Haber Detayı

AK Parti Sözcüsü Çelik, MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu Açıklaması
Güncel haberler.com
26/01/2026 21:10 (3 saat önce)

AK Parti Sözcüsü Çelik, MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu Açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İslam halkının güvenliğini tehdit eden esas şey, bugün dünyanın her tarafında Filistin davasına sahip çıkanlar değil, Netenyahu hükümetinin soykırımcı politikalarının bütün dünyada oluşturduğu nefret ve reaksiyondur.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İslam halkının güvenliğini tehdit eden esas şey, bugün dünyanın her tarafında Filistin davasına sahip çıkanlar değil, Netenyahu hükümetinin soykırımcı politikalarının bütün dünyada oluşturduğu nefret ve reaksiyondur." dedi.Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı'na ilişkin parti genel merkezinde yaptığı açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı."Suriye'de Suriye Kürtleri kazanmıştır"Bir gazetecinin, "DEM Parti yöneticileri, sizin ve partinizin HTŞ'nin faaliyetlerine göz yumduğunuz ve Kürt sivillerinin hedef alındığı iddialarına yeterince tepki vermediğinizi, söyledi.

Bu konuda eleştiriler oldu.

Bu iddialara yanıtınız nedir?

Türkiye'nin sahadaki tutumunu nasıl tarif edersiniz?" sorusu üzerine Çelik, şu yanıtı verdi: "DEM Parti eş genel başkanları başta olmak üzere bazı siyasilerin bizim teröre karşı tutumumuzu, 'HTŞ'yi desteklemek' gibi sunması siyasi bir cümle değil.

Burada özgün bir irade yok.

Burada siyasi bir nitelik yok.

Bu bir vekalet iradesi.

Bu argüman örgütün argümanı.

Keşke bu cümleler kurulmasaydı.

Açıkça terör örgütünü desteklediklerini söyleyenlerin bize dönük bu şekildeki nitelemeleri kendi tutumlarını örtbas etmekten ibaret.

Ama 'Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumuyorlar.' dedikleri ahlak dışı bir yaklaşım.

Hem SDG'nin hem PKK'nın ne kadar Kürt sivil öldürdüğü herkesin gözü önünde gerçekleşti yıllar boyunca.Bugün Suriye'de herhangi bir terör örgütü ister şu adlı, bu adlı olsun, DEAŞ, PKK olsun, sivillere dönük bir eylem ortaya koyduğu zaman ona ilk biz karşı çıkarız.

Bu cümleleri söyleyenlerin gündeminde Kürtler yok sadece örgütler var.

Bu da son derece acı bir şey maalesef.

Halbuki bugün yepyeni fırsatlar ortaya çıkmıştır.

Bölgedeki emperyalizmin, siyonizmin yaptığı faaliyetlere baktığınızda çok konuşanlardan şöyle bir iradenin ortaya çıkmasını bekliyorsunuz.

Bütün bu tabloya bakıp 'Terörsüz bölge' ilkesi çerçevesinde Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın daha büyük bir kuvvetle birbirine bağlandığı, daha güçlü bir şekilde kol kola girdiği, kendi geleceğine, refahına, güvenliğine devlet iradesine sahip çıktığı, kendi toplumsal bütünlüğüne sahip çıktığı süreçleri desteklemek gerekirken bunun tam zıddına ilerlemek bunu yapanlar açısından da son derece trajik bir hikaye olarak ortada duruyor.

Şimdiye kadar bu cümleleri kuranların bir kere bile 'Terör örgütü kendisini feshetsin.' dediğini duymadık.

Bir kere bile 'Terör örgütü silahları bıraksın.' dediğini duymadık.

Ama onun dışında herkese ev ödevi vermeye çalışıyorlar."Esasında siyasal yetersizliğin söz konusu olduğunu belirten Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Yani hem teröre dönük olarak meşrulaştırıcı cümle kuracaksınız, hemen arkasına da barış, demokrasi ve benzeri kavramları ekleyeceksiniz.

Aslında bu da bütün bu siyasi retoriğin terör örgütlerini korumakla ilgili bir seferberliğin mühimmatı olarak kullanıldığını gösteriyor.

Günün sonunda gelinen noktada Suriye'de Suriye Kürtleri kazanmıştır.

Suriye'deki Kürt, Türkmen, Arap kardeşlerimiz kazanmıştır.

Biz bu kazanımları sevindirici bir gelişme olarak buluyoruz.

Burada da Suriye hükümetiyle, devletiyle ilgili birimlerimiz istişare, görüşme içinde olacaklar.

Bu süreçleri takip etmeye devam edeceğiz.

Terör örgütlerinin vesayetinden kurtulmuş her bir grup esasında bir diktatörlükten kurtulmuş oluyor ve Suriye'nin geleceğinde daha güçlü bir imza sahibi olmanın da fırsatını kazanmış oluyor.

Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım.

Aynı zamanda siyasilerin de provokasyona ortam oluşturacak dilden ve üsluptan uzak durması son derece önemlidir.

Eğer siz provokatif birtakım dil ve üslup kullanırsanız özellikle sosyal medyada belli odaklar tarafından üretilmiş yalanları gerçekmiş gibi yayarak insanların vicdanında infial olarak uyandırmaya çalışırsanız maalesef fırsat kollayan provokatörlere de bir şekilde pas atmış olursunuz.

Biz bütün bunlara karşı hassasiyetimizi en güçlü şekilde ayakta tutmaya devam edeceğiz.""Hiç kimse gidip de o siyonist katillerin elini sıkmak istemez"İsrail basınında, Bilal Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu 29 Türk vatandaşının ülkeye girişinin yasaklanacağı yönündeki iddialara ilişkin soru üzerine de Çelik, şu değerlendirmeleri yaptı: "Bilal Bey'in ve bahsedilen isimlerin Filistin konusundaki hassasiyetinden, her sene yılbaşı sabahı yapılan mitingten birtakım siyasi, soykırımcı çevreler duyduğu rahatsızlığı net bir şekilde ifade ediyorlar.

Mesele burada İsrail'in ülkeye kimin girip girmemesini yasaklaması meselesi değil.

Hiç kimse gidip de o siyonist katillerin elini sıkmak istemez zaten.

Şimdiye kadar da koşa koşa giden maalesef bir tek Yunanistan Başbakanı oldu.

İsrail'in, İsrail halkının düşünmesi gereken kendi esas mesele ülkelerinin bu siyonist katillerin isimlerinin altında anılıyor ve değerlendiriliyor olmasıdır.

İslam halkının güvenliğini tehdit eden esas şey bugün dünyanın her tarafında Filistin davasına sahip çıkanlar değil, Netenyahu hükümetinin soykırımcı politikalarının bütün dünyada oluşturduğu nefret ve reaksiyondur.

Dolayısıyla, İsrail'in, Bilal Bey'i ve diğer isimleri yasaklayıp yasaklamamasının herhangi bir önemi yok.

Tam tersine bugünkü katil hükümetin övdüğü kişiler olmaktan korkmak, Allah'a sığınmak lazım.

Onların yasakladığı ya da eleştirdiği kişiler olmak herkes için bir şeref madalyasıdır."Sayın Cumhurbaşkanı'mıza ve Sayın Devlet Bahçeli'ye dönük bu ifadeleri lanetliyoruz"Çelik, "DEM Parti eş genel başkanlarının Aynularab ziyareti sonrası siyasi parti liderleriyle görüşme kararı almasının ardından AK Parti'ye iletilmiş bir görüşme talebi bulunup bulunmadığı ve İmralı heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesine ilişkin bir takvim olup olmadığı" yönündeki soru üzerine, "Her iki konuda da bir takvim yok." yanıtını verdi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde Suriyeli Kürtlere sahip çıktığını anımsatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün bu çok konuşanlar henüz siyaset meydanında bile yoktular.

Aynı şekilde son süreçte Devlet Bey'in tarihi çağrısıyla 'Terörsüz Türkiye', 'Terörsüz bölge' çerçevesinde ortaya koyduğu yüksek basireti ve fedakarlığı herkes gördü.

Ama şimdi çıkıp da bu isimlerin Sayın Cumhurbaşkanı'mıza, Sayın Devlet Bahçeli'ye kullandığı ifadeler son derece ahlak dışı ifadelerdir.

Sayın Cumhurbaşkanı'mıza ve Sayın Devlet Bahçeli'ye dönük bu ifadeleri lanetliyoruz.

Onların hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir.

Bu kırmızı çizgi ihlal edilmiştir. ve bunu ihlal edenler daha düne kadar 'Terörsüz Türkiye ve Terörsüz bölge' konusunda hem Sayın Cumhurbaşkanı'mızın devlet iradesini hem Sayın Devlet Bahçeli'nin tarihi çağrısını defalarca altını çizerek ifade ediyorlardı.

Bugün, 'Kürtlere sahip çıkıyorum' diyerek esas ajandası terör örgütlerine sahip çıkmak olanların Sayın Cumhurbaşkanı'mızı ve Sayın Devlet Bahçeli'yi o cümlelerle hedef alması en büyük Kürt düşmanlığıdır.

Onun arkasına, 'Biz Kürtlerin kazanımını savunuyoruz, Kürtlerin değerlerini savunuyoruz, kimliğini savunuyoruz.' gibi cümleler koyulması yalandır.

Bu kırmızı çizgi ihlal edilmemeliydi."İBB kreşinde istismar darp ve iddiasıÇelik, İstanbul Eyüpsultan'da İBB'ye bağlı bir kreşte çocukların darp ve istismara uğradığı iddialarına ilişkin yöneltilen soruya, "Türkiye'de tek bir iktidar vardır.

Belediyeler de bu hukuk sisteminin bu anayasal düzeninin içindedir.

Ama nedense bunu CHP Genel Başkanı ve sözcüleri ısrarla devam ettirdiler.

Şimdi o mantığın devamı olarak tuttular bu açtıkları kreşleri, yasal bir boşluktan faydalanarak 'Çocuk Ev Oyun Evi' ya da 'Çocuk Etkinlik Alanı' adı altında Milli Eğitimin ve Aile Bakanlığının denetiminin dışında kurguladılar." yanıtını verdi.Kreş konusunda denetimlerin önemine dikkat çeken Çelik, "Bu denetimler çok önemli.

Dünyanın her tarafında maalesef son derece acı verici bir şekilde bu istismarlar maalesef oluyor.

Önemli olan burada en ciddi denetimleri yapmak, mekanizmaları doğru kurmak." ifadelerini kullandı.Çelik, "Mesela diyelim ki bu son olayda kamera kayıtlarını 20 gün boyunca vermiyorlar.

Mağdur aile, bunlara ulaşmakta zorlanıyor.

Olayın üstü örtbas edilmeye çalışılıyor.

Niye?

Çünkü, denetimden kaçırılmış.

Şimdi mesela şöyle düşünün, dünyanın çeşitli yerlerinden örnek veriyorlar ama o örnek verdikleri yerlerdeki modellerin bir kısmı federal devlet, bir kısmının yönetim sistemi değişik.

Yani bu istismarların olduğu başka yerlerden örnek veriyorlar.

Şimdi bu çerçevede baktığınızda niçin bu bakanlıkların denetiminden kaçırılıyor sorusu büyük bir sorudur." değerlendirmesinde bulundu.Kreş konusunda AK Parti'nin bir modeli olup olmadığı sorusuna ise Çelik, şu yanıtı verdi: "Bizim buradaki modelimiz belediyelerimizin modeli, onlar yaparlar, giderlerini karşılarlar, sürekli olarak destek olurlar, denetimi Aile Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanır.

Personel ona göre seçilir, pedagogik yetenekliği ve diğer şeyler açısından ve denetimler de ona göre yapılır."Suriye'deki ateşkes süreciÖmer Çelik, gazetecilerin yönelttiği soruların ardından Suriye'de ilerleyen günlerdeki ateşkes sürecine de değinerek, sürecin yakından takip edildiğini ve bölgeye insani yardımların süreceğini vurguladı.18 Mart Mutabakatı'nı güçlü şekilde takip edeceklerinin altını çizen Çelik, "O bölgedeki sivil vatandaşların kanat önderi olan Türklerle, sivil Kürt liderlerle yakın bir temas içerisindeyiz.

Suriye hükümetiyle koordinasyon içerisinde bunu gerçekleştiriyoruz.

O sebeple tüm bu tablo içerisinde Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin, Türkmen kardeşlerimizin, Arap kardeşlerimizin kazandığı bir tablo var.

Bunu kendi içimizde provokasyona dönüştürmeye çalışanlara karşı son derece duyarlı olalım.

Mümkün olduğu kadar İletişim Başkanlığı Dezenformasyon Merkezi yanlış şeyler konusunda uyarıyor." ifadelerini kullandı.Çelik, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın bir internet sitesinde kaleme aldığı yazıya ilişkin de "Bir de mesela bir kampanya başlatılmış.

İşte 'Kürtler duygusal kopuş yaşıyor' diye.

Esasında terör örgütüyle duygusal özdeşleşme içinde olanlar, terör örgütünden bir türlü duygusal olarak kopamayanların Kürt vatandaşlarımızı istismar etmeye çalıştığı bir kampanyadan ibaret bu." değerlendirmesini yaptı.Özellikle siyasi dilde kullanılan ve sahada gerçekleşebilecek provokasyonlara karşı vatandaşların son derece duyarlı olmasının önemli olduğuna işaret eden Çelik, Bütün bunların kardeşlik için, birlik, dirlik, ortak kader ve ortak gelecek için atılan adımlar olduğunu ifade etti.Çelik, şunları kaydetti: "Bir ve beraber olduğumuz zaman birliğimizi ve dirliğimizi koruduğumuz zaman el ele olduğumuz zaman Türkiye'nin karşısına yedi düvel çıksa da hiç kimse Türkiye'yi yenemedi.

Millet yenilmedi, devlet diz çökmedi.

Aynı şeyi bölge içinde istiyoruz.

Bu duyguyla ve bu çalışmayla, bu yaklaşımla biz yolumuza devam edeceğiz.

Bölgede Kürt kardeşlerimizin, Türkmen kardeşlerimizin, Arap kardeşlerimizin kazanmasını istiyoruz.

Ortak geleceğe, ortak güvenliğe ve ortak refah sahibi olmasını istiyoruz.

Ne terör örgütleri buna gölge düşürsün, bunu engellemeye çalışsın buna müsaade ederiz, ne de başka birtakım odaklar bunu sabote etmeye çalışsın müsaade ederiz."(Bitti)

İlgili Sitenin Haberleri