Haber Detayı

Türk istihbaratının Suriye zaferi: Her şeyi gören kazanır
Arşiv haber3.com
26/01/2026 19:37 (3 saat önce)

Türk istihbaratının Suriye zaferi: Her şeyi gören kazanır

Suriye, modern dönemin en karmaşık savaş alanlarından biri olarak yalnızca orduların değil, istihbarat servislerinin de sınandığı bir coğrafya haline geldi. Bu çok aktörlü, çok katmanlı sahada kazanılan başarılar çoğu zaman cephede değil, perde arkasında şekillendi. Türkiye açısından bakıldığında ise Suriye’de elde edilen stratejik kazanımların merkezinde Türk istihbaratının oynadığı rol ziyadesiyle mühimdir.

Yazar: Dr.

Tuğba Koç Türk istihbaratının Suriye zaferi: Her şeyi gören kazanır“Sen benim kim olduğumu, nereden geldiğimi ve neden geldiğimi biliyorsun” Suriye, modern dönemin en karmaşık savaş alanlarından biri olarak yalnızca orduların değil, istihbarat servislerinin de sınandığı bir coğrafya haline geldi.

Bu çok aktörlü, çok katmanlı sahada kazanılan başarılar çoğu zaman cephede değil, perde arkasında şekillendi.

Türkiye açısından bakıldığında ise Suriye’de elde edilen stratejik kazanımların merkezinde Türk istihbaratının oynadığı rol ziyadesiyle mühimdir.

Türk istihbaratının Suriye’deki başarısı, klasik güç projeksiyonundan ziyade akıl, ağ ve zaman yönetimi üzerine kurulu bir model sunmuştur.

Bu model, askeri operasyonların başarısını artırırken diplomatik masada da Türkiye’nin elini güçlendirmiştir.

Bugün Suriye sahasında Türkiye’yi dışlamaya yönelik hiçbir planın gerçekçi olmamasının arkasında bu görünmez ama etkili güç yer almaktadır.Artık ABD’den destek alamayacağını anlayan SDG ile Şam Hükümeti arasında süren diyalogda önemli bir yere sahip olan Türkiye, özellikle bölgedeki aşiretlerin manevralarını doğru okuyup doğru analiz ederek hareket etmiştir.

Ülke içerisinde yürütülen Terörsüz Türkiye açılımı ile de Türkiye aslında MİT’in başarılı operasyonları ve bilgi sağlaması ile süreci başarılı bir şekilde yürütmüştür.

Uzun süredir bölgede bulunan Teşkilat, doğru zamanda doğru hamleler yapılmasını sağlayarak bölgedeki bölünmenin önüne geçilmesini sağlamıştır.

Esasen Suriye krizi, klasik devletlerarası çatışma modellerinin ötesine geçen, çok aktörlü ve çok katmanlı bir güvenlik ortamı üretmiştir.

Bu ortamda askeri kapasite kadar —hatta çoğu durumda ondan daha fazla— istihbarat yeteneği belirleyici bir unsur hâline gelmiştir.

Türkiye açısından Suriye sahası, yalnızca sınır güvenliği bağlamında değil; terörle mücadele, bölgesel denge ve stratejik öngörü açısından da kritik bir test alanı olmuştur.

Bu bağlamda Türk istihbaratının rolü, sahadaki gelişmeleri yönlendiren temel unsurlardan biri olarak öne çıkmaktadır.Praemonitus, Praemunitus : Önceden Uyarılan Önceden KorunurTürk istihbaratının Suriye’deki faaliyetleri, klasik anlamda alan hâkimiyetine dayalı bir güvenlik yaklaşımından ziyade, bilgi üretimi ve ağ yönetimi temelli bir model üzerinden şekillenmiştir.

Sahada çok sayıda aktörün eş zamanlı biçimde faaliyet göstermesi, sabit ve tek boyutlu analizlerin yetersiz kalmasına neden olmuştur.

Bu nedenle Türkiye, yerel dinamikleri ve aktörler arası ilişkileri dikkate alan, çok katmanlı ve esnek bir istihbarat yaklaşımı geliştirmiştir.

Bu yaklaşım, sahadaki gelişmelerin yalnızca mevcut durumunu değil, muhtemel yönelimlerini de analiz etmeye imkân tanımış; askeri ve diplomatik karar alma süreçlerine stratejik derinlik kazandırmıştır.Başarı, bu bağlamda yalnızca gerçekleştirilen operasyonlar ya da kısa vadeli güvenlik kazanımları üzerinden değil, tehditlerin ortaya çıkmadan önce tespit edilmesi ve yönetilmesi üzerinden değerlendirilmelidir.

Türk istihbaratının erken uyarı ve önleyici güvenlik kapasitesi, Türkiye’ye yönelik asimetrik tehditlerin sınır ötesinde kontrol altına alınmasını mümkün kılmıştır.

Bu durum, sınır güvenliğinin yalnızca fiziki hatlar üzerinden değil, derinlikli ve ileri bir güvenlik anlayışıyla ele alındığını göstermektedir.

Suriye sahasında Türkiye aleyhine şekillenebilecek pek çok planın uygulanabilirliğini yitirmesinde, bu önleyici kapasitenin belirleyici rol oynadığı söylenebilir.Türk istihbaratının Suriye’deki rolü, savunmacı bir güvenlik mantığının ötesine geçerek, zaman zaman sahadaki güç dengelerini yeniden tanımlayan bir etki üretmiştir.

Bu etki, doğrudan görünür olmayan; ancak sonuçları itibarıyla sahadaki aktörlerin hareket alanını sınırlayan bir nitelik taşımaktadır.

İstihbarat faaliyetlerinin bu şekilde stratejik bir enstrümana dönüşmesi, Türkiye’nin Suriye politikasında ani ve tepkisel adımlar yerine, kontrollü ve süreklilik arz eden bir yaklaşım benimsemesini mümkün kılmıştır.Gelecek perspektifi açısından değerlendirildiğinde, Suriye’de çatışma yoğunluğunun azalması, istihbaratın öneminin azalacağı anlamına gelmemektedir.

Aksine, askeri safhanın ardından ortaya çıkacak yeni dönemde, istihbarat faaliyetleri daha dolaylı, daha uzun vadeli ve daha karmaşık bir karakter kazanacaktır.

Terörle mücadele, düzensiz göç, yerel aktörlerin yeniden konumlanması ve bölgesel güç rekabeti gibi başlıklar, istihbaratın belirleyici rolünü sürdürmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu bağlamda Türk istihbaratının temel görevi, sahadaki belirsizliği yönetmek ve Türkiye’nin stratejik çıkarlarını uzun vadeli bir perspektifle korumak olacaktır.Dr.

Tuğba Koç

İlgili Sitenin Haberleri