdı.Nasıl çalıştığı uzun süre çözülemedi“The Turk”ün nasıl çalıştığı uzun süre çözülemedi.

En yaygın iddialardan biri, makinenin içinde gizli bir satranç ustasının bulunduğuydu.

Bazı görüşler ise taşların mıknatıslarla yönlendirildiğini ve hamlelerin gizli bir mekanizma sayesinde yapıldığını öne sürdü.

Hatta dönemin usta oyuncularının sırayla makinenin içine girerek oynadığı da konuşuldu.

Otomatı inceleyen isimlerden biri de ünlü yazar Edgar Allan Poe oldu.

Poe, “Maelzel’s Chess Player” adlı yazısında bunun gerçek bir otomat olamayacağını savundu.

Ona göre bu denli karmaşık hamleler, ancak insan zekâsıyla mümkündü.

Gerçek yıllar sonra ortaya çıktıZamanla Poe’nun haklı olduğu anlaşıldı. “The Turk” tamamen mekanik bir yapay zeka değildi.

Makinenin içinde kısa boylu ve satrançta yetenekli bir kişi gizleniyor, özel bir düzenek aracılığıyla taşları kontrol ediyordu.Bu gerçeğin ortaya çıkması, otomatın etkisini azaltmadı.

Aksine, insan zekâsı ile makine arasındaki sınırların ilk kez ciddi biçimde sorgulanmasına yol açtı. “The Turk”, bilimle illüzyonun iç içe geçtiği bir dönemin simgesi haline geldi.

Amerika’ya uzanan yolculukKempelen’in ölümünün ardından otomat, Johann Maelzel tarafından satın alındı. 1817-1837 yılları arasında Avrupa ve ABD’de sergilenen “The Turk”, daha sonra Philadelphia’daki bir müzeye bağışlandı.5 Temmuz 1854’te Ulusal Tiyatro’da çıkan bir yangın, “The Turk”ü tamamen yok etti.

Makine, nasıl çalıştığına dair tüm fiziksel izlerle birlikte kül oldu.Yapay zekanın ilk büyük tartışmasıHer ne kadar sahte olduğu ortaya çıksa da “The Turk”, yapay zeka fikrini ilk kez geniş kitlelerin gündemine taşıyan yapı olarak kabul ediliyor.

İnsanların bir makinenin düşünüp düşünemeyeceğini sorgulaması, bu satranç otomatıyla başladı.

Bugün yapay zeka üzerinden yürütülen küresel tartışmaların temeli, yaklaşık 250 yıl önce satranç oynayan “Türk” ile atıldı.

İlgili Sitenin Haberleri