Haber Detayı

DEİK Başkanı Nail Olpak : Ezber bozan adımlar atma zamanına geldik
Ekonomi dunya.com
27/01/2026 00:00 (1 saat önce)

DEİK Başkanı Nail Olpak : Ezber bozan adımlar atma zamanına geldik

2025’in tek cümle ile “öngörülemezliğin hakim olduğu bir dünya” şeklinde geçtiğini, bu yılın da küresel çalkantılar gölgesinde başladığını belirten DEİK Başkanı Nail Olpak, “Dünyayı etkileyen bu yeniden dengelenme sürecini iyi okumalı ve stratejilerimizi buna göre şekillendirmeliyiz. Birilerinin risklerini nasıl fırsata çevirebiliriz diye bakmamız lazım” dedi.

Nurdoğan A.

ERGÜNnurdogan.arslan@dunya.comKüresel ticaretin sarsı­cı jeopolitik gelişme­lerle yeniden şekillen­diği bir dönem yaşandığına işa­ret eden Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Ol­pak, ABD’nin korumacılık ön­lemleri, AB’nin made in Europa hamlesi, Çin’in Türk ihracat pa­zarlarındaki yükselen gücü gi­bi gelişmelerin yeniden ele alın­ması gerektiğini belirtti. “Biri­lerinin risklerini nasıl fırsata çevirebiliriz, buna bakmamız lazım” diyen Olpak, “Belirsiz­liğin hakim olduğu dünya kon­jonktüründe ticaretin seyrini iyi okumalı, ezber bozan adım­lar atarak fırsatlara odaklan­malıyız” dedi.

DEİK olarak bu yıl paradigma değişikliğine gi­derek 33 odak ülkede küresel ti­caretin yeni oyun kurucusu ol­mak için harekete geçtiklerini belirten Olpak, 2026 yılının ti­cari diplomasi ve lobi yılı olma­sı gerektiğini vurguladı. 2025’in tek cümle ile “öngörülemezliğin hakim olduğu bir yıl” olarak geç­tiğini, benzer tablonun 2026’da kendine göstereceğini dile ge­tiren Olpak, “Mevcut strateji­lerimizi geliştirme hedefiyle öncelikli 33 ülke belirledik ve stratejimizi daha yakından ta­kip etmeye başladık.

Ticareti­mizin yüzde 80’ini, müşterile­rin yüzde 20’si le yaparız.

Biz de 33 ülkeyi belirlerken, bu ülke­lerin bizimle ekonomik ilişki­lerindeki ve küresel ekonomi­deki ağırlıklarına baktık.

Bu kapsamda G-20 ülkeleri ya­nı sıra, ülkemizin en çok ihra­cat yaptığı ülkeleri stratejimi­zin bir parçası haline getirerek 33 ülkeye ekstra odaklandık.

ABD’den Çin’e, Almanya’dan Rusya’ya, Brezilya’dan Mısır’a kadar uzanan geniş yelpazede listelenen bu 33 ülke özelinde strateji üretme, proje geliştir­me, ticari diplomasi yürütme ve somut sonuç oluşturma so­rumluluğumuzu artırdık” dedi.“ABD kendine güvenilir iş ortakları arıyor” ABD’nin Çin ile olan ticaret savaşında kendine güvenilir iş ortakları aradığını söyleyen Nail Olpak, “Bu kapsamda hem gelişmiş üretim kapasitemiz hem de ABD ile olan mevcut yatırım ve ticari ilişkilerimi­zi kullanarak, ortaya koyulan 100 milyar dolarlık ikili ticaret hacmini gerçekçi buluyoruz.

Bu kapsamda eyalet ve sektör bazlı kriterlerle ABD pazarı­na yönelik stratejik çalışmalar yürütürken, ABD’li yatırım­cıların ve finans kuruluşları­nın ülkemize daha fazla ve da­ha nitelikli yatırım sağlamaları hedefi ve başta Afrika ve Orta Asya olmak üzere Türk firma­larıyla ortak girişimlerde bu­lunmaları için ticari diplomasi faaliyetleri yürütüyoruz” dedi.

İki ülke arasında 2025 yılında 36-37 milyar dolara çıkan tica­rete işaret eden Olpak, 100 mil­yar dolarlık dış ticaret hacmi­ni ‘oldukça gerçekçi’ bir rakam olarak yorumladı.

Olpak, ancak ticaret savaşlarında ABD’nin Türkiye’yi de yüzde 15’lik sepe­te koymasını da eleştirdi.“Made in Europa’da nerede olacağız bilmiyoruz” Avrupa bölgesi özelinde ye­ni güncelin made in Europe ol­duğunu vurgulayan Olpak, “Av­rupa’ya olan yaklaşımımızda Gümrük Birliği’nin güncellen­mesi önceliğimizdi.

Bu yıl o ön­celiği de korurken, Avrupa’nın kendi sanayisini güçlendir­mek için ortaya koyduğu ma­de in Europe yaklaşımı da yeni gündem maddemiz oldu.

Yazıl­madan söylenen, burada hede­fin Asya Pasifik bölgesinde kar­şı bir korumanın olacağı.

Avru­pa sanayisinin güçlenmesine elbette karşı değiliz.

Ancak 30 yıldır Avrupa’nın sanayisi ile entegre olmuş, üretimde güçlü kaslara sahip bir Türkiye’nin bu yaklaşım sebebiyle oyunun dı­şında kalacağı bir senaryoyu da kabul edemeyiz” diye konuştu.

Önümüzdeki dönemde Avru­pa nezdinde en önemli lobi fa­aliyetinin bu olacağını belirten Olpak, şöyle devam etti: “Avru­pa’nın yakın zamanda günde­me getirdiği bir diğer konu da 150 euro e-ticarette uygulanan gümrüksüz geçiş muafiyetinin kaldırılması ve tüm ürünler­den ek gümrük vergisi alınma­sı.

Gümrük Birliği üyesi olan ül­kemizin bu uygulamadan mu­af tutulması da bir diğer odak noktamız.

Çin’e karşı getirilen bu gümrük uygulamasından ül­kemiz muaf tutulduğu zaman, lojistik yakınlığımız ile rekabet avantajımız olacak.”“Afrika’da, 3.3 trilyon dolarlık bir ekonomi var” Diğer taraftan Afrika’daki yatırım ve alt yapı projelerinde üçüncü ülkelerle iş birliğinin önemine dikkat çeken Olpak, “Afrika bölgesinde ciddi yatı­rım ve alt yapı projeleri imkan­ları var, ancak buradaki temel sorun finansmana erişimde ya­şanan sıkıntılar.

Bölgedeki re­kabet içinde olduğumuz ülke­lere karşı tek dezavantajlı oldu­ğumuz nokta da burası.

Bunun için yatırım projelerine finans sağlayacak Avrupa ve Ameri­kalı finans sağlayıcılar ile bir­likte burada daha fazla aktif ol­ma stratejimiz var” dedi.

Afri­ka’nın 3.3 trilyon dolarlık bir ekonomi olduğunu kaydeden Olpak, Türkiye’nin bu pazar­da 40 milyon dolarlık bir tica­ret hacmine ulaştığını, gidile­cek çok yol olduğunu vurguladı.“Masada olmak için Suriye’de masa kurulmalı” Ortadoğu ve Körfez Bölge­si’ndeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve Türk iş dün­yasına yansımalarını ciddi bi­çimde ele aldıklarını belirten Olpak, “Ortadoğu ve Körfez Bölgesi diyoruz ama aslında bu bölgede denkleme Kuzey Afri­ka’yı da dahil etmemiz lazım.

Avrupa’dan sonra en çok ticari ve yatırım ilişkilerimizin geliş­tiği, ekonomilerimizin enteg­re olduğu bölge.

Son dönemde Suriye, İran ve Yemen üzerin­den yaşanan sıkıntılı jeopoli­tik gelişmelerin de en çok his­sedildiği bölgelerden birisi ol­sa da, bölgedeki ülkelerle olan siyasi diyaloglarımızın üst se­viyeye çıkmasıyla birlikte Or­tadoğu ve Körfez ülkeleri Tür­kiye için önemli bir ticaret ve yatırım iş birliği olan bölgeler­den birisi olmaya devam ede­cek” dedi.

Zaman zaman “Suri­ye’nin yeniden yapılanmasın­da Türkiye masada olacak mı?” soruları geldiğini aktaran Ol­pak, “Masada olabilmemiz için önce masanın kurulması lazım.

Suriye’nin yeniden yapılanma­sı için biraz daha zaman gere­kecek” ifadelerini kullandı.“Asya Pasifik’ten nitelikli yatırımları çekmeliyiz”Asya Pasifik Bölgesi için de değerlendirmelerde bulunan Olpak, “Orta Asya ise Çin ve genelde Asya Pasifik ile batı arasında köprü vazifesi görmesi açısından önemli bir bölge.

Son dönemde ABD’nin bölgeye olan ilgisinin arttığını da görüyoruz.

ABD’nin Özbekistan ile yaptığı anlaşmayı bu çerçevede okumak lazım.

Bu yaklaşımları ortak yatırımlarla fırsata çevirebiliriz. 1990’lı yıllarda bölgedeki ülkeler bağımsızlığını kazanmaya başladıklarında ABD’nin bölgeye olan ilgisi Türk firmalar üzerinden yatırımlara dönüşmüştü.

Asya Pasifik bölgesi ticari dengesizliğimizin en yüksek olduğu bölge ve bu dengesizliği kısa vadede önlemek mümkün olmasa da, bölgedeki Çin, Japonya ve Güney Kore gibi gelişmiş ülkelerin ülkemizdeki nitelikli yatırımlarını artırma noktasında çabalarımız devam edecek” dedi.“Reform yılı ilan edilen 2026’dan daha umutluyuz” Geçen yılın sanayici ve ihracatçı için rekabet ve finansman sorunlarıyla dolu zorlu bir yıl olduğunu hatırlatan Nail Olpak, 2026 için nispeten daha umutlu konuştu.

Olpak, “2025’te her şey piyasa beklentisi doğrultusunda gitmese de mal ve hizmet ihracatında toplamda 400 milyar doları aşan bir performans sergiledik. 2026’nın ‘reform yılı’ ilan edilmesinin etkisiyle, yatırım ortamının daha elverişli hale geleceğine inanıyoruz” dedi.“Suriye sınırında üretim, masaya getirilmeli” Başta emek yoğun sektörler olmak üzere Türkiye’deki üretim maliyetlerinin yüksekliğine vurgu yapan Nail Olpak, “Özellikle Suriye sınırında üretim için bir hat kurulabilir.

Son zamanların önemli konularından biri bu.

Bireysel başlayan işletmeler var ama kamusal olarak hareket etmek lazım.

Özellikle emek yoğun sektörlerde atölye irisi işletmeler üretim için taşınabilir.

Bu konu masaya getirilmeli” diye konuştu.Nail Olpak küresel pazarların röntgenini çekti * Afrika: Ciddi fırsatlar var ancak temel sorun fi­nansman.

Batılı finans dev­leri ile Türk üretim gücünü birleştirerek bu bölgede­ki rekabette öne çıkılabilir.* Körfez ve Ortadoğu: Suriye, İran ve Yemen merkezli jeopolitik gerilimlere rağmen, bölgeyle siyasi diyaloğun üst seviyeye çıkması ticareti canlandıracak.* Asya-Pasifik: Ticari dengesizliğin en yüksek olduğu yer burası.

Çin, Japonya ve Güney Kore’nin Türkiye’deki nitelikli yatırımlarını artırmak gerekiyor.* Orta Asya: Bölge, Batı ile Asya arasında stratejik bir köprü.

ABD’nin Özbekistan gibi ülkelerdeki ilgisi Türk firmaları üzerinden ortak yatırımlara dönüştürebilir.* ABD: 100 milyar dolarlık ticaret hedefi ‘oldukça gerçekçi’.

Pazarda derinleşme gerekiyor.

İlgili Sitenin Haberleri