Haber Detayı
Kürtlerin ‘duygu kırılması’ değil ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bozamayan PKK/DEM’lilerin hayal kırıklığı var
TÜM varlığını bölücü terör örgütü PKK’ya borçlu olan, isminden programına, örgütlenmesinden kadrolarına kadar Kandil’deki teröristler tarafından belirlenen terör örgütü PKK’nın siyasi ayağının yöneticilerinden Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile sözcülük yapan Ayşegül Doğan, Gülistan Koçyiğit, Sezai Temelli gibi bilinen isimler Suriye’deki gelişmelerden sonra iyice karalar bağladı.
Provokasyonlarıyla Suriye üzerinden “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” sürecini bozamayan PKK/DEM ile ortak hareket eden, PKK terör örgütü ile mücadele için gerekli tezkereye TBMM’de “Hayır” oyu veren CHP’li Özgür Özel de “Gelişmeleri endişe ile takip ediyoruz” diyerek aynı koroya katıldı.ABD, PKK/SDG’yi satınca, Siyonist İsrail’den de bekledikleri destek gelmeyince sahipsiz hisseden PKK/DEM yöneticileri, ABD ve İsrail’e veya yardıma gelmeyen Avrupa ülkelerine sitem edeceklerine Türkiye’ye karşı “duygusal kırılma” ve “duygusal kopuş” başlıklı açıklamalar yapıyor.PKK/DEM’İN PROVOKASYONLARI Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde değil de PKK/SDG’nin Haseke sözde yerel yöneticisi gibi açıklamalar yapan Bakırhan ve PKK/DEM yöneticileri, Suriye’de terör örgütünün hızla alan kaybetmesinden sonra Türkiye içinde kaos çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar.Provokasyon girişimleri kendi seçmenlerinde bile karşılık bulamayan PKK/DEM yöneticilerinin yürüyüş çağrıları eylemlere dönüşürken, iş Diyarbakır’da emniyet güçlerine el yapımı patlayıcıyla saldırıya kadar geldi.Tuncer Bakırhan ve PKK/DEM Parti yöneticileri çağrıları ile sadece fiziken provokasyon girişimlerinde bulunmuyor, duygusal yönden bölücülük yapmaya çalışıyorlar.Suriye PKK’sı SDG’nin yüzde 33’ünü işgal ettiği Suriye topraklarının yüzde 90’ını 6 Ocak’tan itibaren hızla kaybetmesiyle PKK/DEM yönetimi adeta şoka girdi.
PKK talimatıyla eylem çağrılarına sokakta destek bulamayınca duygusal yönden açıklamalarla durumu kurtarmaya çalışıyorlar.BAKIRHAN’IN DİLİNİN ALTINDAKİ BAKLATuncer Bakırhan bir internet sitesine yazdığı yazıda şöyle dedi: “Günlerdir sınır bölgelerindeyim.
Kürtlerin gözlerinde hayatımda hiç olmadığı kadar derin kırılmalara şahit oldum.
Bu bir sitem değil, bir halkın vicdanında büyüyen tarihi kırılmadır.
Kırılma derinlerde ve görmezden gelindikçe sessizce ve öfkeyle büyüyor.
Şimdi bu duygu kırılmasını giderecek olan devlettir, medyadır, siyaset kurumudur.
Türkiye–Kürt ilişkileri bu duygu kırılmasının altında ezilirse yarınlar için nasıl bir umut inşa edebiliriz?
Kürtlerin acısının Türklerin zaferi olarak sunulduğu bir zeminde nasıl bir kardeşlik kurulabilir?
Bu soruları milyonlar adına soruyorum.”PKK/DEM’li Bakırhan, Suriye’deki olaylara bağlı olarak duygu sömürüsü üzerinden açıklamaları sonrası dilinen altından baklayı da şöyle çıkarmış:“Haliyle şunu açık şekilde ifade ediyoruz: Türkiye, Suriye’de HTŞ’nin değil, Suriye halklarının müttefiki olmalı.
Her halka, her inanca aynı gözle bakmalı.
Kürtlere düşmanlık, HTŞ’ye ve selefilere ayrıcalık kabul edilemez.
Türkiye artık bu Rojava fobisinden kurtulmalı!
Suriye’deki gerilim ve çatışmalarda taraf değil, yapıcı bir güç olmalı.
Çözüme katkı sunmalı.
Daha önce de defaatle belirttik, Türkiye artık gerçek anlamda Kürtlerin de devleti olmalı.”YALAN VE ÇARPITMABu kadar yalan, bu kadar dezenformasyon, bu kadar duygu sömürüsü, bu kadar çarpıtma, bu kadar çaresizlik, bu kadar siyasetsizlik ancak bir terör örgütünün sözcülüğünü yapanlarda olur.
Tıpkı sözcülüğünü yaptıkları PKK terör örgütü söylemi gibi, PKK terör örgütü ile Suriye kolu YPG/SDG’yi Kürtlerin temsilcisi olarak tanımlıyor.
Aynı şeyi Türkiye’de de yapıyorlar; sanki Türkiye Cumhuriyeti, Kürtlerin de devleti değilmiş gibi bölücü bir dil kullanıyorlar.Suriye’de ise 2 milyon Kürt yaşıyor ve içinde Arapların da olduğu PKK/SDG ise en fazla 20 bin örgüt mensubundan oluşuyor.
Türkiye’de diğer partilere oy veren Kürtlerin sayısı çok daha fazlayken PKK/DEM’in kendisini Kürtlerin tek temsilcisi olarak görmesi gibi bir durum.Oysa ne PKK/SDG Suriye’de, ne PKK/DEM Türkiye’de söylemleriyle Kürtleri temsil etmez; sadece PKK terör örgütünü temsil eder.ABD’NİN TAKTİĞİ: ‘KULLAN AT...’Ayrıca, PKK/DEM’liler “duygusal kopuş” ya da “duygusal kırılma” yaşıyorlarsa bunu Türkiye’ye karşı değil; olsa olsa Suriye’deki terör yapılanmasının arkasından desteğini çeken ABD’ye, Suriye Ordusu’nun operasyonuna karşı beklediği desteği vermeyen Siyonist İsrail’e, yıllarca her türlü bölücü faaliyetini örtülü ve açık destekleyen Fransa, Almanya, İngiltere gibi Avrupa ülkelerine, kadim destekçisi Rusya ve İran’a karşı yaşamalılar.ABD Başkanı Trump, daha geçen hafta PKK/PYD/YPG’nin petrol ve para için kullandıklarını şöyle ifade etti: “...Kürtlere muazzam miktarlarda para ödendi, petrol ve başka şeyler verildi.
Bunu onlar bizim için değil, kendileri için yapıyorlardı...”Ardından Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD’nin Suriye Özel Temsilciliği ve ABD’nin Ankara Büyükelçiliği görevlerini yürüten James Jeffrey’nin şu sözleri basına yansıdı: “Obama yönetiminden bu yana Kürtlere hiçbir zaman, zamanla bir Kürt bölgesini destekleyeceğimizi veya onları IŞİD, Esad ve müttefikleri olan Ruslar ve İranlılar dışındaki herhangi bir tarafa karşı askeri güçle savunacağımızı söylemedik.
Onları Suriye muhalefetine veya yeni Suriye hükümetine karşı savunacağımızı asla söylemedik.
Aksine onlara, ilişkimizin IŞİD’i yok etmek için geçici, taktiksel ve ortak çıkarlara dayalı bir alışveriş olduğunu söyledik.”Yani ABD, PKK/PYD/SDG’ye kullandığı diğer terör örgütleri ile aynı tarifeyi uyguladı: “Kullan, at...”Terör örgütü PKK yöneticileri gibi Suriye yapılanması PYD/YPG/SDG ve Türkiye’deki siyasi kolu bunun şokunu yaşıyor.
Dolayısıyla yaşadıkları durum Türkler ile Kürtler arasında bir “duygusal kırılma” değildir.
Bu olsa olsa Türkiye’de Türk-Kürt çatışması yaratamayan, her türlü provokasyona rağmen Suriye üzerinden “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” sürecini bozmaya gücü yetmeyen ve en son Suriye’de bölücü amaçlarını bir türlü gerçekleştiremeyen PKK/PYD/SDG ve PKK/DEM’lilerin hayal kırıklığıdır.