Haber Detayı

Otostopla 50'den fazla ülke dolaşan Türk gezgin Mehmet Sendinç'e göre Afrika klişelerin ötesinde Açıklaması
Güncel haberler.com
28/01/2026 11:06 (6 saat önce)

Otostopla 50'den fazla ülke dolaşan Türk gezgin Mehmet Sendinç'e göre Afrika klişelerin ötesinde Açıklaması

Türk gezgin Mehmet Sendinç, Ekim 2025'te başladığı Afrika turunda klişelerin ötesinde bir kıtayla karşılaştığını söyledi.

Türk gezgin Mehmet Sendinç, Ekim 2025'te başladığı Afrika turunda klişelerin ötesinde bir kıtayla karşılaştığını söyledi.İstanbul'da doğup büyüyen aslen Ordulu olan 37 yaşındaki Sendinç, 2015'ten bu yana Türkiye'yi, 2019'dan bu yana da dünyayı dolaşıyor.Yaklaşık 500 bin abonesi bulunan "Değişik Yollarda" isimli YouTube kanalında içerik üreten Sendinç, bugüne kadar 50'den fazla ülkeyi otostopla veya yürüyerek gezerken, Ekim 2025'ten bu yana da Afrika kıtasını keşfediyor.Fas ile başladığı Afrika turunda Moritanya ve Senegal'i ziyaret eden Sendinç, Atlantik Okyanusu kıyısındaki Batı Afrika ülkelerinin tamamını gezip turunu Nijerya'da sonlandırmayı hedefliyor.AA muhabiri, Senegal'in başkenti Dakar'da bir balıkçı kasabasında buluştuğu Sendinç'e yol anılarını ve şimdiye kadar edindiği Afrika izlenimlerini sordu.Sendinç, gezmeye, geçirdiği bir kaza sonrası kendine verdiği sözle başladığını belirterek, 30 yaşına kadar pasaportunun dahi olmadığını söyledi. 2015'te bir sağlık kurumunda çalıştığı sırada bacağı kırılan ve gezmeye de o dönem karar verdiğini anlatan Sendinç, şöyle devam etti: "40 gün raporlu olduğum sürede internette karşıma çok düşük bütçelerle Türkiye'yi gezen gençler çıktı. 'Eğer ayağım iyileşirse ben de gezmeye başlayacağım' diye kendime söz verdim ve alçım çıktıktan 1 gün sonra, hala topallar haldeyken otostopla İstanbul'dan Fethiye'ye gittim.

Kelebekler Vadisi'nin tepesinde ilk çadırımı kurdum.

İstanbul'da bir günde harcayacağım parayla ülkemin en güzel manzaralarından birini izlediğimi idrak edince artık bir daha yerimde durmadım, duramadım."Türkiye'de 81 ilin tamamını gezen hatta askere de otostopla giden Sendinç, Ocak 2019'da Malezya ile başladığı dünya turu kapsamında yılın sadece birkaç haftasında Türkiye'ye döndüğünü zamanının geri kalanını yeni ülkeler keşfetmekle geçirdiğini belirtti.Sendinç, başlangıçta maddi kaygılarla tercih ettiği otostopun zamanla kendisine çok farklı deneyimler sunduğuna dikkati çekerek, "Şu an bütçem olmasına rağmen hala otostopla gezmeye devam ediyorum çünkü bir ülke insanının iyi niyetine her seferinde bu şekilde tanık oluyorum, bu da bana o coğrafyayı ve toplumu filtresiz çok daha yakından tanıma şansı veriyor." dedi."İlk Youtube gelirimi Myanmarlı ailem için harcadım"Sendinç, gezdiği süre boyunca Türk insanının yardımseverliğiyle birçok kez karşılatığını ancak Myanmar'ın bu konuda kalbinde özel bir yeri olduğunu vurguladı.Myanmar'da insanların çok fakir olduğunu ancak kapitalist sistemden uzak bir düzende yaşadıkları için ellerinde ne varsa paylaşmak istediklerini belirten Sendinç, Myanmarlı bir aileyle kurduğu dostluğu da şu sözlerle anlattı: "Myanmar'da otostopla gezerken 6 yaşında bir çocuk bana elma verdi, sonra ablası ve annesi gelerek beni evlerine davet ettiler.

Ortak anlaşabileceğimiz tek bir kelime dahi olmadığı halde evlerinde kaldım.

Onların iyi niyetinden öyle etkilendim ki Youtube'dan elde ettiğim ilk gelirle, o zaman Tayland'daydım, her aile bireyi için aldığım hediyelerle dolu bir çanta hazırladım ve otostopla 3-4 süren bir yolculuk sonrası yanlarına gittim.

Onları farklı zamanlarda da ziyaret ettim.

Onlar artık benim Myanmarlı ailem oldu.""Ölüleriyle aynı evde yaşayan Toraja kabilesinden çok etkilendim"Sendinç, gezilerinde genelde çok bilinmeyen kültürleri keşfetmeyi sevdiğini belirterek, en çok Endonezya'nın Sulawesi adasında yaşayan Toraja kabilesinin ritüellerinden etkilendiğini söyledi.Animist bir kabile olan Torajaların, ölüleriyle yaşadığını dile getiren Sendinç, şunları kaydetti: "Toraja kabilesi ölüleriyle birlikte yaşıyor, onları gömmüyor.

Ölülerini evlerinin en görünen köşesine yerleştirip bir nevi mumyalıyorlar, böylece cenazenin derisi hiç kurumuyor.

Onlar, kıyamet gününe kadar herkesin canlı olduğuna inanıyor ve ölüm diye bir şeyin varlığını kabul etmiyorlar.

Vefat eden yakınlarının hasta olduğunu düşünüyor ve her sabah ölen kişinin sevdiği yemekleri yanına bırakıyorlar.

Ölüler yaklaşık 2-3 yıl evde kalıyor.

Bunun nedeni de bayram havasında geçen cenaze törenini düzenlemek için kesecekleri bufaloların parasını ancak 2-3 yılda biriktiriyor olmaları.

Ne kadar çok bufalo kurban ederlerse vefat eden kişinin cennete o kadar yaklaşacağına inanıyorlar.

Devamında da başka ritüelleri oluyor.

Bu geleneklerden çok etkilenmiştim.""Tek tip bir Afrika'nın olmadığını gördüm"Sendinç, Afrika'yı gezerken kıtayla ilgili neredeyse tüm klişelerin gerçek dışı olduğunu anladığının altını çizerek, şunları söyledi: "Afrika denilince savaş, açlık, tehlike akla geliyor. 'Afrika'da beyaz adamın gırtlağına yapışırlar' gibi bir düşünce biçimi var.

Hiç de öyle olmadı, aksine insanlar fakir olmasına rağmen beni evlerine davet etti, 2 kıyafetinden birini bana hediye etmeye çalıştı.

Şimdiye kadar son derece güvenli olduğunu düşünüyorum.

Tek tip bir Afrika olmadığını da gördüm.

Herkes de sefaletle mücadele etmiyor.

Örneğin Dakar çok modern ve güzel bir şehir.

Hiç böyle beklemiyordum, 2-3 gün kalırım diye geldim, nerdeyse 2 ay kaldım.""Dakar Büyükelçimiz bana evladı gibi sahip çıktı"Sendinç, Senegal'de geçirdiği süre boyunca en unutulmaz anılardan birinin de Türkiye'nin Dakar Büyükelçisi Nur Sağman'ın kendisiyle özel olarak ilgilenmesi olduğunu belirtti.Büyükelçi Sağman'ın neredeyse kıtayı gezen tüm Türk gezginleri tanıdığını vurgulayan Sendinç, "Uzun süredir yolda olunca belki de en çok aile sıcaklığı ve anne şefkatini özlüyorsunuz.

Çok şanslıydım büyükelçimiz Nur Sağman bana evladı gibi sahip çıktı, Senegal'den sonra gideceğim ülkeler için girişimlerde bulundu.

Gezimi kolaylaştırmak için elinden geleni yaptı.

Kendisine neden 'Mama Afrika' denildiğini bizzat deneyimlemiş oldum.

Bir anne şefkatinde hem benim için endişelendi hem de bağrına bastı.

Kendisine ne kadar teşekkür etsem az." diye konuştu."İnsanın tek korkusu kendisi olmalı"Sendinç, Türk ve Müslüman kimliğini koruyarak dünyayı renk, dil, din ve ırk ayırımı yapmadan gezmeye çalıştığını ifade ederek, gezmek isteyenlere de şu mesajı verdi: "İnsan önce kendinden korkmalı, ana korkunuz gittiğiniz yer ya da oradaki insanlar olmamalı.

Ben, niyeti temiz bir insanın günün sonunda yine iyilerle ve iyilikle karşılaşacağına inanıyorum.

Çok tehlikeli yerlerde de bulundum, birçok badire de atlattım ama çok şükür yolum hep iyi insanlarla kesişti.

Karşınızdaki yabancı, onu yargılamaya değil anlamaya çalıştığınızı idrak edince farklı bir bağ oluşuyor, gardını indiriyor, işte kalpten kalbe iletişim orada başlıyor.

Bir de gezmek sanıldığı kadar maliyetli değil.

Konforunuzdan biraz ödün verirseniz karşılığında eşsiz deneyimler elde edebilirsiniz.

Büyük şehirlerde 1 günde harcayacağınız parayla bile yeni bir kültür keşfedebilirsiniz."

İlgili Sitenin Haberleri