Haber Detayı
Selim Bayraktar, Shakespeare’le tiyatroya dönüyor
Selim Bayraktar, Shakespeare’in “Windsor’un Şen Kadınları”nı müzik, ritim ve çağdaş sahne diliyle yeniden yorumluyor. Falstaff karakteriyle sahneye çıkan Bayraktar, aynı zamanda oyunun yönetmenliğini de üstleniyor.
Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Sümbül Ağa karakteriyle hafızalara kazınan Selim Bayraktar, 35 yıllık Devlet Tiyatroları serüveninin ardından, Shakespeare’in ölümsüz komedisi “Windsor’un Şen Kadınları” ile sahnelere iddialı bir dönüş yapıyor.
Bayraktar, bu yapımda Falstaffkarakterine hayat verirken, aynı zamanda oyunun yönetmenliğini de üstleniyor.Bayraktar’ın ilk özel tiyatro projesi olan müzikli oyunun,Yardımcı yönetmenliğini ise Ömer Alper İzci üstlendi.Shakespeare metnini klasik sınırların dışına taşıyarak müzik, ritim ve çağdaş sahne diliyle yeniden kuruyor.
Bu yorum, yalnızca bir uyarlama değil; metnin ruhunu bugünün seyircisiyle yüzleştiren güçlü bir sahne manifestosu niteliği taşıyor.Oyunun merkezinde, eski bir dünyanın son temsilcisi olan Falstaff yer alıyor.
Kilolu bedeni, arsız zekâsı ve sarsılmaz özgüveniyle Falstaff, çökmekte olan şövalyelik ideallerinin canlı bir parodisi olarak sahnede beliriyor.
Windsorkasabasının sakin ve düzenli hayatı, Falstaff’ın gelişiyle altüst oluyor; düzen, mizahın ve kaosun içinde yeniden şekilleniyor.Selim Bayraktar, karaktere yaklaşımını şu sözlerle özetliyor:“Falstaff, yalnızca komik bir figür değil; Rönesans’la birlikte itibarı çöken bir sınıfın ironik aynasıdır.
O sahneye çıktığında, durağanlık bozulur, dengeler yer değiştirir.
Windsor’da olan tam olarak budur.”Windsor’un Şen Kadınları, müziğin bedene, bedenin ritme dönüştüğü; mizahın alt metinle, eğlencenin eleştiriyle iç içe geçtiği çağdaş bir Shakespeare yorumu sunuyor.
Selim Bayraktar’ın sahnedeki bu dönüşü, yalnızca bir oyuncunun geri dönüşü değil; yönetmen kimliğiyle de sahneye koyduğu güçlü bir vizyonun seyirciyle buluşması olarak öne çıkıyor.YENİ BİR HİKAYE YAZACAĞIZ Rise of Empires: Ottoman, Ufak Tefek Cinayetler ve Mehmed:Fetihler Sultanı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda önemli dizide rol alan Selim Bayraktar, tiyatronun kendisi için bir hayata bakış, hayatı yönlendirme ve toplumsal iyileşme olduğunu belirterek, “Yeni bir hikaye yazmak için yola çıktık.
Kadroda çok güçlü isimler var.
Klasik metnin özüne sadık kalan oyunda, şarkılar, ritim ve fiziksel oyunculuğun öne çıkacak.Windsor’un Şen Kadınları müzikli oyunu aynı zamanda benim için de ekip için de ilk özel tiyatro çalışması.
Oyun, Londra yakınlarında, Thames Nehri kıyısında yer alan sakin bir kasaba olan Windsor’da geçiyor.
Bu dingin atmosfer, eski bir şövalyenin kasabaya düşmesiyle altüst oluyor.
İnanılmaz bir hikaye.
Bugünün toplumsal yapısına, yaşayışına da ayna tutan oyunda seyirci eğlenecek, öğrenecek ve sorgulayacak” dedi.İTİBARI SARSILAN ŞÖVALYELİK Hikâyenin merkezinde, kilolu yapısı, muzip tavırları ve bitmek bilmeyen özgüveniyle eski bir şövalye olan Falstaff’ınyer aldığına dikkat çeken Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Rönesans’la birlikte itibarı sarsılan şövalyelik kavramının karikatürleşmiş bir temsilcisi olan Falstaff, Windsor’dakidurağan hayatı adeta suya atılan bir taş gibi dalgalandırıyor.
Kasabanın varlıklı isimlerinin eşleri olan Bayan Page ve Bayan Ford’u baştan çıkarmak ve kocalarının servetine göz dikmek için aynı aşk mektuplarını gönderen Falstaff, farkında olmadan kendi sonunu hazırlıyor...” KADININ FENDİ ERKEĞİ YENDİ Oyunun özellikle orta sınıf bir kasabada yaşamanın zaafları, gösteriş merakı ve özenti halleri, aşk, sadakat ve bağışlayıcılık ile oyun içinde oyun kurgusu unsurlarının bulunduğuna dikkat çeken Selim Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Mektupları okuyan kadınlar, bu ölçüsüz cesarete büyük bir öfkeyle karşılık veriyor ve kocalarından habersiz bir plan kuruyor.
Falstaff’a verilecek ders, onun hayatı boyunca unutamayacağı kadar çaresiz, rezil ve bir o kadar da komik oluyor.
Oyunun özeti, halk deyimiyle tek cümlede karşılık buluyor: Kadının fendi erkeği yendi.
Shakespeare için Falstaff, insanın gizlemeye çalıştığı maskenin kendisi.
Her bir izleyicinin yaşamında karşılaştığı, tanık olduğu çok sayıda hikayeyi bu oyunda görme fırsatı sunacağız.
Hem soru soracağız, hem sorgulayacağız.
Müzikli oyun, tempolu seyirciyi de içine alan bir sanat eseri olarak sahnelenecek.
Windsor’un Şen Kadınları, hem güldüren hem düşündüren yapısıyla seyirciyi iki saat sahneye kilitleyecek.
Provalara başladık.
Oyun, klasik ile popüler kültür arasında kurduğu dengeyle sezonun öne çıkan tiyatro yapımları arasında yer alacaktır.
Tabi kararı izleyici verecek...”DEVLET TİYATROSU’NUN ÖNEMİ İnsanın kişisel olarak kendini güncellemesi gerektiğini belirten Bayraktar, “Sadece bunu sinemada ya da dizi sektöründe yapamıyorsunuz.
Tiyatro bizim ana aksımız, yuvamız burası eğitim kurumu. 1992 yılında girdiğim Devlet Tiyatrolarında 35 yılım geçti.
Sayısız oyunla, binlerce seyirciyle buluştum.
Ben bugüne kadar hiç özel tiyatro yapmadım.
Burada bu enerjinin dönüşüp yükselerek seyirciyle buluşma enerjisini heyecanla bekliyorum.” dedi.