Haber Detayı

Kültürel Kalkınmanın önemi…
Dr. r. bülend kırmacı haber3.com
27/01/2026 15:03 (3 saat önce)

Kültürel Kalkınmanın önemi…

Kültürel Kalkınmanın önemi…

Bir süredir kültürel kalkınma kavramı üzerine düşünüyorum.Bunun bir nedeni de “kültürel kalkınmayı” on dördüncü kitabım olarak planlamış olmam.Önce “kültür” kavramının tanımlamasına yeniden bir göz atalım:Bir toplumda maddi ve manevi üretimin tümünü kapsayan “kültür” aynı zamanda toplumun düşünme biçimini, çalışma ahlakını, birlikte yaşama kapasitesini ve geleceğe bakışını belirler.“Kalkınma” ise, klasik tanımı gereği daha çok hayatı kolaylaştıran fiziki koşullar ve olanaklarla betimlense de, kültürel boyutu olmayan bir kalkınma ya yüzeysel kalır ya da kalıcılık oluşturmaz.Çünkü kalkınma yalnızca “cebin değil”, zihnin ve toplumsal vicdanın da gelişmesidir.Açıktır ki, eğitime verilen değer, bilime duyulan saygı, sanata yaklaşım, hukuka bağlılık, kadın-erkek eşitliği, çevre duyarlılığı ve toplumsal sorumluluk bilinci kültürün doğrudan ürünleridir.Bu alanlarda güçlü olan toplumlar gerçek ve kalıcı bir kalkınmaya erişebilir.

Buna karşılık bu alanlarda zayıf olan bir toplumda en büyük yatırımlar bile kısa sürede verimsizleşir.Kültürel kalkınmanın güçlü olduğu toplumlarda eleştirel akıl, bilimsel yaklaşım ve yaratıcılık teşvik edilir.

Bu da yüksek katma değerli üretimi mümkün kılar.

Yazılım, tasarım, ileri teknoloji ve marka yaratma gibi alanlar ancak böyle bir kültürel iklimde gelişir.Öte yandan, kültürel kalkınma, adalet duygusunu ve sorumluluk bilincini güçlendirir.

Ekonomik büyümenin meyveleri daha dengeli paylaşılır.Refah toplumları kültürel kalkınmayı gelişmenin merkezine koymuş toplumlardır.Fabrikalar kadar kütüphaneler, tersaneler kadar opera binaları bu toplumlarda “birlikte” kurumsallaşmıştır.Gerçekten bizim Cumhuriyet’imiz de kültürel bir devrimle taçlanmıştır.

Zaman içinde o anlayıştan uzaklaşmanın bedelini, kültürel yozlaşma ile nasıl ödemekte olduğumuz malumdur.Kültürel kalkınma kuşkusuz en başta laik, demokratik, katılımcı, karma ve eşitlikçi eğitim sorunudur.

Bunu takiben ve yanı sıra düşünce özgürlüğü de toplumların gelişmesi açısından yaşamsaldır.Eleştirel (özgür) düşünce, yalnız ilgili alanı değil; bilimi, sanatı, sanayiyi de yukarı çeker.Dolayısıyla, kültürel kalkınma ekonomik ve sosyal kalkınma ile iç içedir.Kültürel açıdan, genel özgürlük ortamı bakımından “gelişmiş” toplumlar, etik değerlerin korunduğu, liyakate önem verilen ve yöneticileri hesap veren toplumlardır.Buna karşılık, “kültürel kalkınmanın” ihmal edildiği toplumlarda kurallar kişilere göre “esner”, kamu kaynakları verimsiz kullanılır, emek değersizleşir.

Eğitim sistemleri ezbere sıkışır, gençler potansiyellerini gerçekleştiremeden umutsuzluğa sürüklenir.Sonuç olarak sadece köksüz ve temelsiz bir maddi gelişme mi istiyoruz yoksa maddi gelişmeyi de en güçlü şekilde mümkün ve kalıcı kılan kültürel kalkınmaya daha çok önem vermeli miyiz?

Soru budur ve sanırım yanıtımız; cümlenin ikinci yarısında saklıdır…İnsanı ve toplumu merkeze alan, düşünceye değer veren sürdürülebilir bir ekonomik modeli sağlamak zorundayız.Çünkü, gerçek refah, ancak güçlü bir kültürel zemin üzerinde yükselir.Dr.R.Bülend Kırmacır.b.kirmaci@gmail.com 

İlgili Sitenin Haberleri