Haber Detayı
Cemevlerinin statüsü bir imar meselesinden fazlası
Cemevlerinin statüsü bir imar meselesinden fazlası
22 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafında hazırlanan “Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte” cemevlerinin imar planlarında “kültürel tesis” alanı içinde tanımlanması, ilk bakışta teknik bir düzenleme gibi görülebilir.
Ancak konu biraz yakından incelendiğinde, bunun sadece planlama diliyle sınırlı bir mesele olmadığı anlaşılır.
Çünkü söz konusu olan, bir inancın kamusal alanda nasıl görüldüğü ve nasıl tanımlandığıdır.
İmar mevzuatı elbette şehirlerin düzenli gelişmesi için gereklidir.
Ancak inanç mekânları söz konusu olduğunda, teknik tanımların toplumsal karşılığı da hesaba katılmalıdır.
CEMEVLERİNİN TOPLUMSAL KARŞILIĞI Alevi-Bektaşi toplumunun inanç pratiğinde cemevleri, toplu ibadetin gerçekleştirildiği mekânlardır.
Bu durum, yalnızca bir inanç iddiası değil; yüzyıllara yayılan bir yaşam pratiğinin sonucudur.
Cemevleri, ibadetin yanı sıra dayanışmanın, paylaşımın ve eğitimin de merkezidir.
Bu çok yönlü yapı, onları sadece “kültürel” bir alan olarak görmeyi zorlaştırmaktadır.
Toplumun hafızasında cemevlerinin yeri nettir.
Bu mekânlar, ibadet edilen yerlerdir ve bu gerçek, idari metinlerden bağımsız olarak yaşamaktadır.
TEKNİK TANIMLARIN SINIRI İmar planları; yapılaşmayı, kullanım biçimlerini ve kentsel düzeni belirler.
Ancak bir inancın mahiyetini tanımlamak, plan notlarının ya da yönetmelik maddelerinin görevi değildir.
Bu nedenle cemevlerinin “kültürel tesis” başlığı altında değerlendirilmesi, istemeden de olsa inanç boyutunu geri plana iten bir sonuç doğurmaktadır.
Oysa geçmiş uygulamalarda cemevlerinin ibadethane olarak kabul edildiği örnekler mevcuttur.
Bu açıdan bakıldığında, yapılan değişikliğin “tanımlayıcı” olmaktan çok “daraltıcı” bir etki yarattığı görülmektedir.
İSTİŞARE VE RIZALIK MESELESİ İnanç alanında atılan her adımda istişare ve rızalık büyük önem taşır.
Doğrudan muhatabı olan toplulukların görüşleri alınmadan yapılan düzenlemeler, iyi niyetle yapılsa bile, beklenen karşılığı bulmayabilir.
Bu durum, toplumsal hassasiyetlerin dikkate alınmasının ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha göstermektedir.
DAHA KAPSAYICI BİR YAKLAŞIM MÜMKÜN Cemevlerinin imar planlarında açık biçimde yer alması kuşkusuz önemlidir.
Ancak bu görünürlüğün, inancın özünü gölgelemeyecek, toplumsal karşılığıyla uyumlu bir dille sağlanması mümkündür.
İmar hukuku ile inanç özgürlüğü arasında daha dengeli ve kapsayıcı bir yaklaşım kurulabilir.
Cemevleri, yaşayan bir inancın mekânlarıdır.
Onları yalnızca teknik bir kategoriye indirgemek, toplumsal hafızadaki yerleriyle örtüşmemektedir.
Daha dikkatli, daha kapsayıcı ve ortak akla dayalı bir düzenleme hem hukuki hem toplumsal açıdan daha sağlıklı olacaktır.
Bazı gerçekler vardır, çok fazla anlatmaya gerek yoktur.
Toplum zaten bilir.
Yaşar.
Sahip çıkar.
Cemevleri de öyledir.
Bir plan notuna sığmayacak kadar köklü, bir tanıma indirgenemeyecek kadar canlıdır.
Ve herkesin bildiği gibi, ibadet edilen yerlerdir.
Bunu kabul etmek, kimseye kaybettirmez.
Ama görmezden gelmek, çok şeyi eksik bırakır.
Aşk ile..