Haber Detayı

Tuncer Bakırhan: Süreçte bir kırılma ve güven krizi var
Politika artigercek.com
28/01/2026 12:03 (4 saat önce)

Tuncer Bakırhan: Süreçte bir kırılma ve güven krizi var

Halep saldırısını "sürece sabotaj" olarak değerlendiren Tuncer Bakırhan, “Süreçte bir kırılma ve güven krizi var. Bu duygusal kırılmanın onarılması devletin en önemli görevlerinden biridir" dedi. Bakırhan, komisyon tutanaklarının bu süreçte yayımlanmasının "ucuz bir siyasi hesap" olduğunu söyledi.

Artı Gerçek- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Yeni Yaşam gazetesinden Hüseyin Kalkan’a verdiği röportajda gündemdeki gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu. 'SÜREÇ BAŞLADIĞINDAN BU YANA İKTİDAR KOMİSYON DIŞINDA TEK BİR PRATİK ADIM ATMADI' Kürt sorunun çözümü için başlatılan sürece ilişkin sorulan soruya Bakırhan, "Süreç başladığından bu yana komisyon dışında iktidar tek bir pratik adım atmadı.

Toplumun taleplerini gören, destekleyen bir girişimde bulunmadı.

Bunun yerine tüm enerjisini Kuzey ve Doğu Suriye’ye ayırdı.

Suriye’ye harcadığı çabanın binde birini buraya ayırmış olsaydı, bugün bu tablo ile karşılaşmayacaktık” yanıtını verdi. 'SÜREÇTE BİR KIRILMA VE GÜVEN KRİZİ VAR, HALEP SALDIRILARIYLA SÜRECE SABOTAJ YAPILDI' "Süreç devam ediyor ama, süreçte bir kırılma ve güven krizi var.

Ve bu kırılmanın sorumlusu bizatihi iktidarın tercihleridir" ifadelerini kullanan Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz defalarca hem kamuoyu önünde hem de iktidar ve devlet yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde şunu dedik: Suriye dosyasını buradaki sürecin önüne koymayın.

Türkiye’de atacağınız her olumlu adım, zaten Suriye’de de çarpan etkisi yaratır.

Sayın Öcalan, Suriye konusunda çözüme katkı sunabilecek perspektifini, önerilerini defalarca ortaya koydu.

Dinlemediler.

Halep saldırısıyla sürece sabotaj yapıldı ve toplumda güvensizlik derinleşti.

Şunu açıkça görüyoruz: İktidar, Suriye politikasıyla hem bölgesel barışa hem de Türkiye’deki çözüm sürecine halel getirecek pratiklerde bulundu.

Ama biz parti olarak barış ve çözüm imkanına sonuna kadar sahip çıkacağız.

Süreç için, barış için elimizden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğiz." 'ULUSAL BİRLİĞİ SAĞLAMANIN PSİKOLOJİK VE SOSYOLOJİK ZEMİNİ HAZIR HALE GELDİ' Rojava'ya yönelik saldırılara değinen Bakırhan, “Kürt halkı tarihte ilk defa parti, inanç, dünya görüşü gibi farklarını bir kenara bırakarak hem Suriye, İran, Irak, Türkiye’de hem de dünyanın dört bir yanında bir araya gelerek Rojava için demokratik protesto hakkını en güçlü şekilde kullandı.

Uzunca bir süredir çalışması yapılan ulusal birlik için gerekli olan ortak mücadele ruhu meydanda, sokakta, sosyal medyada sağlandı.

Dolayısıyla artık siyasal açıdan ulusal birliği sağlamanın psikolojik ve sosyolojik zemini hazır hale geldi.

Bu madalyonun bir yüzü" dedi. 'KÜRTLER, HALEP'E VE ROJAVA'YA SALDIRILARDAN SONRA MUAZZAM BİR DUYGUSAL KIRILMA YAŞADI' Bakırhan, "Madalyonun diğer yüzünü ise son dönemde gerçekleşen saldırıların geleceği en çok etkileyecek boyutu oluşturuyor.

Tarih boyunca değişen sosyolojiyi ve politik psikolojiyi okuyamayan devletler, tarihin ve toplumun gerisine düşer.

Belki mevcut iktidar şu anda konjonktürel olarak belli güç dengelerine yaslanıyor ve iktidar kibri yaşıyor olabilir ama geleceği görmek gerekir.

Hem sahadaki gözlemlerimiz ve görüştüğümüz çok farklı çevrelerden insanlar hem sosyoloji ve politik ekonomi açısından bakıldığında Kürtler, Halep'e ve Rojava'ya saldırılardan sonra muazzam bir duygusal kırılma yaşadı.

Hükümet temsilcilerinin açıklamaları, medya düzeni ve sosyal medyadaki ırkçı hezeyanlara karşı ne hukuki ne de siyasi bir karşı çıkış olmaması Kürtler açısından kırılmanın en önemli nedenleri oldu" ifadelerini kullandı. 'MEVCUT DURUM, ET-TIRNAK EDEBİYATIYLA ONARILACAK YERDE DEĞİL' "Modern siyasette duygu, tali bir alan değil; toplumsal sözleşmenin harcıdır.

Yürütme erkinin bunu iyi bilmesi gerekir" vurgusunda bulunan Bakırhan, şunları söyledi: "Bu duygusal kırılmanın onarılması devletin en önemli görevlerinden biri olarak duruyor.

Mevcut durum bir kardeşlik retoriği veya et-tırnak edebiyatıyla onarılacak yerde değil.

Daha yapısal ve esastan düzenlemelerin ciddi anlamda vaktidir.

Eşit yurttaşlık, tanınma ve demokratikleşme gibi yasal-ussal adımların atılması gerekiyor." 'İKTİDARLA MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI’NIN AÇILMASI İÇİN GÖRÜŞÜYORUZ' "Rojava bir insanlık onurudur.

Bir toprak parçası ya da sıradan bir yer değildir.

Rojava’daki savaş hali, bölgeye dayatılan çözümsüzlük düğümünün provasıdır" ifadelerini kullanan Tuncer Bakırhan, devamında şunları dile getirdi: "Kobani başta olmak üzere Rojava kuşatma altında.

Elektrik yok, su yok.

Çocuklar soğuktan ölüyor.

Gıda ve ilaç krizi had safhada.

Yerel yönetimlerimiz öncülüğünde yüzlerce TIR yardım malzemesi hazırda bekliyor.

İktidarla Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarının açılması için görüşüyoruz.

Henüz sonuç alamadık ama ısrarımızı sürdüreceğiz.

Türkiye'den insani koridor acilen açılmalı.

Bu sadece siyasi bir mesele değil, insani bir sorumluluktur.

İnsani koridor açılana kadar çalışmalarımızı gece gündüz demeden sürdüreceğiz." 'KOMİSYON TUTANAKLARININ YAYIMLANMASI UCUZ BİR SİYASİ HESAP" Halep’teki katliam girişimi ve Rojava'ya dönük saldırıların olduğu bu dönemde Meclis komisyon tutanakların komisyon üyelerine sorulmadan ve bilgi verilmeden kamuoyuyla paylaşılmasının "elbette bir siyasi hesabın sonucu" olduğunu belirten Bakırhan, "Ama baştan söyleyelim, bu ucuz bir siyasi hesaptır" dedi.

Bakırhan şu ifadeleri kullandı: "Sayın Öcalan yalnızca bir 'muhatap' değil; bu meselenin tarihsel ağırlığını taşıyan, barışın ve demokratik çözümün baş müzakereci adresidir.

Barış ve demokrasi çizgisi konjonktürel değil; ilkesel, tarihsel ve siyasidir.

Tam da bu yüzden, bugün yaratılan negatif zeminde bu tutanakları araçsallaştırmak, çarpıtmak, bağlamından koparmak; iyi niyet değil, art niyet göstergesidir.

Üstelik kullanılan yöntem de başlı başına sorunludur.

Tutanak dediğiniz şey yorumla, seçmeyle, montajla paylaşılmaz.

Tutanak olduğu gibi aktarılır.

Aksi, hakikati boğmaktır.

Tutanakların insanların Sayın Öcalan’a dair negatif kanaat oluşturmasını sağlamak için yayınlandığını ama bunun nafile bir çaba olduğunu düşünüyoruz. 50 yıl ısrarla sürdürülen ama tek bir sonuç üretmeyen 'Anadolu’dan Görünüm' ve 'Tek Türkiye' senaryosunun farklı araçlarla sürdürülmesidir." 'ÇÖZÜM VE BARIŞ İÇİN YAPILMASI GEREKEN ŞEY SOMUT ADIM ATMAKTIR' "Çözüm ve barış sürecinin yeni bir ivme kazanması için yapılması gereken şey, niyet beyanlarından vazgeçip somut adımlar atmaktır" vurgusunda bulunan Bakırhan, "Heyetimizin adaya gitmesi için her daim görüşme halindeyiz.

Önümüzdeki günlerde yeni bir görüşme bekliyoruz" diye konuştu. (Haber Merkezi)

İlgili Sitenin Haberleri