Haber Detayı

Katma değerli üretimle alacağı çok mesafe var
Ekonomi ekonomim.com
28/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Katma değerli üretimle alacağı çok mesafe var

2026 ve sonrası için kalıp sektöründe büyüme ve dönüşümün iki ana ekseni öne çıkıyor. Birincisi, teknolojik ilerleme ve dijital üretim yüksek hassasiyet, otomasyon ve veri odaklı süreçler. İkincisi ise küresel rekabet ve entegrasyon. Üçüncüsü Türkiye dahil olmak üzere yerli üreticilerin uluslararası pazarlara erişimi ve katma değerli üretimde yerini güçlendirmesi diyebiliriz.

MÜBERRA TAŞÇI GÜREŞ Kalıp sektörü, sanayinin görünmeyen ancak en kritik yapı taşlarından biri olarak üretim ekonomisinin tam merkezinde yer alıyor.

Kalıp; bir ürünün istenen ölçü, şekil ve özelliklerde, aynı standartta ve seri şekilde üretilebilmesini sağlayan temel üretim aracıdır.

Plastik, metal ya da kompozit malzemelerin belirli bir formda şekillendirilmesi için kullanılan kalıplar, modern sanayide seri üretimin ön koşulu olarak kabul edilir.

Almanya, ABD, Avrupa ülkeleri ve çeşitli Orta Doğu ülkelerine ihracat yapıyor Türkiye’de kalıp sektörü, sanayinin gelişimiyle paralel olarak büyüyen ancak potansiyelinin tamamını henüz kullanamayan bir yapıya sahip.

Yerli üretimin esnekliği ve coğrafi avantajı sayesinde Türk kalıp üreticileri Avrupa başta olmak üzere dış pazarlarda rekabet edebilir konumda olsalar da sektörün toplam ihracat hacmi küresel pazara kıyasla daha sınırlı seviyelerde seyrediyor.

Son beş yılda sektörün dış ticaret hacmi genel olarak 600 – 830 milyon dolar aralığında gerçekleşmiş ve 2024’ü 753 milyon dolar ile tamamlandı. 2025’in ilk yarısında ise dış ticaret hacmi 397 milyon dolar olarak kaydedildi.

Bu nedenle kilogram başına ihracat değeri, birçok geleneksel sanayi kolunun üzerinde, bu da özellikle yüksek teknoloji gerektiren parça üretiminde Türkiye açısından avantaj olarak görülüyor.

Türkiye’nin ortalama ihracat birim değeri kilogram başına yaklaşık 1,5 dolarken kalıp sektöründe kilogram başına bu değer 25 - 100 dolar aralığında gerçekleşiyor.

Bu da sektörün yüksek katma değerini gösteriyor.

Baskın üretici Çin Küresel ölçekte kalıp sektörü, sanayideki dönüşümle birlikte büyümesini sürdürüyor.

Sektörün dünya çapındaki pazar büyüklüğü 2024’te yaklaşık 50,6 milyar dolar olarak ölçüldü ve 2025’te tahmini 54,5 milyar dolar seviyesine ulaşması bekleniyor.

Bu büyüme eğilimiyle pazarın 2029’da 71 – 75 milyar dolar civarına ulaşacağı projekte ediliyor.

Buna göre sektör yaklaşık yüzde 7 civarında bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) ile genişliyor.

Küresel pazar içinde Çin halen baskın bir üretici konumunda bulunuyor ve Asya Pasifik bölgesi üretim hacmi ile öne çıkarken, Avrupa ve Kuzey Amerika yüksek teknoloji ve hassas üretim segmentlerinde güçlü kalmayı sürdürüyor.

Bu çok merkezli pazar yapısı, kalıp üretiminde hem maliyet avantajını hem de teknoloji odaklı uzmanlığı önemle ön plana çıkarıyor.

Kalıp sektöründe 2026 ve sonrası için öne çıkan 4 trend Küresel kalıp sektörü önümüzdeki yıllarda hızlı teknolojik dönüşüm, otomasyon ve yüksek katma değerli üretim yönünde büyümeye devam edecek.

Sektör, 2025–2030 döneminde yılda ortalama yaklaşık yüzde 6–7’lik bileşik büyüme oranı (CAGR) ile genişlemesi bekleniyor. 2026’da pazar hacmi yaklaşık 57,4 milyar USD seviyesine ulaşacak ve 2030’da 75 milyar USD’yi aşabileceği tahmin ediliyor.

Bu büyümede birkaç temel eğilim öne çıkıyor: 1.

TEKNOLOJİK ENTEGRASYON: Kalıp üretiminde dijitalleşme ve otomasyon çözümleri, üretim verimliliğini artırmaya devam ediyor.

Akıllı imalat sistemleri ve endüstri 4.0 uygulamaları, kalıp üretim süreçlerine entegre oldukça hata oranları düşecek ve kalite artacak. 2.

YÜKSEK HASSASİYET VE ÖZEL KALIPLARA ARTAN TALEP: Özellikle otomotiv (özellikle elektrikli araç parçaları), medikal cihazlar ve elektronik bileşenlerde yüksek hassasiyetli kalıp üretimi talebi büyüyor. 3.

MALZEME VE SÜREÇ YENİLİKLERİ: Hafif malzemeler (alüminyum, kompozitler) ve ileri yüzey işleme teknikleri gibi yeni malzemelere yönelik trendler sürüyor; bu da kalıp dayanıklılığını ve performansını artıran yeni tasarımları tetikliyor.

Otomasyon ve izlenebilirlik: Robotik entegrasyon, dijital kalite kontrol ve sensör tabanlı izlenebilirlik sistemleri üretim süreçlerine daha sık giriyor.

Böylece çevrim süreleri kısalıyor ve verimlilik artıyor.

Bu eğilimler sadece maliyet rekabeti yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinde dayanıklılığı ve esnekliği artıracak sürdürülebilir üretim modellerine de işaret ediyor. 4.

TEDARİK ZİNCİRİ ESNEKLİĞİ: Coğrafi dağılım ve stok yönetimi ile daha “risk dirençli” üretim modelleri, sektör stratejilerinin merkezine yerleşiyor.

İlgili Sitenin Haberleri