Haber Detayı

Öcalan’ın ‘sekretaryası’ndan DEM’e salvolar: Yetersiz yoldaşlar, sahte dostlar!
Güncel odatv.com
27/01/2026 13:08 (1 saat önce)

Öcalan’ın ‘sekretaryası’ndan DEM’e salvolar: Yetersiz yoldaşlar, sahte dostlar!

Öcalan’ın eski koğuş arkadaşı ve sekreteri Çetin Arkaş, PKK’nın yayın organına konuştu. Arkaş, Öcalan’ın ‘hain’ suçlamasıyla karşı karşıya kalacağını bile bile sürecin içinde yer aldığını belirterek isim vermeden DEM yöneticilerine yüklendi. Hükümeti de ‘cesur olmayan muhataplar’ diyerek eleştirdi.

Çetin Arkaş 15 Mart 2015’te İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne “açılım sürecinde sekretarya görevi” için sevk edilmişti. 9 ay boyunca Öcalan’la İmralı’da bulundu.

Daha sonra farklı bir cezaevine götürüldü. 3 Temmuz 2025 yılında tahliye edildi.

Yeni Yaşam gazetesi 27 Ocak’ta Arkaş’ın son açıklamalarını yayımladı.

Arkaş, sürecin başında Öcalan’ın risk aldığını şu cümlelerle ifade ediyor: “Önderlik 27 Şubat’ta yaptığı çağrı için ‘biliyorum, belki bazı çevreler beni ihanetle bile suçlayacaklar’ demişti.

Yine 15 Şubat sürecinde büyük bir çatışmayı halklar arası boğazlaşmayı ve bunun üzerinden kurgulanan planları boşa çıkarmak için oldukça esnek yaklaşmıştır.

Hakkımda ne düşünülür kaygısı yerine halkım için, halklarımız için en doğrusu nasıl olabilir düşüncesiyle hareket etmiştir.”"BAZEN ANLAYAMASAN DA ARKASINDAN YÜRÜRSÜN" Arkas sözlerinin devamında Öcalan’ın siyasetlerine yönelik güvensizlik içinde olan örgüt yandaşlarına şu telkinlerde bulunuyor: “Güveni yaratan, kalıcılaştıran söze bağlı şekillenen pratikleşmedir, gerçekleşmedir.

Bu öyle bir hal alır ki, bazen anlayamasan da öğrenemesen de inançla arkasından yürürsün güven merkezinin.

Çünkü o hiç yanıltmamıştır.

Hep fersah fersah öndedir.” "TOPLUMSAL PSİKOLOJİNİN ETKİSİNDE KALANLAR" “Tarih değiştirici liderler bazen geç anlaşılır” diyerek Öcalan’ın tam anlaşılmadığını belirten Aktaş “toplumsal psikolojinin” etkisinde kalanların doğru hatta yürüyemediğine işaret ediyor: “Tarih değiştirici liderler bazen geç anlaşılır.

Bu da belli trajedilere bile yol açabilir.

Oluşan ya da oluşturulan politik ya da toplumsal psikolojinin etkisinde kalmadan, girdabına kapılmadan doğru bir hatta yürümek ancak tarihsel kişiliklerin başarabileceği bir şeydir. (…) Üzerine düşeni fazlasıyla gerçekleştirmiştir.

Hem de en katı tecrit ortamında!” "YETERSİZ YOLDAŞLAR, SAHTE DOSTLAR" Arkas’ın en dikkat çekici vurgusu ise tam bu cümlelerin arkasından geliyor.

Öcalan’ın bir trajedi içinde olduğunu belirten Arkaş isim vermeden DEM’lileri eleştiriyor.

Arkaş Hükümet’in de gerekli adımları atmakta tereddüt ettiğini belirtiyor: “(Öcalan’ın) Halen ortadan kaldırılmayan trajedisi ise yetersiz yoldaşlık, sahte dostlar ve yeteri kadar cesaret sahibi olamayan muhataplarının varlığıdır." Toplam 33 sene hapiste kalan Arkaş, sözü İngiltere'nin eski liderlerinden Churcill’e getirerek, hegemon güçlerin “yaralı bırakılmış Kürdü bir sopa olarak kullanma” hesabı içinde olduklarını belirtiyor: “Kahire konferansında Churcill’in kullandığı bir söz olsa gerek.

Yaralı bırakılmış Kürdü bir sopa olarak yüzyıl boyunca kullanmayı hesap ettiler. (…) Ortadoğu hegemonların el uzatacağı sorun alanlarından kurtulmuş, toplumsallığı doğuran analık rolünde olduğu gibi, demokratik uygarlığa da beşiklik eder.”Aktaş’ın örgüt kadrolarına mesaj niteliği taşıyan bir vurgusu da şöyle:“(Kürt meselesi) Hep uğraşan, uğraştıran, isyan eden-bastırılan bir sorunsallık alanına hapsedilmiş, böyle kalması bilinçli bir şekilde tercih edilmiştir.

İstenilse pekala çözülebilecek bu sorunun çözülmesi tercih edilmemiş, çözümsüzlüğünden faydalanmak tercih edilmiştir.

Yüz yıl böyle geçmiştir. (…) Tavşana kaç, tazıya tut politikaları ile bugüne kadar gelinmiştir.

Birileri zorla tavşanı tutacağını sanarak koşmaya çalışırken, kendisini dar bir çıkmaz sokağa sürükleyen tazıların gözünde bir tavşan gibi görüldüğünü maalesef ayırt edememektedirler.”NAZIM HİKMET'İ HATIRLATTIÖrgüt gazetesi, Arkaş’a “entegrasyondan ne anlaşılmalı” sorusunu da yöneltiyor.

Arkaş “ortak çatı” benzetmesi yaparak “bizi aynı oranda, yağmurun veya güneşin etkisinden koruyacak ya da ortak çatımız diyebileceğimiz bir yapının altında buluşabilmektir” yanıtını veriyor.

Arkaş’ın beyanında “Aynılaşmadan, tekleşmeden ama farklılık içinde biz olmayı başararak!” vurgusu da dikkat çekiyor.

Bunu da Nazım Hikmet’in şiiriyle buluşturuyor: “Biz olmaktır entegrasyon.

Demokratik Ulus’un izdüşümüdür.

Tabi olmak, biat etmek değil, ortak akılla buluşmak, farklılıklarımızla bütünleşmek demektir.

Nazım Hikmet’in de deyişiyle “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” olmaktır.

Sahici ve kalıcı bir entegrasyon ancak demokratik temelde ve rızaya dayalı gerçekleştirilebilir.

Gönüllü ve huzurlu bir birlikteliktir yani. (...) Kim, öteki gördüğü, kıymet görmediği, hiçe sayıldığı, varlığına saygı duyulmadığı ve itiraz edildiğinde hiçe sayıldığı, varlığına saygı duyulmadığı ve itiraz ettiğinde zulüm gördüğü bir yerde bulunmak ister ki?"Arkaş’ın gündeminde Suriye’nin kuzeyinde yaşanılanlar da vardı.

Suriye ordusunun operasyonlarına karşı çıkan Arkaş “Orada yaşanan veya yaşatılanlara dair algı nedir yürütülmeye çalışılan süreci nasıl etkilemiştir?

Hatta sayın Öcalan’ın demokratik cumhuriyet, demokratik entegrasyon çabalarını büyütmüş müdür, zayıflatmış mıdır yanıtı sahada görülse de muhatapları yine de araştırabilir” dedi.

Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri