Haber Detayı

Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
28/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

“Amerika’nın düşmanı olmak tehlikelidir; Amerika’nın dostu olmak ise ölümcüldür.” Henry KISSINGER ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir: Çıkarlar, tehditler ve taahhütler.

Ancak, uygulamada dikkate alınan unsurlar ise çoğunlukla sadece çıkarlar ve çıkarlar karşısındaki tehditlerdir.

Taahhütler ise ABD çıkarlarına hizmet ettiği sürece dikkate alınabilir ve ABD çıkarlarına hizmet ettiği sürece gündemde kalabilir.

Amerikan tarzı realist stratejinin özü budur.

İşte bu nedenle de ABD ile işbirliği yapanların bu gerçeği mutlaka dikkate almaları gerekir.

ABD’NİN REALİST STRATEJİ ANLAYIŞI ABD, bu realist stratejik davranış kapsamında terör örgütlerini stratejik manivela gibi kullanır.

ABD terör örgütü ile işbirliği yapabilir, terör örgütü üretebilir, terör örgütünü stratejik amaçları istikametinde vekil güç olarak kullanabilir, terör örgütüne karşı savaşabilir, terör örgütü ile pazarlık yapabilir, eski terör örgütü liderini devşirerek Suriye’de olduğu gibi devletin başına geçirebilir ve ihtiyacı kalmadığında da terör örgütüne desteğini kesebilir.

ABD’de değişen şartlarda yeni stratejik durum değerlendirmeleri yapılır; gelişen duruma göre çıkarlar, çıkarların karşısındaki tehditler yeniden tanımlanır, yeni ortaklar belirlenir.

Eski taahhütler iptal edilir.

İşte bu nedenle de Trump, ABD taahhütlerini yok sayarak Avrupa’ya “Artık kendi güvenliğini sağla’’; Suriye’de ise PKK-YPG’ye ‘’artık sana ihtiyacım kalmadı’’ diyebilmektedir.

Bir başka ifade ile ABD ile ilişki içinde olmak, onun istikametini tayin ettiği tek yönlü otoyolda, birlikte yol almak gibidir.

ABD ile nikahta ise “Boş ol’’ demek hakkı yalnızca ABD’ye aittir.

ABD ile ilişki kuran tüm güçlerin, devletlerin onun bu realist stratejik yaklaşımını bilmesi ve bu nedenle de tedbirli olması gerekir.

Ne yazık ki bu gerçek, ABD güç kaybedinceye kadar devam edecektir.

BÖLGEDE İSTİKRARIN SAĞLANMASI Suriye’deki son gelişmeler ise ABD’nin realist stratejik yaklaşımının Suriye coğrafyasına yansımasıdır.

Suriye, Trump yönetimi için ikincil bir konudur.

Trump yönetimi ile ABD’nin küresel stratejik öncelikleri değişince Suriye’nin de önemi ve önceliği azalmıştır.

Trump yönetimi, yeni realist durum değerlendirmesi ile Rusya’nın ve İran’ın etkisinden arındırılmış Suriye’de, Kandil’in boyunduruğundan kurtulamamış YPG’nin, bu ülkenin geleceğinin inşa edilmesinin önünde engel oluşturduğunu anlamış ve İdlip’te çok önceden hazırladığı El Şara ve HTŞ’yi devreye sokmuştur.

Çünkü ABD için Suriye’de maliyeti en düşük çözüm yöntemi budur.

Türkiye’yi yönetenlerin diplomatik katkısı ile birlikte Trump yönetiminin bu strateji değişikliği, Türkiye-ABD ilişkilerinde farklı bir dönemi başlatırken başka projeler için Türkiye’yi Atlantik yapısının merkezine daha da yaklaştırmıştır.

Doğal olarak bu yakınlaşma, Türkiye’nin diğer güç merkezleri ile ilişkilerini de etkileyecektir.

Suriye’de istikrarın ne zaman, nasıl ve hangi şartlarda sağlanacağı ise henüz belli değildir.

İsrail’in bu gelişmeleri uzaktan sessizce izlemesi ise düşündürücüdür.

Suriye, Türkiye’nin güney komşusu, güneye açılan ticaret yoludur.

Bu nedenle Türkiye’nin Suriye ile ilgili en önemli çıkarı bu ülkede istikrarın yeniden sağlanmasıdır.

İstikrarın yeniden sağlanması için bu ülkenin parçalanmasının önlenmesi ve bu ülkeden Türkiye’ye tehdit oluşturacak unsurların temizlenmesi gerekmektedir.

YUNANİSTAN DERS ÇIKARMALI Suriye’deki bu son gelişmeden ders çıkarması gereken öncelikli ülke ise Yunanistan’dır.

Yunanistan ulusal birliğini ve stratejik hamlelerini her zaman Türk düşmanlığına dayandıran ve PKK-YPG gibi arkasına mutlaka büyük bir güç alarak Türkiye’ye düşmanca davranışlarda bulunan bir ülkedir.

Trump yönetimi ile birlikte Avrupa’da stratejik ortam ve şartlar değişmiştir.

ABD- Yunanistan ilişkileri ise artık Biden döneminden farklıdır.

Avrupa, Trump ile Putin, bir başka ifade ile ABD ile Rusya arasında sıkışmış durumdadır ve kendi güvenlik açığını kapatmanın çarelerini aramaktadır.

Yunanistan’ın güvendiği NATO ve AB ise giderek güç kaybetmektedir.

Konvansiyonel olmayan hamlelere karşı hassasiyetleri nedeni ile Yunanistan, duvarları camdan bir evin içinde yaşıyor gibidir.

Yunanistan, bu kaotik süreçte, aynı coğrafyayı paylaştığı Türkiye ile barış içinde yaşamanın çaresini bulmalıdır.

NEJAT ESLEN EMEKLİ TUĞGENERAL

İlgili Sitenin Haberleri